Ne Okuyoruz

Pacific Standard’ın kapanışı, NYT’ın abone rekoru, platformlar ve ifade özgürlüğü

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu haftanın “Ne Okuduk” bölümü iş modelleri ve gazeteciliğin ekonomik sorunlarına odaklanıyor. Hafta boyunca yaşanan farklı gelişmeler, ekonomik olarak sektörün hâlâ kesin bir çözümden uzak olduğunu gösteriyor.

“Haftanın Odağı” ise ABD’deki silahlı saldırılar ve 8chan ile tekrar gündeme oturan dijital platformlar ve ifade özgürlüğü tartışması. Fazlasıyla karmaşık olan bu tartışmayı ve cephelerini daha iyi anlamanıza yardımcı olacak okumaları derlemede bulabilirsiniz.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

map showing the local papers owned by gannett now.

Bu Hafta Ne Okuduk?

NY TIMES’DAN SKANDAL YARATAN TRUMP MANŞETİ: Geçtiğimiz hafta ABD gündeminin bir numaralı başlığı 13 saat içerisinde gerçekleşen iki silahlı saldırı ve arkasında yatan ırkçı görüşler oldu. Özellikle de saldırganlardan birinin sosyal medyada silahlarıyla Trump yazdığı bir fotoğraf paylaşması, ülkede Trump ile artan ırkçılığın geldiği boyutları gösteren bir örnek olarak tartışılıyordu.

The New York Times’ın saldırılar ardından attığı “TRUMP URGES UNITY VS. RACISM” manşeti, ciddi bir eleştiri dalgasını beraberinde getirdi. NYT editörlerinin fazla iyimser olduğu ve açıklamaları olduğundan daha pozitif bir şekilde yansıttığı yönündeki eleştiriler, akşam baskısında ve internette manşetin “ASSAILING HATE BUT NOT GUNS” şeklinde değiştirilmesine sebep oldu. Yine de bu değişiklik NYT editörlerini ve gazetenin kendisini eleştirilerden ve küçük çaplı bir abonelik iptali kampanyasından kurtarmaya yetmedi. Yeni manşet de benzer şekilde güçsüz ve eskisinden çok da farksız olmamakla eleştirildi.

ABD’DE YEREL GAZETE DEVLERİ BİRLEŞTİ: ABD’de yerel gazeteler güçlü bir alan ve her eyalette onlarca farklı yerel gazete var. Ne var ki güncel ekonomik zorluklar ve sektördeki sıkıntılar, bu gazeteleri ve onların sahibi olan şirketleri ciddi bir şekilde etkiliyor. Bu durum da şirketler arasında birleşmelerin konuşulmasını ve kimi zaman da hayata geçmesini beraberinde getiriyor.

Geçtiğimiz hafta ise en büyük birleşmelerden birisi gerçekleşti. 156 yerel gazetenin sahibi GateHouse ile 110 yerel gazetenin sahibi Gannett, ilk ismin çatısı altında birleşti. Böylece GateHouse, ABD’deki 266 yerel gazetenin sahibi oldu. İşin ekonomik boyutunu merak edenler için burada güzel bir özet var.

Ama bu durum gazeteler ve çalışanları için rahat bir nefes almak anlamına gelmiyor. Büyük ihtimalle bu birleşmeyi haber odalarında küçülme ve kimi gazetelerin kapatılması takip edecek.

Yerel gazetelerin içerisinde olduğu bu durum aslında gazetecilik sektörünün içinde bulunduğu sıkıntıların ne kadar ciddi olduğunun da bir göstergesi. Bunu anlamak için ise New York Times’a bakmak yeterli. NYT, artık bu haberleri ulusal gündemin parçası olarak görüyor ve aynı ciddiyetle ele alıyor. Bu da bize en büyüklerin bile sektördeki sıkıntıları büyük bir dikkatle takip ettiğini gösteriyor.

MARKUP CEPHESİNDE GÜZEL HABERLER VAR: Geçtiğimiz bültenlerde Markup isimli dijital girişimin vaatlerinden ve bunun içerideki sıkıntılar yüzünden nasıl riske girdiğinden bahsetmiştim. Bu hafta ise güzel haberler geldi.

Arka planda tam olarak neler yaşandığını ve nasıl bir sürecin işlediğini muhtemelen bir süre daha öğrenemeyecek olsak da, sorunlar çözüldü ve eski genel yayın yönetmeni Julia Angwin, yanında Nahiba Syed ve Evelyn Larrubia ile birlikte yönetime geri döndü. Tüm bu gelişmeleri anlatan duyuru metninde, Markup’ın yıl sonuna kadar yayına başlamayı planladığı da söylenmiş. Gerçekten ümit vaad eden bu girişim umarım başka sorunlarla karşılaşmadan yayına başlar.

PACIFIC STANDARD KAPANIRKEN NYT ABONE REKORU KIRIYOR: İş modeli problemi, belki de günümüzde sektörün içerisinden çıkamadığı en büyük sorun. Birçok farklı seçenek ve yöntem mevcut fakat hangisinin işinize yarayacağını ya da uzun vadeli olabileceğini kestirmek zor. Geçtiğimiz hafta içerisinde bu sorunun karmaşıklığına dair iki örnek gördük.

Pacific Standard fon temelli kurulan ve bir yandan kendi ayakları üzerinde durmak için iş modelleri deneyen bir kurumdu. Yayınladığı işler ve gazeteci ekibi ile de büyük bir beğeni ve ilgi toplamıştı. Fakat geçtiğimiz günlerde, temel fon sağlayıcı SAGE Publications ani bir kararla, uzun yıllar devam edeceğini söylediği tüm fonları kesti. Bir alternatif bulma şansı bile verilmediğinden Pacific Standard yayın hayatına son vermek zorunda kaldı.

