Ne Okuyoruz

İyi haberler ne kadar lazım?

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Medyanın içine girdiği kriz bu hafta da gündemin önemli bir kısmını kapladı. Bu yüzden listeye aldığım belirsizlik tartışması gibi konulara olabildiğince bültende daha fazla yer vermek istiyorum. Gündemin doğrudan etkilerinin biraz dışına çıkıp daha farklı perspektiflerden bakmak hepimize iyi gelecektir.

Odakta ise iyi haberler akımını konuşmak istedim sizlerle. Her ne kadar hepimizi mutlu eden paylaşımlara bu zamanlarda daha çok ihtiyaç duyduğumuzu hissetsek de dikkatli olmamız gereken bazı önemli noktalar da var.

Bu haftalık benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Kaynak: The Markup

Bu hafta ne okuduk?

FACEBOOK SÖZDE BİLİM SEVERLERE ULAŞMANIZI İSTİYOR

Sosyal medya platformlarının komplo teorileri ile olan ilişkisi daha önce de bültende ele aldığımız konulardan birisiydi. Genellikle bu konuda ne zaman yeni bir gelişme olsa platformlar bu konuda yeni önlemler alacaklarını söylüyor. Ama görünen o ki, Facebook sözünü tutmuyor.

The Markup’dan Aaron Sorkin’in araştırması, Facebook’un reklam verenlere “sahte bilim” konularına ilgi duyan insanları hedeflemesinde yardımcı oluyor. Facebook’un reklam sisteminde hedef kitle belirlerken “pseudoscience” konusuna ilgi duyan insanları da hedeflemeniz ve onlara ulaşmanız mümkün. Facebook’un böyle bir hedefleme imkânı vermesi bir yana, 78 milyondan fazla insanı bu şekilde kategorilemiş olması daha da büyük bir sorunun işareti.

Haberdeki ilgi çekici bir diğer detay ise bu kitleyi hedeflediğini tespit ettikleri reklamlardan birisinin sahibi olan şirkete ulaştıklarında, şirketin bu kategoriyi Facebook’un otomatik olarak eklediğini söylemesi. Eğer doğruysa bu olayın özellikle böyle bir zamanda Facebook’a büyük bir sıkıntı yaratması söz konusu olabilir.

YENİ BİR ADPOCALYPSE KAPIDA

Eğer YouTube’da üretim yapanları tanıyor veya sektörü takip ediyorsanız, YouTube üzerinden reklamlar ile gelir elde etmenin giderek daha da zorlaştığını duymuşsunuzdur. Tüm bunların başlangıç noktası ise 2017’deki ilk “adpocalypse”. Özetle, reklam veren şirketlerin reklamlarının daha “güvenli” videolarda görünmesini istemesi üzerine büyük medya şirketlerinin reklam gelirinden giderek daha fazla pay almaya başlamasına ve YouTuberların giderek daha az para kazanmasına sebep olan değişimlerin ilk başladığı zamanlar.

Bugünlerde de yeni bir değişimin gerçekleşmesi söz konusu. Eğer söz konusu değişiklik uygulamaya geçerse, şirketler tamamen keyfi bir şekilde reklamlarının nerede görüneceğine karar verme şansına sahip olacak. Bu durumda hemen her şirketin olabildiğince “güvenli” kısımda kalmak istemesinden dolayı büyük bir izleyici kitlesine sahip olsanız da içeriğiniz reklamverenler için yeterince güvenli değilse en ufak bir gelir elde etme şansınız bile kalmayabilir. Üstelik mevcut filtreler hâlihazırda haber ve gündem içerikli üretim yapanları ciddi bir şekilde etkilerken (hem YouTube içerisinde hem de dışında) yeni gelişme durumu iyice zorlaştıracaktır.

Bu durumun muhtemel iki sonucu olacak. YouTuberlar ya reklam gelirlerini korumak için kendilerini giderek daha fazla sansürleyecekler ve “daha güvenli videolar” üretmeye çalışacaklar ya da alternatif gelir yolları ve hatta alternatif platformlar aramaya başlayacaklar. 

BELİRSİZLİĞİ KABULLENEBİLİR MİYİZ?

İnsanların haberlerden beklentisi onlara kesin ve doğru bilgiyi ulaştırmalarıdır. Gazetecilerden de işlerini bu sorumluluk bilinciyle yapmalarını beklerler. Peki içerisinde bulunduğumuz pandemi koşullarında kesin bilgiler az ve sürekli değişim hâlindeyken gazeteciler ne yapmalı?

Kevin Lerner bu soruya güzel bir cevap vermiş: Gazeteciler belirsizliğe alışmayı ve bunu rahatça ifade edebilmeyi öğrenmeli. Gazetecilerin yalnızca kesin bilgi kaynağı olarak görülmenin ötesine geçmeyi ve sürekli gelişmekte olan konuları da rahat bir şekilde ele almayı öğrenmesi için bu süreç bir fırsat olabilir. 

İnsanlar her ne kadar kesin ve net bilgiyi daha çok tercih etse de içinde yaşadığımız dünya pandemi olsun ya da olmasın giderek daha karmaşıklaşıyor ve sürekli olarak belirsiz süreçlerden geçiyoruz. Eğer gazeteciler bunu anlaşılır bir şekilde ifade etme konusunda kendilerini geliştirirse, insanlar da bu belirsizlikler karşısında daha rahat olabilir.

