Ne Okuyoruz

Kamusal platformlar, burnout, Greenwald vs. Bolsonaro

    0

    NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

    “Ne Okuduk” bölümümüzde teknolojinin farklı alanlarındaki gelişmeler ağırlıkta. NYT’nin “blockchain” ile görsel doğrulama çabası, Google’ın reklamları ayırt etmeyi zorlaştıran tasarımı ve internet platformlarına farklı bir alternatif fikri öne çıkanlar.

    “Haftanın Odağı” ise “burnout” yani tükenme sorunu. Gazeteciler arasında psikolojik sağlık konusunun tekrar gündeme geldiği bu haftada konuya kapsamlı bir şekilde bakmanın ve bu konu üzerine konuşmanın faydalı olacağını düşündüm.

    Son olarak bir duyuru: Uzun zamandır hazırlıklarını sürdürdüğümüz NLTR Akademi 8 haftalık maratonuna dün başladı. Akademide neler yaptığımızı Twitter profilimizden ve #nltrakademi etiketinden takip edebilirsiniz.

    Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

    Haftaya görüşmek üzere!

    —Ahmet A. Sabancı

    Bu hafta ne okuduk?

    NYT SAHTE GÖRSELLERİ GÖRÜNÜR KILMAYA ÇALIŞIYOR: Geçtiğimiz bültenlerde New York Times’ın “blockchain” teknolojisini kullanarak internetteki görsellerin takibini kolaylaştırmayı ve bu sayede sahte veya bağlamından koparılmış görselleri takip etmeye yardımcı olacak bir yol geliştirmeye çalıştığından bahsetmiştim. Bu hafta NYT bu çalışmalarına dair ilk sonuçları paylaştı.

    Üç bölümlük bir seri olarak paylaştıkları çalışmaların sonucunda, hem bu teknolojinin neden geliştirildiğini ve ne şekilde kullanılabileceğini hem de okurların böyle bir teknolojiye nasıl tepki verdiklerini görebiliyoruz. Bu tarz girişimleri değerli bulmamın en önemli sebebi, bu prototipler kullanılmasa bile, geliştirme sürecinde bize çok daha kapsamlı bir içgörü sağlıyor olması. Teknoloji ilginizi çekmese bile okurların bu prototipin test sürecinde verdikleri tepkiler ve testin sonuçları değerli ve kesinlikle vakit ayırmaya değer.

    BREZİLYA GREENWALD’A SİBER SUÇ İLE SALDIRIYOR: The Intercept’in kurucusu gazeteci Glenn Greenwald, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Brezilya’daki Bolsonaro hükümetinin yolsuzluklarını kanıtlayan büyük bir sızıntıyı haberleştirmiş ve bu yüzden de Brezilya hükümetinin hedefi haline gelmişti. Geçtiğimiz hafta içerisinde ise bu hedef göstermelerin üzerine bir de yasal suçlama geldi.

    Suçlama, doğrudan gazetecilik faaliyetlerini hedef alamayacakları için Greenwald’un siber suç işlediği iddiasını temel alıyor. Bu suçlamaya göre Greenwald, habere konu olan bilgilerin sızdırılmasını sağlayan hackleme faaliyetine tavsiye vermiş ve yol göstermiş. Ama iddianamede buna dair doğrudan hiçbir delil söz konusu değil. Bu da Greenwald’un bu davaya dahil edilmesinin altında politik sebepler olduğunun bir göstergesi. 

    Mathew Ingram, davanın Julian Assange’a karşı ABD’de açılan davaya da oldukça benzediğini söylüyor. Bu da devletlerin genel olarak sızıntı bilgi temelli haberlere karşı ortak bir strateji kullandığının işareti olarak görülebilir.

    Bu gelişmeye dünyanın farklı yerlerinden gazetecilik kurumları ve gazeteciler tepki gösterdi. Freedom of the Press Foundation, Electronic Frontiers Foundation, ACLU, Guardian, New York Times ve 40’ın üzerinde kurumun ortak bildirisi bu tepkilerden bazıları. 

