Görsel: Sarah Rogers/The Daily Beast/Getty
Ne Okuyoruz

Montajlı videolar, tasarım, “Florida Man”

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

“Ne Okuduk” bölümünde öne çıkan başlıklardan birisi, internette dolanan ve Trump’ın bile paylaştığı sahte bir video ve bunun üzerine tekrar alevlenen yanlış bilgi tartışmaları oldu. Bununla birlikte haber sitelerinde yorumlar konusu ve “Florida Man” gibi ilgi çekici başlıklar da var.

“Haftanın Odağı”nda ise tasarım var. Tasarımın gazetecilikte arka planda kalması ve özellikle Türkiye’deki dijital yayıncıların tasarım konusunda çok ciddi sorunları olması nedeniyle tasarımın önemine ve nasıl daha iyi olabileceğine dair bir odak belirledim.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Trump’ın Fox News tarafından üretilen sahte videoyu paylaştığı tweetin ekran görüntüsü. (Kaynak)

Bu Hafta Ne Okuduk?

FOX NEWS İNTERNETTEKİ YALAN HABERLERDEN DAHA TEHLİKELİ: En azından New York Times için yazan Farhad Manjoo böyle düşünmekte. Bu fikrini savunmak için de geçtiğimiz hafta ABD’de Demokrat Senatör Nancy Pelosi’nin montajlanarak yayınlanan videoları örneğini kullanıyor.

Manjoo, yazısında önce, birisinin montajla Pelosi’yi sarhoşmuş gibi gösterdiği bir konuşma videosunu internete yüklemesini, buna verilen tepkileri ve farklı platformların videoyla ilgili nasıl önlemler aldığını anlatıyor. Ardından da aynı gün içerisinde Fox News’in yine Pelosi’nin güncel bir konuşmasını sanki kekeliyormuş gibi montajlayarak yayınlaması ve bunu Trump’ın Twitter’da bu şekilde paylaşması örneğini gösteriyor. Burada dikkat çektiği önemli nokta şu: internette rastgele birisinin yaptığı video çok kısıtlı bir kitleye ulaşırken, Fox News profesyonel bir ekiple aynı şeyi yapıp bir yalan haberin ana akım medyada yayılmasını sağlıyor. Üstelik Fox News bunu uzun süredir yapmasına rağmen internette olay yaratan yalan haberler kadar tepki çekmiyor.

Burada Manjoo’nun değindiği nokta çok önemli. Bizler, özellikle internette yayılan yalan haberler ve kötü niyetli işlerle ilgilenirken ana akım ya da profesyonel dediğimiz yayın kuruluşları içerisinde, bunun çok daha kötüsünü yapanlar var. Asıl tehlikeli olanlar da ikinci grup. Çünkü daha fazla kişiye ulaşabiliyor ve daha büyük bir etkiye sahip olabiliyorlar. Bu yüzden yanlış bilgiyle mücadele ederken nereye odaklanmamız gerektiğini de düşünmek lazım.

PEKİ FACEBOOK HAKLI MIYDI?: Pelosi’nin videosuyla alakalı önemli bir tartışma da Facebook’un videoya karşı aldığı önlem üzerine yaşandı. YouTube ve benzeri platformlar videoyu tamamen kaldırırken Facebook videonun görünürlüğünü düşürmeyi ve “yanlış bilgi” olarak etiketlemeyi tercih etti.

Bu karar kimileri tarafından eleştirilirken, kimileri de doğru olanın bu olduğunu savundu. Kara Swisher, Facebook’un bu kararını çok sert eleştirdi ve videonun silinmemesinin bildiğimiz anlamda Facebook’un sonu olduğunu söyledi. Angela Chen ise bunun doğru bir karar olduğunu çünkü diğer yönde ilerlemenin —videoyu silmenin— bir şirketin politik konularda sansür gücüne sahip olabilmesinin önünü açacağını savundu. Ian Bogost ise daha farklı bir açıdan bakarak Facebook burada hangi kararı alırsa alsın eleştirileceğini, çünkü Facebook’un bu durumu gazetecilerin perspektifinden görmediğini söylüyor. Facebook, kendisini bir haber kurumu olarak görmüyor ve ona göre bunların hepsi yalnızca birer “içerik”. Bu yüzden de Facebook —eğer bunu bir oyun olarak görürsek— kuralları aslında en başından kabul etmiyor.