İlginizi çekebilir:
Deadspin'in sonu, Instagram'da gazetecilik, gençler ne istiyor
KRİZDE BU HAFTANIN MANŞETİ: PROTOCOL

COVID-19 ile birlikte gelen ekonomik krizin etkisi gazetecilik ve medya sektöründe kendisini göstermeye devam ediyor. Krizin gidişatını bültende her hafta sizler için özetlerken, bir yandan da sitemizde konuya dair yeni yazılar da yayınlıyoruz. 

Bu hafta yine birçok kurumdan gelen önlem haberlerinin yanında krize karşı alınması gereken önlemler ve krizin ileriye dönük etkileri de gündemin parçasıydı. Krizin yeni etkileri arasında The New York Times’ın pazar gazetesindeki spor ve gezi eklerini bir süreliğine askıya alma kararı ilgi çekici olsa da, Protocol’de yaşananlar asıl gündem oldu.

Daha önce bültende de bahsettiğim gibi Protocol büyük iddialar ve hedefler ile şubat ayında yayına başlamıştı ve sağlam bir kurum olarak başladıkları izlenimini veriyordu. Fakat geçtiğimiz hafta içerisinde bir anda ekibin yarısını işten çıkarmaları şok etkisi yarattı. Maaş kesintisi ya da ücretsiz izin gibi yöntemler yerine doğrudan ekibi küçültmeleri —üstelik ekibin büyük bir kısmı diğer kurumlardan transfer edilmişti— yayının uzun ömürlülüğü ve bu işten çıkarmaların ne derece kriz ile alakalı olduğu konusunda ciddi şüpheler yarattı. 

KISA KISA
  • Reporters Without Borders her yıl derlediği World Press Freedom Index’in 2020 versiyonunu yayınladı.
  • Spotify derleme podcast listelerini denemeye başlıyor. Nasıl sonuçlar vereceğini çok merak ediyorum.
  • Bloomberg Media üniversite öğrencisi olan herkes için üç ay ücretsiz abonelik veriyor.
  • Anladığım kadarıyla yeni streaming platformu Quibi kimsenin fanı olmasını istemiyor.
  • Beş farklı ülkeden yedi kurum Global Investigative Journalism Network’e üye oldu.
  • Gazeteciler COVID-19 merkezinde yaptıkları farklı haberleri nasıl hayata geçirdiklerini Source’da anlatıyor.
  • Kimi gazeteciler de şu anda yaşananları haber yaparken nelere dikkat etmeleri gerektiğini 100 yıl önceki pandeminin haberlerini inceleyerek öğreniyor.
  • Apple Podcasts listesindeki dinlenebilir podcast sayısı 1 milyonu geçti. Cumartesi akşamı güncel rakamlar: 1,024,162 podcast ve 28,636,274 podcast bölümü.
  • COVID-19 ve komplo teorileri üzerine kısa ama önemli notlar.

Haftanın odağı: İyi haberler ne kadar lazım?

Haberlerle ilgili en sık yapılan genellemelerden birisi hep kötü konuları ele alarak insanın içini kararttığıdır. Her ne kadar bir noktaya kadar haklılık payı olsa da haberlerin amacı insanları hayatlarını etkileyebilecek şeyler konusunda bilgilendirmek olduğundan, bunların sıklıkla dünyada yaşanan kötü şeyler olması kaçınılmaz.

Küresel pandemi ile birlikte haberlerin karamsarlığı ve “iyi haberlere” ihtiyaç duyulması gibi konular tekrar gündeme taşındı. İnsanların umutlanmasını ya da mutlu hissetmesini sağlayacak olayları derleyen ve yalnızca bunlardan bahseden serilere olan ilgi de giderek artıyor. 

Bunun ne kadar ihtiyaç olduğu veya bunlara ne kadar yer verilmesi gerektiği konusunda dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Elbette haberler yalnızca yaşanan felaketler ve kötü olaylar üzerine olmak zorunda değil. Çözüm gazeteciliği gibi alanlar bunu dengelemek için çabalıyor. Fakat çözüm gazeteciliği ile şu anda moda olan “iyi haberler” arasında göz ardı edilmemesi gereken bir fark var.

İyi haberler genellikle insanları bilgilendirmeyi değil, onları mutlu edecek şeyleri derleyip bunları sunmayı tercih ediyor. Her ne kadar kendilerini haber olarak adlandırmayı tercih etseler de insanların bu iyi haber konseptindeki içerikleri takip ederek dünyada olan bitenler hakkında bilgi sahibi olması oldukça güç. Aksine, bu tarz yayınlar yaptıkları seçmeler ve bağlamından koparılmış güzel olaylar ile insanların dünyayı eksik ve yanlış bir şekilde algılamasına sebep olabilir.

Evet, dünyada çok fazla kötü olay yaşanıyor ve bazen iyi şeyleri görmek istiyoruz. Gazetecilik bunu dengeli ve bağlamından koparılmamış bir şekilde okura sunmak zorunda. Bu yüzden de şu anda “iyi haberler” olarak kendisini internette sunan birçok yayın belki de eğlence kategorisinde ele alınmalı ve okurların bu ayrımı algılamasına yardım edilmeli. Bu dengeyi sağlama konusunda da en önemli görev gazetecilere düşüyor.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Pandemi yerel basını nasıl etkiledi?

Önceki içerik

Gazeteciler Koronavirüs haberlerini değerlendiriyor

Sonraki içerik