Ne Okuyoruz

Plandemic ve profesyonel komplo teorileri

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Koronavirüs süreci maalesef en çok komplo teorisyenlerine yaradı. Giderek daha da büyüyen bu teorilerin virüs ile bir araya gelmesi ve tüm komplo teorilerini bir şekilde virüsle ilişkilendirerek daha da büyütmeye çabalaması durumun kontrolden çıkması ihtimalini karşımıza getiriyor. Plandemic de bunun örneklerinden birisi. Bu yüzden “Haftanın Odağı”nda bu videoyu ve komplo teorilerinin güncel durumunu ele aldım.

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise krizin etkilerini daha ağır bir şekilde gördüğümüz bir haftayı geride bıraktık. Bunun dışında Pulitzer ödülleri sonrasında başlayan tartışmalar zaman ayırmaya değer.

Sizi bültenle baş başa bırakmadan önce kısa bir duyurum var. NLTR Dijital Akademi yarın (18 Mayıs Pazartesi) başlıyor. Birçok farklı konuda derslerimiz var ve hepsi de uzman isimler tarafından verilecek. Fakat teknik sebeplerle yer sınırımız var, o yüzden buraya tıklayıp ders listesini inceleyin ve ilginizi çeken derslere kayıt olun.

Bu haftalık benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu hafta ne okuduk?

SADECE RAKAMLAR YETMEZ

Veri gazeteciliği popülaritesini yaşanan her olayla pekiştiriyor. Bunun sebeplerinin de artık hepimiz farkındayız. Üstüne bir de tüm dünyanın gündemi bilimsel ve veri odaklı bir konuya odaklanınca, veri gazeteciliğinin merkeze oturması kaçınılmazdı. Elbette yalnızca veriyle iyi ilişkide olmak yetmiyor; iyi bir veri gazeteciliği hikâye anlatımını da içermeli.

ProPublica muhabirlerinden Caroline Chen’in bu dönemde başladığı köşe özellikle bu konuya odaklanıyor. Veri gazeteciliğine ilgi duyan herkes için faydalı bir seri. Köşeye ve sadece rakamlara odaklanmanın riskine dair Chen ile geçen hafta yapılan bir röportajı da burada okuyabilirsiniz.

KÜÇÜK OLANIN GÖRMEZDEN GELİNMESİ

Büyük bir medya kurumunda çalışmanın, özellikle de ülke veya dünya çapında okunan bir gazetede, getirdiği ek sorumluluklar var. Bunların başında da daha küçük ve bölgesel yayınlardaki gazetecilerin işlerinden haberdar olmak ve onlara gereken saygıyı göstermek geliyor.

Bundan bahsetmemin sebebi ise geçtiğimiz hafta açıklanan Pulitzer ödülleri ile başlayan bir tartışma. Tartışmanın merkezinde New York Times’ın ödüle layık görülen Rusya haberleri ve Rusya’dan küçük bir gazete olan Proekt var. Olayı kısaca özetlemek gerekirse, NYT’nin ödül alan haberlerindeki bulguların önemli bir kısmı yayınlanmasından daha önce, Mart 2019’da, Proekt’te yayınlanmış. Her ne kadar haberleri hazırlayan muhabir Ocak 2019’dan bu yana dosyanın üzerinde çalıştığını ve haberlerinde Proekt’in kaynak gösterilmeme sebebinin yalnızca o dosyadan haberi olmadan aynı şeyleri bulması olduğunu söylese de konuyla ilgili tartışma bir süre daha devam etti.

Burada tartışmanın sürmesindeki temel nokta ise NYT’nin ve benzer büyüklükteki birçok kurumun bu konularda kabarık bir sicili olması. Örneğin NYT benzer bir tartışmaya Güney Afrika üzerine yayınladıkları bir haberle de sebep olmuştu. Bu yüzden büyük kurumların yerel ve bölgesel yayınlarla ve çalıştıkları alan ve bölgedeki gazetecilerle daha doğrudan bir iletişim içerisinde olması ve onları takip etmesi gerekiyor. Yoksa zaten sahip oldukları büyüklük ve tekelleşme ile birlikte daha küçük yayınların iyice kaybolmasına sebep olacaklar.

Ek Okuma: Bu hafta Pulitzer ödüllerini merkeze alan bir diğer yazı da The Baffler’da yayınlandı. Yazı, yukarıdaki duruma benzer ama ABD merkezli bir örnek ile ABD medyasındaki “büyük oyuncuların” kendilerini kutlama aracı olarak bu ödülü kullandıklarını söylüyor. Üstteki örnekte yaşananlara daha da geniş bir perspektiften bakmanıza yardımcı olacak önemli bir yazı.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE RAHAT YOK

Pandemi ile birlikte basın özgürlüklerinin kısıtlanmasına dair çabaların artış gösterdiğini daha önce bültende ele almıştım. O zamandan bu yana değişen tek şey daha fazla örnekle karşı karşıya olmamız. Bu konuya dair yeni bir kapsamlı çalışma da Afrika’daki ülkelerin durumu üzerine yapıldı. Maalesef durum aynı. ICIJ’in yayınladığı bu derlemede de farklı ülkelerdeki gazetecilerin bu süreçte yaşadıkları zorlukları okuyabilirsiniz.

İlginizi çekebilir:
COVID-19, İskandinav kamu medyası, İtalyan araştırmacı gazeteciler

Koronavirüs ile beraber gelen bir diğer özgürlük sorunu da platformların içerik kaldırma mekanizmalarının nasıl işlediği ya da işlemediği meselesi. Jillian C. York ve David Kaye’in bu yarım saatlik sohbetinde güncel durumun kapsamlı bir analizini dinlemeniz mümkün.