Kişisel bir yorum eklemem gerekirse bu noktada Bogost’un yaklaşımı en doğrusu. Bu platformları yönetenlerin; gazeteciler gibi kamu yararı, doğru bilgi ve benzeri konuları çok da umursamadıklarını ve bizim tartıştığımız tüm bu sorunlara çok daha farklı ve açıkçası şirket menfaatlerini ön planda tutarak yaklaştıklarını kabul etmemiz gerekiyor.

YORUMLARI ÜCRETLİ YAPMAK DAHA ÇOK OKUTUYOR: Genellikle yorumlar bölümünü, insanların içindekileri dökmek ya da kendilerince önemli analizlerini yaymak için kullandığı bir alan olarak görsek de, haber yayınları için yorumlar aslında yayının etrafındaki okurları bir topluluğa dönüştürmek için çok önemli. Fakat bunun olması için bu alanı nasıl şekillendireceğinizi bilmeniz gerekiyor.

Wall Street Journal bu konuda nasıl bir yol izleyeceğini bulanlardan. Yorum yazma hakkını sadece abonelerine veren WSJ, bu değişimden olumlu bir geri dönüş almış görünüyor. Yorumların okunma miktarında %5 artış tespit eden yayın, aynı zamanda yorum sayısında ve kalitesinde de gözle görülür bir artış yaşamış.

Yorum gibi hem topluluğu hem de yayının kalitesini belirleyen bir alanı, yalnızca yayına belirli bir önem atfetmiş kişilere özel hâle getirmek, insanları yorum yapmaya teşvik ettiği gibi, yaptıkları yorumlara daha fazla özen göstermelerini de sağlıyor. Eğer ödeme duvarı için alternatifler düşünüyorsanız, yorumları da bu planın içerisinde düşünmek gerek.

“FLORIDA MAN” KAVRAMININ ALTINDA YATANLAR: Her ülkede en ilginç haberlerin ya da absürt olayların yaşandığı belirli bir şehir ya da eyalet vardır. Bir noktadan sonra artık kalıba dönüşür ve tüm ülke için bir mizah malzemesi olur. Türkiye’de bunun örneklerinden birisi Adana, ABD için ise Florida.

İlginizi çekebilir:  Google News'in değeri, "deepfakes", dünya basınında Çin

Bu şekilde ortaya çıkan “Florida Man” kalıbı; fast-food şubesinin arabaya servis hizmetinin alındığı bölüme timsah atan birisinden, $25.000 değerinde bir kuş heykeli çalıp ortadan kaybolanlara kadar birçok örneği kapsıyor. Ama bu klişe, Bob Norman’a göre gazeteciler için önemli bir soruna da sebep oluyor. Bu klişeleri kullanmayı çok seven ve bunun peşinden koşan gazeteciler çoğu zaman bu haberlerin arkasında yatanları yazmaya veya araştırmaya üşeniyor. Norman; bir örnek üzerinden ilerleyerek aslında Florida Man’in doğuşunda, Florida’nın ekonomik, toplumsal ve sağlık temelli sorunlarının oynadığı rolü ve bu kişilerin o noktaya gelene kadar yaşadığı çok ciddi hikayeleri olduğunu da anlatıyor.

Her ne kadar espri konusu olarak zararsız görünse de gazetecilerin bu konularda daha hassas davranması gerekiyor. Evet, yine “O” şehirden gelen ilginç bir olayın haberi size tıklanma getirecek ama gazetecinin asıl görevi bu olayların arkasında yatanları araştırıp yazmak olmalı. Klişeler üzerinden basit metinler yaratıp kolaya kaçmak değil.

HABERLER ASIL ÖLÜM SEBEPLERİNİ ANLATIYOR MU?: Genellikle haberlere baktığımızda cinayet, terörizm ve benzer ekstrem sebeplerden kaynaklanan ölümler daha ön planda. Fakat bunları diğer tüm ölüm sebeplerine oranladığımızda, aslında dengesiz bir haberleştirme ile karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Our World in Data’da yayınlanan araştırma da bunun genel bir durum olduğunu ve en sık karşılaşılan ölüm sebeplerinin haberlerde çok az yer aldığını gösteriyor.