    İNTERNETE KAMUSAL ALTERNATİFLER: Günümüzde internetin yarattığı sorunları incelediğimizde, en büyük ortak paydanın kullandığımız birçok platform ve aracın özel şirketler tarafından yönetilmesi ve tamamen kâr odaklı şekillendirilmesi olduğunu görüyoruz. Dijital reklam ve bunu merkezine alan Google ve Facebook gibi şirketler bunun en temel örnekleri. Peki bunlara kamusal alternatiflerin kurulması bir çözüm olabilir mi?

    MIT Media Lab’de profesör olan ve bu alanda uzun yıllardır çalışan Ethan Zuckerman bu alternatifi tartışan kapsamlı bir çalışmayı geçtiğimiz hafta içerisinde yayınladı. Özetleyecek olursak Zuckerman Facebook ve Google gibi firmalara doğrudan müdahale etmek yerine, onlara kamusal ve daha iyi alternatifler kurarak ekosistemi değiştirmenin daha iyi bir çözüm olabileceğini savunuyor. Makale epey uzun, o yüzden Zuckerman özet hâlini kendi blogunda yayınladı. Ayrıca Joshua Benton da NiemanLab’de makaleyi kapsamlı bir şekilde inceledi.

    Kişisel olarak bu yaklaşıma karşı kısmen olumlu düşünüyor olsam da bunun da beraberinde başka sorunları getirme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. ABD gibi neoliberal kapitalizmin aşırı benimsendiği ve devletin olabildiğince her şeyden uzak durması gerektiğini düşünen ülkelerde bunun benimsenmesi zor olacaktır. Aynı şekilde Rusya, Çin, Türkiye ve Brezilya gibi hükümetlerin medya üzerinde aşırı kontrolünün olduğu ve bunu kullanmaktan çekinmediği yerlerde de böyle girişimlerin çok farklı amaçlar için kullanılması büyük bir ihtimal. Bu yüzden her ne kadar cazip bir yaklaşım olsa da, bu sorunlara çözüm bulunmadan buna girişmek bu fikrin ölü doğması anlamına gelebilir.

    İlginizi çekebilir:
    Yanlış bilgi hakkında yanlış bildiklerimiz

    GOOGLE, REKLAMLARI AYIRT ETMEYİ DAHA DA ZORLAŞTIRDI: Eğer reklam engelleyici kullanmıyorsanız, Google aramalarınızda ilk birkaç sıranın daima reklam olması artık alıştığımız bir şey. Yıllar içerisinde Google’ın yaptığı tasarım değişiklikleri giderek bu reklamları normal arama sonuçlarından ayırt etmeyi zorlaştırdı.

    En son yapılan tasarım değişimi ise dikkatli olmayan bir kullanıcının hangi linkin reklam olduğunu anlamasını neredeyse imkansız hâle getiriyor. Artık Google arama sonuçlarındaki reklamlar yalnızca linkin başındaki küçük “Ad” yazısı ile işaretleniyor ve diğer linklerle aynı renk ve arka planla gösteriliyor. 

    Bu durum normal kullanıcı için ciddi bir risk. Özellikle de Google reklamlarının politik propaganda, yanlış bilgi ve komplo teorilerini yayma ve dolandırıcılık gibi amaçlarla sıkça kullanıldığını düşünecek olursak, Google bu hareketiyle herkesi riske atıyor.

    Google gelen tepkiler üzerine kısmen değişikliğe gidileceğini bir tweet ile duyurdu. Mobilde bu tasarımın aynen kalacağını, bilgisayarlarda ise farklı tasarımları deneyeceklerini söylediler. Ancak bu farklı tasarımların ne olacağına dair bir detay henüz yok.

    KISA KISA:

    Digiday, gazetecilik profesörü Nicholas Diakopoulos ile gazetecilerin neden otomasyondan korkmaması gerektiğine dair bir röportaj yaptı.

