Haber Odası

Yerel basın açısından yurttaş haberciliği: Etkileşim mi, okur baskısı mı?

    0

    Anaakım medyanın tekelleşme ve sermaye yoğunlaşması gibi nedenlerle yurttaşların temsilinden giderek uzaklaşmasına bir yanıt olarak karşımıza çıkan yurtttaş haberciliği, “alternatif medya” arayışlarının önemli kavramlarından biri.

    Yurttaş haberciliğinin, liberal haber üretim pratikleri içinde sıradan yurttaşın olumsuzluklar üzerinden haber olabildiği, iktidarın söylemlerine güvenilirlik atfedilirken yurttaşların güvenilir kaynaklar olarak görülmediği bir ortamda daha eşitlikçi bir haber akışına aracılık edebileceği düşünülüyor.

    Bu anlam ve işlev çerçevesinde yurttaş haberciliğinin 1990’ların sonlarında ortaya çıktığı söylenebilir. Buna karşılık yurttaş tanıklığının medyada haber unsuru olarak kullanılması anlamında çok daha eskilere dayandığını da söylemek gerek. Stuart Allan, yaygın medyada bilinen ilk yurttaş tanıklığı örneğinin, 1963 yılında John F. Kennedy suikastinin amatör bir kamerayla kaydedilmesi olduğunu anlatır. Görüntüyü kaydeden Abraham Zapruder, bu görüntüleri yüksek bir ücret karşılığında Life dergisine satmış olsa da bu, kaydın yurttaş tanıklığı olma özelliğini değiştirmemektedir.

    Günümüzde dijitalleşme ile birlikte orataya çıkan yeni habercilik biçimleri açısından da yurttaş haberciliği önemli bir araç. Özellikle niş ve yerel habercilikte yurttaş tanıklıklarına başvurmak, okuru kazanmak ve elde tutmak açısından oldukça değerli görünüyor. Singer’ın (2018) işaret ettiği gibi “Niş kitle, yalnızca okurlar olarak değil, aynı zamanda katkıda bulunanlar olarak da aktif bir gruptur. Eski gazetecilerin temel içerik üretim görevlerinde çok az ortağı varken girişimci gazeteciler hayatta kalmak için iş birliği içinde çalışmalı.”

    Haber platformlarının hızla çeşitlendiği ve gelir kaynaklarının daha kısıtlı hale geldiği bir ortamda okur kitlesiyle samimi bir bağ kurmak ve onları da temel haber kaynakları olarak görmek yerel basın için de sürdürülebilir gazeteciliğin temellerinden birini oluşturuyor. 

    Öte yandan okurla bağın güçlü tutulması adına yurttaş haberciliğinin yerel basının temel kaynaklarından biri olmasının bazı olumsuzlukları da barındırabileceği tartışılıyor. Bu olumsuzlukların başında, okurun taleplerinin haber kuruluşu için bir baskı unsuruna dönüşebilmesi riski geliyor. Özellikle hiperyerel habercilikte yayın kuruluşlarının, okur kaynaklı içerikleri haber olarak kullanmak konusunda bir baskı hissedebileceği düşünülüyor. İkinci önemli sorun ise okurdan gelen haberlerin ne kadar güvenilir olduğu. Okur bildirimlerinin kimi zaman yerel bir haber kuruluşu için bile haber değeri taşımayacak nitelikte olması da bir başka sorunlu unsur.

    Yurttaş haberciliği, tanıklığı ya da daha geniş anlamda okur katılımının olumlu ve olumsuz yanlarını yerel basın çalışanlarının görüşlerine başvurarak değerlendirdik.

    Bugün Kocaeli muhabiri Emine Akçaalan, Çanakkale Boğaz Medya yöneticisi Hafize Akıncı ve Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur’a yurttaş katılımının, okurla etkileşimi ve haber akışını arttıran bir unsur olarak mı yoksa bir baskı unsuru olarak mı işlev gördüğünü ve bu haberleri güvenilir bulup bulmadıklarını sorduk. 

    Emine Akçaalan: Okurlardan gelen haberler için WhatsApp hatlarımız var fakat bu hattan ziyade sosyal medya hesapları üzerinden veya bizzat ofisimize gelerek bize ulaşıyorlar. Tweet'le

    Bugün Kocaeli muhabir ve yazarlarından Emine Akçaalan yerel basında okurla etkileşimin çok önemli olduğunu söylüyor ve okurun kendi sorunlarını gazete görmek istediğini belirtiyor. Okurlardan gelen haberler için WhatsApp hatlarını olduğunu fakat bu hattan ziyade sosyal medya hesapları üzerinden geri dönüşler aldıklarını söylüyor. Okurun bizzat gazeteye de gelebildiğini, tanıklıklarını aktardığını söyleyen Akçaalan, “Gazete büromuz çarşının merkezinde. Bankada, çarşıda işi olan, bir sorun yaşayan halk doğrudan ofisimize gelebiliyor. Zaten yerel basının mekan olarak da kentin ya da ilçenin merkezinde olması gerektiğini düşünüyorum,” diyor.

    Görüşlerine başvurduğumuz Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve T54 Gazetesi yazarı Sezai Matur ve Çanakkale Boğaz Medya yöneticisi Hafize Akıncı da okur kaynaklı içeriklerin yerel medya açısından çok önemli olduğunu belirtiyor. Onlar da okurların, bu haber akışı için WhatsApp ihbar hattı gibi kanallardan çok, kendileriyle doğrudan iletişime geçtiklerini, hatta imkânlar ölçüsünde yüz yüze iletişimi tercih ettiklerini kaydediyor. Yerel gazete okurları, kendilerini “gönüllü muhabirler” gibi hissederek yaşadıkları olayları ya da tanıklıklarını gazeteye ulaştırmaya çalışıyorlar. 

