Fotoğraf: ABC Gazetesi
İş Modelleri

Merdan Yanardağ: 70’li ve 80’li yıllardaki gazetecilik daha derinlikli ve daha donanımlıydı

0

1985 senesinde gazetecilik mesleğine adım attıktan sonra Hürriyet, Sabah, Gündem, Güneş, Aydınlık, Yurt ve Söz Dergisi gibi kurumlar bünyesinde köşe yazarlığı ve genel yayın yönetmenliği yapan Merdan Yanardağ, 2015 yılının kasım ayında online alana geçerek ABC isimli internet gazetesini daha sonra da TELE1 TV’yi kurdu. Biz de genel yayın yönetmenliğine ve köşe yazarlığına devam ettiği ABC gazetesi özelinde yeni nesil gazeteciliği konuştuk.

Öncelikle şuradan başlayalım. Yeni bir gazete kurarken en zor aşamalardan biri de bu gazete bolluğu içinde isim bulmak. “ABC Gazetesi” ismi nasıl ortaya çıktı?

ABC, alfabe anlamına da geliyor. Türkiye’de, medyanın büyük bir kriz yaşadığı, bağımsız gazeteciliğin çöktüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzden yere düşen gazeteciliği ayağa kaldırmak gerekiyordu. Bu yüzden “Gazeteciliğin ABC’sinden başlayalım, bunu bir kez daha hatırlatalım,” dedik. Anlamı yalnızca bu. Yani, bir gazetecilik anlayışını yeniden başlatmak, yeniden ayağa kaldırmak adına adını ABC koyduk.

Bilindiği üzere daha çok yazılı medyada ve TV’de çalışmış bir gazetecisiniz. Haber sitesi kurma fikri nasıl oluştu?

Bu, medyadaki bir değişim. Kaçınılmaz olarak gelinen bir yer. Ben yazılı gazeteciliğin, yani kâğıda basılı gazetecilik demenin daha doğru olduğunu zannediyorum, giderek yerini elektronik gazeteciliğe bırakacağını düşünüyorum. Artık tabletten, cep telefonlarından ve bilgisayarlardan izleniyor ve okunuyor gazeteler. Gazetelerin internet edisyonunun tirajı basılı gazetelerle karşılaştırılamayacak kadar yüksek. Basılı gazeteler hâlâ varlığını koruyor, koruyacak da. Bilinir gelecekte de koruyacak gibi görünüyor; ama önemli ölçüde niteliği değişecek.

İnsanların artık gazetelerden haber alması artık mümkün değil. Geçmişte, yani 50 yıl önce olduğu gibi, hatta daha yakın bir tarihte 30 yıl, 20 yıl önce olduğu gibi insanların bir gün sonra bir haberi öğrenmesi bugün kabul edilebilir, inanılır bir durum değil. İnsanlar gelişmelerden anında haberdar oluyorlar. Her gelişme her dakika cep telefonundan, tabletlerden, televizyonlardan alınabiliyor. Televizyon ve internet yayıncılığının çok hızlı bir şekilde yaşamımıza girmesi medyayı değiştirdi.

Teknoloji değişti. Okuma alışkanlıkları değişti. Büyük bir hız var, bu hızı yakalamak lazım. Basılı gazeteler daha çok yorum ve analize dayalı olur. Benim ABC’yi kurmamın nedeni de (sloganımız da “Türkiye’nin elektronik gazetesi” idi zaten) budur. Bu, yazılı ve görsel medyanın içinde olmanın bir sonucudur diye düşünüyorum. Öneminin daha da artacağını tahmin ediyorum.

Şu an geldiğiniz nokta ve içerik kalitesine ulaşabileceğine en başta inanıyor muydunuz?

Hayır. Henüz kafamda kurguladığım internet yayıncılığının yüzde 30’unu bile gerçekleştirmiş değilim. Bu alanda daha çok çalışmak lazım. Daha hızlı ve daha nitelikli içerik, haber üretmek lazım. Şu anda internet gazeteciliği daha çok mevcut haber kanallarından ulaşan bilgi ve haberlerin internet ortamına aktarılmasından ibaret. Birçok haber birbirine benzer. Genel olarak kopyala-yapıştır yapılıyor. İlk haberi veriyor olmak lazım. Bunun için arkasında bir gazete örgütlenmesi olan haber siteleri daha şanslı. Yani, Cumhuriyet gazetesinin internet sitesi, Hürriyet gazetesinin internet sitesi, Sözcü gazetesinin internet sitesi gibi siteler gazete altyapısına ve arka planına dayandıkları için daha etkili olabiliyor.

