Ne Okuyoruz

Wired Middle East, 2019 biterken, “One Nation, Tracked”

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta “Ne Okuduk” bölümümüzde New York Times’ın gözetim dosyası, Wired’ın Ortadoğu hamlesi ve Facebook’un bir komplo teorisi haber sitesini platformdan kovuşu öne çıkanlar arasında.

“Haftanın Odağı” ise 2019’un sonuna geldiğimiz gerçeği. Bu hafta odağımıza 2019 yılının kendisini ve gelenekleşen yıl sonu listelerini aldık. Önümüzdeki haftanın bülteninde ise geçtiğimiz on yıla bakacağız.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu hafta ne okuduk?

EPOCH TIMES FACEBOOK’TAN KOVULDU: Bültenimizin eski sayılarında NBC News’in ve Snopes’un yaptığı araştırmalar ile Epoch Times’ın ilgi çekici yükselişinden ve bir basın kuruluşu çatısı altında yürütülen propaganda çabalarından bahsetmiştim. Bu hafta Facebook bu konuda önemli bir adım attı.

Facebook’un açıklaması, Epoch Times’ın Trump yanlısı propagandalarını ve komplo teorilerini yaymak için birçok hileye başvurduğunu ve bu yüzden alakalı tüm hesapların ve sayfaların platformdan atıldığını söylüyor. Açıklamada iki ilgi çekici detay var. Epoch Times, daha fazla yayılabilmek için yapay zekâ yardımıyla sahte kişi profilleri oluşturmuş ve bu sistem ile sayfalarının büyümesini sağlamış. 

İkinci önemli nokta ise Facebook’un bu yapılanları tanımlama şekli. Facebook kullanılan yöntemleri daha önce yalnızca devlet destekli aktörlerde gördüklerini ve bu yüzden şaşırdıklarını söylüyor. Bu da aslında günümüzde dijital propagandanın ve yanlış bilgi yaymanın giderek daha kolay ve erişilebilir bir taktik hâline geldiğinin güzel bir özeti.

WIRED ORTADOĞU’YA GELDİ: Dünyada teknoloji ve dijital kültür konusundaki yayınları sıralamak isteseniz aklınıza ilk gelecek isimlerden birisi Wired olacaktır. 1993’ten bu yana yayında olan ve ABD ile başlayıp BK, İtalya ve Japonya’ya da özel edisyonlar çıkarmaya başlayan dergi, geçtiğimiz günlerde Ortadoğu pazarına giriş yaptığını duyurdu.

Mevsimlik bir basılı dergi ve iki dilli (İngilizce ve Arapça) bir website ile yayına başlayan Wired ME, önümüzdeki dönemde daha da büyümeyi planlıyor. Merkez olarak Dubai’yi seçmeleri ise bu alanı takip edenleri çok şaşırtmayacak bir tercih. Günümüzde Ortadoğu’daki en büyük girişimler, sermayenin de varlığı sayesinde, orada gerçekleşiyor.

Eğer Türkiye’yi bu kapsama alıp almadıklarını merak ediyorsanız, görünüşe göre Türkiye Wired için Ortadoğu değil. En azından duyuru metninde paylaştıkları GIF haritada Türkiye’yi dahil etmemişler. 

STEADY “INDEPENDENT MEDIA ACCELERATOR” KAZANANLARINI DUYURDU: Bağımsız medyanın topluluk yoluyla kendisini desteklemesini ve bir gelir modeli kurabilmesini sağlamak amacıyla kurulan platform Steady bunun yanı sıra yakın zamanda Independent Media Accelerator isimli bir destek fonunu The Guardian, European Journalism Centre ve Membership Puzzle’dan uzmanlarla birlikte kurduğunu duyurmuştu. Geçtiğimiz hafta ise ilk kazananlar açıklandı.

İtalya’dan Slow News, Polonya’dan Krytyka Polityczna ve Türkiye’den Teyit bu yılın kazananları. Küçük bir maddi desteğin yanında, Steady bu üç kazanana da kendi üyelik sistemlerini kurmaları için danışmanlık sağlayacak. Medyanın kendi ayakları üzerinde durması için yapılan bu tarz çalışmaları umarım daha sık görürüz.

Teyit ekibini buradan tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca isimlerini anmışken ufak bir de duyuru yapayım: “SALGIN VAR! Yanlış Bilgiye Karşı Aşı Olun” projesi için başlattıkları kitle fonlama kampanyasına buradan ulaşabilirsiniz. Eğer imkânınız varsa destek olmanızı öneririm.

