Görsel: Giorgio Montersino
Haber Odası

Savaş muhabirliği: Tehditler ve etik sorunlarla mücadele

0

Savaş muhabirliği, habercilikte uzmanlaşmayı gerektiren zorlu bir dal. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü verilerine göre 2017 yılı sonu itibariyle, son 15 yılda binden fazla gazeteci öldürüldü. Gazetecileri Koruma Örgütü verilerini inceleyince gazetecilerin suikast, saldırı gibi olaylardan daha çok, özellikle savaş bölgelerinde hayatlarını kaybettiklerini görüyoruz. Birçok çatışmanın tarafı, olaylara dair bir karartma uygulayabilmek, hatta propagandasını yapabileceği bir mesaj verebilmek için habercileri hedef almaktan çekinmiyor. Ancak savaş haberciliği sadece hayati risklerle başa çıkabilmekten ibaret değil. Deneyim, yüksek bir fizik kondisyon ve gerekli eğitimleri almış olmak kadar, gazetecilik etiği konusunda da yetkin olmayı gerektiriyor.

İyi savaş muhabirliği barışa kapı aralar

Her ne kadar şiddet görüntüleri, yüksek adrenalinle özdeşleşse de aslında barışın kapısını aralamaya olanak sağlayan ve sakin çalışılması gereken bir alan. Kıymetli olan, bir çatışmanın tarafı olan bir ülkenin yayın kuruluşunda çalışıp, hamasete ve savaş çığırtkanlığına alet olmadan yapılanı. Bilgi sahibi olmayan, propaganda ile zehirlenmiş insanların barış için bir baskı gücü olması da mümkün değil. Savaş ve çatışmalı bölgelerde yapılan iyi bir habercilik, insanların çatışmanın doğasını anlamasını sağlayacak, bir diyalog zemininin taşlarını döşeyecek ve ateşkesten barışa, çatışmayı sonlandırabilecek bir kapıyı aralayacaktır. Dolayısıyla iyi savaş muhabirleri, en az cesaret ve hayatta kalma becerileri kadar, meslek ilkelerine bağlılıklarıyla da kendilerini propaganda yayıncılığı yapan meslektaşlarından ayrıştırırlar. “Etik Gazetecilik Ağı”, çatışma bölgelerinde çalışan habercilerin hassasiyetle uyması gereken gazetecilik kurallarını şöyle sıralıyor:

  • Hikâyenin tüm boyutlarını anlatarak doğru ve adil bir duruş benimsemek; ön yargılara ve ayrımcı yaklaşımlara karşı “ötekilerin” hikâyelerini de işlemek.
  • Çatışmaların insanların yaşamları üzerindeki etkilerini hissettirmek için çalışmak; siyasetçilerin/yöneticilerin nefret uyandırabilecek açıklamalarının ardında hangi amaç ve güdülerin olduğunu sorgulamak.
  • Çatışan tarafların birinin yanında konumlanmadan çatışmanın dışında kalarak uzlaşmacı dile alan açan bir anlatım çerçevesi benimsemek.
  • Yapılan haberlerde provokatif ve/veya propagandif sözcük ve görüntü kullanımından kaçınmak ve nefret dili kullanmamaya özen göstermek.

Savaş haberciliğinin en zorlu olduğu anlar kendi ülkeniz bir savaş, çatışma ya da kapsamlı bir operasyonun içindeyse yaşanır. Öncelikle kendinizi duygusal/ideolojik aidiyetlerden sıyırmadan bir tarafta görmek; “bizimkiler”, “kahraman ordumuz”, “askerlerimiz” gibi ifadeler kullanmak hangi tarafta olursanız olun nesnelliğinizi yitirdiğinizin bir göstergesidir. Ancak zaman zaman böyle yapmanız ve karşı tarafı şeytanlaştırmanız için çalıştığınız kurumlar tarafından üzerinizde bir baskı kurulabilir. Buna direnebilmek, yaşananları mümkün olduğunca farklı kaynakların aktardığı verileri soğukkanlı bir biçimde harmanlayarak aktarmak/aktarmaya çalışmak gerekir. Bir muhabir, nesnellik sağlayabilmek adına genellikle aynı savaşın her iki tarafını da izleyemez; sıcak bir çatışmanın doğası çoğu zaman buna izin vermez. Ancak haber merkezi bu “dengeyi” aynı anda iki karşı cepheye de muhabir görevlendirerek sağlayabilir. Aynı anda olmasa da farklı anlarda iki tarafa yapılacak görevlendirmeler ile de böyle bir denge sağlanabilir. Bu mümkün değilse sosyal medya veya ajanslar üzerinden akan görüntüler harmanlanarak dengeli bir bülten kurulabilir, sayfa yapılabilir. Bir haberci, haber ekibi için aniden patlak veren veya devam eden bir olayı aktarırken tarafsızlığı sağlamak yani olaya ilişkin farklı, karşıt görüşleri toplamak zaman alabilir. Bu durumda, örneğin yorum yapmayı reddeden bir tarafın bulunması, o konunun haberleştirilmesini engellememelidir. Son dakika haberleri genellikle o anda bilinen neyse onun olgulara dayalı bir şekilde duyurulmasıdır; yorum ve tartışma sonradan gelebilir.

