Ne Okuyoruz

Tumblr’ın satılması, abonelik modelleri, köleliği yazmak

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan herkese merhaba!

Bu hafta “Ne Okuduk” bölümünde medya ve internet gündeminde öne çıkan başlıkları sizler için derledim. Özellikle Tumblr’ın neredeyse rekor seviyede ucuz sayılabilecek bir fiyata WordPress tarafından alınması, benim gibi hâlâ blogunu aktif tutan birisi için haftanın en önemli haberlerinden birisiydi.

Haftanın odağında ise abonelik modelleri ve ödeme duvarları var. Bu haftanın derlemesi dünyada abonelik modellerinin nasıl uygulandığı ve sonuçları hakkında fikir sahibi olmanıza yardımcı olacaktır.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?

AUTOMATTIC TUMBLR’I KURTARABİLİR Mİ?: Bloglar, her ne kadar eski güzel günlerinden uzak olsa da, hâlâ burada ve WordPress gibi şirketler blogların ölmemesi için ellerinden geleni yapıyor. WordPress’in sahibi olan Automattic’in son hamlesi de bunun bir örneği.

Tumblr, sosyal medya ve blog mantığının nasıl başarılı bir şekilde bir araya gelebileceğinin en iyi örneğiydi. Bunun yanı sıra birçok alternatif kültüre ve popüler kültür fanlarına da ev sahipliği yapıp onların büyümesini sağlamıştı. Fakat Yahoo’nun 2013’te Tumblr’ı 1.1 milyar dolara satın almasıyla işler kötüye gitmeye başlamıştı. Tumblr’ın temelini oluşturan topluluğun sesi umursanmaz olmuş, yeni gelen özellikler kullanıcıları soğutmaya başlamıştı. Verizon Yahoo’yu satın aldıktan sonra işler daha da kötüleşti. 2018 sonlarına doğru Tumblr’ın “aile dostu” bir yer yapılması amacıyla her türlü cinsel ve pornografik içeriğin yasaklanması ve bunun gerçekten kötü çalışan bir algoritma ile yapılması birçok kullanıcının siteyi tamamen terk etmesine neden oldu.

Henüz kesin olmayan rakamlara göre Automattic, Tumblr’ı 3 milyon dolar civarında bir ücret karşılığında satın aldı. Asıl amaçlarının Tumblr’ı özel kılan yanlarını güçlendirmek olduğunu söyleyen Automattic CEO’su Mullenweg, görünüşe göre blogların geri dönüşü için hazırlık yapıyor. İnsanların giderek sosyal medya platformlarından soğumaya başladıkları bu dönemde, böyle bir geri dönüş çok da imkânsız değil. Hatta kimilerine göre buna ihtiyacımız var.

KASHMIR SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ: Hindistan ve Pakistan arasındaki tartışmalı bölgelerden biri olan ve Hindistan’ın yarı-otonomi verdiği Kashmir’de geçtiğimiz haftalarda durum ciddi bir şekilde değişti. Hindistan, sürpriz bir şekilde Kashmir’in otonomisini elinden aldı ve hayatın tamamen durmasına neden oldu. Geçtiğimiz iki hafta boyunca orada yaşayanların iletişim kurma veya haber alma imkânları yok denilecek seviyedeydi.

Hâlihazırda politik baskının ağır olduğu bir yerde böyle bir karartmanın yaşanması elbette insanların haber almalarını ve gazetecilerin işlerini yapmalarını iyice zorlaştırdı. Her ne kadar kimi gazeteler yayın yapabilse de ellerindeki kâğıt ve mürekkep bittiğinde yenisini alamayacak durumda. Telefon ve internetin olmaması da hem içeride insanların iletişim kurmalarını hem de dışarıdaki insanların haber almalarını zorlaştırıyor. Tüm bunlar da kaçınılmaz olarak dedikoduların, komplo teorilerinin ve yanlış bilginin hızla yayılabileceği bir ortam yaratıyor.

Her ne kadar Hindistan yakında bu baskının hafifletileceğini söylese de, bu iki hafta içerisinde olanların yaratacağı etki çok büyük olacaktır.

ABD’DE KÖLELİĞİ YAZMAK: ABD, her ülke gibi, tarihinde kimi karanlık noktaları olan fakat bunları olabildiğince az konuşmaya çalışan bir eğitim sistemine ve medyaya sahip. Bu da kaçınılmaz olarak kölelik gibi konuların olduğundan daha küçük görülmesine ya da olması gerektiği kadar konuşulmamasına sebep oluyor.

Günümüz Amerika Birleşik Devletleri’ne gelen ilk köle gemisinin 400. yılını anmak ve bu konunun daha açık bir şekilde konuşulmasını sağlamak için The New York Times Magazine 18 Ağustos sayısını tamamen bu konuya ayırmış ve tamamen siyahi yazar, gazeteci, sanatçı ve tarihçilerin köleliği anlattığı bir sayı çıkarmaya karar vermiş. Bu özel sayı, konuşulması “zor” ya da “uygunsuz” kabul edilen konular karşısında gazeteciliğin ve yayıncılığın alması gereken tavrın başarılı bir örneği.

