SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM VE DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ AMAÇLI İLETİŞİM

Doç. Dr. Altuğ Akın
Prof. Dr. Burak Doğu
Sevda Kaya Kitınur

Raporda Neler Var?

Rapor Özeti

Yerel yönetimler, hem bireylerin hem de toplumsal grupların çevreyle ilgili olumlu davranışlarını teşvik etmek amacıyla farklı iletişim tekniklerini ve araçlarını kullanıyor. Bu çalışmalar sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için tüketim alışkanlıklarını dönüştürmek, farklı ulaşım alternatifleri sunmak gibi çevreye duyarlılığı teşvik eden davranışları görünür kılmak ya da belediyelerin ekoloji dostu kent yaşamını yaygınlaştırmak için sergiledikleri girişimleri kamuoyuyla paylaşmak gibi faaliyetleri içeriyor. Neticede hedeflenen, kent sakinlerinin doğayla daha barışık bir hayat sürmelerine yardımcı olmak.

Bu çalışmada yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınma ile ilintili olarak yürüttükleri iletişimsel pratikleri Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim (Social and Behavior Change Communication – SBCC) perspektifinden ele alıyoruz. Türkiye’deki nüfusun önemli bir bölümünü temsil eden dört büyükşehirde (İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa) yerel yönetimlerin çevrimiçi sosyal alanlarındaki iletişim akışını analiz ediyor, Birleşmiş Milletler’in ekolojiye ilişkin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) çerçevesinde edindiğimiz gözlemleri paylaşıyoruz.

Özellikle UNICEF, UNDP, FAO gibi Birleşmiş Milletler kuruluşları tarafından benimsenen bir iletişim yaklaşımı olarak Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim, çeşitli kalkınma ve insani yardım alanlarında amaçlanan bireysel ve toplumsal düzeyde olumlu değişimleri sağlamada iletişim araç, yaklaşım ve yöntemlerinden faydalanılan bir çerçeve sunuyor. COVID-19 pandemisiyle mücadele sürecinde halk sağlığı alanında da Risk İletişimi ve Toplum Katılımı adıyla uygulanan Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımı, özünde programatik hedeflerin gerçekleşmesinde kolaylaştırıcı bir rol oynayan, kanıta dayalı, ölçülebilir bir uygulama biçimi olarak görülebilir. Kökeni İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde geliştirilen Kalkınma İletişimi’ne dayanan Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımı, tarihsel süreçte geçirdiği hatırı sayılır dönüşümler neticesinde günümüzde toplumsal sorunlara çözüm sunma potansiyeline sahip bir araç olarak öne çıkıyor.

Araştırmada, anılan büyükşehir belediyelerinin resmi Twitter (yeni adıyla X) hesapları ile ilgili belediye başkanlarının kişisel hesaplarından yaptıkları paylaşımlara odaklandık. Bu hesaplardan sürdürülebilir kalkınma ve ekoloji özelinde yapılan paylaşımları inceledik. Araştırmanın çerçevesini Birleşmiş Milletler’in belirlediği Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) ekolojiyle doğrudan bağlantılı yedi maddesinden hareketle belirledik: SKA #6- Temiz Su ve Sanitasyon, SKA #7- Erişilebilir ve Temiz Enerji, SKA #11- Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, SKA #12- Sorumlu Üretim ve Tüketim, SKA #13- İklim Eylemi, SKA #14-Sudaki Yaşam, SKA #15-Karasal Yaşam. Bu çerçevede büyükşehir belediyelerinin Twitter’da yaptıkları paylaşımların yanı sıra kamuoyunun bu paylaşımlara verdiği yanıtlara da yer verdik. Böylelikle çalışmanın kapsamını belediyelerin mesajlarını iletmede kullandığı iletişimsel taktiklerle sınırlandırmadık, bunların nasıl algılandığına yönelik gözlemlerimizi de rapora dahil ederek sürecin bütününü resmetmek istedik.

Raporda şu sorulara yanıt aradık: Belediyelerin gündeminde ekolojiyle ilgili hangi SKA’lar var, hangileri öne çıkıyor? Yerel yönetimlerin uyguladığı iletişimsel politikalar toplumların ekolojiyle ilişkisine ne ölçüde yansıyor? Belediyeler yaptıkları paylaşımlarda yurttaşlarla ne ölçüde etkileşime giriyor? Yurttaşlar belediyelerin paylaşımlarına nasıl karşılık veriyor? Bu sorulardan hareketle, yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınma özelinde yürüttüğü iletişim çalışmalarının bireysel davranışlarda ve toplum genelinde olumlu değişiklik/dönüşüm yaratmadaki işlevini değerlendirdik.

Rapor Bulguları

Analizlerimiz bir yandan belediyelerin, ilgi alanlarına giren Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) dair yaklaşımlarındaki farklılıkları açığa çıkarırken diğer yandan sürdürülebilir kalkınmaya yönelik sosyal mesajların çevrimiçi kamusal alanda nasıl karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Başlıca bulgularımız şu şekilde özetlenebilir:

  • Ekolojiyle ilgili SKA’lar yerel yönetimlerin ilgisini çekiyor, bu ilgi belediyelerin sosyal medya iletişimine yansıyor.
  • SKA’ların yerel yönetimlerde gördüğü karşılık farklılaşıyor. Her belediyenin sürdürülebilirlik alanında yoğunlaştığı belli SKA’lar bulunuyor.
  • Sorumlu Üretim ve Tüketim, Karasal Yaşam, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, Temiz Su ve Sanitasyon yerel yönetimlerin gündeminde daha fazla yer bulan SKA’lar. İklim Eylemi, Erişilebilir ve Temiz Enerji, Sudaki Yaşam öncelikler arasında yer almıyor.
  • Yerel yönetimler SKA’lar özelinde Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımını uygulamıyor. Her ne kadar toplumsal dönüşüm ve davranış değişikliği için hedefler koysalar da belediyelerin bu alanda nasıl bir yol haritası izleyeceklerine dair yeterli bilgi birikimi bulunmuyor.
  • Yerel yönetimler sosyal medya paylaşımlarında genel olarak hizmetlerini tanıtıyor; davranış değişikliğini hedeflemiyor. Diğer bir ifadeyle, yürütülen çalışmalar bilgi paylaşımı aracılığıyla farkındalık yaratmayı veya mevcut farkındalık seviyesini artırmayı amaçlıyor.
  • Yerel yönetimlerin  iletişim stratejilerinde Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımının araştırmaya dayalı doğası göz ardı ediliyor. Bu durum, iletişim süreçlerinde doğru kanal ve taktiklerin kullanılmamasıyla sonuçlanıyor.
  • Yerel yönetimlerin paylaşımında hedef kitle net olarak tanımlanmış değil, dolayısıyla iletilen mesajların içeriği çoğu örnekte oldukça muğlak ve genelleyici.
  • Yerel yönetimlerin paylaşımlarına yönelik halkın reaksiyonu şehir özelinde farklılık gösteriyor. İstanbul ve Ankara’da olumlu yaklaşımlara rastlanmaktaysa da İzmir ve Bursa’da olumsuz bir tablo hakim.
  • Yerel yönetimlerin paylaşımlarında sürdürülebilirliğe yönelik çözüm önerileri mevcut. Bu öneriler belediyeler ve SKA’lar özelinde değişiyor.

