Haber Odası

Unutulma hakkı mı sansür mü?

    0

    Kamuoyunda sosyal medya düzenlemesi olarak anılan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 29 Temmuz 2020 itibarıyla kabul edildi.

    1 Ekim’den itibariyle yürürlüğe giren kanun Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan Facebook, Twitter, Instagram, YouTube, TikTok gibi yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılara yeni yükümlülük ve yaptırımlar getiriyor. Kanun, kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacıyla, devletlerle birlikte sosyal ağ platformlarına da üstlediği sorumlulukla öne çıkıyor.

    Söz konusu kanunla birlikte hakkında erişim engeli kararı verilen paylaşımlar hakkında suç duyurusunda bulunulur ve soruşturma başlatılırsa sosyal medya ağı, kullanıcısının kişisel verilerini paylaşmak zorunda kalacak. Kanun öncesi de pek çok haber, kişilik hakkı ve unutulma hakkı ihlali nedeniyle erişime engellendi.

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) eski üyesi ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve gazeteci Mustafa Hoş sansür nerede başlar; unutulma hakkı hangi şartlarda geçerlidir; kişilik hakkı, unutulma hakkı ve kamu yararı arasında denge nasıl korunur konularını NewsLabTurkey için değerlendirdi.

    Unutulma hakkı, her isteyenin kendisiyle ilgili bilgileri sildirmesi anlamına gelmiyor

    Sosyal medya düzenlemesiyle daha sık duymaya başladığımız unutulma hakkı, dijital ortamda yer alan bireylere ait rahatsız edici her türlü kişisel içeriğin, yine bireylerin talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması olarak tanımlanıyor. Kişisel verilerin korunması hakkından yola çıkılarak oluşturulan unutulma hakkının, bütün haklarda olduğu gibi unutulma hakkının da sınırları olduğunu kaydeden Bildirici’ye göre, unutulma hakkı her isteyenin kendisiyle ilgili bütün verileri ortadan kaldırması, sildirmesi anlamına gelmiyor.

    Unutulma hakkı sansür aracına dönüştürüldü

    “Günümüz Türkiye’sindeki gelişmelerle unutulma hakkı, yargının tarafsızlığının ortadan kalkmış olması nedeniyle iktidar mensupları, AKP’nin önde gelenleri, üst düzey bürokratlar ve tüm güçlülerin dilediği zaman dilediği gibi kullanabildiği bir üstünlük aracı hâline geldi,” diyen Bildirici, unutulma hakkı kavramının, sansürün aracına dönüştürüldüğü görüşünde.

    Faruk Bildirici

    Unutulma hakkının meşru amaçlara hizmet etmeyen, hukuk kurallarına uygun biçimde toplanmayan verileri kapsadığını anımsatan Bildirici, “Sadece söz konusu durumdaki kişisel veriler engellenebilir, silinebilir. Ancak kişisel veri niteliğinde olsa bile güncelliğini ve haber değerini koruyan, tarihi ve bilimsel nitelik taşıyan, siyasi, medyatik ve ünlü kişilerle ilgili olanlar unutulma hakkı kapsamına girmez; çünkü bu kriterleri taşıyan bilgilerin yayınlanmasında kamu yararı vardır. Anayasa Mahkemesi’nin 2016’da aldığı karar da bu yöndedir,” diyor.

    Siyasi kişilerin unutulma hakkı var mı?

    Kamu yararı bulunan bilgilerin silinmesi, engellenmesi veya değiştirilmesi, unutulma hakkının kötüye kullanılması ve sansür olduğunu belirten Bildirici, kamu yararının üstünlüğünü şu örnekle açıklıyor:

    “Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz, Türkbank ihalesi nedeniyle Yüce Divan’da yargılanıp beraat etmişti. Bu haberin unutulma hakkı çerçevesinde silinmesi veya erişiminin engellenmesi düşünülemez; çünkü bu olay Mesut Yılmaz’ın pozisyonu nedeniyle hem kişisel veri değildir hem de bilinmesine kamu yararı vardır. Ülkemizin siyasal tarihinin bir parçasıdır. Günümüzden bir örnek: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un evinin yanında kiraladığı arazideki imara aykırı yapılaşma da haberdir; kişisel veri niteliğinde kabul edilemez. Ama bu haberlere erişim engellemesi getirilerek kamunun öğrenme hakkı ihlal edilmiştir.”

    Söz konusu kanun görüşmelerinde iktidar partisi sözcüleri unutulma hakkından söz etseler de yasa metninde unutulma hakkının hiç anılmadığına dikkat çeken Bildirici, “Keşke anılsaydı diyeceğim. O zaman unutulma hakkının ne olduğu ne olmadığı hakkında bir tanım ve çerçeve getirilmek zorunda kalınırdı. Oysa şimdi yasa metnini bu hâlinde sadece, kişilik hakları ihlal edilen, denilerek bu konuda takdir yetkisi tümüyle sulh ceza hakimliklerine ve mahkemelere, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına bırakılıyor. Orada da çok geniş takdir yetkileri ve hakimlerin otomatik verdikleri kararlar söz konusu,” diyor.

