Haber Odası

Yayın yönetmenleri Koronavirüs günlerinde değişen haberciliği anlatıyor

0

Koronavirüs, ortaya çıktığı günden beri pek çok şeyi etkiledi. Öyle ki uzmanlar, artık hayatımızda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ifade ediyor. Kuşkusuz bu değişimden etkilenen unsurlardan biri de habercilik oldu. Peki habercilik nasıl etkilendi? Koronavirüs haberlerinde en çok neye dikkat ediliyor? Son zamanlarda dünyayı meşgul eden Koronavirüs dışında manşetlerde ne tür haberler oluyor? 

Bu soruları haberturk.com Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Barlas, hurriyet.com.tr Dijital Yayınlar Yönetmeni Hüseyin Özdemir, Kanal D Haber Yayın Yönetmeni Mustafa Aşçıoğlu ve Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Faruk Demirel ile konuştuk.

“Prensiplerimiz ve sorumluluklarımız değişti”

“Öncelikle dijital bir yayın olarak video içeriğine yaptığımız yatırımın daha fazla karşılık bulduğu bir dönemi yaşadığımızı söyleyebilirim,” diyen haberturk.com Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Barlas, “Moda olduğu üzere video röportajlarımızın sayısı elbette arttı. Ve yine bu dönemde okurlarımıza daha fazla özel haber sunarak yanlarında olmaya çalışıyoruz. Fakat asıl belirgin değişikliklerin prensiplerimiz ve sorumluluklarımız açısından yaşandığını söyleyebilirim. Çok geniş kitlelere eriştiğimiz düşünüldüğünde haber vermenin yanı sıra bilgi vermenin de önemli hâle geldiği bir dönemden geçerken manşetlerimizi daha fazla halkı bilinçlendirmeye dönük içeriklerle zenginleştiriyoruz. Örneğin sağlıkta soru cevap platformumuz ile okurlarımızın sorularını uzmanlarına danışarak yanıtlıyoruz. İnfografikler ve videolar hazırlayarak kamuoyunun virüse karşı duyarlılığını artırmaya gayret ediyoruz. Ayrıca kendi altyapı ve veri tabanımızı kullanarak oluşturduğumuz canlı harita ile kamuoyuna salgının geldiği nokta ile ilgili gerçek zamanlı enformasyon sağlıyoruz. Yani bir anlamda haberciliğin yanı sıra artık bir sosyal sorumluluk olarak gördüğümüz bilgilendirme amaçlı içeriklerle okurlarımızın evlerine misafir oluyoruz,” dedi.

Gazetecilik prensipleri çerçevesinde okurlarına karşı en büyük sorumluluklarının onları yersiz ifadelerle endişelendirmeden gerçekleri basit bir dille anlatmak olduğunu söyleyen Barlas, şunları kaydetti: “Pek çok yayında alışılagelenin aksine haberleri abartılı dilden uzak hazırlamaya gayret gösteriyoruz. Virüse karşı etkili olduğu ileri sürülen basit tabiriyle uydurma içeriklerin de gazetemizde yer almasına imkân vermiyoruz. Sokağa çıkması riskli olan grup içindeki yaş grubu için eğlenceli içerikler hazırlamayı ve bunu uygulamamızdan yaygınlaştırmaya gayret gösteriyoruz. Öncelikle çocuklar için özel bir sayfa açtık. Bu sayfada her gün güncellenen aktiviteler mevcut. Örneğin sabahları çocuklar için jimnastik dersi, öğleden sonra çocuk tiyatrosu ve akşamları da masal saati yayınlarımız bulunuyor. Tüm bu içerikler ana sayfamızda da manşetlerde de yer alıyor. Ayrıca gün içinde evde kalan tüm sorumlu vatandaşlar için basit egzersiz videoları ve yoga eğitimi videoları yayınlıyoruz. Yine 65 yaş üzeri için evde aletsiz gerçekleştirilebilecek spor videolarımız da bu dönemde hayli ilgi gördü. Tüm bunların yanı sıra kaliteli vakit geçirmeye dönük bulmacalar ve akıl oyunları sayfamızda gün boyu okurlarımızın beğenisine sunuluyor. Elbette tüm bu eğlenceli içeriklerin yanı sıra ekonomi, teknoloji ve yaşam kategorisindeki farklı haberlerle de manşetlerimizde farklı pencereler açmaya çalışıyoruz. İşin özeti karantina süreci uzadıkça Koronavirüs haberlerine duyarlılığın azalabildiğini gözlemlediğimiz için okurlarımızı farklı haberlerle evlerinde yakalamaya çalışıyoruz.”

