Bilgi Güvenliği

Sahadaki gazeteciler için mahremiyet araçları

0

“Kitlelerin örgütlü alışkanlıklarının ve görüşlerinin bilinçli olarak ve akıllıca manipülasyonu demokratik bir sistemin temel özelliğidir.”*

Türkiye’de gazetecilik, yıldırmaların, itibarsızlaştırmaların ve baskıların dışında dijital anlamda da sıklıkla gözetlenen bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Gazeteciler, daha doğrusu tüm medya çalışanları için iletişim/bilgi güvenliği en önemli konulardan biri hâline geldi. Öte yandan, güvenlik için önemli şartlardan biri şüphe ise diğeri de biraz olsun paranoyak olmaktır. Türkiye’de her ikisine de sahip olmak için bütün şartlar uzun zamandır zaten mevcut. Bilgi güvenliği bölümünde pratik birçok içerik var, ben de burada, doğrulama kavramına biraz değindikten sonra sahadaki gazeteciler için birkaç mahremiyet aracından bahsetmek istiyorum.

Doğrulama ve koruma

Doğru, farklı kaynaklardan kontrol edilen ve onaylanan, kısaca bir “doğrulama” sürecinden geçen bilgi nasıl kitlelere yayılıyorsa, sahte ya da yanlış bilgi de ister basılı medyada ister yeni medya ortamında aynı şekilde ve benzer şartlarda yayılıyor. Hatta sahte içerikler kriz anlarında çok daha hızlı yayılıp kitlelerce kabul edilen bir bilgiye dönüşebiliyor. Sahte içeriklerin yayılmasının birçok farklı yolu ve yöntemi var fakat, öncelikle bunların çoğunun bilinçsizlikle ve kriz anlarındaki duygusal faktörlere bağlı olarak yayıldığını belirtmemiz gerekiyor. Yalan haberlerin yayılma durumunu ikiye ayırmakta fayda var: Birincisi bilinçsizlik ve duygusallık, ikincisi ise kitle manipülasyonu amacıyla bilerek yapılan yöntem. Saydığımız ikinci durum, Türkiye’de son zamanlarda sıkça söz edilen ve üzerine birkaç ciddi araştırma da yapılan trol kavramı ile ortaya çıkmakta. Bu konuyla ilgili Donara Barojan‘ın temel teşkil eden yazısının çevirisini okuyabilirsiniz. İşte gazeteciler açısından da bilgiyi korumak, doğrulanmış bilgilerle çalışmak ve sahada görev yaparken kaynağı korumak çok elzem bir mesele.

Ben gazeteci değilim, ama gazetecilik konularına kafa yoran, yurttaş gazeteciliği eğitimi almış, kısa bir süre yerel gazetede çalışmış, akademik anlamda yazan, gazetecilere ve iletişim öğrencilerine elimden geldiğince dijital güvenlik ve diğer yeni medya meseleleri konusunda bildiklerimi aktarmaya çalışan ve yenilikleri öğrenmeye çalışan biriyim. Bu sebeple öğrendiğim ve kullandığım birkaç aracı size tanıtmak istiyorum. Bu yazıya ek olarak, çatışmalı bölgelerde uzun yıllar çalışmış olan Can’ın yazısını da okumanızı öneriyorum.

Bilgiyi şifrelemek, şifresini çözmekten daha kolaydır

Wikileaks’ten Julian Assange’ın “Bilgiyi şifrelemek, şifresini çözmekten daha kolaydır” sözü dijital güvenlik meselesinde bize her zaman rehber olmalı. Çünkü temel dijital güvenlik önlemlerini almak gerçekten oldukça basit. Mahremiyetimiz için en önem vermemiz gereken cihazlardan biri, her an yanımızda olan ve tüm verilerimizin içinde depolandığı akıllı telefonlarımız. İki adet telefon uygulamasından bahsedeceğimiz Guardian Project de meseleye cep telefonlarımız üzerinden bakmış ve telefonlarımızın “hayatlarımızı değiştirebilecek” korkunç kapasitesinden bahsetmiş. Aklımızdan çıkarmamamız gereken, hem bireysel anlamda gazetecilerin güvenliği, hem gazetecinin alanda çektiği fotoğraf ve videolardaki güvenlik hem de ona haber gönderen kaynak ile ilgili olan iletişim güvenliği. İlk uygulamamız CameraV.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi son zamanlarda internet üzerindeki en önemli olaylardan biri dezenformasyon ve doğrulama. İşte CameraV tam da bu noktada hem muhabirler/gazeteciler için hem de gündemi takip eden vatandaşlar için imdada yetişiyor. CameraV, en başta doğrulanabilir fotoğraflar/videolar çekmemize ve bunları paylaşmamıza yarıyor. Çektiğimiz bu fotoğrafları/videoları güvenli ve gizli(şifreli) bir şekilde tutabilmemiz, uygulamanın bir başka önemli özelliği. Doğruluğun ve kanıtlanabilirliğin bir göstergesi olarak CameraV, medya ögesinin metadata’sını da (metadata, “bilginin bilgisi” olarak tanımlanır ve bir bilginin tanımlanabilir ögeleri olarak açıklanır) JSON formatında paylaşmamızı sağlıyor. Tabii ki bu uygulama açık kaynak kod/özgür yazılım olarak şeffaf bir şekilde kullanıcılarını bekliyor.

