Haber Odası

Koronavirüs radyo yayıncılığını nasıl değiştirdi?

    0

    Koronavirüs tüm sektörleri etkilediği gibi radyo yayıncılığını da farklı bir boyuta taşıdı. Teknik ekiplerle sınırları aşan yayıncılığı sunucular evlerinden yapmaya başladı.

    Korona sürecinde radyoculukta hangi aşamaya geçildi? Radyolarda ne gibi önlemler alındı? Neler ön plana çıkıyor? Radyo haberciliği nasıl yapılıyor? 

    Show Radyo ve Radyo Viva Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir, NR1 TV ve Number1 FM Müzik Direktörü & Genel Yayın Yönetmeni Mert Hakan, NTV Radyo Kıdemli Editör ve Spikeri Aynur Altunkaş ve TRT Radyo 1 Yapımcı ve Sunucusu Gülben Şahin ile konuştum.

    Özay Şendir: Koronavirüs süreci bugüne kadar radyoyla tanışmayan ve sadece sosyal medyadan haber alan genç kuşağı radyolarla tanıştırdı. Tweet'le

    Show Radyo ve Radyo Viva Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir

    Koronavirüs sürecinin radyoları iki türlü etkilediğini söyleyen Show Radyo ve Radyo Viva Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir, “Öncelikle Show Radyo ve Radyo Viva uzun yıllardır stüdyo dışından yayın yapan yayıncılarla çalıştığı için uzaktan çalışmaya daha kolay adapte oldu. Mesela modern sabahlar programımızın stüdyosu Ankara’dadır. Okan Bayülgen için daha önce Dada Salona kurduğumuz stüdyomuz vardı. Dolayısıyla da yayınlarımızı uzaktan canlı yapabiliyoruz. Teknik ekipteki arkadaşlarımız o yayınları stüdyoda karşılayıp dinleyiciye ulaştırıyor. Koronavirüs Avrupa’ya ulaştığı an biz iki önlem aldık. Birincisi radyo işletim sistemi ve prodüksiyon gibi birimleri stüdyo dışına taşımaktı, ikincisi ise radyoya gelen personelin dışarıyla temasını kesmek oldu. Radyoların çay servisini yapan arkadaşımızdan tutun da gece bekçimize kadar toplu ulaşımı yasakladık, evlerden servis sayısını artırdık. Ofis ve klimaların dezenfekte ettirilmesi, konuklu programların askıya alınması diğer önlemlerimiz oldu. Koronavirüs süreci bugüne kadar radyoyla tanışmayan ve sadece sosyal medyadan haber alan genç kuşağı radyolarla tanıştırdı aslında. Zira radyolarda haber ve haber programları objektif olma açısından diğer mecralardan çok daha iyi durumda. Dolayısıyla da ilk günlerin karmaşası geçince radyo temiz haber kaynağı hâline geldi. Aslında insanların gerek 17 Ağustos gerek 15 Temmuz gibi tüm zorlu zamanlardaki tek kaynağı radyo olduğu için bir miktar da alışkanlıkları olduğunu söylememiz mümkün radyodan haber almaya,” dedi.

    Gülben Şahin: Anında, doğru ve her zaman yayın istenirse radyo hep yanı başınızda. Tweet'le