Savaş muhabirliğini, diğer habercilik faaliyetlerinden ayıran en önemli unsur elbette bu alanın fiziksel ve psikolojik olarak en zorlu habercilik biçimi olmasıdır. Hayatta kalmak, zorlu koşullarda mümkün olduğunca nesnel bir biçimde verileri aktarmak ve tüm bunları büyük acıların, ölümlerin, yok oluşların gölgesinde gerçekleştirebilmek önemli bir bilgi ve deneyim birikimi gerektirir.

Temel hazırlık ve önlemlere ilişkin evrensel bazı kurallar dışında, herkesin deneyimleri çerçevesinde geliştirdiği bir bilgi birikimi vardır. Farklı dönemlerde ve farklı coğrafyalarda izlenmesi gereken kurallar, savaş ve çatışmaların doğalarındaki farklılıklar gereği değişkenlik gösterebilir. Ben aşağıda ağırlıklı olarak Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Afganistan-Pakistan bölgelerindeki savaş ve çatışma bölgelerinde edindiğim deneyimlere dair notları dört maddede aktarmaya çalışacağım:

Hazırlık

Habercinin çalışma sahası olan bölgenin tarihine, kültürüne ve o bölgedeki güncel gelişmelere aşina olması beklenir. Bu nedenle gündem dışında da olsa, o bölgeye ilişkin sürekli bir okuma ve izleme yapıyor olmak gerekir. Varsa, o bölgede yaşayanlar ya da o bölge konusunda bilgi sahibi kontaklarla (yerel gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler, askeri-milis kontakları, daha önceki seferlerde tanışılan isimler vs.) teması sürdürmek, birincil kaynaklardan bilgi almak, âni gelişebilecek olaylar konusunda hazırlıklı olmak için önemlidir. Haberin geliştiğini görünce, uluslararası ajans ve diğer haber kurumlarının haber metinlerini daha ayrıntılı okumak, bölgeye ve şartlarına görsel aşinalık kazanmak için güncel görüntüleri izlemek, fotoğrafları taramak gerekir. Yaşanan sürecin doğasını anlamak için salt bir tarafın yaklaşımını, öne çıkaran kaynakları değil, aynı zamanda farklı bakış açılarına sahip kaynakları taramak da önemlidir. Bunun için konuyla ilgili sosyal medya etiketleri üzerinden, dijital ortamda yaşanan tartışmayı izlemek de oldukça faydalı bir hazırlık sağlar.

Henüz bir yolculuk gündemde olmasa da her an gidecekmiş gibi bölgeyi, yolları, yolculuk olanaklarını, barınma olanaklarını incelemeye, mihmandar ve çevirmen aramaya başlamak ve gerekiyorsa rezervasyonları/anlaşmaları erken aşamalarda yapmak, bir kriz anında herkesin o bölgeye yöneleceği düşünüldüğünde, biletsiz, otelsiz kalmamayı, birlikte çalışılabilecek deneyimli mihmandarları kaçırmamayı sağlar. Bir çok deneyimli haberci, her an yola çıkabilecekmiş gibi temel ihtiyaçlarını sığdırdığı bir çantayı da daima hazır tutar.