    Unutulma hakkı mutlak bir hak değil

    Bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, unutulma hakkının özel hayatın gizliliğinin bir alt başlığı olarak tanımlanabildiğini ve mutlak bir hak olmadığını ifade ediyor. Bu nedenle ifade ve basın özgürlüğüyle özel hayatın gizliliğinin çatıştığı durumlarda yargı organları tarafından bir tartı işlemi yapılması ve hangi hakkın daha üstün bastığının değerlendirilmesi gerektiği görüşündeki Akdeniz, “EngelliWeb hesabımızdan duyurduğumuz eski milli güreşçi Recep Çakır olayında ifade ve basın özgürlüğü ile birlikte kamunun haber alma hakkı daha üstün basıyor. Dolayısıyla, üstün kamu yararı olan durumlarda unutulma hakkı bahane edilerek veya ifade ve basın özgürlüğü dikkate alınmadan verilen erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin yayından çıkartılması kararları ancak sansür olarak tanımlanabilir,” diyor.

    İçerikler arama motorunda silinebilir, kaynaktan değil

    Unutulma hakkının sade vatandaşlar tarafından uzun yıllar sonra artık arama motorlarında bulunmasını istemediği bazı resim ve içerikler için geçerli olabileceğini söyleyen Akdeniz, “Aileler kaza sonucu veya intihar sonucu ölen aile bireyleriyle ilgili haberlerin de uzun yıllar sonra gündeme gelmesini istemeyebilir. Bu gibi durumlarda da haber linklerinin arama motorlarından silinmesi söz konusu olabilir. Bu durumlarda unutulma hakkı söz konusu olabilir. Fakat, bu asla bu içeriklerin kaynaktan silinmesi anlamına gelmez,” diyor.

    Prof. Dr. Yaman Akdeniz

    Siyasetçiler, kamuya mal olmuş kişiler hakkında veya kamuyu yakından ilgilendiren olaylar söz konusu olduğu zaman unutulma hakkının geçerli olmadığını vurgulayan Akdeniz’e göre, cinsel saldırıdan ceza almış eski bir milli güreşçinin veya akademik kariyerinde intihal yaparak önemli bir yere gelmiş bir akademisyenin unutulma hakkı yok.

    EngelliWeb projesi kapsamında 2019 sonu itibarı ile kişilik haklarının ihlali gerekçesi ile 408 farklı hakimlik tarafından verilen 4 bin 158 farklı kararla erişimi engellenmiş 16 bin 358 haber adresi (URL) tespit edildi. 

     

    İlginizi çekebilir:
    Veri gazeteciliği nasıl yapılır: The Guardian’ın "Beyond the Blade" dosyası

    İnternet gazeteciliği olumsuz etkilenecek

    Peki, “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” gazeteciliği nasıl etkileyecek?

    Akdeniz’e göre, sadece sosyal medya üzerinde değil tüm medya üzerinde çok ciddi bir baskı oluşturan kanun, özellikle internet yayıncılığı yapan medya kurumlarını etkileyecek. Söz konusu kanun sonrası internet haber portallarına içeriklerini yayından kaldırma kararı verileceğini ifade eden Akdeniz, “Böylelikle geriye dönük ciddi bir arşiv temizlemesinin de yolu açılacak. İnternet gazeteciliği çok zor bir döneme girdi,” diyor.

    Deneyimli gazeteci Mustafa Hoş, sosyal medya düzenlemesi olarak anılan kanunla, unutulma hakkıyla sansürün yasal bir kılıfa sokulduğunu söylüyor. Kanunun bu tarafının kamuoyunca çok tartışılmadığını söyleyen Hoş, “Yasadan ilk yararlanan 10 yıl önce cinsel saldırı suçundan 22,5 yıl hapis cezasına çarptırılan milli güreşçi oldu. Hakkındaki haberlere, unutulma hakkı gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Unutulma hakkının yasal düzenlemesinden önce iktidarla ilişkili yüzlerce habere erişim engeli getiriliyordu. Bu erişim engeli sadece Türkiye ile sınırlıydı. Şimdi yasa ile tamamen internetten silinmesi mümkün oldu,” diyor. 

    Mustafa Hoş

    Nurettin Yıldız, Ensar Vakfı Rize Şubesi Eski Başkanı Mehmet Nuri Gezmiş’in unutulma hakkı çerçevesinde erişim yasağına başvurduğunu anımsatan Hoş, “Unutulma hakkı, Türkiye gibi suç tanımının sınırlarının kesin ve net çizilmediği ülkelerde sansür veya muhalif sesleri susturmaya yönelik bir araç,” diyor.

    Seda Karatabanoğlu
    İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun oldu. Gazeteciliğe Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı. Ardından çeşitli internet sitelerinde editörlük yaptı. Serbest gazetecilik yapmakta.