2019'a girerken

“Sağlıklı” haber ve yavaş gazetecilik

0

Hollanda merkezli De Correspondent’ın kurucusu Rob Wijnberg, günümüz haberleri için “fast food” benzetmesi yapıyor: “Fast food vücudumuza ne yapıyorsa haber de aklımıza aynısını yapıyor… Haber sağlığımızı tehdit ediyor, hem birey hem de toplum için kötü.” Wijnberg’in de dikkat çektiği üzere, görsel, yazılı, çevrim içi tüm haber kanalları bir şekilde dünyada neler olduğunu aktarma sözü veriyor. Ama günün sonunda en sansasyoneli, en sıra dışı olanı veriyor. Bunu yaparken bir de son dakika alarmlarıyla izlenme, okunma, tıklanma rekoru peşinde rakamları kovalıyor. Haber, haber olmaktan çıkıyor. 

Hackastory, gazetecilik alanında uzmanlaşmış bir kreatif ajans. Haber merkezlerini geleceğe hazırlarken, üzerinde durdukları ilk temel soru şu: “Okurunuz kim?” Aldıkları yanıt ise çoğu zaman: Herkes. Geniş kitlelere ulaşma arzusunun artık işe yaramadığını söylüyor Hackastory ekibi ve “Okurunuzu, hedef kitlenizi tanıyın,” diyor. 

7/24 yayıncılık ve son dakika haberler serisinin panzehiri olarak ortaya çıkan yavaş gazetecilik anlayışı, güvenilir haber arayışında okur için alternatif kaynak hâline geldi. Yavaş gazetecilik (slow journalism) anlayışını benimseyen birçok platform geçtiğimiz senelerde yayına geçti. Trump sonrası artan dijital abonelik trendi dijital doğan mecraların yeterli okur sayısına ulaşması yolunda olumlu bir gelişme olsa da, sektörde ve toplumda bu anlayışın yaygınlaşması yolunda atılacak adımlar var. 2019’da şu konular üzerinde daha çok tartışılacak gibi:

1. Yeniliğe açık olma

Geleneksel medyayı çevrim içi medyadan ayrı tutmak artık mümkün değil. Dolayısıyla bunları iki ayrı gazetecilik biçimi gibi değerlendirmek de sektörü ayrıştırıcı ve gazeteciliğe bakış açısını daraltan bir yaklaşım. Dijitalleşmenin kaçınılmaz olduğu bir gerçek, fakat bunu pasif bir kabullenişten öteye geçirmek bizim elimizde. Gazeteciliğin temel ilkelerini, etik kurallarını unutmadan ve ihtiyaç duydukça bunlara yenilerini ekleyerek dönüşümün aktif bir parçası olmak sektörün geleceği açısından önemli.

Önümüzdeki senelerde bu dönüşüm sürecinde neler yapmamız gerektiğini daha çok tartışacağız. Biz NewsLabTurkey olarak tüm paydaşlarımızla bu tartışmayı 2019’da da devam ettireceğimizi şimdiden söyleyebiliriz. 

2. Medyada dayanışma 

Dijital araçların sağladığı imkânlar gazeteciler için ek bir yük ve stres kaynağı da olabiliyor aynı zamanda. Haberi en hızlı verme yarışının içinde haberin kalitesi düşerken, yalan haber tuzağına düşme riski de artıyor. Tüm bu yarışı bir kenara bırakıp, haberi yavaşlatmak ise medya patronları arasında bir uzlaşı gerektiriyor. 

7/24 yayın yapan televizyonlar arasındaki rekabet ortamında bile muhabirler arasında bir dayanışma var. Bu dayanışma örnek alınabilir ve rakip mecraların yönetimleri hep birlikte hareket ederek kaliteli haberciliği yaygınlaştırabilir. 

3. Daha az ama kaliteli haber 

İşte tam da bu noktada, daha az ama kaliteli haber devreye girecek. 2019’da bu ne kadar yaygınlaşır kestirmek zor. Alternatif mecralar ve tabii büyük medya şirketleri abonelik ve bağış yoluyla ekonomik modellerini devam ettirebildiklerini kanıtlarlarsa bu sene, değişim de hız kazanacaktır. 

4. Güvenin yeniden inşa edilmesi

Az ve öz içerik okurun güvenini de kazanma yolunda önemli bir adım olacak gibi görünüyor. Birbirini tekrar eden haberlerden yorulan okur/izleyeci artık kaliteli haber görmek istiyor. Dijital mecralarda artan abonelikler de bunun bir kanıtı. 

5. Okurla bağı güçlendirme

Okur kazanmak sadece “para eşittir haber” gibi basit bir denklemle kurulamıyor. Bir diğer deyişle, abone sayısını artırmak okuru kazanmak anlamına gelmiyor. Okuru kazanmak için, kendisini haber süreçlerine bir şekilde dahil etmeniz ve bir topluluk yaratmanız gerekiyor. Belki de 2019, topluluk gazeteciliği açısından The Guardian ve De Correspondent gibi modellerin sayıca arttığı bir sene olur. Bu alanda adını en sık duyacağımız platform ise Hollanda merkezli De Correspondent’ın İngilizce ayağı The Correspondent olacak. Kurulum için en başta hedefledikleri 2,2 milyon Euro’yu da aşarak, 46 binin üzerinde bağışçıyla 2,6 milyon Euro topladılar. Şimdi hedefleri 2019 ortalarında İngilizce haber merkezini hayata geçirmek. Gözler The Correspondent ve yavaş gazetecilik modelinde!

Sergül Taşdemir
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans, Sciences Po Paris'te Avrupa Çalışmaları üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ardından CNN Türk'te istihbarat ve dış haber muhabirliği yaptı. Şu an Galatasaray Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Çalışmaları alanında doktora yapıyor. Tezini medya etiği ve kozmopolitanizm üzerine yazıyor.