    TikTok reklam verenler için özel platformunu açtı. İlk izlenimler olumlu yönde.

    Söz konusu kadınların medya yönetimindeki yeri olduğunda en iyi durumda olan kurum Financial Times olarak görünüyor.

    NiemanLab için 10 yıldır haber ekonomisi alanında yazılar yazan Ken Doctor ABD ve dünya basınında 2020’lerde ne beklediğini yazdı.

    Sitenizdeki yorumlar ve canlı sohbetler, sosyal medya etkileşimlerinden daha önemli olabilir.

    Haftanın odağı: “Burnout”

    Her mesleğin farklı zorlukları ve yıpratıcı yanları var. Gazetecilik de bundan bağımsız değil. Birçok sebepten ötürü gazeteciler mesleklerini icra ettikleri süreç içerisinde yıpranıyor, psikolojik sorunlarla mücadele ediyor ve tükenme noktasına gelebiliyor. 

    Ne var ki, bunları genellikle konuşmaktan kaçınıyoruz ya da bu konuda yaşadıklarımızı paylaşmaktan veya yardım istemekten çekiniyoruz. Bunun en temel sebeplerinden birisi toplumsal olarak psikolojik rahatsızlıklara karşı sahip olduğumuz ön yargımız. Gazeteciliğin “kahramanlaştırılması” da bu konuları konuşmayı zorlaştırıyor. Bu durum aynı zamanda burnout (tükenme) belirtilerini görmezden gelmemize de sebep olabiliyor.

    Geçtiğimiz hafta içerisinde BBC News Afrika editörü Fergal Keane’nin PTSD sebebiyle görevini bırakacağının açıklanması bu konuyu tekrar gündeme taşıdı. Birçok gazeteci de hem bu haberi hem de BBC’nin duyarlı bir şekilde bunu duyurmasını tebrik edip gazetecileri bu konuda daha açık olmaya ve bu konuyu gündemde tutmaya davet etti. 

    Bu çok haklı ve gerekli bir davet. Gazeteciler psikolojik sağlıkları konusunda birçok farklı riskle karşı karşıya ve hem bu konuyu konuşmaya hem de yardıma daha açık olmalılar. Ele aldıkları konular veya haber yapmak için girdikleri ortamlar (örneğin Keane’nin uzun yıllar boyunca çatışma bölgelerinde çalışmasının getirdiği PTSD), çalıştıkları bölge veya ülkenin getirdiği zorluklar (gazetecilerin hemen her gün tehdit altında olduğu ülkelerde doğan stres ve baskı kaynaklı diğer sorunlar) ya da sektörün ekonomik zorluklarından dolayı daha fazla iş yükü almak zorunda kalan ya da iş bulamadığı için hayatını sürdürmesi zorlaşan gazetecilerin yaşadıklarının hepsi bu tükenmenin sebepleri olabilir.

    Bu noktada yapılabilecek birçok şey var. En önemlilerinden birisi meslektaşlar arasında bir dayanışma ve destek ortamının olması. Bu sorunları yaşayan insanlar bu konuyu arkadaşlarıyla rahatça konuşabilmeli, tepki almaktan korkmamalı —aksine destek alabileceklerini bilmeliler. Haber merkezleri çalışanlarına destek olabilecek imkânlar sağlamalı, meslek grupları bu işi ciddiye almalı. Özellikle kurumsal bir yapıda çalışmayan serbest gazeteciler dış desteklere fazlasıyla muhtaç.

    Girişte de söylediğim gibi gazetecilik mesleğinin kaçınılmaz olarak böyle bir etkisi var. Destek ve dayanışma ortamları yaratılarak, gazetecilerin kendilerine bakmalarına yardımcı olacak koşullar yaratılarak bunun etkisi minimuma indirilebilir.

    Ahmet A. Sabancı
    NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.