CameraV uygulamasını F-driod ve Google Play üzerinden telefonunuza indirip kurabilir ve kolayca kullanmaya başlayabilirsiniz. Bu uygulama aynı zamanda doğrulama işi yapan kurumlar için de fayda sağlıyor ve doğrulama sürecini hızlandırıyor. Işık, pusula, sıcaklık ve konum gibi bilgileri metadata’ya dönüştürüp bunu paylaşmaya olanak veren uygulama, internette yoğun olarak dolaşan sahte bilgilerin de önüne geçmeyi deniyor.

Sıradaki Guardian Project uygulamasının ismi ise ObscuraCam. Bu uygulama Android telefonlara kurulan ek bir kamera aslında. Kalabalık bir ortamda çektiğiniz bir fotoğrafta ya da videoda, oradaki insanların coğrafi konum verilerini, bir bakıma o kişinin rızası dışında kimliğini deşifre etmiş oluyorsunuz. Ve bildiğiniz gibi Google, Facebook gibi şirketler “suratları” tanıyor ve bizden onların kim olduklarını öğrenmek istiyor. İşte ObscuraCam, çektiğiniz fotoğraflarda/videolarda insanların yüzlerini piksellemenize yarıyor. Gazeteciler açısından kaynağın gizliliği ve vatandaşın mağduriyetleri düşünüldüğünde gayet işe yarayan basit bir uygulama. İnsan hakları kavramı içinde de değerlendirebileceğimiz bu uygulama bir özgür yazılım projesi.

Bu uygulama, uzun yıllardır insan hakları ve video aktivizm faaliyetleri yürüten Witness ile birlikte geliştirilmiş. İnternette insan hakları kavramının konuşulduğu bu zamanlarda, gazetecilik açısından bu hakların dijital anlamda korunması, özellikle Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte geliştirilecek bu tarz somut projelerle hak ettiği ilgiyi görecek. ObscuraCam uygulamasının sunduğu uzun süreli çözümlerden biri de, AB’de uzun zamandır tartışılan “unutulma/silme hakkı” kavramına işe yarar bir öneri getirmesi, bir yandan da imajı üreten kişiyi/gazeteciyi koruması. Herhalde kimse yüzünün bir üçüncü sayfa haberinde, alakasız bir şekilde orada görünmesini istemez?

Bu tarz uygulamalar kullanıldıkça, yayıldıkça ve basın kuruluşları bu çabalara sahip çıktıkça, doğru ve güvenilir bilgilerin/haberlerin okunması, yeni iş modelleri tartışmasında da bizi başka bir seviyeye taşıyacaktır.


*Bernays, Edward (1928), Propaganda, New York: Horace Liveright Inc.

Şevket Uyanık
Lisans eğitimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Sosyolojisi bölümünde yüksek lisans tezi çalışmalarına "Müzikte Telif Haklarının Sosyal ve Ekonomik Yansımaları: Alternatif Lisans Modelleri“ konusuyla devam etmektedir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde doktora dersleri de alan Uyanık, akademik çalışmaları kapsamında birçok makale yayınlamış, altı adet kitap bölümü yazmış, ulusal ve uluslararası konferanslarda konuşmacı olarak yer almıştır. İş yaşamındaki, yerel gazetecilik, öğretmenlik, radyo yayın teknisyenliği tecrübelerinden sonra Habitat Derneği'nde iletişim koordinatörü olarak çalışmıştır. Müzisyen olarak farklı gruplarla konserlere çıkmış, albüm ve klip çalışmalarında yer almıştır. Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu 2015 mezunudur. İstanbul'dan İzmir'e göç eden Uyanık, iletişim uzmanı ve eğitmen olarak Sivil Toplum Kuruluşları’na destek vermekte, AB projelerine iletişim danışmanlığı yapmakta, Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 gibi farklı platformlarda yazmakta ve Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği'nin yönetim kurulunda yer almaktadır.

İnternetin toplumsal etkileri üzerine iki medya profesöründen hatırlatmalar

Önceki içerik

Füsun Nebil: Ekonomik durum bize fazla yenilik yapma şansı bırakmıyor

Sonraki içerik