Haber Odası

Türkiye’de araştırmacı gazetecilik: “Başıma bir şey gelmesin”

0

Son yıllarda Türkiye’de gerek meydanın dijital dönüşümü gerekse siyasi baskıların yarattığı kuraklıkla yakıcı hâle gelen gazetecilik krizi, medya profesyonelleri ve akademinin güncel konuları arasında yer alıyor. Sadece Türkiye’de değil dünyada da dönüşüm içinde olan ve güncel tartışmaların odağında olan gazetecilik krizinden çıkış yolları üzerine farklı fikirler tartışılıyor.

İçinden geçtiği süreçler bir yana gazeteciliğin temel amacı kamunun bilgilendirilmesi. Bu sebeple gazetecilik kamu yararı güden bir meslek. Kamu yararının muhtevası konusunda tartışmalar sürse de Britanya merkezli yayın kuruluşu BBC kamu yararı için gazetecilik yapmayı, geniş bir izleyici kitlesini ilgilendirecek önemli konular hakkında bilgi vermek olarak tanımlıyor.

Türkiye’de araştırmacı gazetecilik konusunda öne çıkan isimler olarak Çiğdem Toker, Mustafa Hoş ve Özge Mumcu; kamu yararı, demokrasi ve araştırmacı gazetecilik konularını NewsLabTurkey için değerlendirdi.

Gazetecilik, demokrasi, kamu yararı

Çiğdem Toker, özellikle ekonomi alanındaki haberleriyle başarılı araştırmacı gazetecilik örneği sergileyen gazetecilerden.

Araştırmacı gazetecilik, demokrasi ve kamu yararının kesişim noktalarını sorduğum Toker, “Dünyanın her yerinde ülkeyi, devleti yöneten siyasetçi ve bürokratlar, toplumdan bir şeyler saklar. Bütçe kaynaklarının dağıtım yöntemleri, sözleşmeler, ihaleler, açık sistemden saklanan mali kaynaklar, normal bir kazançla elde edilmesi mümkün olmayan servetlerin dolaşımı için kurulan şirketlerle ilgilidir bu saklanan konular. Bunları halkın bilmesi gerekir çünkü demokrasilerde yönetenlerin hesap verme, saydam olma zorunluluğu vardır. Siyasetçi de halktan topladığı paraları kullanır. Araştırmacı gazetecilik, yöneticilerin sakladığı, üzerini örttüğü ama halkı ilgilendiren konularda çalışır,” diyerek kesişim alanının sınırlarına dikkat çekiyor.

Makul gazeteci

Toker, yöneticilerin kendi belirledikleri sınırlar içinde hareket eden “makul gazeteci” tercih ettiklerini anlatarak, “Güç ve yetki kullanan kişiler, kurumlar, iktidar paydaşları, iktidarın kaynaklarından nemalananlar, haklarında haber yapılmasını istemezler. Onlar kendi söyledikleri ve yaydıklarının yazılmasını isterler. Karşılarında da övgüde bulunan, övgüde bulunmadığı zamanlarda da ‘top çeviren’, ‘riskli’ sorular sormayacaklarından emin oldukları gazetecileri tercih ederler. Hâliyle yapılan gazetecilik değil propaganda faaliyeti olur,” diyor.

Deneyimli gazeteci Mustafa Hoş, Ensar Vakfı’nda cinsel istismara uğrayan çocuklar, Adana Aladağ’da öğrenci yurdunda çıkan yangında hayatını kaybeden öğrenciler ve Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazası gibi kamuoyunda büyük tepkiye neden olan olaylar hakkındaki gelişmeleri yakından takip ediyor.

Araştırmacı gazeteciliğin kamu yararına eşit olduğunu belirten Hoş, “Araştırmacı gazetecilik demokrasinin, özgürlüğün ve adaletin dengesidir. Araştırmacı gazetecilerin ortaya çıkardığı ve takip ettiği her haberde kamu yararı vardır,” diyor.