İlginizi çekebilir:  Journalism++ ekibinden Jens Finnäs: Gazeteciler teknolojiden korkmasın, kodlama öğrensin

Yola çıkış

Elbette savaş-çatışma bölgesinde görev yapacak her habercinin çelik yelek ve miğferi/kaskı olmalı ve bunlar çatışma bölgesinde mümkün olduğunca çıkarılmamalı. Ancak daha önce de değinildiği gibi, her bölgedeki çatışmanın karakteri farklı ve zaman zaman bazı ezberlerden vazgeçmek gerekebileceğini de düşünmek gerekiyor. Örneğin, keskin nişancıların bulunduğu bir çatışma ortamında taktığınız miğfer uzaktan siluetinizi gören nişancının sizi bir asker sanmasına ve dolayısıyla öncelikle hedef almasına yol açabilir. Ancak bunun gibi bazı istisnai durumlar dışında çelik yelek ve kaskın bugüne kadar çok sayıda habercinin hayatını kurtardığını unutmamak gerekiyor. Hazırlanacak çanta çok ağır olmamalı; kıyafet seçiminde önemli olan şık olmak değil, işlevsel ve gidilen bölgedeki iklime göre giyinmek. Asker ya da milis üniformalarına benzeyen kıyafetlerden kaçınmak gerekir. Ayrıca ayakkabı seçimi çok önemlidir. Alanda çoğu zaman uzun ve tempolu yürüyüşler yapılabiliyor. Üstelik sizi yarı yolda bırakacak ve rahatsız bir ayakkabıyla gerektiğinde kaçamazsınız. Korumalı olması nedeniyle bot çoğu ortamda tercih edilebilir. Çantada gerekli ilaçlar (ağrı kesici, ateş düşürücü, ishale karşı haplar, bandaj, yara bandı, tentürdiyot vs.), çok amaçlı çakı, otele gidildiğinde konaklanan odada güvenliği artırmak için kapı ya da cama koyulabilecek sensörlü küçük alarm ya da kilitler de bulundurulabilir. Gidilen ülkeye uygun priz adaptörü ve elektrik olmayabileceği hesaba katılarak şarjı uzun süre dayanan telefonlar ya da uydu telefonu da merkezle iletişimin kesilmemesi için önemlidir. Çatışmalı bölgelerde alınabilecek elektronik ve dijital güvenlik önlemleriyle ilgili ayrıntılı bilgileri içeren yazı burada bulunabilir. Tercihen beyaz bir fular da tahmin edilenden çok işe yarayan bir aksesuardır. Herhangi bir yaralanmada tampon ya da turnike mekanizması olarak kullanılabilir, toz fırtınasında yüze kapatılır ve gerektiğinde beyaz bayrak olarak faydalanılabilir.

Varınca

Gideceğiniz bölgede çalışabilmek için gerekli izinleri aldığınızı ve havalimanından ya da sınır kapısından sizi karşılayacak mihmandarınızla anlaştığınızı varsayalım. Havalimanı ya da sınır kapısından geçişte habercilik malzemelerinizi (kamera, fotoğraf makinası, yayın cihazı, bilgisayar, vs.) içeriye sokmakta bir zorlukla da karşılaşmadıysanız otelinize (gittiğiniz yerde bir tane varsa tabii) yerleşebilirsiniz. Sokak protestoları gibi toplumsal eylemlerin olduğu yerlerde, eylem merkezine yakın ancak güvenli bir otel hem olayları sürekli ilk elden takip edebilmenizi sağlar, hem de gerekirse balkonu/terası bir yayın noktası olarak kullanılabilir. Ancak özellikle savaş bölgelerinde hedef alınabilecek otellerden kaçınmak gereklidir. Bir tarafın sürekli toplantılar düzenlediği, bir araya geldiği oteller, kaynağa yakın olmak açısından iyi olsa da hedef alınabileceği unutulmamalıdır. Gözden uzakta bir konaklama olanağına başvurmaktansa, başka habercilerin de bulunduğu bir otelde konaklamak hem güvenlik, hem de gerektiği anlarda dayanışma sağlamak açısından olumludur. Bazı yerlerde sizi misafir etmek isteyenler çıkacaktır. Bu, bazı güvenlik sorunlarına yol açabilir, ayrıca yanıt vermeden önce onların programına ve kaynaklarına tabi olmayı isteyip istemediğinizi değerlendirmelisiniz.