Ama bunun dengeli bir şekilde yazılmasını beklemek gerçekçi mi? Her ne kadar terör gibi konuların aşırı ele alınması bir paranoyaya sebep olsa da söz konusu haber seçimi olduğunda, kalp krizinden yaşanan ölümleri bu konuların üstüne almak da çok makul görünmüyor. Üstelik haberleri okuyan her insanın önceliği ölümleri ve ölüm sebeplerini okumak da değil. Her ne kadar dengesiz temsil bir sorun gibi görünse de söz konusu ölümler olduğunda bu yaklaşım bize mantıklı bir sonuç vermiyor.

The Economist'in yenilenen tasarımıyla birlikte yayınlanan ilk sayısı.

The Economist’in yenilenen tasarımıyla birlikte yayınlanan ilk sayısı.

Haftanın Odağı: Tasarım

İster kâğıt ister dijital olsun, gazetecilikte en önemli konulardan birisi de tasarım. Gazetenizin ilk sayfasını nasıl tasarladığınız ya da kurduğunuz websitenin okura verdiği his, yayının kalitesinden haberin okunmasına kadar birçok şeyi etkiliyor. Buna dikkat etmek ve tasarım konusunda özenli davranmak da her yayın için olmazsa olmaz.

Fakat maalesef günümüzde, özellikle de Türkiye’de, bu konuda çok ciddi sıkıntılar var. Basılı yayınların büyük bir kısmında önemli tasarım sorunları var ve her ne kadar bunlar artık normalleşmiş gibi görünse de okunurluğu ciddi anlamda düşürüyor. Kimi gazetelerde tasarım o kadar kötü durumda ki bu durum gazetede çalışan herhangi birinin o gazeteyi okumadığını düşündürüyor.

Dijital yayınlarda ise durum çok daha kötü. Çoğu yayın, internetten bulduğu basit bir temayı doğrudan kullanmayı tercih ediyor ve sitenin; okur açısından aradığı ya da istediği bir şeyi bulma, haberleri daha okunur kılma ya da zenginleştirme konularını hesaba bile katmıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi, çoğu yayın eğer tasarım üzerine kafa yoruyorsa bile, bunu siteye daha fazla reklam eklemek ve haberlerin okunmasını imkânsız hâle getirmek için kullanıyor. Bu yüzden de birçok internet haber sitesinde reklam engelleyiciler ya da benzer araçlar kullanmadan okurların haber okuması mümkün olmuyor.

Ayrıca tasarım, haberi birçok anlamda etkileyebilir. Kötü sunulan ya da tasarlanan bir haber yalnızca daha az okunmaz, aynı zamanda içerdiği bilgiyi yanlış ya da eksik de verebilir. Aynı şekilde iyi tasarlanan bir haber, metnin içeriğini daha da zenginleştirip okurun çok daha iyi anlamasını ve haberle etkileşime girmesini de sağlayabilir.

Özellikle dijital yayıncılık, aslında okurların haberlere daha iyi ulaşabilmesi ve girdikleri haber sitelerini daha verimli kullanabilmesi konusunda büyük imkânlar sağlıyor. Gazeteciler de tasarımın sağlayabileceği imkânlarla haberlerini daha zengin ve açık bir şekilde sunma şansına sahip. Fakat bu araçları ve olanakları kullanmayı başarabilen gazeteci ve kurum sayısı çok az.

Bu haftanın odağında tasarımın gazetecilik için önemini ele aldık ve bu konuya dair önemli örnekleri ve ilgili yazıları derledik.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü, yazar, gazeteci ve çevirmen. Felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu üzerine çalışıyor. Yazılarının yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Journo, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Podcastinizi hangi saatte yayınlamalısınız?

Önceki içerik

İsveç gazetesi Dagens Nyheter abone kaybını 2 yılda nasıl yarıya indirdi?

Sonraki içerik