Ne Okuyoruz

İnsan editörler mi, algoritmalar mı yoksa editörsüzlük mü?

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

“Bu Hafta Ne Okuduk?” bölümünde birçok farklı haberin yanı sıra aslında sektördeki iki farklı eğilimi gösteren iki önemli haberimiz var. Bunlardan birincisi Apple News’in algoritmalar ile editörlük yapmak yerine bir haber odası kurmayı tercih etmesi, diğeri ise Wikitribune’ün tüm gazeteci ekibini işten çıkartıp gönüllü kullanıcılar ile devam etmeyi tercih etmesi.

Burada gördüğümüz aslında gazetecilik üzerine, özellikle de 2016 sonrasında tartışmaya açılan kime güveneceğiz konusuna dair farklı yaklaşımlar. Apple, tarafsız görünümlü algoritmaların nasıl ciddi sorunlara yol açabileceğini gördüğü için haber üretmeyi meslek edinmiş insanlarla yola devam edilmesi gerektiğini söyleyen tarafın bir temsilcisi. Wikitribune ise gazetecilerin taraflı olabileceği konusundaki endişelerle farklı çözümler arayanlardan birisi. Şu ana kadar gözlemlediğimiz örneklere bakacak olursak Apple’ın tercih ettiği yol daha verimli sonuçlar veriyor gibi görünüyor. Burada belki de en önemli faktör profesyonellik ve bu yüzden de işini profesyonelce ciddiye alarak yapan gazetecilerin olduğu bir yerde çoğu zaman algoritmalara ya da başka alternatiflere pek ihtiyaç duyulmuyor. İlerleyen zamanlarda bu değişir mi bilemeyiz ama şu ana kadarki tablo bu şekilde.

Haftanın odağında ise serbest gazeteciler var. Özellikle ülkemiz için hâlâ yeni diyebileceğimiz bir alan olan serbest gazeteciliğin sorunları üzerine konuştuk ve kendilerini geliştirmelerine ve bir serbest gazeteci olarak daha iyi çalışmalarına yardımcı olabilecek kimi kaynakları derledik.

Bu haftaki bültenimizle birlikte bir ayı geride bırakıyoruz. Umuyoruz ki her hafta bu bülteni okumaktan keyif alıyorsunuz. İster içerik, ister tasarım konusunda her türlü öneri ve fikirlerinizi bize yazın. Sizlerin ne düşündüğü bizim için çok önemli.

Şimdilik benden bu kadar.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?

APPLE NEWS EDİTÖR OLARAK İNSANLARDAN YANA: Bildiğimiz üzere Google News ya da Facebook ve Twitter’ın trend bölümleri tamamen algoritmalar tarafından kontrol ediliyor. Her ne kadar bu özellik çok konuşulan başlıkların hızlı bir şekilde öne çıkmasını sağlasa da, hiçbir şekilde editoryal müdahale şansı söz konusu olmuyor. Bu da çoğu zaman çok da önemli olmayan konuların zirvede görünmesine ya da bu algoritmaların manipüle edilebilmesine yol açıyor. Ancak Apple bunu engellemek için “herkesi şaşırtan” bir yol seçmiş ve kendi haber uygulaması olan Apple News için bir haber odası kurmuş. Başlarında genel yayın yönetmeni Lauren Kern ile birlikte çalışan ekip, hangi haberlerin manşete çıkacağına ve haberin hangi yönünün öne çıkması gerektiğine tıpkı bir gazete hazırlar gibi özen gösteriyor. Kişisel tecrübelerim de bunun okuyucuya daha sağlıklı bir şekilde haberlere erişme imkânı sağladığı yönünde. Ancak bunun ne kadar etkili olabileceğini haberdeki bir örnek çok iyi açıklıyor:

24 yaşındaki silahlı bir saldırgan ağustos ayında Jacksonville, Florida’da bir oyun turnuvasına saldırıp iki kişiyi öldürdüğünde Google News, Facebook ve Twitter’da saldırganın başkan Trump’tan nefret ettiğine dair başlıklar göze çarpıyordu: Tıkları arttıracak ve haberin yayılmasını sağlayacak sansasyonel bir detay.

Apple News’te öne çıkan haberlerin hiçbiri bu detaydan bahsetmiyordu. Kern, ekibine silahlı saldırılardan sonra yapılan haberler konusunda titiz olmalarını söylemişti. “Her silahlı saldırıdan sonra ‘saldırgan şu terör grubunun parçası’ tarzı haberler çıkar ve genellikle yanlış olur,” diyerek uyarmıştı. Ve haklı da çıktı: Günler içerisinde, saldırganın Trump’a olan nefretinin yalan olduğu öğrenildi.