    Akçaalan, kendisini köpek ısırdığında hastaneye gitmeden önce yarasının fotoğrafını çekip gazeteye getiren yaşlı bir kadın örneğini veriyor. Bu etkileşimin yerel basın için önemli bir haber akışı sağladığı görülüyor. Fakat gazeteye ulaşan her “enformasyon” haber olarak kullanılamıyor. Yerel basın mensupları, okurdan gelen içeriklerin mutlaka kontrol edildiğini, birden fazla taraf söz konusu ise diğer tarafların görüşlerine de yer vermeye çalıştıklarını anlatıyor. Ellerinde fotoğraf, video gibi görüntü kaydı ya da hastane raporu, ceza makbuzu gibi resmi belgeler olması da haber yapılmasını kolaylaştıran unsurlar olarak değerlendiriliyor.

    Sezai Matur: Aslında yerel medya muhatap olduğu kurumlar arasında sıkışıyor. Türkiye’nin gerçekleri var; bazı dengeleri gözetmek zorunda kalıyoruz. Ayrıca hukuki boyutlar da var, hukuki açıdan gazeteyi zor durumda bırakacak haberler… Tweet'le

    Okurdan gelen haberlerin gazeteye girmesi konusunda bir baskı hissedip hissetmediklerini sorduğumuz Akçalan, “okur tarafında baskı hissetmediklerini, ama olay resmi kurumlarla ilgili ise bu kurumlar tarafından baskı hissettiklerini” söylüyor. Matur da okurla aralarındaki ilişkinin baskıdan çok “gönül bağı” şeklinde tanımlanabileceğini belirterek “Aslında yerel medya muhatap olduğu kurumlar arasında sıkışıyor. Türkiye’nin gerçekleri var; bazı dengeleri gözetmek zorunda kalıyoruz. Ayrıca hukuki boyutlar da var, hukuki açıdan gazeteyi zor durumda bırakacak haberler yapamayız,” diyor. 

    Pandemi sürecinde yurttaş haberciliğinin önemi arttı

    Hafize Akıncı: Yerel basın olarak okurun sesine kulak vermek zorundayız. Pandemi sürecinde sahada olmak da zorlaşınca okurlarımız en önemli haber kaynağımız oldu. Tweet'le

    Sezai Matur, özellikle sahada çalışmanın zorlaştığı ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle muhabir sayısının azaldığı pandemi sürecinde yurttaşların en önemli haber kaynakları haline geldiğinin altını çiziyor. Hafize Akıncı da özellikle Çanakkale gibi görece küçük şehirlerde okurun sesini gazeteye taşımanın önemli olduğunu ve pandemi sürecinde okurun sesine daha fazla kulak verdiklerini söylüyor. Akıncı, okurdan gelen enformasyonun yüzde 90’ını yayın organlarında kullandıklarını belirterek “Böylece okur, gazetemiz bizi takip ediyor, bizimle ilgileniyor diye düşünüyor. Yerel basın olarak okurun sesine kulak vermek zorundayız. Pandemi sürecinde sahada olmak da zorlaşınca okurlarımız en önemli haber kaynağımız oldu,” diyor.

    Okur ilişkileri yerel gazeteleri ayakta tutuyor

    Yerel halk yerel gazeteleri, yaygın medyada konu olmayacak gündelik sorunlarını aktarabilecekleri, varsa mağduriyetlerinin giderilmesine katkı sağlayabilecek ve kolayca yüz yüze iletişim kurabildikleri kanallar olarak görüyor. Yerel basın çalışanları da haber akışının bu kadar hızlandığı ve haber mecralarının sayısının her geçen gün arttığı bir ortamda, yerel gazeteleri ayakta tutan en önemli şeyin okurla olan ilişkileri olduğunu düşünüyor. Fakat okurdan gelen haberin doğrudan kullanılabilecek bir kaynak olmadığı görüşü de ağır basıyor. Enformasyonun doğrulanması, varsa başka tarafların görüşlerine başvurulması, görüntülerin haber kuruluşunun ilkelerine uygun olup olmadığının kontrol edilmesi gibi aşamalardan geçmesi gerekiyor. Ayrıca “dengeleri gözetmek” şeklinde özetledikleri, yerel iktidarlarla olan ilişkilerin dengede tutulması kaygısı, okurdan gelen içeriklerin temel filtresini oluşturuyor. 

    Yayın kuruluşları gelen içerikleri, yerel basın açısından haber değeri taşıması; doğruluk ve güvenilirlik; yerel kurumlar arasındaki dengeler çerçevesinde değerlendiriyor. Seçilen içerikler, muhabirler tarafından yeniden haberleştiriliyor. Anlatılanlar ışığında yerel basın açısından yurttaş haberciliğinden çok, okur kaynaklı içeriklerden ve okur etkileşiminden söz etmenin daha doğru olduğu görülüyor. Okurların yerel kurum ve kuruluşlar kadar önemli haber kaynakları oldukları da bir gerçek.

    Emel Baştürk
    Prof. Dr. Emel Baştürk, Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesidir.
      Subscribe
      Bildir
      guest
      0 Yorum
      Inline Feedbacks
      View all comments