Araştırmanın Yöntemi ve Örneklem

Araştırmayı nitel içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirdik. Nitel içerik analizi, metin tabanlı verinin sistematik bir şekilde incelenip sınıflandırılmasını ve örüntüler arasındaki bağlantıların tanımlanmasını sağlayan bir araştırma tekniğidir (Bryman, A., & Burgess, B. 1994). Bu yöntemle veriler kategoriler altında organize edilir, analiz neticesinde veri bütünü üzerinden anlamlar çıkarılır.

Araştırma sorularımızdan hareketle benimsediğimiz tümdengelimsel yaklaşımı esas alarak Twitter, Facebook ve Instagram üzerinde bir pilot çalışma yaparak araştırmaya başladık. Platformlarda benzer içerik ve örüntülerin tekrar ettiğini gördük. Neticede daha fazla kullanıcı sayısı ve gönderi hacmi ile öne çıktığı için Twitter’a odaklanmayı tercih ettik. Bu doğrultuda Google Sheets üzerinde çalışan bir arşivleme aracı olan TAGSExplorer’ı kullanarak veri toplamaya başladık. Elde ettiğimiz veri, Eylül 2020 ile Eylül 2022 aralığındaki iki yıllık süreyi kapsıyor. Bu süre zarfında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa büyükşehir belediyelerinin resmi Twitter hesapları ile buralarda görevli belediye başkanlarının kişisel Twitter hesaplarından yapılan tüm paylaşımları API sınırlamaları dahilinde kayıt altına aldık. Toplam 22.480 tweet’i araştırma kapsamında değerlendirdik.

Neden bu dört belediyeyi tercih ettik? 

Örneklemimizde yer alan hesaplar Türkiye’nin en büyük dört büyükşehir belediyesini temsil ediyor; bu illerde yaşayan nüfus ise Türkiye toplam nüfusunun %34.2’sine tekabül ediyor (TÜİK 2023). Büyükşehir belediyelerinin üçü (İstanbul, Ankara ve İzmir) Cumhuriyet Halk Partisi’ne, biri (Bursa) Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bağlı belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Bu tercihle iktidar partisi ile muhalefetin sosyal ve davranış değişikliği iletişimi konusundaki olası yaklaşım farkını ortaya koymak istedik. Diğer yandan, her bir ilin kendine özgü coğrafi, bölgesel ve sosyo-ekonomik özelliklerini göz önünde bulundurarak, bunların yerel yönetimlerin sosyal ve davranış değişikliği iletişimine yansıyıp yansımadığını gözlemlemek gerektiğini düşündük.

Nasıl kodladık?

Pilot çalışmamız neticesinde oluşturduğumuz kodlama şablonunda tweet metaverisini takiben tweet içeriklerine, hashtag’lere, tweet’lerde bahsedilen hesaplara, retweet ve beğeni sayılarına yer verdik (Görsel 1). Veri setinde kısmi temizlik ve filtreleme yapmamız gerekse de ilgili olduğunu düşündüğümüz tüm içeriği kayıt altına aldık. Örneğin, bir SKA’ya atıfta bulunan, fakat Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim içermeyen tweet’leri analizimize dahil etmedik. Her bir tweet için SKA’lar özelinde işlev, çözüm önerisi ve yanıt duyarlılığını manuel olarak kodladık. Kodlama sürecinde herhangi bir belirsizlikle karşılaştığımızda kodlamanın doğru ve tutarlı olmasını sağlamak için düzenli olarak birbirimize danıştık. Yine kodlamanın güvenilirliğini sağlamak için veri setinde rastgele seçtiğimiz bir örneklem üzerinde ikinci bir kodlama yaptık. Neticede görece yüksek bir güvenilirlik sonucu elde ettik (Scott’s pi: 0.862).

Görsel 1. Kodlama şablonu

Sosyal medya paylaşımlarından edindiğimiz gözlemi desteklemek üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi Dijital İletişim Ekibi ile sınırlı olmak üzere Sosyal ve Davranış Değişikliği İletişimi için stratejiler geliştirip geliştirmediklerini veya en azından halkla çevrimiçi iletişimlerinde belirli strateji ve taktikleri benimseyip benimsemediklerini sorduk. Aldığımız yanıtları bulgularımızı paylaşırken değerlendirdik.

Giriş

Dünya nüfusunun büyük kısmına ev sahipliği yapan kentlerde yaşayan bir bireyin doğayla barışık, ekolojik bir yaşam sürmesi birçok etmene bağlıdır. Bu konuda belirli bir hassasiyetinin olması, çevre dostu davranışların neler olduklarına dair asgari bir bilgi seviyesine sahip olması, bu davranışları benimsemesi durumunda herhangi bir ilave maliyetle ya da güçlükle karşılaşmaması ve hatta söz konusu davranışların teşvik ediliyor olması gibi bazı faktörler kolaylıkla tespit edilebilir; liste daha da uzayabilir. 

Bu kısa listede bile iletişimle ilişkili olan faktörleri tespit etmek oldukça kolay. İnsanların belirli meselelere dair görüşlerinin, duygularının, bilgilerinin oluşmasında iletişim üzerinden edindikleri tecrübe epey önem taşıyor. Mesela, sosyal medya üzerinde belirli davranışların popüler olması ya da, tam tersi, ayıplanması kişilerin uyum sağlamaya meylettikleri sosyal normların zeminini oluşturabiliyor (geri dönüşüm yapmanın daha saygın bir davranış olarak kabul görmesi gibi). Ya da medya kanallarından edindikleri haber, görüş ya da diğer türde içerikler (reklam, film vd.) değişen miktar ve biçimlerde de olsa davranışlara yansıyor (örneğin; barajlardaki su miktarının kritik seviyelere düştüğüne yönelik bir haberin musluğu açık tutma süresini azaltma alışkanlığını tetiklemesi). Bu durumun, ekolojik hayat biçimlerinin ya da pratiklerinin yaygınlaşması için de geçerli olduğunu ortaya koyan çok sayıda çalışma mevcut (Gordon et al. 2018b, Anwar & El-Bassiouny 2020, Duane 2021, Aya & Obregón 2023). NewsLabTurkey araştırma raporlarından biri de örnek olarak gösterilebilir: “… ve iklim krizine dair bilgilerimizin temel kaynağı olan medya ise konuya ilişkin farkındalığımızı, algı ve tutumlarımızı şekillendirmede önemli bir rol üstleniyor” (Uzunoğlu & Karaca, 2021).