Gittiğiniz bölgede, size rehberlik edecek, gerektiği takdirde sizi haber için görüşmek istediğiniz kişilerle tanıştıracak ve hatta çevirmenliğinizi yapacak bir mihmandar ihtiyacınız olacaktır. Daha önce böyle bir bağlantı kuramadıysanız, diğer habercilerin referansları doğrultusunda önerilen isimlere yönelmeli, bu konuda tecrübesi olan isimlerle çalışmalısınız. Kötü bir mihmandar sadece habercilik çabanızı sekteye uğratmaz, aynı zamanda can güvenliğinize ilişkin sorunlara yol açabilir. Sıcak bölgeye gittiğinizde kurumunuzun hızla haber çıkarmanız yönündeki beklentisi üzerinizde baskı oluşturmamalı. İlk göreve çıkmak için acele etmemek; bölgeyi, insanları, çatışmanın koşullarını, tarafları tanımak, yolları bilmek gerekir. Kullanılan bayraklardan, kollara bağlanan kurdelelere, üniformalara, askeri araçlara kadar sizi çevreleyen koşullara aşinalık gerekir. Ancak bu konularda temel bir bilgi sahibi olduktan sonra rahat ve güvenle hareket edebilirsiniz.

Olayı takip ederken

Çatışma bölgesine giderken haber değil, güvenliğiniz ön plandadır. Olası riskleri belirleyin, olaylar umduğunuz gibi gelişmezse ne yapacağınıza dair mutlaka bir çıkış planınız olsun. Etrafta sıra dışı bir sessizlik ve tenhalık tespit ederseniz temkinli olun, orada insanlar ve canlıların barınamayacağı şeyler yaşanıyor demektir ve tehdit henüz ortadan kalkmamış olabilir. Yaptığınız yolculuklar konusunda haber merkezini düzenli olarak bilgilendirin. Gerekirse kaçırılma, gözaltına alınma gibi durumlarda kullanacağınız bir “güvenli kelime” belirleyin ki baskı altında yaptığınız bir konuşmada dahi tehlikede olduğunuzu anlayabilsinler. Çatışma bölgesinde patlamamış bombalara, bubi tuzaklarına karşı dikkatli ve duyarlı olmak gerekir. Mümkünse kapalı, terk edilmiş yerlere en önden giren siz olmayın. Sizi bazı yerlere götürmek isteyenler olabilir, temkinli olun. Risk içeren eylemleri en baştan değil, bölgeyi, insanları tanıdığınızda daha sonraki günlere planlayın. Meslektaşlarınıza bölgeye dair deneyimleriyle ilgili, bölge halkına yaşananlarla ilgili soru sormaktan çekinmeyin. Ve elbette mümkünse farklı tarafları dinlemekten, gerekli olduğu takdirde görüşlerini yansıtmaktan vazgeçmeyin.

Bazı haberler bekleyebilir. Eğer bir haber siz sıcak bölgedeyken yayınlandığında başınız derde girecekse güvenliğinizi riske etmeyin. Gerekiyorsa haber merkezine yayın için güvenli bölgeye geçmenizi beklemesini söyleyin. Bir diğer önemli kural: Çalıştığınız bölgedeki insanları riske atmayın. Savaş bölgelerinde 5N1K kuralı yer yer terk edilebilir. Unutmayın, o haberleri çatışmanın diğer tarafı da izliyor. Özellikle konuştuğunuz kişilerin kimliklerini ve yerlerini açığa çıkaracak ayrıntıları, eğer onların can güvenliğini tehdit edecekse, kullanmaktan kaçının. İnsanların onayını almadan çekim yapmayın, vazgeçerlerse röportajlarını yayınlamayın. Siz gittikten sonra da o insanların o tehdit altında yaşamlarını sürdüreceklerini unutmayın.

Can Ertuna
Ankara doğumlu, lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ'de tamamladı. Yaklaşık 15 yıldır televizyon haberciliği yapıyor. CNN Türk ve NTV'de görev yaptığı sürede ağırlıklı olarak savaş ve çatışma bölgelerinde görev yaptı. 'Arap İsyanları Güncesi' adlı bir kitabı var. Galatasaray Üniversitesi'nde 'Medya ve İletişim Çalışmaları' alanında doktora derecesi sahibi. Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim üyesi.