    TRT Radyo Yapımcı ve Sunucusu Gülben Şahin

    TRT Radyo Yapımcı ve Sunucusu Gülben Şahin, yaşanan süreci şöyle anlattı: “Bu dönemde kamu yayıncılığının esas alınması ve teknik donanım zenginliği ön plana çıkıyor. Ve tabii ki o ana hitap eden haberlere, en kolay ve zahmetsiz ulaşım. Bugünlerde hepimizin şeffaf ve hızlı haberlere ihtiyacı var. Çünkü COVID-19, önceden adını sanını duymadığımız bir virüs, pek çok kişiyi hasta ediyor, çok hızlı ve kolay yayılıyor, tedavisi ile ilgili çalışmalar sürüyor. Şöyle düşündüğünüzde bilinmeyen o kadar çok şey var ki, insanız hepimiz korkarız, ama neyden daha çok? Bilinmeyenden korkarız. O yüzden öğrenmek vatandaş olarak hepimizin görevi, öğretmek ve eğitmek de işin profesyonellerinin görevi. İçinde yaşadığımız salgın durumunda devletin ve kurumların aldığı önlemler, radyolarda açıklanıyor, sık aralıklarla tekrarı yapılıyor ve konuların daha iyi anlaşılması üzerine pekiştiriliyor. İlgili spotlar hızla hazırlanıyor. Olağanüstü sürecin atlatılması için acil önlem spotları ve akış hazırlanıyor. Zaten olağanüstü hâller için radyoculukta bant ve kayıtlar hep mevcut. COVID-19 ile ilgili bilgilendirici metin veya dışarı çıkma kısıtlaması ile ilgili yayınlar ve kamu spotları belirlenen reklam aralıklarıyla yayınlanıyor. ‘Evde kal şarkını dinle’ sloganı ile daha çok FM radyolarında halkın dinlemekten zevk aldığı yayınlarda istekler çalınıyor, yayınlara dinleyiciler de katılıyor. Bu sadece şarkı seçmek değil, birlikteliğin sesi oluyor. Halkın bilgi almak istediği konular, radyocuların kimi zaman sonraki akışlarını belirliyor. COVID-19’dan bahsedecek olursak, kimleri etkisi altına aldığını biliyoruz toplumda, fakat örneğin gebelerde ya da şeker hastalarındaki yansımalarını uzman konuklarca ele alıyoruz. Toplumda bilinmeyeni, öğrenilmeyeni veya yanlış bilinen doğruların önüne yine radyolarla geçiliyor. Öyle ki bu dönemde acil servislerdeki işleyiş, evde otururken herhangi bir şüphe ile karşılaşılınca atılacak olan adımlar yine dinleyicinin yanı başındaki radyonun katkılarıyla öğreniliyor. Teknoloji çok gelişti, sosyal medyayı radyocular da aktif kullanıyor. Birebir dinleyicilerin katıldığı yayınlara bu platformdan ulaşıyor. Fakat telefonlar veya internete bağlı diğer mecralar haberleşme sistemi görevindeler değil mi? Halbuki radyoda hem haberleşme hem yayıncılık var. Bununu altını çiziyorum. Radyolarda hem habercilik hem yayıncılık var. Uzun lafın kısası, radyo yayınlarımız bu teknik zenginlikten dolayı kesintisiz dinleyiciye ulaşır. Bu bakımdan da olağanüstü durumların tek habercisi konumuna kadar gelmiş durumda radyo yayınları. Anında, doğru ve her zaman yayın istenirse radyo hep yanı başınızda.”

    Mert Hakan: Normal zamanlarda haber merkezimizin çalışma saati dışındaki bir haberi ancak ertesi gün sabah verebiliyorken, bu yeni durumda her yer bizim haber merkezimiz hâline geldi. Tweet'le