WIKITRIBUNE’DE ARTIK ÇALIŞAN GAZETECİ YOK: Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales tarafından başlatılan Wikitribune, yurttaş gazetecilik pratikleriyle Wikipedia’nın temelinde yer alan ortaklaşa çalışma prensiplerini ve teknik altyapıyı bir araya getirerek farklı türde bir yurttaş gazeteciliği pratiği yaratmaya çalışan bir projeydi. “Fake news” dalgasından sonra ortaya çıkan ve başlarda oldukça ilgi gören bu proje, son zamanlarda durgun bir dönemden geçiyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde Wikitribune, ekibinde çalışan tüm gazetecileri işten çıkardı ve normal kullanıcıların hesaplarına daha fazla düzenleme yapma yetkisi verdi. Her ne kadar Wales, projenin başlarında, yurttaş gazetecilik deneylerinin en büyük sorununun profesyonel gazetecilerin eksikliği olduğunu söylemiş olsa da, anladığımız kadarıyla attıkları bu adım fikir değiştirdiklerine yönelik bir işaret. 

Bu adımın nasıl sonuçlar vereceğini ise kestirmek şu anda güç. Geçtiğimiz birkaç ayda Wikitribune’de aktif olan gönüllü sayısı oldukça düşmüştü. Bu adımla belki eski kullanıcıları geri getirebilir ve daha aktif bir üretim sürecine girebilirler. Ama bunun ne kadar uzun ömürlü olabileceği konusunda iyimser olmak güç, özellikle de geçmiş örnekleri göz önünde bulundurursak.

(GALİBA) YOUTUBE KAPANINCA DA İNSANLAR OKUMAYA BAŞLIYOR: Geçtiğimiz hafta Facebook’a 45 dakika boyunca erişilemediği zaman insanların daha fazla ve doğrudan haber sitelerini ziyaret ettiğine dair bir araştırmayı sizlerle paylaşmıştık. Bu hafta da aynı şirket, Chartbeat, geçtiğimiz haftalarda Youtube’un bir saat boyunca kapalı olduğu sürede neler olduğunu incelemiş. Çıkan sonuçlar benzer: yayıncıların sitelerine doğrudan erişim %11, mobil uygulamalarının kullanımı %22 artış göstermiş. Ancak bu artışın önemli bir kısmı insanların neden Youtube’a erişemediklerini merak etmesinden kaynaklı. 

Bu da aslında anlaşılır bir durum, çünkü insanların Youtube’u ziyaret etme sebepleri ile Facebook’u ziyaret etme sebepleri arasında ciddi farklar var. Gerçekten haberleri takip etmek için Youtube’u ziyaret edenlerin oranı, aynı amaçla Facebook’u ziyaret edenlerin oranından daha düşük. Aynı zamanda Youtube, genel olarak haber sitelerine çok fazla ziyaretçi yönlendiren bir platform değil. Bu sebeple de etki oranının farklı olması doğal. Ancak bu artışın gösterdiği önemli noktalardan birisi, insanların bir şey izleyemedikleri zaman okumayı ilk alternatif olarak görmeleri. Yani okumak aslında gözden düşmüş değil, sadece belirli bir kesim için ikinci seçenek.

THE ECONOMIST VERİ GAZETECİLERİNE DAHA FAZLA YER AÇIYOR: Veri gazeteciliği her ne kadar eski bir alan olsa da, teknolojinin sağladığı imkânlarla son yıllarda giderek daha da popüler bir alan hâline geldi. Ancak bu popülerlik basılı gazetecilikte hep kısıtlı bir alanda kaldı, tabloları ve görselleri basılı yayınlarda yeterince göremedik. The Economist bu eksikliğin farkına varmış ve bundan sonra haftalık dergisinde veri gazeteciliğine sayfa ayırmaya karar vermiş. Bu karar hem veri gazetecilerini daha görünür kılacak hem de diğer yayınlar üzerinde bir etki yaratacaktır. Bu dalga sayesinde ilerleyen dönemlerde yazılı basında daha fazla veri gazeteciliği işleri görebiliriz.