Yavuz Barlas: Haberlerine okur yorumunu kapatmayan nadir büyük yayınlardan biri olarak gelen geri beslemelere bu dönemde bir kat daha önem ve değer veriyoruz. Tweet'le

Bu dönemde sorumlu yayıncılık anlayışı göstermelerinin, kaynağı sağlam olmayan haberlere yer vermeyerek ana sayfaya olan doğrudan trafiği artırdığını belirten Barlas, “Sağladığımız enformasyon okurlarımızın Habertürk’ü doğrudan takip etmesini daha fazla sağladı. Sosyal medyada farklı hesaplardan yayılan çok çeşitli haberlerin doğruluğu adına gazetemiz çoğu okurumuz tarafından teyit noktası olmayı başardı. Ve son olarak bu dönemde biz okurlarımıza daha fazla kulak veriyoruz. WhatsApp Haber Hattı’mıza gelen bilgileri teyit ederek çok kısa sürelerde haberlerimiz arasında yer veriyoruz. Belki de haberlerine okur yorumunu kapatmayan nadir büyük yayınlardan biri olarak buradan gelen geri beslemelere de bu dönemde bir kat daha önem ve değer veriyoruz,” diye konuştu. 

“İlkesel olarak değişen bir şey yok”

Daha önce deprem, sel gibi olağanüstü durumlar gördüklerini söyleyen hurriyet.com.tr Dijital Yayınlar Yönetmeni Hüseyin Özdemir, şunları söyledi: “Sıcak ve zor gündemlerde, kriz anlarında çok yayın yaptık. Bu bakımdan çok tecrübeliyiz. Ayrıca haberciliği de yayıncılığı da belli objektif kriterler çerçevesinde yapıyoruz. Evrensel gazetecilik ilkeleri bunlar. Dolayısıyla ilkesel olarak değişen bir şey yok. Ama ‘pandemi’ denilen bu kadar tehlikeli küresel bir salgını herkes gibi biz de ilk defa deneyimliyoruz. Ki pandemi sadece tıbbi bir sorun değil. Hayatın bütün alanlarına çok yıkıcı, dönüştürücü ve de en azından ‘dondurucu’ etkileri var. Sosyal psikolojiden ticarete, spordan sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlere kadar hayatın aktığı her alana nüfuz etti. Asimetrik ama geniş spektrumlu bir durum ile karşı karşıya kaldık. Böyle olunca Hürriyet.com.tr olarak haberlerimizi bu derinliği net olarak gösteren bir çeşitlilik ve derinliğe yaydık. Sosyal medya mecralarımız, video platformlarımız da bu konuya odaklandı. Organik bir şekilde öteden beri kendi haber ve içeriklerimizi üretiyorduk zaten. Bu salgın döneminde de zengin özel içerikler üretmeye devam ediyoruz. Uzmanlarla canlı röportajlar yapıyoruz. Okurlarımızla uzmanları kendi mecralarımızda buluşturuyoruz. Evde hayatı kolaylaştıracak, sokağa çıkma yasağı ve karantinalı günlerde kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacak içerikler üretiyoruz.”

Koronavirüs haberlerinde öncelikle bilim ve bilgi odaklı olduklarına dikkat çeken Özdemir, “Her türlü spekülasyona karşı çok hassasız. Akademik ciddiyeti tartışmalı olan hiçbir bilgi kaynağına itibar etmiyoruz. Bu süreçte çok yoğun bir bilgi ve ‘yorum’ yağmuru var. Bizim temel hedefimiz doğru bilgiyi hızlı vermek. ‘Hız’ tek başına yeterli değil. Türkiye’nin en çok takip edilen mecrası olarak okurlarımıza teyit edilmemiş, doğru kaynaktan gelmeyen bilgi vermiyoruz. Olayın doğasına uygun bir şekilde bilimsel nitelik taşımayan hiçbir iddia veya tezi de ciddiye almıyoruz. Sosyal medya yine başı çekiyor bu konuda. Saygın bilim insanları adına açılmış birçok sahte hesaplar oluyor. Buralardan zaman zaman sadece uzmanların anlayabileceği incelikte ama vahim hatalarla dolu paylaşımlar yapılıyor. Dolaşıma giriyor tabii. Okuyucuyu yanıltan ve zihinlerini kirleten faktörler bunlar. Çok deneyimli bir editör kadromuz olduğu için haber kaynaklarını seçme ve elemede bu bakımlardan zorlanmıyoruz. Bütün arkadaşlarımız bunun bilincinde. Ayrıca ne aşırı bir iyimserlik ne de sorumsuz bir karamsarlık peşindeyiz. Olabildiğince geniş boyutlu ve doyurucu bilgilerle donanmış haberler vererek okuyucularımızın kendi kanaatlerini oluşturmaları için bir zemin sunuyoruz,” dedi. 

