Gülin Çavuş
Haber Odası

Gülin Çavuş: Toplumun yarısı diğer yarısının ne okuduğundan haberdar değil

0

Türkiye’de yalan haber ve yanlış bilginin yayılımı artık uluslararası raporlara da yansıyan ve medya alanında herkesin varlığını kabullendiği bir olgu. Henüz yalan haber kavramı bu kadar popüler değilken Türkiye’de sosyal ağlardaki dezenformasyon ve misenformasyonu avlamak için kurulan teyit.org ise iki yaşını doldurdu bile.

İkinci yaşında teyit.org’un şef editörü Gülin Çavuş‘la Teyit’in mevcut yapısı, geleceğe dair planları ve “neyin teyit etmeye değdiği neyin değmediği” meselelerini konuştum.

Teyit iki yaşını doldurdu ve sen de bu yeni dönemde Teyit’in şef editörü olacaksın. Öncelikle tebrikler. Ama aynı zamanda geçmiş olsun mu demeliyim? Zira Türkiye’de sahte haber dolaşımı günden güne artıyor ya da en azından insanlar haberin sahte olup olmadığını daha fazla fark eder hâle geldiler.

Teşekkür ederim.

Teyit’in mevcut yapısıyla ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Teyit’in bugünkü operasyonunda kaç kişi çalışıyor? Görev dağılımı nasıl? Neredeyse sürekli bir mesai gözlüyoruz biz, gündüz ve akşam mesaileri mi var?

Teyit ekibi kasım ayı itibariyle 11 kişi oldu. Çok hızlı büyüttük diyebiliriz ekibi. Ben dahil üç tam zamanlı, iki yarı zamanlı yazarımız var. Yazarlar dışında da etkileşim editörümüz, proje asistanımız, video ve grafik işleriyle uğraşacak bir ekibimiz bulunuyor. Yazarlar günlük olarak sosyal medyayı, bize gönderilen şüpheli içerikleri, medyayı inceliyor ve içerikleri hazırlıyorlar. Etkileşim editörümüz sosyal medyadan bize gönderilen ihbarları Dubito isimli yazılımımızda kontrol ediyor ve yazarların incelemesi için “iddia” hâline getiriyor. Ayrıca sosyal medya paylaşımları ve genel olarak topluluk yönetimiyle ilgileniyor. Proje asistanımız Teyit’in etkisini ölçme, araştırmalar yürütme, fon sağlayanlarla ilişkileri sürdürme ve “fundraising” stratejileri geliştirmekle uğraşıyor. Atakan ve aramıza yeni katılan isimlerden biri olan Şükrü Oktay Kılıç genel olarak Teyit’in dijital medya stratejisi, yeni iş modelleri ve yeni içerik tipleri üzerine kafa yoruyorlar. Ve bir de video ve grafik ekibimiz bulunuyor. Ekibimize farklı katkılar sunan stajyerlerimiz de var ayrıca.

Özellikle yazarlar şüpheli içerik arama ve bulma bağımlılarına dönüşmüş durumda. Mesai olarak tanımlamasak da sürekli mesai hâlindeyiz. Çünkü bir yanlış bilginin Türkiye’de sosyal medyanın gündemine ne zaman oturacağını tahmin edemiyoruz doğal olarak. Bu nedenle de sürekli göz ucuyla internette yanlış bilgiler peşindeyiz. Normal şartlar altında hafta sonu çalışmıyoruz ancak yine de olan bitene göz atıyoruz. Kriz zamanları diye tanımladığımız dönemlerde (silahlı saldırı, patlama, operasyonlar, seçimler, insani krizler) hafta sonları da çalışmaya özen gösteriyoruz.

Teyit’in yararlandığı yazılım ve uygulamalar hangileri? Bu uygulama ve yazılımları hangi amaçlarla kullanıyorsunuz?