INSTAGRAM DA DOĞRULAMA İŞİNE BAŞLIYOR: Yanlış bilgiyle mücadele uzun süredir platformların gündeminde üst sıralarda. Bu konuda hemen her platform bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu kervana katılan son platform Instagram oldu.

Instagram, Facebook’taki sisteme benzer bir şekilde, kullanıcıların içerikleri şikâyet etmelerini ve bunların doğrulama platformları tarafından kontrol edilmesini sağlayan bir uygulamayı devreye soktu. Şimdilik sınırlı bir şekilde yalnızca ABD’de kullanıma açık olan bu sistemin yakın zamanda daha fazla ülkede aktifleşmesi bekleniyor. Fakat Facebook’un sistemindeki sorunları ve yetersizlikleri düşündüğümüzde, bunun ne kadar etkili olacağını kestirmek güç.

İlginizi çekebilir:  Komplo teorileri, Google News'in yeni tasarımı, First Look Media'nın değişimi

DEVLETLER YANLIŞ BİLGİYE KARŞI NE YAPIYOR?: Yanlış bilgi ya da daha popüler ve kullanışlı adıyla “fake news”, birçok devletin de gündeminde ve her biri farklı yöntemler ile bu konuya müdahale etmeye çalışıyor. Ne var ki bunların hepsini takip etmek ve tam olarak ne amaçladıklarını anlamak güç olabiliyor.

Daniel Funke ve Daniela Flamini, Poynter için hazırladıkları kapsamlı raporda hangi devletin nasıl bir yöntem ile harekete geçtiğini ve neleri hedeflediğini derlemiş. Eğer dünyada bu konuda yapılanları merak ediyorsanız, bu kapsamlı dosya ile hemen her ülkede ne olduğunu öğrenmeniz mümkün.

Haftanın odağı: Abonelik modelleri

Dijitalde gazetecilerin ve yayıncıların gelir elde etmek için artık daha fazla mücadele etmeleri gerektiği bir gerçek. Eskiden reklamlarla bir yere kadar sağlıklı bir kazanç sağlamak mümkündü. Fakat hem reklamların giderek daha rahatsız edici bir hâl alması hem de elde edilen gelirin azalması yayıncıları alternatif yollar aramaya itiyor.

Bu yolların başında da abonelik modelleri ve ödeme duvarları geliyor. Aslında geleneksel gazeteciliğe bir geri dönüş diyebileceğimiz bu yöntem en basit tanımıyla okurun tükettikleri ürünün karşılığında bir şey ödemesi demek. Yani bir gazete veya dergi alır gibi, haber sitesine girip istediğinizi okumak için aylık bir ücret ödenmesi. Ödeme duvarı ise dijital ile gelen ve her okura aylık belirli bir miktar haber veya yazıyı ücretsiz okuma olanağı sağlayan sistemin adı. Bir anlamda okura ne için para vereceklerini önden göstermiş oluyorsunuz.

İlk bakışta gayet mantıklı ve makul görünse de (sonuçta kimse bedava gazete istemiyor) internetin getirdiği bilgi edinme ve haber okuma alışkanlıkları bunun anormal karşılanmasına neden olabiliyor. İnsanlar haberi artık ücretsiz okumaları gereken bir şey olarak düşünüyorlar. Bu durum da okurları ikna etmeyi zorlaştırabiliyor. Birçok yayının ödeme duvarını tercih etmesinin altında yatan sebep de bu aslında. Çünkü ödeme duvarı bir mecburiyeti beraberinde getiriyor.

Bu noktada hesaplanması gereken birçok detay var. Abonelik modelinizi yaptığınız yayının türüne, sıklığına, okurlarınızın tercihlerine ve bulunduğunuz ülkenin koşullarına göre belirlemeniz gerekmekte. Bunları hesaplamadan yapılacak bir girişim okurun uzaklaşmasına ve tüm stratejinin ters tepmesine neden olabilir. Bu yüzden de bu konuda atılacak her adımın dikkatle belirlenmesi gerekiyor.

Bir diğer önemli konu da beklentiler. Eğer sitenize günlük giren okur sayısı kadar aboneniz olacağı beklentisindeyseniz çok büyük bir yanılgı içerisindesiniz demektir. Bunu gazetelerdeki durum gibi düşünebilirsiniz. Her okur zaman zaman başka gazetelere göz atsa da, tercih ettiği ve düzenli okuduğu bir ya da iki gazete olur. Abonelikte de durum böyle işleyecektir. Gerçekten sizin düzenli okurunuz olanlar, abonelik konusundaki asıl hedefiniz. Modelinizin temelini bunun gibi verilere göre belirlemeniz gerekiyor.

Bu haftanın odağına abonelik modellerini ve ödeme duvarlarını alarak bu konuda neler oluyor, dünyada durum nedir gibi sorulara cevap verecek bir derleme hazırladım. Eğer böyle bir adım atmaya niyetiniz varsa, bu derleme güzel bir başlangıç olacaktır.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

SceneVR ile 360 fotoğraflar oluşturmak

Önceki içerik

Ödeme duvarları: Nasıl yapmalı, neleri geliştirmeli?

Sonraki içerik