Ne Okuyoruz

Robot gazeteciler, az bilginin tehlikeleri, gazeteciliğin geleceği

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta her zamankinden de dolu bir “Ne Okuyoruz” bölümümüz var. Robot gazeteciler, Spotify’ın podcast alanındaki yeni hamleleri, az bilginin riskleri, serbest gazetecilerin dünya genelindeki koşulları ve daha fazlası.

“Haftanın Odağı”nda ise konumuz gazeteciliğin geleceği. Özellikle son zamanlarda giderek artan geleceğe dönük tartışmalara nasıl bakmalı, gazeteciliğin geleceği üzerine kimler ne diyor ve en önemlisi eğer gelecek üzerine düşünmek istiyorsanız nasıl bir yaklaşımı benimsemeli gibi sorulara cevap olacak bir derleme hazırladık. 

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Who Pays Writers’da toplanan veriler üzerinden yapılan araştırma, en çok telifin hangi türdeki işlere verildiğini de gösteriyor. Yukarıdaki tabloya göre “feature article” dediğimiz türdeki yazılar açık ara en çok telifi getirenler. (Kaynak)

Bu Hafta Ne Okuduk?

ROBOT GAZETECİLER BURADA: Ama beklediğimiz gibi değil. En azından yakın bir gelecekte gazetecilerin yerini bir yapay zekânın alması mümkün görünmüyor. Ancak gazetecilerin işlerini daha iyi yapabilmesi konusunda fazlasıyla yardımcı olacakları kesin.

New York Times’ın yayınladığı haber, Bloomberg, Washington Post, Associated Press ve diğer büyük haber odalarında yapay zekâ teknolojilerinin nasıl kullanıldığını incelemiş. Bir kısmı daha önceden de gördüğümüz, daha veriye dayalı haberlerin (şirketlerin dönem raporları, spor müsabakaları gibi) özetlerinin yazılması. Giderek daha öne çıkan bir diğer kullanım alanı ise büyük verilerin önce özel programlanmış yapay zekâlara inceletilmesi ve onların dikkate değer ya da normal dışı gördüklerini gazetecilere bildirmesi. Bu sayede uzun raporları ya da karmaşık rakamları incelemekle vakit ve enerji kaybetmeyen gazeteciler bu dikkat çekici noktaların haber değeri olup olmadığına ve ne anlama geldiklerine odaklanabiliyorlar.

Bu elbette özellikle veri odaklı alanlarda araştırmacı gazetecilik yapanlar için büyük bir fırsat. Verinin kendisini ayıklamakla uğraşmadıkları için, haberin özüne dönük daha detaylı araştırmalar yürütmek için daha fazla vakitleri oluyor. Zaman içerisinde bu araçların gelişmesiyle yapay zekâ-gazeteci ortaklığıyla ve bunun eseri olan büyük haberlerle daha sık karşılaşacağız gibi görünüyor.

SPOTIFY PODCAST DEVLERİNİ SATIN ALIYOR: Geçtiğimiz haftalarda Spotify’ın podcast alanına ciddi yatırımlar yapmak istediğine dair haberleri sizlerle paylaşmıştık. Bu adımlar beklediğimizden hızlı bir şekilde gerçekleşmeye başladı ve podcast ekosisteminin geleceğine dair de önemli bir tartışmanın ortaya çıkmasına neden oldu.

Spotify, 6 Şubat’ta yaptığı açıklama ile ABD’nin büyük podcast ağlarından birisi olan Gimlet’i ve kolay bir şekilde podcast kaydetme, yayınlama ve dinleme uygulaması olan Anchor’u satın aldığını açıkladı. Bu ikisi için Spotify’ın ne kadar ödeme yaptığı bilinmiyor ama öncesinde yayılan dedikodularda Gimlet için yaklaşık 230 milyon dolarlık bir rakam konuşuluyordu.

Peki bu yatırımların podcast ekosistemi için nasıl bir etkisi olabilir? Podcastin en büyük avantajlarından birisi isteyen herkesin dilediği gibi üretmesi, yayması ve dinlemesi mümkün olan bir platform olması. Ne var ki Spotify gibi büyük oyuncuların bu alana girmesi muhtemelen Apple ve Google gibi devleri de harekete geçirecek. Elbette tüm bunlar podcast sektörü için olumlu sonuçlar doğurabilir fakat beraberinde bir merkezileşmeyi ve bölünmeyi de getirmesi söz konusu. “Walled-garden” dediğimiz sadece belirli bir alana hapsedilme riski, bildiğimiz anlamda podcastin sonu olabilir. Sadece Spotify’a ya da Apple Podcast’e hapsedilen podcastler gibi bir durumla karşılaşmamamız için de bu alanda üreten ve çalışanların atacakları adımlara dikkat etmeleri gerekiyor.