Biz de bu raporda benzer bir noktadan hareket ederek belirli bir kuramsal çerçeveden bakıp bireylerin ve toplumun çevreye duyarlı davranış ve normları benimsemesinde iletişimin oynadığı, daha da önemlisi oynayabileceği role odaklanıyoruz. Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımını benimseyen bu çalışmada Türkiye’nin dört büyükşehir belediyesinde kamu yetkililerinin yani belediyelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılmasını teşvik etmek amacıyla sosyal medya kanallarını kullanımına odaklanıyoruz.

Bu araştırmayı gerçekleştirmemizin ilk nedeni, belediyelerin diğer kamu aktörlerine kıyasla bireylere ve topluma yakından temas etme ve ulaşma şanslarının daha yüksek olması. Diğeriyse sürdürülebilirliği önemli bir konu olarak görmelerine rağmen iletişim kanallarını stratejik veya daha derinlikli bir perspektifle kullanamamaları ve özellikle toplumsal değişim açısından sahip oldukları önemli fırsatları değerlendiremiyor gibi görünmeleri.

Basitçe ifade etmek gerekirse, belediyelere Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımına dayalı olarak kişisel ve toplumsal düzeylerde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri hakkında olumlu değişim ihtimalini artıracak iletişim kanallarının daha iyi kullanılmasını ve gelişmiş iletişim taktiklerini önermek istedik.

Sonraki adımlarda, araştırmamız saha çalışmalarına doğru uzanacak, dolayısıyla çevrimiçi ortamla sınırlı kalmayacak: Günün sonunda, iletişimleri için bir çerçeve oluşturmaya çalışan kamu yetkilileriyle birlikte çalışıyoruz. Ancak, şimdilik araştırmanın bu kısmı yalnızca Twitter’a odaklanıyor.

Bu araştırma kapsamında araştırma sorularımız şunlardır:

  • Ekoloji ile ilgili hangi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları belediyelerin gündeminde? 
  • Hangi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın daha ön planda olduğu düşünülüyor? 
  • Yurttaşlar belediyelerin mesajlarına nasıl tepki veriyor? 
  • Tweet’lerle ne ölçüde etkileşime giriliyor?

Bu sorulara yanıt ararken, üzerinde durduğumuz zemin yani kuramsal çerçeve ise Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim.

Farklı bağlamlarda Kalkınma İçin İletişim’le (Communication for Development – C4D) eşanlamlı olarak da kullanılan Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim, çeşitli sosyal sorunlara yanıt vermek amacıyla bireylere, gruplara veya topluluklara yönelik gerçekleştirilen programlı müdahaleler aracılığıyla olumlu davranışların ya da sosyal normların teşvik edildiği bir çerçeve, yaklaşım veya etkileşimli bir süreçtir (Obregón 2011, Obregón & Tufte 2017 ). Çoğunlukla insani yardım ya da kalkınma alanlarında çalışan uluslararası kurumlar tarafından benimsenen bu yaklaşım, özünde insanların muhatap oldukları sorunlarla ilgili olarak olumlu ve arzu edilen davranışları benimsemeye başlamalarını, sürdürmelerini ve bunların gerçekleşmesini destekleyici bir ortamın oluşmasını hedefler (McKenzie-Mohr 2000, Wakefield et al. 2010). Elbette bahsi geçen programatik müdahalelerin toplamı iletişimin ötesine geçiyor, ancak iletişim bilimciler olarak bizler bu müdahalelerin iletişim boyutuna analitik olarak odaklanıyoruz.

Bir örnek vermek gerekirse, iklim krizinin en önemli nedenlerinden olan karbon salınımını azaltmanın yollarından biri olarak şehir hayatında bireysel motorlu araç kullanımı yerine toplu ulaşımı tercih etme davranışını ele alabiliriz. Bu doğrultuda oluşturulacak bir program kapsamında öncelikle yapısal, yani toplu ulaşım araçlarının konforunun ve işlevinin artırılması gibi müdahalelere ihtiyaç vardır. Öte yandan, örneğin bireylerin şahsi araç yerine mesela tramvayı tercih etmelerini sağlayabilecek, bu davranışı benimseyenlere teşvik amacıyla ücretsiz tramvay kullanma hakkı tanınması gibi bazı davranışsal müdahaleler devreye sokulabilir. Bir de bu farklı seviyelerdeki müdahaleleri güçlendirecek ve kimi zaman davranış değişikliğinin önündeki engelleri ortadan kaldırabilecek iletişimsel müdahalelere ihtiyaç vardır. Mesela, toplumun bahsedilen teşviklerden haberdar edilmesi, kişisel motorlu araç yerine toplu taşıma tercihinde bulunan bireylerin sayısının artmakta olduğunun bilgisinin görünür kılınması ya da bu sayede kolektif olarak önlenen karbon salınım miktarının anlaşılmasını sağlayacak iletişimsel çalışmalardan bahsedilebilir. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim, Sürdürülebilir Kalkınma alanına uygulandığında, bu alanın dijital kanalları ve taktikleri de dahil olmak üzere farklı yöntemlerini kullanarak sürdürülebilir davranışlar ile sosyal normların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yerleşmesini tetiklemeyi amaçlar (Abrahamse et al. 2005, Maibach et al. 2009, Steg 2009, Schultz 2014). Sosyal medya iletişimi, bu platformların bireyler ve topluluklar tarafından küresel ölçekte yaygın olarak kullanılması sayesinde en önemli Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim araçları arasında yer alıyor.

Bu çalışmada hedeflendiği üzere belediyelerin ekolojiyle ilgili değişim/dönüşüm sağlamak amacıyla sosyal medyalarını nasıl kullandıklarına yoğunlaşmadan önce bu konunun ana çerçevesi olarak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) değinmek gerekiyor.

Belediyelerin Sosyal Medyadaki İletişimi, SKA’larla Ne Derece Örtüşüyor?

Bu çalışmayla belediyelerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını tanımlamadaki ve yerel ortamlarında yaygınlaştırmadaki rolünü anlamaya çalıştık. Şu sorudan yola çıktık: SKA’lar sosyal medyadaki davranış değişikliği iletişimine nasıl karşılık geliyor? Ya da tam tersi: Belediyelerin sosyal medyadaki iletişimi, SKA’larla ne derece örtüşüyor?

SKA’ların genel dağılımı

Şekil 1. SKA’ların genel dağılımı

Toplam paya baktığımızda Sorumlu Üretim ve Tüketim, Karasal Yaşam, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, Su ve Sanitasyon olmak üzere dört SKA’nın belediyelerin gündemine daha fazla dahil olduğunu görüyoruz. Ekoloji ile ilgili diğer SKA’lar olan İklim Eylemi, Erişilebilir ve Temiz Enerji, Sudaki Yaşam, yalnızca belli bir ölçüde kapsanıyor. Bu durum, Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki önceliklerinin yanı sıra sulak alanlarla çevrili olması veya çöl bölgesinde yer almıyor olması gibi yerel coğrafi özelliklerle ilişkilendirilebilir.