Ek Okuma: Pandemi ile birlikte ifade özgürlüğünün yanında diğer dijital haklarımızın da riske girdiği malum. MIT Tech Review virüs filyasyon uygulamalarının şeffaflık ve mahremiyet durumlarını takip eden bir çalışma başlattı. Electronic Frontier Foundation ise pandemi sürecinde dijital haklar konusunda bir e-kitap yayınladı. 

KRİZ RAPORU: FB VE GOOGLE PARA DÖKÜYOR, İŞSİZ GAZETECİLERİN SAYISI ARTIYOR

Krizin etkisini artık her hafta katlanarak hissetmeye başlıyoruz. İşten çıkarmalar ve küçülmeler maalesef hızını kaybetmeden devam ediyor. BuzzFeed, Quartz, Condé Nast, Vice, The Economist listedeki büyük isimlerden bazıları. Bununla birlikte bu küçülmelerin yayınlara yansıması da oldu. Örneğin The Economist yayınladıkları dergilerden birisi olan 1843’ün de basımını durdurdu. BuzzFeed ise bu işten çıkarmalar ile Birleşik Krallık’tan haber yapmayı bırakıyor. Ayrıca işten çıkartılan Quartz yazarlarının künyesinde yapılan değişiklik de bu haftanın garipliklerindendi.

Haftanın pozitif haberlerinde ise çok fazla bir şey yok. Politico’nun krizden pek etkilenmemiş olduğunu söylemesi ve büyüme planlaması ilginç —özellikle de Protocol’deki küçülmeyi hatırlayınca.

Ekonomik krizin, henüz görünür olmasa da, bir diğer negatif etkisi daha var. Google ve Facebook gazetelere ve dergilere verdiği paralar ile medya üzerindeki etkisini giderek artırıyor. Her ne kadar bu zorlu dönemde kurumların her alternatifi düşünmesi bir zorunluluk olsa da, bu platformların gazetecilik üzerinde daha fazla etki elde etmesine neden olabilecek böyle bir gelişmenin gerçekten tehlikeli sonuçları olabilir.

KISA KISA
  • Facebook’un denetleme mekanizması biraz daha detaylı incelendiğinde hiçbir işe yaramayacağını göstererek yine şaşırtmıyor.
  • ABD’de Bookshop isimli yeni bir girişim kitap satışlarında yayıncıları ve küçük kitabevlerini destekleyen bir sistem ile Amazon’a rakip olmayı deniyor.
  • Apple, haber uygulaması News+’da haberleri dinleme özelliği getirmeyi planlıyor.
  • Duyurusunun üzerinden altı ay geçmesine rağmen kimse Facebook News’in ne amaçladığını bilmiyor.
  • COVID-19 haberlerinde doğrulama ve delil bulmak bir mecburiyet olarak görülmeli.

Haftanın odağı: “Plandemic” ve COVID-19 komplo teorileri

Hayatımızın bir parçası olan komplo teorileri, elbette pandemiden de beslenecek sonsuz kaynak buldu. Bunun yanına devlet destekli sosyal medya kampanyaları ve #neokuyoruz kısmında ele aldığım basın özgürlüğü kısıtlamaları da eklenince işler tamamen kontrolden çıkmaya başladı.

Geçtiğimiz haftalarda da ilginç bir örnek ortaya çıktı: Plandemic. Bu sözde belgesel COVID-19 ile ilgili mevcut komplo teorilerinin hepsini bir araya getiren ve bir mega-teoriye dönüştüren bir işti. Sosyal medya platformları bir süre sonra videoyu kaldırsa da, milyonlarca kişi o platformlar sayesinde videoyu izledi.

Plandemic komplo teorilerinin gelebileceği seviyeyi ve “profesyonel” bir şekilde sunulursa nasıl etkili olabileceğini gözler önüne serdi. Her ne kadar birçok yayın videodaki her teoriyi çürütse ve videonun tehlikelerini yazsa da, komplo teorilerinin yayılma hızı ve insanların zihnine yerleşme gücü muhtemelen belirli bir kesim için tüm bunların da yetersiz kalmasına sebep olacak. Videonun viral olmasını sağlamak için yaptıkları ön çalışma da bunlara karşı hazırlıklı olduklarının bir göstergesi.

Tüm bunlar doğrulama platformlarına ve etik gazeteciliğe ne kadar ihtiyacımız olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. Fakat Plandemic aynı zamanda komplo teorilerinin ne kadar güçlenebileceğinin ve kriz zamanlarını nasıl “profesyonelce” kullanabileceğini de fark etmemizi sağlamalı. 

Bu nokta çok önemli, çünkü artık komplo teorileri birçok farklı amaç için kullanılabilecek bir yol olarak görülüyor. Plandemic’i yapan Mikovitz gibi isimler bu alanda uzun zamandır aktif ve kendi çıkarları için komplo teorilerini kullanıyor. Bu teorisyenler herkesi “gizli ajandası” olmakla suçlarken, hemen hepsi kendi çıkarları için komplo teorilerini ve bunlara inanan insanları kullanıyor. Bu çıkarların neler olabileceğinin ise sınırı yok.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Gazeteciler için 10 dijital araç

Önceki içerik

Koronavirüs radyo yayıncılığını nasıl değiştirdi?

Sonraki içerik