Teyit’in kendisine ait bir yazılımı var ismi Dubito (“dubito, ergo cogito, ergo sum”dan geliyor). Bu yazılım bize gönderilen şüpheli içerik ihbarlarını topluyor, bunların iddialara dönüştürülmesine yardımcı oluyor, bu iddiaların içerisine şüpheli sosyal medya ve medya içeriklerinin linkleri toplanıyor, aynı zamanda yazarlar buldukları delilleri de bu yazılımın içerisine ekleyebiliyorlar. Yazarlar, iddianın incelenme durumu (in progress, verified, pending, no analysis), etiketler gibi özelliklere göre filtreler de uygulayabildiğimiz bir yazılım. Bu da hızlıca bir konu hakkında nasıl iddiaların yayıldığını tespit edebilmemizi sağlıyor. Ayrıca kullanıcılardan kaç şüpheli içerik gönderildiği, ne zaman gönderildiği gibi verileri tutabiliyoruz. Etkimizi ölçebilmek için de bu verilerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle hangi dönemlerde kullanıcıların daha fazla şüpheli içerik gönderdikleri gibi bilgiler Türkiye’deki yanlış bilgi ekosistemini anlama konusunu netleştirebiliyor. Ekip içi yazışmaları Slack programı üzerinden yürütüyoruz. Onun dışında iş yüklerimizdeki ilerlemeleri takip edebilmek için Trello da kullanıyoruz. Bunlar iş akış süreçlerini düzenleyen uygulama ve yazılımlar. Şüpheli içerikleri tespit edebilmek için Crowdtangle gibi uygulamalardan yararlanıyoruz. Doğrulama süreçlerinde ise farklı farklı pek çok program kullanabiliyoruz.

Reuters’in Dijital Haber Raporu Türkiye Eki’ne baktığımızda internet ve televizyonun haber alma konusunda gazeteyi çok geride bıraktığını görüyoruz . Çok sayıda uluslararası kongreye katılıp deneyimlerinizi paylaşma imkânı buluyorsun. Oradan duyduklarına göre değerlendirirsen basılı gazetelerin daha aktif olduğu kültürler nasıl? Oralarda yalan haberle mücadele daha mı kolay?

Gözlemlerimi ve katıldığım konferanslardaki aktarımları düşündüğümde herkesin tartıştığı en öncelikli konu güven. Yazılı basına en çok güvendiğini belirten Avrupa’daki ülkelerin neredeyse hepsinde en az bir doğrulama platformu bulunuyor. Büyük bir kısmı politikacıların söylemlerini inceliyor olsa da bu ihtiyaç medyaya olan bir güvensizliği de ister istemez yansıtıyor. Aradaki fark, bizde olduğu gibi çok büyük medya kuruluşları ve televizyon kanallarının bariz yanlış ya da yalan haberler paylaşmıyor olması olabilir. Ancak basılı medya geleneğinin çok güçlü olduğu ülkelerde dahi politik kutuplaşmadan etkilenen bir medya görüyoruz. Bu kaçınılmaz sanıyorum. Bu yüzden de yalan haberle daha kolay mücadele edebildiklerini düşünmüyorum. Çünkü yalan habere inanma tek başına medya okuryazarlığıyla ilgili değil dijital medya okuryazarlığıyla da ilgili bir durum. Belki okuyucuların yanlış bilgiyi tespit etmeye dair daha dirençli olduğu noktalar vardır ama benzer zaaflar olduğunu görüyorum. Kutuplaşma ve eşik bekçisi olarak görülen figürler üzerinden yayılan yanlış bilgiler herkesin sorunu. Trump’tan bahsetmeye gerek bile yok. Bir fark olarak ortaya koyabileceğimiz şey bir gazeteci ya da araştırmacı olarak bilgiye daha kolay ulaşmanız ve erişmeniz olabilir. Bu Türkiye’de oldukça zor ve uzun zaman alıyor. Medyaya olan güvenin daha fazla olduğu toplumlarda ihtiyaç duyulan bilginin elde edilmesinin daha kolay olduğu söylenebilir.

teyit.org ekibi geçtiğimiz günlerde BBC’de yer alan Türkiye’de sahte haber avı başlıklı habere de konu olmuştu.

Yine aynı raporun sonuçlarına dönecek olursak, Türkiye’deki polarizasyonun yalan haber tüketiminde bir faktör olduğu ortada. Siz teyit çalışmalarınızda gerçekten bu “yankı fanusu” mekanizmasını yansıtabilecek verilerle karşılaşıyor musunuz? Bu mekanik genelde nasıl işliyor?