Bunun yanında ise New York Times bu dönemde de abonelik ve gelir rekoru kırdı. 4.7 milyon toplam aboneye ulaştığını açıklayan NYT, bunun 3.78 milyonunun sadece dijital abonelik alanlar olduğunu söyledi. Tüm bunlar ise geçtiğimiz üç ayda 112.6 milyon dolar abonelik geliri anlamına geliyor. Görünen o ki büyükler büyümeye, küçük yayınlar ise hayatta kalmak için mücadele etmeye devam ediyor.

İlginizi çekebilir:  NYT'de bir gün, Kim Jong-Un'a ilk soru, mutfağı okurlara açmak

UZAKTAKİ EKİPLE BİR PROJE YÜRÜTMEK: İnternet sayesinde artık bir projeye başlamak ya da onu sürdürmek için herkesin aynı binada toplanmasına gerek yok. Dünyanın dört bir yanından insanlar bir araya gelip bir şeyler üretme şansına sahip. Fakat bu durum kimi zaman proje yönetimi konusunda sıkıntılara sebep olabiliyor.

IJNet için yazan Gia Castello, ekibin birbirinden uzak olduğu durumlarda projeyi yönetmek için hangi araçların kullanılabileceğini ve nasıl yöntemlere başvurulabileceğini anlatmış. Castello’nun kişisel tecrübelerine dayanan bu yazı, özellikle günümüzdeki dijital gazetecilik girişimleri ve bunları yönetenler için oldukça faydalı tavsiyeler içeriyor.

wired illustration for 8chan story

Haftanın Odağı: Dijital Platformlarda İfade Özgürlüğü

Geçtiğimiz hafta ABD’de yaşanan silahlı saldırılar, son dönemlerde sıklaşan bir akımı tekrar karşımıza çıkardı. Irkçı saldırganın, saldırısını gerçekleştirmeden önce sürekli takıldığı 8chan isimli sitede manifestosunu paylaştığı ve oradaki diğer üyeler tarafından desteklendiği ortaya çıktı. Bu durum, bu terör saldırısını 8chan platformundan çıkan üçüncü saldırı hâline getirdi.

Bunun üzerine platformun teknik altyapısını sağlayan ve internette barınmasını kolaylaştıran kimi servisler 8chan ile sözleşmelerini iptal edip platformlarından kovdu. Çok genel bir dille yazılmış olan servis kurallarını ihlal etmelerinin ötesinde ayrımcılık ve şiddeti teşvik eden sitelere yer vermek istememeleri birçok kişi tarafından bu kararın desteklenmesini sağladı.

Bununla birlikte eski bir tartışma da tekrar alevlendi. Platformlar, internette kimin söz söyleyip söylemeyeceğine karar verme gücüne sahip olmalı mı? Örneğin Cloudflare isimli şirket, web sitelerine dışarıdan gelecek saldırılara karşı koruma hizmeti veriyor. Her ne kadar 8chan’i kendi sunucularında doğrudan barındırmıyor olsa da, onlara hizmet vermeyi bırakması aynı zamanda sitenin saldırılara açık hâle getirilmesi demek.

Söz konusu terör grupları, ayrımcı ve ırkçı gruplar olduğunda bu tarz hareketleri çok yadırgamıyoruz fakat platformlara verilen böyle bir güç bilinçli ya da bilinçsiz şekilde kötüye kullanıma da açık. Örneğin sosyal medyada ayrımcı mesajları tespit etmek için yazılan bir algoritma “drag queen”ler arasındaki sataşma tweetlerinin, eski Ku Klux Klan liderinin ırkçı tweetlerinden daha fazla nefret içerdiğini iddia edebiliyor.

Ya da Cloudflare şirketinin sahibi, 8chan’den duyduğu rahatsızlığın benzerini başka gruplara karşı duyup onların da servislerini kullanmasını yasaklarsa ne olacak? Burada sınırı nereye koymamız gerekiyor?

Devletlerin bu konuda ortak bir çerçeve ya da denetleme mekanizması yaratmasını beklemek de güç. Çünkü özellikle Çin, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan ve benzeri ülkelerden bu tarz platformlara gönderilen yasal taleplerin çoğu ifade özgürlüğü ihlali içeriyor ve genellikle politik amaçlar için bu platformların sansür uygulamasını talep ediyor. Büyük platformlar da genellikle gelirlerini ön plana koydukları için devletlerin taleplerine boyun eğiyor.

Her ne kadar internet bize büyük bir özgürlük alanı sağlamış gibi görünse de, büyük şirketlerin bu teknolojinin altyapısını kontrol ediyor olması onlara bizim üzerimizde büyük bir kontrol gücü veriyor. Burada ele alınması ve tartışılması gereken çok fazla etken var ve bu tartışmayı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için sadece bir olay yaşandığı zaman hatırlayıp sonrasında unutmamamız lazım.

Bu yüzden bu haftanın odağında dijital platformlarda ifade özgürlüğü meselesini ele aldım ve konunun farklı boyutlarına dair çeşitli okumaları derledim. Konuya yabancı olanlar için sağlıklı bir başlangıç, aşina olanlar için de detaylı bir hatırlatıcı olacaktır.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Haber için veri görselleştirirken nelere dikkat edilmeli?

Önceki içerik

SceneVR ile 360 fotoğraflar oluşturmak

Sonraki içerik