Haber Odası

Hava tahminlerini sunmak bir bilim mi?

    0

    Atmosfer bilimi anlamına gelen meteoroloji, yüzyıllardır insanların hayatını kolaylaştırıyor. Güne başlamadan önce veya ileri tarihteki bir etkinliği planlarken ilk yapılan şey hava durumunu kontrol etmek oluyor. Atmosferde meydana gelen fiziksel olayların dünyaya yansımasının yorumlanması ise hayat kurtarıcı bile olabiliyor. Peki, hava tahminlerinin ardında nasıl bir emek yatıyor?

    Meteoroloji haberciliği nedir? Bu alan teknoloji, mobil uygulama ve benzeri gelişmelerden nasıl etkilendi? Hava tahminlerinin bültenlerde izlenme oranları nasıl oluyor? Bu haberleri hep meteoroloji mühendisleri mi sunuyor? Gazeteciler yapamaz mı? NTV Meteoroloji Şefi Gökhan Abur ve CNN TÜRK TV Meteoroloji Editörü Bünyamin Sürmeli cevaplıyor.

    Gökhan Abur

    İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Yüksek Mühendisliği mezunu Gökhan Abur, 2002 yılına kadar Kandilli rasathanesinde çalışmış. 1983 yılında başladığı denizcilik meteorolojisi eğitimini üniversite ve yüksek okullarda öğretim görevlisi olarak sürdürüyor. 2004 yılında bir program için davet edildiği NTV’de hava durumu sunması teklif edilmiş. Çekim tekniklerini öğrendikten sonra Eylül 2004’te başladığı meteoroloji editör ve sunuculuğuna hâlen devam ediyor. 

    “Meteoroloji atmosferde meydana gelen fiziksel olayların yerküre ve üzerinde yaşayan canlılara etkisini inceleyen bilim dalıdır. Bu nedenle yalnızca hava tahminleri ile ilgilenmez. Bugün meteoroloji mühendisleri 18 değişik alanda çalışmalarını sürdürüyor. Yazılı ve görsel medyada haber yapmak veya sunmak isteyenlerin doğru haber verebilmeleri bu konuları ne kadar bildiklerine bağlıdır,” diye açıklıyor Abur.

    Abur sözlerine şöyle devam ediyor: “Bilim ve teknolojinin hızlı gelişimi, internet ile birçok ölçüm ve bilgiye ulaşabilmenin yanı sıra meteorolojik radar ve uyduların gelişimi, tahminlerin daha doğru yapılmasına yardımcı oluyor. Orta ve uzun vadeli tahminler için geliştirilen meteorolojik modeller tahmincilerin işini daha da kolaylaştırıyor. Bütün mesele bu ölçüm ve değerlendirmeleri doğru kullanabilmek. Bunu da en iyi yapabilecek olanlar bu konuda uzmanlaşan meteoroloji mühendisleridir. Yazılı ve görsel medyanın genel izlenilirliğinden bağımsız olarak; meteoroloji tahminlerinin doğruluğu ve tutarlılığı arttıkça daha çok tercih edilir diye düşünüyorum.”

    Haber kanallarının birçoğunun meteoroloji mühendisi çalıştırdığını belirten Abur, “Gazeteci hava durumu sunuculuğu yapamaz diye bir şey yok, dediğim gibi bu bir tercih. Yani hukuk konusunda ekonomist konuşursa ne kadar güvenilir olursa bu da o kadar olur. Aradaki fark, spikerler hava raporunu DMİ’den alıp aynen vermek zorunda, yorum yapamaz, fakat mühendisler tahmin ve yorum yapabilirler,” diye kaydetti.

    Bünyamin Sürmeli

    Bünyamin Sürmeli bu alanda çalışmaya radyo ile başlamış. Üniversitenin ikinci sınıfında, henüz hava tahmin dersleri yeni başlamışken hava tahminlerine merakı olduğunu fark etmiş. Radyo Klass ve Number1 FM’de hava tahminlerini anlatmaya başlamış. Haber kanallarında kendisini takip eden bir televizyoncu aracılığıyla CNN TÜRK’te çalışmaya başlamış. Bir yıl boyunca hem televizyonu hem üniversiteyi beraber yürüten Sürmeli, hem havanın tahmini ile hem de grafikleriyle ilgilenerek işin mutfağında yer almış. Televizyonda montaj, seslendirme, yayın, editörlük gibi zanaatleri öğrenmiş. 2000 yılının ilk yarısında da hafta sonları haber bültenlerinin içerisinde sıra dışı bir hava durumu beklendiğinde, neler olacağını anlatmaya başlamış. 2000’lerin başından beri hem Radyo Power FM hem de CNN TÜRK’te çalışmaya devam ediyor. Ayrıca 2016 yılında Sürmeli’nin iklim değişikliğini ve doğayı konu alan makalelerden oluşan Mavi Misket adlı kitabı yayınlandı.