Merdan Yanardağ: Geleneksel gazete altyapısına ve arkaplanına dayanan dijital yayınlar daha etkili olabiliyor; ama onlar da basılı gazetenin önüne geçemiyor. Click To Tweet

Ama onlar da gazetelerin önüne geçen bir performans sergilemekten uzak. Ben, internet gazeteciliğinin kendi olanakları ve ağlarına dayalı habercilik yapması gerektiğini düşünüyorum. Yorum ve analizlerin de bir süre sonra internet ortamına kayacağını düşünüyorum. Yani, bir kuşağın değişimiyle bu kaçınılmaz olarak yaşanacak. Herkesin elinde internet var aslında. Herkesin elinde bilgisayarlar var. Cep telefonları sadece cep telefonu olmaktan çıktı, aynı zamanda bir bilgisayar hâline geldi. Siz, bankacılık işlemlerini bile elinizdeki cep telefonundan yapabiliyorsunuz. Kaldı ki, bütün haber sitelerini hatta televizyon kanallarını elinizdeki cep telefonundan izlemeniz mümkün.

Gelir kaynaklarınız neler? Fonlama, reklam ya da ücretli abonelik gibi popüler modellerden birini kullanıyor musunuz?

Sadece reklam… İleride bunu abonelikle de desteklemeyi düşünüyoruz. Herhangi bir kurum fonlaması bizde yok ve böyle bir şeye de karşı olduğumu söylemek isterim. Bir siyasi parti, bir sermaye grubu, bir güç odağı tarafından fonlanmak doğru değil. Bu, bağımsızlığı büyük ölçüde zedeler. Ama bunun yerine bir gazetecilik vakfı, bir yayıncılık vakfı ya da kültürel vakıf tarafından fonlanmak düşünülebilir. Bunlar olabilir. Bunlar mümkündür. Bizim böyle bir ilişkimiz yok.

Merdan Yanardağ: Şimdilik gelirimiz reklama dayanıyor ama gelecekte bunu abonelikle de desteklemeyi düşünüyoruz. Click To Tweet

Üretim süreçleriniz nasıl işliyor? Toplam ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? ABC Gazetesi’nin haber mutfağında hiyerarşi var mı?

İlginizi çekebilir:  Ücretli abonelik modelleri geliştirmek isteyenlere tavsiyeler

Haber mutfağında bir hiyerarşi var; ama basılı gazeteler ve televizyon mutfaklarına göre daha eşitlikçi bir ilişki var. İlişkiler daha demokratik. Yani, işyeri çalışma demokrasisi daha belirgin. Bu da yeni dönemin özelliklerinden biri.

Kadro değişiyor. Bizim kadro çok yüksek değil ama Tele1 arka planı var. Yani, haber havuzuna dayalı bir gazetecilik yapılıyor ABC’de. O yüzden sayı değişebilse de 10 civarında olduğunu söyleyebilirim. Bu da şimdilik yetiyor. Maliyeti çok düşük bir yayıncılık bu. Kâğıt ve matbaa gideriniz yok. Kâğıt sınırınız, haber sınırınız, video sınırınız da yok. Bu çok büyük bir olanak. O yüzden, siz yüzlerce kişiyle bir internet sitesi yapmıyorsunuz. Burada biz 10 kişiyle çalışıyoruz ama hadi bunu biraz daha yükseltelim dediğimizde de 30 kişiyi ancak bulur.

İçerikleri yayınlama/yayınlamama gibi kararları kim veriyor? Ya da mesela forum yazıları yayınlıyorsunuz, bu yazılarda bir düzenlemeye oluyor mu?

Esas olarak kararları ben veriyorum veya benim yardımcım olan arkadaşlar veriyor. Haber öneriliyor ve bir süre sonra arkadaşlarımız belli bir yetkinliğe ulaştıktan sonra bu kararı kendileri verebiliyorlar. Ben sadece onaylıyorum.

Takipçi oranlarınızdan ve takipçi kitlenizden memnun musunuz? Takipçi geliştirmek için özel bir yöntem belirlediniz mi?

Takipçilerimizden memnunuz. Geliştirmek için her yöntemi kullanmaya çalışıyoruz. Kendimizi daha da tanıtmak, daha geniş bir kesime ulaşmak, daha iyi ve hızlı haber yapmak, daha iyi video ve fotoğraf yayını yapmak izlenmemizi artıracaktır. Sosyal medyadaki dolaşım da bunda çok etkili. Tanıtım gerekiyor. Biz şu anda memnunuz.