Hüseyin Özdemir: Ne aşırı bir iyimserlik ne de sorumsuz bir karamsarlık peşindeyiz. Tweet'le

“Hayatımız Koronavirüs oldu tabii,” diyen Özdemir, “Bundan kaçmak mümkün değil. Ama bir taraftan hayat da devam ediyor. İnsanların gündelik alışkanlıkları, yaşam rutinleri değişmiş olabilir. Ama bilmeye olan ihtiyacı devam ediyor. Sadece virüse dair haberleri değil hayatta olup biten her şeyi sayfalarımıza taşıyoruz. Buna sanat, spor ve magazin de dahil, ‘üçüncü sayfa’ haberleri de dahil. Sokak hayvanlarımız var bir de tabii. Onların maruz kaldıkları zorluklar konusunda da çok hassasız. 83 milyon nüfuslu bir ülkede en kısıtlı şartlarda bile çok akıcı bir gündem oluyor. Ayrıca bizim insanımız en zor şartlara bile kısa sürede uyup sağlayıp ‘üretici’ moda geçebiliyor. Yayıncılık açısından bakarsak evlerde, sokaklarda veya hastanelerde çekilen videoları, yapılan capsleri örnek verebilirim. İnsanlar birbirlerine moral vermek ve dayanışma ruhunu canlı tutabilmek için dijital bir üretkenlik hâlindeler. Bu hareketlilikten biz de payımıza düşeni seçip alıyoruz. Ayrıca Hürriyet Gazetesi Türkiye’nin en köklü ve güçlü gazetesi. Her bakımdan güçlü ve tecrübeli bir kadrosu var. Salgın sürecine de son derece kaliteli ve etkili içeriklerle hemen uyum sağladı: yazarların her gün süreci didik didik eden hem küresel hem lokal düzeyde detayları veren yazıları, neredeyse tamamı rakiplerimiz de dahil başka mecralar tarafından da alıntılanan ve gündem oluşturan özel haberler, vd. Bunların hepsini okuyucularımıza en etkili biçimde ulaştırıyoruz.”

“Evden çalışma sistemi kuran belki de ilk haber merkeziyiz”

İlginizi çekebilir:
Çağrı Mert Bakırcı: Gerçekler çok az satıyor, yalanlarsa sınırsız

Habercilikte her şeyin değiştiğini söyleyen Kanal D Yayın Koordinatörü Mustafa Aşçıoğlu, “Sonuçta biz ilk defa böyle bir şeyle karşılaştık. Eskiden olsa deprem olduğunda depreme karşı nasıl bir çalışma sistemi içinde olduğumuzu biliyorduk, böyle bir alışkanlığımız vardı. Trafik kazaları, uçak kazalarında, uçak kaçırmalarında gündemi sarsan olaylarla ilgili nasıl tavır almamız gerektiğini, nasıl ekipleri yönlendirmemiz gerektiğini biliyorduk, sıcak olaylarla ilgili pratiğimiz vardı. Bu süreç karşısında sırf bizim değil, sanıyorum herkesin nevri döndü. Nasıl yapacağımızı, nasıl önlem almamız gerektiğini, sahadaki, sokaktaki insanlarla, kalabalıklarla temas eden muhabiri ve kameramanı nasıl koruyacağımızı düşündük önce. Kanal D haber merkezi olarak, Demirören Medya olarak ilk önlemleri hızla aldık. Ekiplerimizi daha az insanla temas edecek şekilde yönlendirmeye ve haber yapmaya odaklandık. Haber merkezinin çalışma sistemini değiştirdik, çünkü ilk kez görünmez bir şeyle karşı karşıya kalıyorduk. Dolayısıyla öncelikle sokağa çıkan ekibi koruduk. Sokağa çıkan ekibin riskini en aza indirmeye çalıştık. İlk önceliğimiz bu oldu. Sonra habercilik açısından neler yapmamız gerektiğini açıkçası biraz da gündem bize öğretti. Biz evden çalışma sistemi kuran belki de ilk haber merkeziyiz. Muhabir ve editör arkadaşlarımızın evden çalışması, kameraman arkadaşlarımızın da fazla insanla temas etmeden işe gidip gelmesini sağlayacak şekilde bir çalışma sistemi kurduk. Hatta daha da ötesi, hiç ben böyle bir şey olabileceğini düşünmezdim ve söyleselerdi olur mu derdim ama evden montaj yapma sistemi de kurduk. Koronayla birlikte resmen habercilik sistemimiz değişti diyebilirim,” diye konuştu.