BİR ULUS TAKİP EDİLİYOR: New York Times geçtiğimiz hafta oldukça büyük bir dosyaya başladı. Bu dosya yalnızca içerdiği bilgiler ve haberin önemi ile değil, aynı zamanda sunum şekliyle de gazeteciler için büyük önem taşıyor.

One Nation, Tracked isimli dosya, NYT’nin eline geçen ve tamamen akıllı telefonlar üzerinden toplanmış 50 milyar konum bilgisini içeren veri setini merkeze alarak kullandığımız telefonların sahip olduğu gözetim ve takip kapasitesini gözler önüne seriyor. Dosyanın içerisinde bu verinin ne kadar hassas noktalara (örneğin Pentagon ve Beyaz Saray) kadar girebildiğini, nasıl toplandığını ve anonim olsa da yalnızca bunları kullanarak kimlik tespiti yapmanın ne kadar kolay olduğunu harika bir sunumla gözler önüne seriyor.

İlginizi çekebilir:
Stratejik sessizlik, Operation Car Wash, The Bellingcat podcast

Dosyanın en vurucu kısımlarından birisi ise veri setinde bir Gizli Servis ajanının telefonunu bulmaları ve bunun üzerinden Trump’ı takip edebilmeleri. Yalnızca konum ve tarih bilgileri ile kimlik tespiti yapmanın ve aslında günümüz koşullarında gözetimin ne kadar kolaylaştığının sanırım en açık örneklerinden birisi. 

KISA KISA:

BuzzFeed çatısı altında büyüyen Try Guys, bağımsız bir medya şirketi kuruyor.

Jacob L. Nelson, “okurla etkileşime girmek” kavramı üzerine güzel bir açıklayıcı yazdı.

Facebook bu hafta içerisinde doğrulama sistemini Instagram’a genişlettiğini ve ABD’de “topluluk denetimcileri” deneyini başlattığını duyurdu.

İspanya’da bir enerji şirketinin tüm büyük gazetelerin kapağı için reklam satın alması, ülkede medya için bir krize neden oldu.

Porto Riko’da valinin istifasına neden olan sızıntılar, aynı zamanda siyasetin medya üzerindeki etki çabasını da ortaya çıkardı.

Haftanın odağı: 2019 biterken

Bir yılın daha sonuna yaklaşırken elbette medyanın geleceği olan listeler ve derlemeler de yayınlanmaya başladı. Bu listelerin bir kısmı “bakın biz bu yıl bunları yaptık” noktasından ileri gidemezken, bazıları ise geçtiğimiz yıla dair bir perspektif kazanmamız konusunda fazlasıyla yardımcı olabiliyor.

2019’u bir bütün olarak düşündüğümde —en azından medya, gazetecilik ve internet özelinde— bir arayış yılı olarak adlandırmanın haksızlık olmayacağını düşünüyorum. Geçtiğimiz yıllardan biriken tüm sorunlar, sıkıntılar ve çözülmesi gereken meseleler hâlâ karşımızda duruyor. Platformlar sorumluluktan kaçıyor, medya kurumları nasıl ayakta kalabileceklerini düşünüyor ve özellikle Türkiye gibi ülkelerde işin bir de özgürlükler kısmı devreye girerek zaten zor olan koşulları iyice içinden çıkılmaz hâle getiriyor.

Fakat bu yıl birçok yayın, kurum ve isim kendisini ve içinde bulunduğumuz durumu sorgulamaya daha yatkındı. Her ne kadar bu sorgulamaların sonuçlarını görüp göremediğimiz belirsiz olsa da, yılın sonlarına doğru geldiğimizde hemen herkes bir şeylerin değişmesi gerektiği konusunda hemfikir gibi görünüyor. Ama neyin ve nasıl değişmesi gerektiği konusunda henüz bir fikir birliği yok gibi. 

Bu kısa köşede derin bir analiz yapmak elbette mümkün değil. Üstelik bir de bu yıl ile bir on yılı da bitirdiğimizi düşünecek olursak, aslında geriye dönüp bakmamız gereken çok daha geniş bir alan var. (Bunu muhtemelen önümüzdeki hafta yapacağız.)

O yüzden bu haftanın odağı için girişi burada kesip sizi 2019’a bakış derlemesiyle baş başa bırakıyorum. İyi okumalar!

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Naim Dilmener: Sosyal medya çağında beş-altı bin vuruşluk bir yazıyı kime okutabiliriz ki?

Önceki içerik

Teyit.org’da hareketli ay: Üyelik modeli ve yanlış bilgi salgınıyla mücadele

Sonraki içerik