JEFF BEZOS PAPARAZZİLERE KARŞI: ABD’li magazin yayını National Enquirer bir süredir Jeff Bezos’un eşini aldatması ve boşanmasına dair haberleriyle öne çıkıyordu. Bilmeyenler için Jeff Bezos şu anda dünyanın en zengin insanı olarak anılan Amazon’un kurucusu ve The Washington Post’un sahibi olan isim. National Enquirer’ın yaptığı haberlerin arka planına dair ilginç detaylar geçtiğimiz günlerde Bezos’un Medium üzerinden paylaştığı bir blog postu ve buna eklediği e-postalarla ortaya çıktı. Bezos’un paylaştıklarına göre Enquirer ve yayının sahibi olan AMI isimli şirket, Bezos Enquirer’a yayınlanan fotoğraflara ilişkin açtığı soruşturmayı sonlandırır ve Enquirer’dan özür dilerse bu fotoğrafları yayınlamamayı teklif ediyor.

Burada tartışmanın birçok farklı boyutu var. İlki magazin gazeteciliği alanının bir türlü bitmeyen etik problemleri. Özel hayatın gizliliği ve elde edilen bilgilerin şantaj amaçlı kullanılması gazetecilik etiğiyle ne kadar bağdaşıyor sorusu bir yanda dururken bu blog postuyla birlikte Enquirer’ın aslında bu taktiği başka birçok kişiye ve daha güçsüz insanlara karşı da kullandığına dair haberler dile getirilmeye başlandı. 

İkinci nokta, Bezos’un Enquirer üzerinden kendisine dair yapılan bu haberlerin arkasında Trump’la olan anlaşmazlıklarının olduğunu ve bunun kendisine yönelik bir karalama kampanyası olduğunu söylemesi. Bu da elbette olaya bir ünlünün özel hayatı olmanın da ötesinde bir boyut getiriyor. Washington Post’un Trump’a karşı eleştirel bir gazetecilik yapıyor olmasının sonucunda Trump’ın böyle bir cevap vermeyi düşünmesi ya da doğrudan o yapmıyorsa bile destekçilerinin bu yola başvuruyor olması, ilerleyen zamanlar için çok ilginç gelişmelere işaret ediyor.

Son olarak da Bezos’a hak verip destekleyenlerin bazılarının bu desteği abartarak dolaylı bir şekilde de olsa Amazon Web Services’i kullanan Enquirer’ın web sitesini silmesini önermesi konusu var. Elbette Bezos böyle bir şeyi ima bile etmedi fakat bu olay internetin ne kadar büyük bir kısmının yalnızca birkaç kişinin kontrolünde olduğunun da acı bir hatırlatıcısı oldu.

İlginizi çekebilir:  Google News'in değeri, "deepfakes", dünya basınında Çin

AZ BİLGİ TEHLİKELİ OLABİLİR: Birçoğumuz internette haberlere bakarken, özellikle de sosyal medyada bakıyorsak önce başlıkları ve özet kısmını okuyoruz. Bu, haberin konusunu ve yaklaşık olarak içeriğini anlamak için önemli ama bununla sınırlı kaldığımız zaman iş tehlikeli bir hâl almaya başlıyor.

Research & Politics isimli akademik dergide yayınlanan yeni bir çalışma, özellikle Facebook haber akışında haberlerin yalnızca bu özet kısmını okumanın nasıl tehlikeli sonuçları olabileceği üzerine yoğunlaşıyor (PDF). Araştırmaya göre, yalnızca bu özet kısımlarını okumak öğrenmenin gerçekleşmesi için yeterli olsa da, sadece burayı okumakla yetinenler haberlerin konusuna ve içeriğine dair daha fazla bilgiye sahip oldukları gibi bir yanılgıya kapılabiliyorlar. Yani haberi okumadan o konuda bilgi sahibi olduklarını düşünebiliyorlar. Bir de bu özetlerin sahte haber üreten siteler ve tık toplamak için abartılı başlık ve özet yazan haber siteleri tarafından nasıl kullanıldığını düşündüğümüzde bu eksik öğrenmenin nasıl tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini tahmin etmek zor değil.

VOX İLGİNÇ BİR ÜYELİK SİSTEMİ DENİYOR: Birçok haber platformu, kitlesini inceliyor ve onların ürettikleri işlerin karşılığında para ödemeleri için en ideal yöntemi bulmaya çalışıyor. Bu süreç içerisinde de daha önce kimsenin aklına gelmeyen farklı projeler ortaya çıkabiliyor.

Vox, bu üyelik yöntemini video üzerine odaklamayı tercih etmiş. Vox Video Lab adıyla başlattıkları proje tamamen ürettikleri video içeriklere ve bunların üretim sürecine odaklanıyor. Ayda 5 dolar seviyesinden üye olanlar çekim sürecine dair videolara, ekibin diğer video tavsiyelerine ve buna benzer içeriklere erişebiliyor. Ayda 10 dolar seviyesinde üye olanlar ise Vox Video Lab’in danışma kuruluna dahil oluyorlar ve düzenli olarak yapılan toplantılara katılıp Vox Video Lab’in geleceği üzerine fikirlerini iletme şansına erişiyorlar. 