SKA’ların hesaplara göre dağılımı

Şekil 2. SKA’ların hesaplara göre dağılımı

Şekil 2’de SKA’ların şehirlere göre dağılımında farklılıklar olduğu görülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Temiz Su ve Sanitasyon, Sorumlu Üretim ve Tüketim, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar öne çıkarken Ankara’da Sorumlu Üretim ve Tüketimin yanı sıra Karasal Yaşam konusunda yapılan paylaşımların öne çıktığı görülüyor. Yine aynı şekilde İzmir BB’de Sorumlu Üretim ve Tüketim, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar ve Karasal Yaşam konuşulurken Bursa BB’de ise Karasal Yaşam, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar ve de Temiz Su ve Sanitasyon paylaşımları daha görünür kılınıyor.

Tweet’lerin işlevi

Şekil 3. Tweet’lerin işlevi

Belediyeler, Şekil 3’te açıkça görüldüğü gibi Twitter’ı ağırlıklı olarak hizmetlerini tanıtmak için kullanıyor. Buna paralel olarak nadiren de olsa davranış değişikliği konusunda halkı harekete geçirme denemelerini görmek mümkün. Sürdürülebilirlikle ilgili konularda halkın farkındalığını artırmanın aracı, hizmetlerin tanıtımı olarak görülüyor. Ancak “farkındalık yaratma” kavramının kendisi gibi davranış değişikliğiyle varsayılan ilişkisi de oldukça sorunlu. Örneğin; geri dönüşümün öneminin farkında olabiliriz, ancak bu bizim için maliyetli bir seçenek olabilir ve bu nedenle mevcut davranışımıza bağlı kalabiliriz. Dolayısıyla bilgi/farkındalık davranışa dönüşmez. Kısacası, örneklemimizdeki yerel yönetimler üzerine yaptığımız gözlemlerde belediyelerin toplumsal dönüşüm ve davranış değişikliği kavramlarına mesafeli olduğunu anlıyoruz. Bu konudaki iletişim stratejilerinin uygulaması oldukça zayıf. Bununla birlikte, analiz sırasında karşımıza çıkan bazı olumlu ve değerli örnekler de var.

Çözüm önerileri

Şekil 4. Belediyelerin çözüm önerileri sunup sunmadıklarına dair tablo

İncelediğimiz hesaplar, Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim çerçevesinde bilgilendirici ifadeler iletmekle kalmıyor, kimi zaman bu paylaşımlarda SKA’lara ilişkin sorunlara çözümler sunuyor (Şekil 4). Her belediyenin uyguladığı yaklaşım farklı olsa genel olarak toplumsal mobilizasyon açısından bisiklete binme ve çöp toplama konuları öne çıkıyor. Bu doğrultuda Karasal Yaşam ile Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar’a diğer tüm SKA’lardan daha fazla atıfta bulunulduğu görülüyor. Toplumsal dönüşüm ve davranış değişikliği geliştirmek yerine farkındalık yaratmayı amaçlayan diğer tweet’ler, ağırlıklı olarak Sorumlu Tüketim ve Üretim (özellikle tarım konusunda) ve Temiz Su ve Sanitasyon’a gönderme yapıyor. Yine, burada da promosyon/tanıtım paylaşımları yaygın. Toplumu dönüşüme hazırlamak yerine belediyelerin çalışmaları tanıtılıyor, diğer bir ifadeyle bunların “reklamı yapılıyor”.

Yanıt duyarlılığı

Şekil 5. Yanıt duyarlılığı

Yanıt duyarlılıklarından hareketle yerel halkın tweet’lere nasıl tepki verdiğini görebiliyoruz. Tweet’lerin çoğuna gelen yorumlarla ilgili herhangi bir takip yok. Hatırı sayılır sayıda beğeni ve retweet var, ancak bunlar çoğu zaman akış oluşturmak için yeterli olmuyor. İstanbul ve Ankara’da olumlu dönüşler mevcut, ancak İzmir ve Bursa için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu, büyük ölçüde belediyenin halka ne sunduğuyla, diğer bir ifadeyle ne kadar verimli çalıştığıyla ilişkilendirilebilir. Örneğin; belediye hizmetleri genelindeki verimsizlik, olumlu çalışmalara takdir olarak yansımayabilir.

Belediyelerin tweet’lerine verilen yanıtların doğrudan ilk sorunla ilgili olmayabileceğini gördük, örneğin: “İşe bisikletle giderek gösteriş yapmayın, daha fazla tramvay hattı ekleyin.” Bir de siyasi partizanlık ve kutuplaşma konusu var ki bu da mesela İzmir’deki sıradan bir AKP seçmeninin, hizmetlerinden memnun olsa bile mevcut CHP’li belediye hakkında olumlu bir şey paylaşmaktan imtina edebileceği anlamına geliyor. Sonuç olarak, yerel yönetimlerin demografik verilerden bağımsız olarak hedeflerini gerçekleştirmesi mümkün görünmüyor.

Örnekler

Zayıf uygulamalar

Görsel 2. SKA#7, Erişilebilir ve Temiz Enerji, Bursa

Analiz sırasında karşılaştığımız zayıf uygulamalarla devam edecek olursak Bursa Belediyesi tweet’i (Görsel 2), neredeyse tüm belediyelerde süreklilik gösteren tipik bir örnek olarak karşımıza çıkıyor: Belediyenin sürdürülebilirlikle bağlantısı olan hizmet ya da eyleminin yetersiz tanıtımı. İster yeni bir altyapı ister yeni bir karar olsun, tweet’in tek amacı bu eylemi herkes tarafından görünür kılmak. Bu anlamda, buradaki iletişimsel amaç herhangi bir kitle iletişim aracının reklam çabasıyla hazırlanan bir ürününde olduğu gibi salt bir “görünürlük”ten öteye geçemiyor.

Görsel 3. SKA#7, Erişilebilir ve Temiz Enerji, İzmir

İzmir Belediyesi’nden seçtiğimiz örnekte belediyenin gerçekleştirdiği eylem ve hizmetleri doğrudan TV muhabirinin aktarımıyla haberleştirdiğini görüyoruz (Görsel 3). Biyokömür tesisinin kuruluşunun, biyokömürün nasıl işlendiğinin ve nerelerde kullanıldığının anlatıldığı videoda bu sayede karbondioksit emisyonunun azaltılacağı da belirtiliyor. Ancak biyokömür kullanımına teşvik edecek bir davranış değişikliği ve çevresel sorumluluk bilinci kazandırma hedefi olmadığı açıkça görünüyor. Belediye burada yine yaptığı hizmetleri görünür kılmaya çalışıyor.