İlginizi çekebilir:  Gazetecilik ve duygular: Relotius skandalından ne öğrendik?

Sansür mekanizması

“Türkiye’nin dört bir yanı saklanan gizlenen olaylarla dolu. Bu açıdan bakıldığında habere ulaşmak kolay gibi algılanabilir ama onu yapacak insan sayısı çok az,” diyen Hoş, sansür mekanizmasına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Haber merkezlerinde hükümet komiserleri var. Bir siyasinin kendi konuşması bu AKP’ye zarar verebilir diye sansürleniyor. Bu iktidar gazeteci sevmez, vakanüvis (Osmanlı Devleti’nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi) sever.”

“Başıma bir iş gelir” gelir korkusunun her kesimde yaygınlaştığını ve bu durumun araştırmacı gazeteciliğin önünde bir engel olduğuna dikkat çeken Hoş, bir süre önce yaşadığı bir örnekle korku ikliminin ulaştığı noktayı aktarıyor: “Geçen gün tarikat yurdundaki çocuk tecavüzü davası için mağdurlardan birinin avukatını aradım. Bana ‘Neden beni arıyorsunuz. Başım belaya girecek. Dava ile ilgili size hiçbir bilgi vermeyeceğim,’ dedi. Ben de, ‘Tamam bilgi vermeyin ama şöyle bir şey olmuş doğru mu?’ dedim. Yanıtı, ‘Nereden öğrendiniz? Benim başımı belaya sokacaksınız,’ oldu. Bu avukat tecavüz edilen çocuğun avukatı. O tarikata karşı hak hukuk savunabilir mi? Korkunç bir durum.”

Tek tip medya

1993 yılında öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun gazetecilik anlayışını sürdürmek amacıyla kurulan Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Mumcu, medyanın tek tipleşmesi ve halkla ilişkiler diye görülebilecek haber anlayışının medyanın her yanına sirayet etmiş olması nedeniyle araştırmacı gazeteciliğin yapılamadığını belirtiyor.

Mumcu, “Mevcut dünya koşullarında araştırmacı gazeteciliğin yazılım programlarıyla iç içe girdiği, yani geleneksel araştırmacı gazetecilik ile yeni tür araştırma tekniklerinin birleştiği bir noktada, Türkiye sınıfta kalıyor,” diyor.

Mumcu, polis tacizine uğrayan genç kadın ile yaptığı röportaj sonucu gözaltına alınan gazeteci Derya Okatan ve hükümette yer alan kişilerin isimlerinin de geçtiği Malta’daki off-shore şirketleriyle ilgili kaleme aldığı Paradise Papers haberleri nedeniyle ceza almasını hatırlatarak özgür basın ortamından bahsedilemeyeceğini söylüyor.

George Orwell’in “Gazetecilik başkalarının basmadığını yayınlamaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir” sözünü anımsatan Mumcu, devlet propagandasıyla halkla ilişkilerin birbirine karıştığı bir dönemden geçtiğimizi dile getiriyor.

Türkiye’de gazeteciliğin mevcut durumu can sıkıcı olsa da uluslararası pek çok araştırma kuruluşunun bir araya geldiğini ve gazeteciliğin zor koşullarda nasıl yapılacağını tartıştığını söyleyen Mumcu, “Dünyadaki gelişmeleri takip edip gazeteciliğin nereye evrilebileceğini de öngörmek gerekiyor. Bu da tüm bu pesimizm içinde insana bir umut ışığı oluyor,” diyor.

Seda Karatabanoğlu
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun oldu. Gazeteciliğe Cumhuriyet gazetesinde muhabir olarak başladı. Ardından çeşitli internet sitelerinde editörlük yaptı. Serbest gazetecilik yapmakta.

    Dijital medyada erime, hakkında sayfaları, gazeteciler ve psikoloji

    Önceki içerik

    Dijital gazetecilikte güncel bir akademik tartışma: Sınırlar

    Sonraki içerik