“Bizim önceliğimiz doğru bilgiyi vermek,” diyen Aşçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Virüsten nasıl korunmalıyız, virüse karşı nasıl önlemler almalıyız sorularının yanıtlarını seyircimize ulaştırdık. Ayrıca seyircinin merak ettiği, neredeyse her evde her akşam konuşulan konuları uzmanlarıyla konuşarak o sorulara yanıt bulmasını sağladık. Koronavirüs dışında hiçbir haber yok. Metrobüs kazası, yangın gibi haberler bu gündem içerisinde çok da fazla yer bulamıyor. Bültenimiz baştan sona izleyicinin bilgilendirilmesi ve kafalardaki bütün soru işaretlerinin giderilmesine yönelik haberlerle dolu.”

Salgın tehdidi nedeniyle belki de tarihte ilk kez gazete ve televizyonlar evden çalışma düzenine geçti

Koronavirüs sürecinin haberciliği iki yönde etkilediğine dikkat çeken Haber Global Genel Yayın Yönetmeni Faruk Demirel, “Birincisi: Neredeyse tüm gündem, televizyonların tüm akışı Koronavirüs oldu.Daha önce örneği görülmemiş bir biçimde çeşitli uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren doktorlar, hocalar televizyonlarda boy göstermeye başladı. İkincisi ise: Gazete ve televizyon binalarında fiziki olarak yüzlerce kişi bir arada bulunurdu. Ama salgın tehdidi nedeniyle belki de tarihte ilk kez gazete ve televizyonlar çalışanlarının evden çalışmasını temin için bazı teknik düzenlemeler yaptı. Büroların mevcudu böylece neredeyse yarı yarıya hatta bazı kurumlarda 3’te 2 oranında azaldı,” dedi.

Yaşanan sürecin manipülasyonlara çok açık olduğunu söyleyen Demirel, şunları kaydetti: “Yalnızca resmi makamlardan gelen bilgileri dikkate alıyoruz. Bazı meslek kuruluşları, siyasi gayeyle hareket edip aslında var olmayan vaka ve ölümleri sanki varmış gibi lanse etmeye başladı. Ayrıca aslında gizli olması gereken kişisel veriler de zaman zaman ortalığa saçıldı. Bu nedenle biz, kendi içerimizde ciddi güvenlik bariyerleri inşa ettik ve spekülatif ya da manipülatif bilgilerin ekranlarımızda yer almasını engelledik. Bizim yayın yükümüzün ağırlığını Koronavirüs ile ilgili haberler oluşturdu. Onun dışında neredeyse farklı başlıkta hiç haber vermedik. Zaman zaman Türkiye’de ya da dünyada meydana gelen bazı kazaları haberleştirdik.”

Esra Öz
13 yıldır bilim, sağlık ve teknoloji haberciliği yapan Esra Öz, Türkiye’deki ilk sağlık blog yazarlarından biridir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyoloji ve Anadolu Üniversitesi Radyo TV Programcılığı bölümlerini bitirdi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde yüksek lisans yaptı. Farklı dergi ve sitelerde yayın yönetmenliği ve editörlük görevleri yürüttü. Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesaplarının kurulumu ve yönetiminde danışmanlık yaptı. Farklı AB projelerinde kıdemli iletişim koordinatörü olarak görev aldı, medya çalıştayları düzenledi. Bu zamana kadar 10 kez basın ödülü aldı. Kokuyla Keşfet, Sağlık Haberlerine Farklı Bakış ve Dedektif Duru Gerçeğin Peşinde (1)- Sağlıklı Beslenmenin Gizemli İpuçları isimli üç kitap yazdı. Sağlık iletişimi, sağlık, bilim, dijital ve medya okuryazarlığı, dijital sağlık ve etkili iletişim alanlarında eğitimler veriyor ve projelere imza atmaya devam ediyor.

Doğu Eroğlu: Gazetecilikteki güç kaybını kırmanın yollarından bir tanesi ihtisaslaşarak pazarlık gücünü artırmak

Önceki içerik

Toplumsal sorunları algoritmayla çözemeyiz

Sonraki içerik