Merdan Yanardağ: Her gazete ve sitede olduğu gibi en çok İstanbul öne çıkıyor. Ama Türkiye'nin her bölgesinden okunuyoruz. Click To Tweet

Sitenizin takipçi ve ziyaretçilerini analiz ediyor musunuz? Örneğin, Türkiye’de en çok trafiği hangi ilden alıyorsunuz? Belirli iller öne çıkıyor mu?

Elbette. Her gazete ve sitede olduğu gibi en çok İstanbul öne çıkıyor. Ama Türkiye’nin her bölgesinden okunuyoruz. Dünyanın her yerinden de okunuyoruz. Avustralya’dan ABD’ye kadar bizi izleyenler var. Avrupa’da yaygın bir şekilde okunuyoruz.

Yeni dönemdeki medyaya ilişkin yenilikler konusunda sizin ne gibi çalışmalarınız olacak? Podcast gibi formatlarda örneğin? Hatta yine size ait olan Tele1 TV için Youtube, Dailymotion ve podcast içerikleri gibi?

ABC için de bu tür çalışmalara başladık.

ABC Gazetesi adı altında basılı (haftalık dergi, gazete vs.) bir yayın yapmayı hiç düşündünüz mü?

Yakın vadede olmasa da ilerisi için düşünüyoruz.

İçeriklerinizin özgün olduğunu düşünüyor musunuz? Ayrıca hangi kitleye hitap ettiğinizi düşünüyorsunuz?

Her türlü okuyucuya hitap etmiyoruz. Eğitimli bir kesime, muhalif bir toplum kesimine, demokratik ve özgürlükçü değerlerden yana olan bir kesime ve yurtseverlere hitap ediyoruz.

Kendinizi en çok ifade edebildiğiniz alanın (Twitter, Facebook, web siteniz) hangisi olduğunu düşünüyorsunuz ve neden?

Her alanda ifade etmeye çalışıyoruz. Web sitemizden okunuyor ama Twitter’dan gelen okuyucu sayısı daha fazla.

Haber sitenizin tasarımsal olarak değiştiğini görüyoruz. Sizi değişime iten şey neydi?

Zaman zaman yenilemek gerekiyor, sadece bu.

80’lerdeki ya da 90’lardaki gazeteciliğin artık yeni olan teknolojiye ayak uydurmadıkça düşüşte olduğunu görüyoruz. Sizce gazetecilerin kendini ilerletebilmesi için neler yapması gerekiyor?

Ben o gazetecilik anlayışının değil, gazetecilik mesleğinin düştüğünü düşünüyorum. O günün gazetecilik anlayışı bugüne göre çok daha iyiydi. Bugün çok yüzeysel, derinliği olmayan, kısa sürede tüketilen haberler, magazin ve sansasyon var. Bunlar doğru değil. Hayat bunların üzerinden şekillenmiyor. Bu bir illüzyon. Herkesin akıl tutulması yaşadığı bir çağda yaşıyoruz. Gezegen yok oluyor ve herkes bu yok oluşa bir biçimde katkıda bulunuyor. Márquez’in Kırmızı Pazartesi romanında olduğu gibi; bir cinayet işleniyor, herkes bu cinayetin içinde bir biçimde rol alıyor.

Merdan Yanardağ: 70'li ve 80'li yıllardaki gazeteciliğin daha nitelikli, daha derinlikli, daha donanımlı ve daha doğru olduğunu düşünüyorum. Click To Tweet

Dolayısıyla ben, 70’li ve 80’li yıllardaki gazeteciliğin daha nitelikli, daha derinlikli, daha donanımlı ve daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bugün yapılacak gazetecilik o yıllardakini aşma kapasitesinde olmalı. Ama, insanlığın kendi geleceğini özgürlükçü ve demokratik bir biçimde yeniden kurma becerisini gösteremediği bir dönemden geçtiğimiz için her şey gibi gazetecilik de nitelik kaybına uğradı. Niteliksizi, vasatı öne çıkaran bir tablo ile karşı karşıyayız. O bakımdan, düşen gazetecilik anlayışı değil, düşen gazeteciliğin kendisi. Her alanda olduğu gibi. Akademide de, gazetecilikte de, edebiyat ortamında da bu var.

Oğuz Bakır
Serbest gazeteci. Daha önce Cumhuriyet, Milliyet, Yurt Gazetesi, OdaTV, ABC Gazetesi, Ensonhaber, Sadece Haber, T24 gibi mecralarda görev yaptı.