    Bünyamin Sürmeli, “Biz haberci değiliz biz meteoroloğuz. Dolayısıyla biz bilimi, hava tahmini ile alakalı bilgileri veriyoruz. Yani bir televizyonun içerisinde hem hava tahminini üretiyoruz hem bunu bir televizyoncu dili ile sunuyoruz; aynı zamanda sıra dışı durumlarda da meteorolojik yorumlar yapıyoruz. Fakat bir yerde bir sel olduysa o sel sonrasındaki haberin takibini biz yapmıyoruz,” diyor.

    Teknolojinin gelişmesi ile her alanın dijitale kaydığını söyleyen Sürmeli konvansiyonel medyanın her zaman bir referans aracı olarak kaldığını belirtiyor: “İnsanlar dijitalde kar haberi gördüklerinde televizyonda ne diyorlar, hava durumu bülteni ne diyor diye kontrol ediyor. Dolayısıyla haberin dijitalleşmesi televizyona olan ilgiyi genişletmiş durumda. Yani insanlar hava durumuna bu platformlar sayesinde daha kolay ulaşır hale geldi.”

    Bünyamin Sürmeli: Hava tahminlerinin bültenlerde izlenme oranları daha yüksek, reklam verenler takip ediyor. Tweet'le

    Dakikalık izlenme oranı ölçümleri eğlence kanallarında yapılırken, tematik kanallar olan haber, ekonomi, spor kanallarında ölçümlerin 15’er dakikalık yapıldığını belirten Sürmeli, dijital uygulamalarda farklı ölçütler olabilse de kitleler farklı olduğu için dijital verilerin konvansiyonele uygulanamayacağını ekliyor. Hava durumu bültenlerinin üç, dört ya da beş dakikalık programlar olduğu için genellikle bu 15 dakikalık dilim içerisinde kısmen yakalanabildiğini, o nedenle reyting anlamında değil ama pazar araştırmalarında etkili olduğunu söylüyor Sürmeli: “Özellikle reklam verenler bu konuda araştırma yaptıkları için genellikle reytingleri, izlenme oranlarını, bilinirliği ya da takibi daha iyi yakalıyor. Dışarıda hangi kanalın hava durumu daha çok konuşuluyor? Hangi kişinin veya kanalın sunduğu hava durumu daha çok ilgi çekiyor? Sıra dışı hava olaylarında sizin kanalınız izlenme oranı bakımından ön plana çıkıyor mu, bu daha belirleyici oluyor. Örneğin zayıf bir kuşağın 15 dakikalık dilimi içerisinde yer alıyorsa düşük bir reyting gibi algılanabilir ama ilgi gören ya da o gün önemli bir haber gündemi varsa onun arkasında ya da önünde yer alıyorsa işte o zaman çok yüksek bir izlenme de algılanabilir. Bu daha çok reklam verenlerin takip ettiği, dışarıda hava durumlarının takibi konuşulması açısından ve bilinirlik açısından değerlendirildiğini düşünüyorum.”

    Bünyamin Sürmeli: Yasa gereği hava durumunu sunan kişi meteorolog olmak zorunda. Tweet'le

    Sürmeli, “Şu anda yasa gereği hava durumunu sunan kişi meteorolog olmak zorunda. Bizde meteoroloji mühendisi deniyor. Yasal olarak böyle ama bu böyle olmayabilir yani sunucu, manken ya da gazeteci bunu sunabilir. Ama bunu sunarken bir yorum yapamaz yani Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün raporunu komple okumak zorunda. Çünkü bu bir bilim. Hani ‘Bir haberci bir kardiyolog gibi oturup kalp programı yapamaz mı ya da kalp programında konuk olamaz mı?’ demek gibi bir şey bu, ya da botanikçi, biyolog veya jeolog gibi. Yani bu bir bilim, o nedenle bunu bir gazetecinin yapması mümkün değil. Haber toplar, sıra dışı hava olaylarını verir ama işin bilim kısmında olamaz,” diyerek sözlerini tamamladı.

    Esra Öz
    13 yıldır bilim, sağlık ve teknoloji haberciliği yapan Esra Öz, Türkiye’deki ilk sağlık blog yazarlarından biridir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Biyoloji ve Anadolu Üniversitesi Radyo TV Programcılığı bölümlerini bitirdi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde yüksek lisans yaptı. Farklı dergi ve sitelerde yayın yönetmenliği ve editörlük görevleri yürüttü. Sağlık Bakanlığı sosyal medya hesaplarının kurulumu ve yönetiminde danışmanlık yaptı. Farklı AB projelerinde kıdemli iletişim koordinatörü olarak görev aldı, medya çalıştayları düzenledi. Bu zamana kadar 10 kez basın ödülü aldı. Kokuyla Keşfet, Sağlık Haberlerine Farklı Bakış ve Dedektif Duru Gerçeğin Peşinde (1)- Sağlıklı Beslenmenin Gizemli İpuçları isimli üç kitap yazdı. Sağlık iletişimi, sağlık, bilim, dijital ve medya okuryazarlığı, dijital sağlık ve etkili iletişim alanlarında eğitimler veriyor ve projelere imza atmaya devam ediyor.