    NR1 TV ve Number1 FM Müzik Direktörü ve Genel Yayın Yönetmeni Mert Hakan

    Sinema, tiyatro, spor ve benzeri aktiviteler tamamen dururken radyonun bu süreçte farkını bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çeken NR1 TV ve Number1 FM Müzik Direktörü ve Genel Yayın Yönetmeni Mert Hakan, “Uzaktan erişim ve teknolojinin nimetleri sayesinde duruma hızlıca kendini adapte edip kaliteden ödün vermeden içerik anlamında yolumuza devam ettik. Otomobiller ilk üretildiğinde içinde sadece radyo vardı, sonra kaset çalar ve radyo oldu. Teknoloji ilerledi kaset gitti yerine CD geldi ama radyo yine vardı. Şimdi CD de yok yerine USB geldi ama radyo yine var ve yoluna devam ediyor. Radyoları bu süreçte, hijyen ve içerik olarak ikiye ayırmalıyız. Biz Number1 FM olarak uzaktan çalışma modeline geçtik. Gelmek zorunda olan personel için ise, kapıdan girene kadar ayrı bir ayakkabı iş yerinde ise ayrı bir ayakkabı uygulamasına geçtik. Girişte maske takma ve elleri dezenfektanla silme zorunluluğu getirdik. Her akşam iş bitimi ve her sabah iş başlangıcında günde iki kez her yer dip köşe dezenfekte ediliyor. Gerek çalışma alanları gerekse yemek yenen alanlarda masalar ve oturma alanları birbirinden uzaklaştırıldı. Sonuç olarak şirketimizde herhangi bir enfekte durumu gerçekleşmedi. İçerik üretmek için ise, teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalandık. Her yayıncı evinden stüdyoya uzaktan bağlanıp yayınını gerçekleştirdi. Böylece gün içinde her zamankinden çok daha fazla ünlü isimle karşılıklı, daha yüksek kalitede ve sayıda yayınlar gerçekleştirebildik. Kimi zaman ülkemizden bir ismin evine konuk olduk, kimi zaman dünyaca ünlü bir starın evinde verdiği konserini canlı olarak yayınladık. Habercilik anlamında saniyenin fark yarattığı bir dönemdeyiz. İnsanlar tüm gelişmeleri anında öğrenmek istiyor ve sadece pandemi ile ilgili haberlere ilgi duyuyor. Biz de bu anlamda sadece ülkemizdeki değil dünyadaki büyük ajanslardan bağlantılarımızla gelişmeleri anlık olarak vermeyi başardık. Normal zamanlarda haber merkezimizin çalışma saati dışındaki bir haberi ancak ertesi gün sabah verebiliyorken, bu yeni durumda her yer bizim haber merkezimiz hâline geldi. Gelişme olduğunda haber spikeri evde haberi okuyor, editliyor ve anında yayına yükleyebiliyor. Radyomuz bu yeni durumda neredeyse bir müzik radyosu kimliğinin yanında adeta bir ‘lifestyle’, bir haber kanalı formatında kendini konumlandırdı diyebiliriz,” şeklinde konuştu.