Görsel 4. SKA#11, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, Ankara

Belediyelerin genel olarak yaklaşımı, dil kullanımında ve görsellerde de belirgin. Ankara BB hesabından atılan tweet’lerde “Ankaralı … yaptı” gibi edilgen bir dille birçok kez karşılaştık. Görsel 4’te gördüğümüz gibi “ABB, çevre dostu uygulamalarına devam ediyor” şeklinde sunulan tweet içerisindeki videoda hibeyle gerçekleştirilen alımlardan bahsediliyor. Video içerisinde kent hareketliliği gibi kavramlar kullanılıyor, ancak videonun vermek istediği mesaj “X sayıda elektrikli bisiklet, şarj istasyonu ve gerekli teçhizat alımının gerçekleştirilmiş olması”ndan ibaret.

Görsel 5. SKA#11, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, İstanbul

İstanbul Belediyesi ise paylaşımlarını görece daha bilgili ve gelişmiş bir şekilde, “sosyal medya dostu” bir dil ve format kullanarak yapıyor, ancak mesaj benzer (Görsel 5). Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim perspektifinden baktığımızda, bunun çok sınırlı olduğu görülüyor. Burada hedef kitle tanımlanmıyor (“genel halk” gibi görünüyor), diyalojik bir hedef yok (izleyici yanıt verecek şekilde konumlandırılmıyor), kişisel bir eylem çağrısı veya sosyal mobilizasyon hedefi yok ve bu nedenle net bir mesajdan yoksun. Ayrıca, hedef kitle perspektifinden bakıldığında, “belediyenin sürdürülebilirlik için ne gibi faaliyetler yaptığını göstermek istemesi”nin ötesinde herhangi bir eylem çağrısı görülmüyor. Tüm tweet’lerde yalnızca belediye ve belediye başkanına oy verdirme düşüncesi yer alıyor.

Olumlu uygulamalar

Görsel 6. SKA#6, Temiz Su ve Sanitasyon, İstanbul

Su israfını önlemeyi amaçlayan bu tweet, birkaç nedenden ötürü önceki gruptan farklı:

  • Videoda doğrudan izleyiciye hitap ediliyor.
  • Hedef kitlenin davranışını değiştirmesi bekleniyor, bu sayede su israfının azaltılması öneriliyor.
  • Bu eylem-davranışın nasıl gerçekleştirilebileceğine dair yöntem gösteriliyor.
  • Sosyal medya diline ve tarzına uygun olarak tasarlanan bu video ile tweet’in amaçladığı mesaj destekleniyor.
  • Tasarım öğelerine bakıldığında hedef kitlenin gençler olduğu ve bu sebeple de üslup ve dilin buna uygun seçildiği görülüyor.
Görsel 7. SKA#12, Sorumlu Üretim ve Tüketim, İzmir

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından paylaşılan bu tweet, SKA’lar içerisinde Sorumlu Tüketim ve Üretim’e atıfta bulunuyor ve yine önceki örneklerden ayrılan bazı özelliklere sahip:

  • Tweet metni belediye başkanının yaptığı hizmetlerin tanıtımı gibi görünüyor olsa da birlikte paylaşılan video bunun ötesine geçen bir hikâye sunuyor.
  • Videoda sürdürülebilir tarım uygulamalarına uygun hareket eden İzmirli çiftçileri görüyoruz.
  • Video ile sürdürülebilirlik açısından olumlu davranışlar sergileyen rol modeller görünür kılınıyor ve diğer yurttaşlara örnek gösteriliyor.
  • Bu tweet’in iki hedef grubu var: çiftçiler ve genel halk. Elbette çiftçilerin Twitter’da ne kadar var oldukları sorusu geçerli bir soru.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar), farklı gelişmişlik seviyelerindeki ülkeleri kapsayan, toplamda 17 evrensel amacı içeren bir eylem planını temsil ediyor. Yoksulluğa Son, Erişilebilir ve Temiz Enerji, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği gibi sosyal, kültürel ve çevresel konulara odaklanan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Birleşmiş Milletler’e üye ülkeler tarafından Eylül 2015’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilip 1 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girdi (United Nations, 2015).

Söz konusu amaçlar, 2001 yılında kabul edilen ve Aralık 2015 tarihinde geçerliliğini yitiren Binyıl Kalkınma Amaçları’nı takiben inşa edildi. 2030 yılına kadar ulaşılması hedeflenen bu amaçlar yoksulluğun ortadan kaldırılması, gezegenimizin korunması, tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasının sağlanması, küresel ve yerel sürdürülebilir kalkınma uygulamalarına bir çerçeve oluşturulması hedefiyle belirlendi (Du Pisani 2006, Nilson et al. 2016, Pradhan et al. 2017, Servaes 2021).

Çalışmalarında SKA’ları altı tematik alanda (İtibar, İnsanlar, Gezegen, Ortaklık, Adalet ve Refah) inceleyen Filho vd. SKA’ları ekolojik, toplumsal ve ekonomik hedefler üzerinden değerlendiriyor. Temiz Su ve Sanitasyon, Erişilebilir ve Temiz Enerji, Sorumlu Üretim ve Tüketim, İklim Eylemi, Sudaki Yaşam, Karasal Yaşam gibi SKA’ların doğrudan ekolojik boyutlara; Yoksulluğa Son, Açlığa Son, Sağlık ve Kaliteli Yaşam, Nitelikli Eğitim, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar ile bunların hedeflerinin toplumsal amaçlara odaklandığını belirtiyor. Öte yandan, İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme ve bunların hedeflerinin de ekonomik hedeflere gönderme yaptığını aktarıyor (Filho, Azeiteiro, Alves, Pace, Mifsud, Brandli, Caeiro, Disterheft, 2018, s.134).

17 SKA’nın her biri entegre bir yaklaşıma dayanır ve bir alanda gerçekleşen eylemlerin diğerlerinde sonuçları etkileyeceğini ve kalkınmanın sosyal, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği dengelemesi gerektiğini kabul eder (UNDP). Örneğin; Güney Afrika’da kız çocuklarına yönelik eğitim çalışmaları (SKA#4), sadece kendi hedefi olan eğitimi geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda annelerin sağlık durumlarına (SKA#3’ün bir parçası) olumlu etki edebilir. Bu çabalar aynı zamanda yerel düzeyde yoksulluğun azaltılmasına (SKA#1), cinsiyet eşitliğine (SKA#5) ve ekonomik büyümeye (SKA#8) katkıda bulunabilir (Nilsson, Griggs ve Visbeck, 2016, s.321). 

SKA’ların birbirleri arasında farklı türde ilişkilerinin analizini yaparak sinerji ve çatışma başlıkları altında inceleyen Pradhan vd., SKA’ların birlikte çalışma veya çatışma eğilimlerini anlamanın önemli olduğunu savunuyor. Yoksulluğa Son, Sağlık ve Kaliteli Yaşam, Temiz Su ve Sanitasyon gibi hedefler arasında olumlu etkileşimler bulunuyor.