Şu anda ne kadar üyeleri olduğu bilinmiyor fakat ekip üye sayısından ve ilgiden oldukça memnun. Belki de bazen okurların size katkıda bulunması için her şeyi bir ödeme duvarının arkasına koymak yerine gerçekten sevdikleri şeylerin daha fazlasını teklif etmek daha iyi bir seçenek olabilir.

İNGİLİZCE BİLEN SERBEST GAZETECİLER NEREYE YAZMALILAR?: Daha önceki bültenlerde serbest gazeteciler için hazırladığımız haftanın odağında Who Pays Writers sitesinden bahsetmiştik. Bu sitede serbest gazeteciler ve yazarlar yazdıkları ya da teklifte bulundukları yayınlarla ilgili birçok faydalı bilgiyi paylaşıyor. Eğer bir yayın ne kadar ödüyor, ödemeleri almak ne kadar sürüyor, tavırları nasıl diye merak ediyorsanız en iyi kaynaklardan birisi.

Bu sitede toplanan veriler bir araya getirilmiş ve serbest gazeteci ve yazarlar için en iyi yayınlar toplanmış. Bu verilere göre ortalama bir serbest gazeteci kelime başı 20 cent ya da yazı başı 200 dolar gibi bir ödeme alıyor. Listede aynı zamanda serbest gazeteciler için en iyi yayınları da görebilirsiniz. Tabii listedeki kimi yayınların kapandığını ya da çok nadir dışarıdan yazı kabul ettiğini de akılda tutmalı.

Bir de tüm bu rakamlarla Türkiye’deki durumu karşılaştırmak lazım. Bizde böyle kapsamlı bir liste yok ama genel olarak konuşulan rakamlar ve serbest gazetecilerin yaşadıkları zorlukları düşündüğümüzde, Türkiye’deki yayınların öğrenmesi ve iyileştirmesi gereken çok şey var.

Gelecekte bir gazeteci olmak üzerine yazılmış en iyi kurgulardan birisi olan Transmetropolitan, gonzo gazeteci Spider Jerusalem’in politikacıların yalanları ve etrafında dönen her türlü yanlışla mücadelesini ele alıyor. Aynı zamanda bülten editörünüzün başucu kitaplarından birisi olan bu seriyi kesinlikle tavsiye ediyoruz.

Haftanın Odağı: Gazeteciliğin Geleceği

Gelecek üzerine düşünmek ya da plan yapmak keyifli bir şey. Olasılıkları düşünmek, karşılaşabileceğiniz şeyleri hesaplamak ve bunlar için kendinizi hazırlamak eğer gerçekten sevdiğiniz bir alan üzerine düşünüyorsanız çok eğlenceli bir süreç olabilir. Ama önünüzde çok fazla iyi gelecek senaryosu yoksa veya her şey oldukça karanlık bir durumdaysa, bu o kadar keyifli olmayabiliyor.

Gazeteciliğin içinde bulunduğu durum da biraz böyle. Nereye bakarsak bakalım karşımızda gazeteciliğin yaşadığı zorluklar, hemen her gün farklı bir felaket senaryosu ve sürekli gazeteciliğin öldüğünü ya da öleceğini iddia eden birileri var. Tüm bunların içerisinde sağlıklı bir şekilde geleceği düşünmek ya da gazeteciliğin ve medyanın geleceği üzerine kafa yormak gerçekten zor. Bir de etrafımızda olan biten birçok politik, toplumsal ve ekolojik gelişmenin de geleceğe dair çok parlak işaretler vermiyor olması işimizi daha da zorlaştırıyor.

Aslında tam da bu sebeplerden dolayı gazetecilerin geleceğe dönük düşünmeye ve planlar yapmaya daha fazla ihtiyacı var. İşimiz insanların her ne koşulda olursa olsun bilgiye erişmelerine ve etraflarında olan bitenleri öğrenmelerine yardımcı olmak. Bu sebeple gazetecilerin kendilerini her türlü potansiyel gelecek senaryosuna karşı hazırlamaları ve her ne olursa olsun nasıl haber yapabilecekleri üzerine düşünmeleri gerek. 

Bu yüzden de bu haftanın odağına gazeteciliğin geleceğini koyduk ve gazetecilik ve medyanın geleceğine dair nasıl düşünmeli ve düşünüp strateji geliştirenler neler diyor üzerine bir derleme yaptık. Elbette bunların hiçbiri kesin değil, çünkü bulunduğumuz her an önümüzde birçok gelecek var ve bunlardan hangisinin gerçekleşeceğini belirleyecek en önemli faktörlerden birisi de bizlerin ne yaptığı olacak.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü, yazar, gazeteci ve çevirmen. Felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu üzerine çalışıyor. Yazılarının yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Journo, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Bilgisayar ve akıllı telefonlarda kişisel verilerinizi nasıl korursunuz?

Önceki içerik

İnternet ekseninde mekân anlayışı ve bilgi coğrafyaları

Sonraki içerik