    Tweet'le

    NTV Radyo Kıdemli Editör ve Spikeri Aynur Altunkaş

    “Korona günleri hiç bilmediğimiz bir dönem” diyen NTV Radyo Kıdemli Editör ve Spikeri Aynur Altunkaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Benzerini ne yaşadık ne duyduk! Olağanüstü dönem ama deprem ya da sel felaketi gibi değil, darbe gibi hiç değil, terör ya da savaşla da ilgisi yok. Dolayısıyla hiçbir ezberimiz olmadan yaşayarak gördük, harekete geçtik. Bu tür olağanüstü durumlarda haber kanalları her zaman öne çıkar. Bu sefer de öyle oldu, biz zaten haber radyosu olarak deneyimliyiz. Ama kısa sürede tüm dünyada olduğu gibi biz de Korona günlerinin diğer olağanüstü günlerden farklı olduğunu, her şeyin başka olacağını anladık. Korku, panik, hatta yas havasından çıkıp, yaşama enerjisi ve sabır gerekiyordu. İnsanların can kayıplarına üzülürken, eve kapanmış ve tek başına korku içindeyken, yaşama gücünü, kendini koruması ve hatta salgın bittikten sonra yeni bir düzen için düşünmeye başlaması gerekiyordu. Bunu sadece sanat ve sanatçılar yapabilirdi. Öyle de oldu. Önce İtalya’da duyduk, sanatçılar balkona çıkıp şarkılar söyledi, mahalle halkı eşlik etti, alkışladı. Sanatın, özellikle de müziğin, tiyatronun toplumlarda ne kadar önemli bir öğretici, moral kaynağı olduğunu yaşayarak gördük. Bu noktadan itibaren, pek çok açıdan tarihin, dünyanın değişimine tanıklık etmeye başladık. Bizim gibi, aynı kabusu yaşayan sanatçılardan mesajlar, film, kitap önerileri sosyal medyadan yayılmaya başladı; ana akım medyada, haber bültenlerinin içinde yer buldu. Giderek okumalar, ev konserleri yayılmaya başladı. Ve radyolar böyle olağanüstü günlerin temel kitle iletişim aracı olarak, daha çok açılmaya başladı. Hemen aynı günlerde de radyo tiyatroları çıktı. Tiyatro zaten olağanüstü dönemlerin en temel sanat dalı, tiyatronun yapılamadığı dönemlerde de radyo tiyatrosu öyle. Radyo Tiyatrosu Türkiye’de TRT dışında sadece NTV Radyo’da var. Ama evde kalmak gereken günlerde sanatçılar sesleriyle buluşup, yeni radyo tiyatroları hazırlamaya başladılar. Efektsiz de olsa radyo tiyatroları, hatta okuma tiyatroları en azından podcast yayınlarıyla geri döndü. NTV Radyo açısından her şey çok uygundu zaten. Biz haber radyosuyuz, her saat başında haber veriyor, ayrıca tüm son dakika olaylarını 24 saat canlı yayınlıyoruz, ama arta kalan zamanlarda radyo tiyatrosu, radyo belgeseli gibi radyoya özel sinema, tiyatro, edebiyat, müzik, polisiye roman, yemek, gezi, spor, sohbet programları yayınlıyorduk. Bu dönemde de bu programları devam ettirdik. Programcılarımız stüdyoya gelemiyor tabii ki, evden kayıt cihazıyla, en azından akıllı telefonla kaydedip gönderiyor. Radyo tiyatrosunu sürdürebiliyoruz, sanatçılar evden kayıt yapabiliyorlar. Farklı saatlerde, eski radyo tiyatrosu bölümlerini de ‘arkası yarın’ gibi her gün yayınlamaya başladık.”

    Aynur Altunkaş: NTV Radyo’daki programlarımızı yaklaşık 12 yıldır podcast yöntemiyle paylaşıyoruz. Bu dönemde de podcast dinleyicimizin arttığını görüyoruz. Tweet'le

    Radyoculuk açısından bir şey değişmediğini, radyonun ne kadar önemli bir kitle iletişim aracı olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını söyleyen Altunkaş, “Biliyorsunuz doğal afet, savaş gibi olağanüstü dönemlerde haberi radyodan alırsınız. Çünkü en ucuz ve en basit iletişim aracıdır. İnternetin olduğu her yerde akıllı telefondan tüm dünyadaki radyoları dinleyebilirsiniz. Deprem çantasında maske, düdük ve fenerin yanında olması gereken radyo, salgın döneminde de gücünü, önemini gösterdi. İnterneti olmayanlar için pille çalışan, hatta yeni çıkan kurmalı radyolar var. Kırda, tarlada, dağ başındaki kulübede tek başınızayken iyi bir arkadaş olur, ayrıca dünyada ne olup bittiğini dinleyebilirsiniz. Şimdilerde herkes daha sabırlı olarak, zamanı nasıl kullanacağını arayıp bulmaya çalışıyor. Radyoya yakın bir format, podcast yayıncılığı, konuşmak ve düşüncelerini duyurabilmek için iyi bir yol. Son yıllarda zaten artmıştı. Bu dönem daha da arttı. Biz NTV Radyo’daki programlarımızı yaklaşık 12 yıldır podcast yöntemiyle paylaşıyoruz. Bu dönemde de podcast dinleyicimizin arttığını görüyoruz,” diye konuştu.