BÜTÇE KISITLIYSA HABER ODALARI ORTAK ÇALIŞABİLİR: Gazetecilik sektörünün en büyük sorunlarından birisi ekonomik sıkıntılar. Daralan bütçeler ve kısıtlı imkânlar çoğu zaman haber yapılmasını engelleyebiliyor. Özellikle de söz konusu bütçe gerektiren araştırmacı gazetecilik ya da veri gazeteciliği işleriyse. Ancak Source’da yayınlanan bir örnek bunu nasıl aşabileceğimize dair bir yol sunuyor.

ABD’de birçok devlet kurumuna ait bir veriye ulaşmak istiyorsanız bunun için karşılığında bir ücret ödemeniz gerekiyor. Kimi zaman bu ücretler binlerce doları bulabiliyor ve bir haber için editörler böyle bir harcamaya onay vermeyebiliyorlar. Matt Dempsey, Houston Chronicle’ın veri editörü, bu sorunun üstesinden gelmek için farklı bir yol denemeye karar veriyor. Texas bölgesindeki her haber yayıncısının (gazete, televizyon, radyo, vd) siyaset veya haber editörüne ulaşıp şöyle bir teklif sunuyor: “Biz Texas seçmen kayıt veri tabanını satın almak istiyoruz, X yayın birlikte satın alacağız. Siz de katılırsanız ücreti bölüşeceğiz, herkes de veriye sahip olmuş olacak.” Ve plan işe yarıyor, 21 haber odası plana katılıyor ve bu sayede binlerce dolara mal olacak veri tabanını her haber odası 180 dolara satın almış oluyor.

Bu da aslında bize bir süredir gazeteciliğe dair unuttuğumuz önemli bir noktayı hatırlatıyor: Birlikte çalışmanın önemi. Çünkü gazetecilerin asıl amacı her ne olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmak. Bunun için eğer başka bir haber odasının ya da gazetecinin yardımı dokunacaksa da onlarla birlikte çalışmak mümkün olabilmeli.

Haftanın Odağı: Serbest Gazeteciler

Serbest gazetecilik, ülkemizde çok yaygın olmasa da içinden geçtiğimiz süreç ve sektörün yaşadığı ekonomik sıkıntılar yüzünden giderek daha sık duymaya başladığımız bir kavram. En basit tabirle, serbest gazeteciler hiçbir kuruma ya da haber odasına bağlı olmadan çalışan ve ürettiği haberleri yayınlara dışarıdan satarak işine devam eden gazetecilere verilen isim. İngilizce tabiriyle “freelance” gazeteciler.

Her ne kadar ilk bakışta daha özgür ve rahat bir çalışma şekli gibi görünse de, serbest gazeteci olmak birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Bunların başında ise bu gazetecilerin haklarını alma ve koruma konusunda yaşadıkları sıkıntılar geliyor. Örneğin, ülkemizde serbest gazeteciler devletin gözünde bir çalışan olarak görülmedikleri için hiçbir sendikal haktan faydalanamıyorlar. Bunun üzerine kimi kurumların bu gazetecileri sömürmeye yatkın olması ya da ödemeler söz konusu olduğunda en son düşündükleri grup olması eklendiğinde, serbest gazeteciler ciddi hak kaybına uğrayan bir kesim hâline geliyor. Ülkemizde henüz yeni olması sebebiyle tam anlamıyla bir serbest gazetecilik kültürü oturmamış olması da bu durumu zorlaştıran faktörler arasında.

Bununla beraber serbest gazeteciler birçok işi aynı anda yapmak zorunda kalıyorlar. Bir haber odasında ya da kurumda çalışmanın sağlayacağı görev dağılımı imkânları olmadığı için kurumlarla ilişkileri, haber yazmayı, ödemeleri takip etmeyi ve diğer teknik ve bürokratik ilişkileri aynı anda yürütmeleri gerekiyor. Ancak kimi zaman başka seçenekleri olmadığından, kimi zaman da tüm bunların yanı sıra haber konusunu seçmek, dilediğince yazmak ve istediği yerden çalışabilmek gibi özgürlükleri düşünerek bu eksileri görmeden serbest çalışmaya devam ediyorlar.

Tüm bunlar kendini sürekli geliştirebilmeyi ve birden çok konuda yetkin olabilmeyi serbest gazetecilik için birer olmazsa olmaz hâline getiriyor. Bu yüzden de bu haftanın odağında serbest gazeteciler için faydalı olabilecek kimi linkleri ve kaynakları derledik.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Podcast alanına ilgi duyan gazeteciler için ilginç kaynaklar

Önceki içerik

R Dplyr paketi ile veri nasıl işlenir ve analiz edilir?

Sonraki içerik