Biz bu çalışmada ekolojiyle ilgili olan yedi amaca odaklandık:

SKA #6 Temiz Su ve Sanitasyon

SKA #7 Erişilebilir ve Temiz Enerji

SKA #11 Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar

SKA #12 Sorumlu Üretim ve Tüketim

SKA #13 İklim Eylemi

SKA #14 Sudaki Yaşam

SKA #15 Karasal Yaşam

 

Altıncı SKA, Temiz Su ve Sanitasyon, herkes için erişilebilir ve sürdürülebilir bir su yönetimi sağlamayı amaçlar. 2030’a kadar herkesin güvenli ve uygun maliyetli içme suyuna evrensel ve adil biçimde erişimini, aynı zamanda herkesin yeterli ve adil sanitasyon ve hijyen koşullarına erişimini öngörür. SKA 6 ile ilişkilendirilen hedefler güvenilir içme suyu hizmetlerine erişimi artırmayı, hijyen ve sanitasyonu teşvik etmeyi, su kirliliğini azaltmayı, su kullanım verimliliğini artırmayı, sürdürülebilir tatlısu temininin sağlanmasını ve su yönetimi alanında uluslararası işbirliğini içerir. 

 

Erişilebilir ve Temiz Enerji, herkes tarafından güvenilir ve sürdürülebilir enerjiye erişilebilmesini hedefler. Bu amaç, 2030’a kadar evrensel enerji erişimini sağlamayı, yenilenebilir enerjinin payını artırmayı ve küresel enerji verimliliğini iki katına çıkarmayı içerir. Fosil yakıtların kullanımının neden olduğu çevresel etkiler ve enerji yoksulluğu, bu hedefin önemini vurgular. Enerji sektöründeki sürdürülebilirlik çabaları, toplumun daha temiz ve daha erişilebilir enerji sistemlerine geçişini teşvik etmeyi amaçlar.

 

Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, 2030’a kadar şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmayı amaçlar. Bu hedef, uygun fiyatlı konutlara ve temel hizmetlere evrensel erişim, gecekondu mahallelerinin iyileştirilmesi, güvenli ve erişilebilir ulaşım sistemleri, kapsayıcı kentleşme, kültürel mirasın korunması, afetlerle mücadele, çevresel etkilerin azaltılması, yeşil alanlara erişim ve dayanıklı bina inşası gibi kilit unsurları içerir.

 

Sorumlu Üretim ve Tüketim, sürdürülebilir üretim ve tüketim modelleri sağlamayı amaçlar. Bu doğrultuda geliştirilen hedefler arasında, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin işbirliği yaparak Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim İçin 10 Yıllık Çerçeve Programı’nı uygulaması, doğal kaynakların etkin kullanımının sağlanması, küresel gıda atığının ve üretim kayıplarının azaltılması, kimyasalların ve atıkların çevresel olarak sağlam biçimde yönetilmesi gibi konular yer alıyor. Ayrıca, şirketlerin sürdürülebilir uygulamaları benimsemelerini teşvik etmek, kamu ihalelerinde sürdürülebilir uygulamaları desteklemek, bilgi ve farkındalığı artırmak, gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir tüketim ve üretim modellerine geçişini desteklemek ve çevreye zararlı projeler için verilen teşvikleri azaltmak da bu amacın kapsamında yer alıyor.

 

İklim Eylemi, iklim değişikliği ve etkileri ile mücadele için acilen eyleme geçmek üzere gündeme getirildi. Bu çerçevede belirlenen hedefler arasında bütün ülkelerde iklimle ilgili tehlike ve doğal afetlere karşı dayanıklılığı artırmak, iklim değişikliği ile ilgili önlemleri ulusal politikalara ve stratejilere entegre etmek, iklim değişikliği konusunda eğitim, farkındalık ve kapasite geliştirmeyi sağlamak yer alıyor. Amaç; aynı zamanda kadınlara, gençlere, yerel topluluklara ve dışlanmış gruplara odaklanarak en az gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan küçük ada devletlerinde iklim değişikliğiyle ilgili etkili planlamayı ve yönetim kapasitesini artıracak mekanizmaları desteklemeyi de içeriyor.

 

Sudaki Yaşam; okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını korumayı ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmayı amaçlıyor. Belirlenen hedefler arasında karasal kökenli faaliyetlerden kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesi ve azaltılması, deniz ve kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilir biçimde yönetilmesi ve sağlıklı okyanuslara sahip olmak adına harekete geçilmesi bulunuyor. Ayrıca balık stoklarının sürdürülebilir düzeylere getirilmesi, deniz alanlarının korunması, balıkçılık teşviklerinin gözden geçirilmesi ve küçük çaplı balıkçılara erişimin özendirilmesi gibi konular da bu amacın önemli unsurları olarak belirtiliyor.

 

Karasal Yaşam; karasal ekosistemleri korumayı, iyileştirmeyi ve onların sürdürülebilir kullanımını desteklemeyi amaçlıyor. Belirlenen hedefler arasında ormanların, sulak alanların, dağların ve kurak alanların uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülükler doğrultusunda korunması, sürdürülebilir orman yönetiminin yapılması, ormansızlaşmanın önlenmesi, tahrip edilmiş ormanların eski hâline getirilmesi, ağaçlandırmanın ve yeniden ormanlaştırmanın artırılması bulunuyor.

Sonuç

Sonuç yerine tartışılmasında fayda gördüğümüz birkaç konu var.

İlk olarak, bu araştırmaya konu olan dört belediyenin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile ilgili olarak Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımını uygulamadıklarını gördük ki bu bir sürpriz değil. Araştırmayı başlatan ilk gözlemimiz böylece doğrulanmış oldu. Yine de İzmir Büyükşehir Belediyesi Dijital İletişim ekibiyle yaptığımız görüşmede, toplumsal dönüşüm ve davranış değişikliği için belirli hedeflerin olduğunu gördük. Yerel yönetimler yeni yaklaşımlara açık olmakla birlikte nasıl ilerleyecekleri konusunda bilgi birikiminden yoksun.

Yine de ekoloji ile ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın belediyeleri endişelendiren bir konu olduğunun altını çizmek gerekir; nitekim bu belediyelerin sosyal medya iletişimlerine yansıyor. Her dört kentin resmi hesabında bu konuda oldukça önemli miktarda içerik var, ancak bu içerikler “tanıtım/görünürlük” çerçevesinde sunuluyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı hedef kitlelerle diyalog kuracak şekilde, uygun bir mesaj ve biçimle iletmekten ziyade “şehrimiz için güzel şeyler yapıyoruz” anlayışı hakim.

İkinci tartışma konusu Türkiye’deki dört belediyenin ötesine geçiyor ve metodolojik bir soruna temas ediyor. Ekolojiyle ilgili bireysel davranış ve toplumsal normların bir gecede değişmeyeceğinin altını çizmek gerekir. Burada şu soruyu sorabiliriz: Sosyal medya paylaşımlarının analizinden yerel yönetimlerin yürütmekte olduğu iletişim faaliyetinin doğası hakkında ne kadar bilgi edinebiliriz, buradaki değişim potansiyelini nasıl değerlendirebiliriz?