    Aynur Altunkaş: Hem çalışma saatlerini azaltmayı hem de dönüşümlü çalışmayı başardık. Tweet'le

    “Müzik radyolarında programcılar evden çalışıyor bildiğim kadarıyla. Belki boşluklarda arşivden programlar yayınlıyorlar,” diyen Altunkaş, “NTV Radyo haber radyosu olduğu için kaçınılmaz olarak ofiste, stüdyoda çalışmaya devam ediyor. Çünkü haberi tüm kanallardan takip etmek, hazırlamak için orada olmak gerekiyor. Ama bizim ekipte birden fazla işi yapabilenler olması büyük şans. Prodüksiyon ekibinden Yayın Masası’na takviye yaptık; aynı şekilde prodüksiyon yapabilen editörlerimiz de var. Dolayısıyla hem çalışma saatlerini azaltmayı hem de dönüşümlü çalışmayı başardık. Bu durum ofisteki havayı rahatlattı, riski azalttı. Servis araçlarını, tuvalet, kafeterya gibi yerleri kullananların sayısı azaldı, fiziki mesafe böylece kolaylıkla sağlandı. Herkes özel araçla evinden alınıyor, evine bırakılıyor. Her araç, servise çıkmadan önce dezenfekte ediliyor. Her yerde olan kurallar titizlikle uygulanıyor. Mikrofon süngeri, kulaklığın dezenfekte edilmesi, siperlik, maske kullanımı vb. Bundan sonrası için de planlarımız var ama asıl olarak yaşadıkça göreceğiz,” şeklinde sözlerini sürdürdü. 

    Aynur Altunkaş: Gelen bilginin doğruluğundan emin olmak ve yanlış anlamaya meydan vermemek için açık ve özenli bir dille anlatmak temel kural. Tweet'le

    Aynur Altunkaş, “Radyo haberciliğinde esas olan, görenlerin, görmeyenlere anlatması diye düşünebiliriz,” dedi ve ekledi, “İkinci önemli nokta da, açık bir dille, kısa ve öz cümlelerle anlatmak. Yeni ve önemli olanı anında duyuran, bilgi veren, uyaran, merak edilenleri cevaplayan ilginç noktaları paylaşarak konuya ilgiyi taze tutan ve ufuk açan bültenler hazırlamaya özen gösteriyoruz. Tabii eğlenceli haberleri ihmal etmiyoruz. Uzun süredir ve bilemediğimiz bir süre daha tek konu etrafında 7/24 haber vermek durumundayız. Ama Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından, ajanslardan, NTV muhabirlerinden haber yağıyor. Konu aynı da olsa sıcak ve tablo dakika dakika değişiyor. Ön plana tabii ki bilinmesi gerekenleri alıyoruz. Yeni kararlar ve uyarılar öncelikli. Tavsiyeler, yol gösteren uzman görüşleri, dünyanın diğer bölgelerindeki deneyimler, olaylar, iyi olduğu sanılan yanlışlara dönük bilgi veren notlar önemli. Kamusal sorumluluk gereği, bilinmesi gerekenleri en doğru ve en çabuk şekilde duyuruyoruz. Gelen bilginin doğruluğundan emin olmak ve yanlış anlamaya meydan vermemek için açık ve özenli bir dille anlatmak temel kural. Mesela, ‘virüsün kedi ve köpeklerle yayılabileceği’ yolundaki bir görüşü aktarırken kullandığınız kelimelerle, çok tehlikeli olaylara yol açabilirsiniz. ‘Sokağa çıkma yasağı bekleniyor’ cümlesiyle marketlere hücum edilmesine neden olabilirsiniz. Ya da ilk günlerde hatırlayın dünyada Çinlilere yönelik ırkçı saldırılar, hemen ardından ‘virüsü onlar yayıyor’ diye Afrikalılara yönelik saldırılar… Her zaman böyle bir risk var ve her zaman özenle davranıyoruz ama böyle olağanüstü dönemlerde bu tür risk taşıyan, yanlış anlamaya müsait haberler daha fazla oluyor, biz de daha dikkatle yaklaşıyoruz. Tuhaf zamanlardayız ve her zor dönemde olduğu gibi, bu dönemde de radyo iyi bir arkadaş. Resim yaparken, yazarken, temizlik yaparken, pencereden dışarıyı izlerken, oturup önünüze bakarken, bir yandan da radyo dinleyebilirsiniz. Sizi bağlamaz, ona takılıp kalmazsınız.”

    Tweet'le

    Radyonun sürprizlerle dolu olduğunu vurgulayan Altunkaş, “Hiç planlamadığınız, seçmediğiniz hâlde mesela ‘Bugünlerde evde ekşi mayalı ekmek yapabilirsiniz, yoğurt mayalayabilirsiniz, ama sirke yapmayın. Çünkü sirke bu mevsimde yapılmaz, meyvelerinize yazık olur’ diyen bir uzmana rastlayabilirsiniz. Bir kuş gözlemcisinden, pencerenizden kuşları gözleme dersi dinleyebilir, sesin gücünü fark edebilirsiniz. Görme duyusundan farklı olarak sesin gücü, büyülü bir şey veya yoga hocasından sadece dinleyerek yoga derslerine başlayabilirsiniz. Belki radyo tiyatrosuna denk gelebilir ya da kolonyanın tarihini anlatan bir tıp tarihçisinin anlattıklarına kapılabilirsiniz. Hiç aklınızda yokken, çocuklar hakkında konuşan bir uzmanı dinlemeye başlayabilirsiniz. Bunlar NTV Radyo’da yaptığımız birebir örnekler. Beğenmediniz mi, düğmeyi çevirin, dünya müziği radyosuna gidebilirsiniz. Haberlerden sonra müzik dinlemek bile önemli bir şey ve de radyo ‘biz’ duygusunu verir; yalnız olmadığınızı hissettirir, o sırada radyoyu çeşitli sosyal statüden, çevreden, bölgeden, ülkeden, işte, sokakta ya da evde, hasta yatağında ya da yemek masasında milyonlarca farklı insan dinliyordur. Radyoda konuşan kişi de bu duyguyu size verir. Dolayısıyla bugünlerde radyonun yeniden fark edildiğini ve radyo günlerine dönüldüğünü söyleyebiliriz. Biz de haber ağırlıklı ama radyo tiyatrosu da belgesel de, bilgi notları da, sinema, tiyatro, müzik programları da dahil, yaşamın her alanından dengeli bir yayın sürdürüyoruz. Ama her saat başında canlı yayında haber vermeye devam ediyoruz; her son dakika olayını da anında, o sırada yayında hangi program varsa, kesip haberi duyuruyoruz,” diyerek sözlerini tamamladı.

    Esra Öz
    13 yıldır bilim, sağlık ve teknoloji haberciliği yapan Esra Öz, Türkiye’deki ilk sağlık blog yazarlarından biridir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyoloji ve Anadolu Üniversitesi Radyo TV Programcılığı bölümlerini bitirdi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde yüksek lisans yaptı. Farklı dergi ve sitelerde yayın yönetmenliği ve editörlük görevleri yürüttü. Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesaplarının kurulumu ve yönetiminde danışmanlık yaptı. Farklı AB projelerinde kıdemli iletişim koordinatörü olarak görev aldı, medya çalıştayları düzenledi. Bu zamana kadar 10 kez basın ödülü aldı. Kokuyla Keşfet, Sağlık Haberlerine Farklı Bakış ve Dedektif Duru Gerçeğin Peşinde (1)- Sağlıklı Beslenmenin Gizemli İpuçları isimli üç kitap yazdı. Sağlık iletişimi, sağlık, bilim, dijital ve medya okuryazarlığı, dijital sağlık ve etkili iletişim alanlarında eğitimler veriyor ve projelere imza atmaya devam ediyor.