Sosyal medya iletişiminin kendisi davranış değişimi açısından sınırlı bir güce sahip olsa da bu tür bir değişimi hedefleyen daha geniş bir iletişim stratejisinin bir bileşeni olarak benimsendiğinde etkili olabilir ve daha geniş müdahalelerin yolunu açabilir. Sosyal medya herkesi temsil etmese de örneğin bir belediyenin ekoloji temasıyla yürüttüğü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile ilgili sosyal medya iletişimi, izleyicilerin Bilgi, Tutum ve Uygulama düzeyleri (Knowledge, Attitude and Practices – KAP) üzerine yapılan bir araştırmadan hareketle belirli tanımlanmış temalar ve hedef gruplar hakkında bilgi paylaşımına odaklanabilir. Bu senaryoda, bilgi paylaşımı yönelimli sosyal medya iletişimi, müdahale süresinin sonunda tekrar ölçülebilecek hedeflerine gerçekten ulaşabilir. Çalıştığımız örneklemden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Dijital İletişim ekibi ile yaptığımız görüşmeden yola çıkarak, yerel yönetimlerin iletişim çabalarını dayandıracak bir ön araştırma ya da sosyal medya iletişiminin mevcut olanaklarından yararlanabilecek geniş bir değişim odaklı iletişim stratejisinin yürütülmediğini görüyoruz.

Belediyelerin ekoloji ile ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ilişkin sosyal medya iletişimleri oldukça zayıf bir zemine dayanıyor gibi görünüyor. Başka bir deyişle, yerel yönetimler Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim yaklaşımının araştırmaya ve teoriye dayalı doğasından yararlanmıyor. Bir önceki noktada değindiğimiz gibi, bir iletişim stratejisi ancak iyi tasarlanmış biçimlendirici bir ön araştırmayla mümkün olabilir. Bunun için kitlelere uygun kanallar/taktikler belirlenmeli, değişimin engelleri ve kolaylaştırıcıları hesaba katılmalıdır. Örneğin; sosyal medyada gençler için güvenilir influencer’larla çalışmak, kısmi ilgisi olan ancak bilgi birikimi zayıf bireyler açısından etkili bir seçenek olabilir. Ayrıca, bu tür bir ön araştırma, iletişim müdahalelerinin etkisinin zaman içinde izlenebileceği ve değerlendirilebileceği bir temel sağlayacak ve karşılığında kaynakların daha iyi kullanılmasını ve uygulamada gidişatın gözden geçirilmesini sağlayacaktır.

Bu bizi gelecekteki araştırmalar için önerilerimize karşılık gelen son tartışma noktasına getiriyor. Sosyal medya iletişiminin Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği açısından izlenmesi ve değerlendirilmesi diğer bileşenlere göre nispeten daha az gelişmiş bir alandır. Dünyanın farklı yerlerindeki daha küçük ölçekli yaşam alanlarını da kapsayan karşılaştırmalı bir çalışmaya ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Ekoloji, kamusal yaşam üzerinde önemli ve doğrudan sonuçları olan bir konudur. Bununla birlikte, etkileri yalnızca zaman içinde izlenebildiğinden anlık sonuçlar sınırlıdır. Ekonomik zorlukların ve altyapı taleplerinin oldukça önemli olduğu gelişmekte olan bir ülkede, ekolojinin diğer gerçek yaşam sorunlarından daha az önemsendiğini görmek bizim için şaşırtıcı değildi. Aslına bakarsanız burada yapılması gereken çok iş var; biz de İEÜ EKOKENT olarak bunun üzerinde çalışıyoruz. Oluşturduğumuz Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim Araştırma ve Uygulama Grubu’nun yoğunlaştığı konulardan birinin ekoloji olması tesadüf değil, yaşamakta olduğumuz ekolojik sorunlara dair çözüm arayışımızın iletişim ve bilimsel yöntemlerle kesişmesinin zaruri sonucudur. 

Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim, her hedef grupla iletişim kurmak ve karşılığında bilgi, katkı ve geri bildirim almak için çeşitli araç ve yöntemler kullanır. Bu, çeşitli faktörlere dayanır:

  • Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişimin amacı, hedef grupların bilgi, tutum ve uygulamalarını değiştirmek; yerel ve ulusal düzeyde toplumsal değişimi teşvik etmektir. 
  • Kişilerarası, grup ve kitle iletişim kanalları aracılığıyla yayılan tüm yaratıcı mesajlar ve ürünler, hedef kitlenin derinlemesine bilgisine dayalı olarak tasarlanmalı ve uyarlanmalıdır. 
  • Kaliteli Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim, hedef kitleden geri bildirim almak ve ilgili sorunu iyileştirmek için iki yönlü iletişim akışları gerektirir.
  • Tutum ve davranışlardaki değişikliklerin izlenmesi, program hedefleri doğrultusunda tasarlanan iletişimsel müdahalelerin etkisini ölçmeye yardımcı olur.

Yerel yönetimlerin sosyal ve davranışsal değişimi teşvik etmeye yönelik çalışmalarını Türkiye özelinde ele alan bu çalışmadan edindiğimiz bulguların, küresel düzeydeki uygulamalara referansla yerel yönetimlerin birbirinden öğrenme süreçlerine yön göstererek Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişikliği Amaçlı İletişim literatürüne katkıda bulunacağına inanıyoruz.

Referanslar

Abrahamse, W., Steg, L., Vlek, C., & Rothengatter, T. (2005). A review of intervention studies aimed at household energy conservation. Journal of Environmental Psychology, 25(3), 273–291. https://doi.org/10.1016/j.jenvp.2005.08.002

Anwar, Y., & El-Bassiouny, N. (2020). Marketing and the Sustainable Development Goals (SDGs): A Review and Research Agenda. In S. O. Idowu, R. Schmidpeter, & L. Zu (Eds.), The Future of the UN Sustainable Development Goals: Business Perspectives for Global Development in 2030 (pp. 187–207). Springer International Publishing. https://doi.org/10.1007/978-3-030-21154-7_9

Aya Pastrana, N., & Obregón, R. (2023). Harnessing the power of social marketing for sustainable development. International Review of Public and Nonprofit Marketing, 20, 661–692. https://doi.org/10.1007/s12208-023-00382-6

Bryman, A., & Burgess, B. (Eds.). (1994). Analyzing Qualitative Data (1st ed.). Routledge. https://doi.org/10.4324/9780203413081

Duane, S., Duane, S., Domegan, C., & Bunting, B. (2021). Partnering for UN SDG #17: A social marketing partnership model to scale up and accelerate change. Journal of Social Marketing, 12(1), 49–75. https://doi.org/10.1108/JSOCM-10-2020-0200

Du Pisani, J. A. (2006). Sustainable development – historical roots of the concept. Environmental Sciences, 3(2), 83–96. https://doi.org/10.1080/15693430600688831

Gordon, R., Waitt, G., Cooper, P., & Butler, K. (2018). Storying energy consumption: Collective video storytelling in energy efficiency social marketing. Journal of Environmental Management, 213, 1–10. https://doi.org/10.1016/j.jenvman.2018.02.046

Kothari, A., Demaria, F., & Acosta, A. (2014). Buen Vivir, Degrowth and Ecological Swaraj: Alternatives to sustainable development and the Green Economy. Development, 57(3), 362–375. https://doi.org/10.1057/dev.2015.24

Maibach, E., Roser-Renouf, C., & Leiserowitz, A. (2009). Global warming’s six Americas 2009: An audience segmentation analysis.

McKenzie-Mohr, D. (2000). Fostering sustainable behavior through community-based social marketing. American Psychologist, 55(5), 531-537. PMID: 10842434.

Nilsson, M., Griggs, D., & Visbeck, M. (2016). Policy: Map the interactions between Sustainable Development Goals. Nature, 534, 320-322. https://doi.org/10.1038/534320a.

Obregón, R. (2011). “Comunicación, desarrollo y cambio social.” Barcelona: Portal de la comunicación, 3, 285-309.

Obregón, R., & Tufte, T. (2017). Communication, Social Movements, and Collective Action: Toward a New Research Agenda in Communication for Development and Social Change. Journal of Communication, 67(5), 635–645. https://doi.org/10.1111/jcom.12332

Pradhan, P., Costa, L., Rybski, D., Lucht, W., & Kropp, J. P. (2017). A Systematic Study of Sustainable Development Goal (SDG) Interactions. Earth’s Future, 5, 1169–1179. https://doi.org/10.1002/2017EF000632

Schultz, P. W. (2014). Strategies for promoting pro-environmental behavior: Lots of tools but few instructions. European Psychologist, 19(2), 107–117. https://doi.org/10.1027/1016-9040/a000163

Servaes, J. (2021). The Sustainable Development Goals: A Major Reboot or Just Another Acronym? In M. J. Yusha’u & J. Servaes (Eds.), The Future of the UN Sustainable Development Goals: Business Perspectives for Global Development in 2030 (pp. 31–51). Springer International Publishing. https://doi.org/10.1007/978-3-030-69770-9_2

Steg, L., & Vlek, C. (2009). Encouraging pro-environmental behaviour: An integrative review and research agenda. Journal of Environmental Psychology, 29(3), 309–317. https://doi.org/10.1016/j.jenvp.2008.10.004

TÜİK (2023). Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2022. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=49685

UNDP (n.d.) Sustainable Development Goals. https://www.undp.org/sustainable-development-goals

United Nations. (2015). Transforming our World: The 2030 Agenda for Sustainable Development. Retrieved from https://www.un.org/sg/sites/www.un.org.sg/files/files/TWASD%202030%20Agenda%20for%20Sustainable%20Development%20web.pdf

Wakefield, M. A., Loken, B., & Hornik, R. C. (2010). Use of mass media campaigns to change health behaviour. The Lancet, 376(9748), 1261-1271.

Walter Leal Filho, U., Azeiteiro, F., Alves, F., Pace, P., Mifsud, M., Brandli, L., Caeiro, S. S., & Disterheft, A. (2018). Reinvigorating the sustainable development research agenda: the role of the sustainable development goals (SDG). International Journal of Sustainable Development & World Ecology, 25(2), 131-142. https://doi.org/10.1080/13504509.2017.1342103

Uzunoğlu, A., & Karaca, A. (2021). Haber Medyasında İklim Krizi. NewsLab Turkey. https://www.newslabturkey.org/wp-content/uploads/2022/01/rh-10.pdf 

 

Araştırmacılar

Doç. Dr. Altuğ Akın lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi, Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünde tamamladı. İsveç’te ilk olarak aynı alanda Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nde, ardından Stockholm Üniversitesi’nde Gazetecilik Çalışmaları yüksek lisans eğitimleri gördü. Barselona Özerk Üniversitesinde İletişim Bilimleri alanındaki doktora eğitimini tamamladı. Doktora sonrası çalışmalarını UPENN, Annenberg İletişim Okulu’nda gerçekleştirdi. Şu an İzmir Ekonomi Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nde Yeni Medya ve İletişim Bölümünde çalışan Akın akademik kariyerinin yanı sıra aralarında Radyo Eksen, Radikal, Birgün, Express, İsveç Radyosu ve BBC Türkçe’nin de bulunduğu çeşitli medya kuruluşlarına katkıda bulundu. Akın, UNICEF Türkiye’de Toplumsal Dönüşüm ve Davranış Değişimi amaçlı İletişim birimini kurdu, yönetti; Dünya Sağlık Örgütü Avrupa ofisine Risk İletişimi, Toplum Katılımı ve İnfodemi Yönetimi alanında destek oluyor. Akın’ın İspanyolca ve İngilizce’den Türkçe’ye edebiyat çevirileri de mevcut. Başlıca ilgi ve uzmanlık alanları arasında iletişim ile toplumsal dönüşüm/bireysel değişim arasındaki ilişki bulunmaktadır.

Prof. Dr. Burak Doğu İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Yeni Medya ve İletişim Bölümü öğretim üyesi ve EKOKENT Araştırma ve Uygulama Merkezi müdürüdür. Daha önce Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanlığı ve İletişim Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerini üstlenmiştir. 2016-17 yıllarında New York Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde konuk araştırmacı olarak bulunmuştur. Doktora derecesini Ege Üniversitesi’nden almış ve bu esnada Torino Üniversitesi ile Doğu Piemonte Üniversitesinde bir akademik yıl geçirmiştir. Yayınlanmış akademik makaleleri Environmental Communication, Journalism, International Journal of Communication ve Democratization gibi dergilerde yer almıştır. Prof. Dr. Doğu, iletişim ve dijital medya teorileri üzerine dersler vermekte ve bitirme projelerine danışmanlık yapmaktadır. Başlıca akademik ilgi ve araştırma alanları çevre iletişimi, çerçeveleme, toplumsal hareketler ve sosyal ağlardır.

Araş. Gör. Sevda Kaya Kitınur İzmir Ekonomi Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü araştırma görevlisidir. 2011 yılında Ankara Üniversitesi Sinoloji ve Radyo, Televizyon ve Sinema bölümlerinden çift anadal derecesi ile mezun olmuş, lisans eğitimi sonrası Huayu Zenginleştirme Bursu’nu kazanarak Tayvan’da Mandarin öğrenimi görmüştür. Ege Üniversitesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde “Kültür Devrimi Sonrası Çin Sinemasında Kolektif Hafıza Olgusu: Yara/Hasar Filmleri” başlıklı tezini savunarak yüksek lisans derecesini almıştır. Kaya Kitınur, halen aynı bölümde doktora eğitimine devam ediyor ve Marvel hayran topluluklarına odaklanarak transmedya hikâye anlatıcılığı üzerine çalışıyor. Akademik ilgi alanları arasında görsel çalışmalar, kültürel çalışmalar, transmedya hikâye anlatıcılığı ve hayran çalışmaları yer alıyor.