Kesinlikle karşılaşıyoruz. Bizim için bunun en bariz göstergesi şu ki, toplumun büyük bir bölümü “diğerlerinin” neleri takip ettiğinden haberdar değil. Bir yankı fanusunda yüz binlerce kez paylaşılmış bir içerik diğer yankı fanusuna uğramıyor bile. Kutuplaşmayı en çok hissedebildiğimiz nokta burası. Bu bilgi ekosistemi içerisinde bazen bize kullanıcılarımız bunu yapmaya ne gerek vardı diye sorabiliyor. Bazen haklılar ama esas mesele diğer fanuslarda neler konuşulduğunu da gösterebilmek.

Şu aşamada bunu ancak gözlemliyoruz diyebiliriz. Bize gelen ihbarlar üzerinden tuttuğumuz veri ile Türkiye’nin önemli araştırmacılarının da katkısıyla, sahte haberin yankı fanuslarında nasıl yayıldığını ortaya koyacak türde çalışmalar yapmak istiyoruz. Bunun için planlarımız ve görüşmelerimiz de var. Kutuplaşma konusu da aynı şekilde. Kutuplaşma ve yalan haber arasındaki ilişki, yankı fanusları ve filtre balonlarının sahte haberin yayılmasındaki etkileri gibi konular gazetecilik okullarında, medya enstitülerinde ve kimi haber merkezlerinde ciddi şekilde tartışılıyor. Türkiye de bu araştırmaların bazılarının kapsamında ve o verilerden faydalanıyoruz. Biz de yalan haber, medya okuryazarlığı, medyaya güven, haber tüketim alışkanlıkları gibi konularda çalışıyoruz ve bu alanlarda Türkçe kaynakların çoğalmasına çok yakında daha fazla katkıda bulunacağız.

İlginizi çekebilir:  Diken’in kaptanı Erdal Güven: Türkiye’de gazeteci çok ama kaliteli iş yapan bulmak zor

Aralık ayında da elimizdeki verilerle ve yaptığımız saha araştırmasının sonuçlarıyla bir rapor hazırlayacağız. Bu raporda, Türkiye’deki kutuplaşmaya yönelik algıya dair bir şeyler söyleyebileceğimizi düşünüyorum.

“Dark Social” olarak adlandırılan alan da teyitçilerin işini zorlaştırıyor. WhatsApp ya da Facebook Messenger gibi hizmetler bu alandaki yanlış bilgi yayılımını engellemek için bir çalışmada bulunuyor mu? Siz bu tür süreçlerde yer alıyor musunuz?

Facebook’un üçüncü parti doğrulama programı var ama bu henüz public paylaşımlar için geçerli. Biz bu uygulamada Facebook ile partneriz ama Messenger’a yönelik herhangi bir adım atılmış değil. WhatsApp ise yakın zamanda, platformda yaygınlaşan yanlış bilginin önüne geçmek için araştırma yapacak ekiplere toplamda 1 milyon dolarlık fon verdi. Bunun önemli bir adım olacağını umuyoruz. Çünkü Hindistan, Meksika gibi ülkelerde WhatsApp’tan yayılan yanlış bilgiler insanların hayatlarını kaybetmesine yol açıyor. Ciddi sonuçları var. Parçası olduğumuz International Fact-Checking Network de her zaman platformları adım atmaları konusunda teşvik etmeye çalışıyor. IFCN’in bir parçası olduğumuz için bu süreçlerle ilgili görüşmelerde herkesin fikri soruluyor ve biz de neler yapılabileceği konusunda katkı sunuyoruz. Aynı şekilde Facebook ile süren partnerliğimiz sayesinde de yanlış bilgi sorununun platform içerisinde nasıl çözülebileceğine ilişkin gözlemlerimizi aktarıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Twitter’da üzerinde çok durulan “Bunu teyitlemeye gerek var mı?” sorusu hakkında ne düşünüyorsun? Haber değeri haber alanında olduğu kadar teyit alanında da önemli mi?

Bunu kendi aramızda çok fazla tartışıyoruz. Hatta Teyit kurulduğundan beri en çok tartıştığımız başlıklar arasında. Genel olarak bir şeyi teyitlemedeki en nesnel ölçütümüz içeriğin viralliği. Önceliklendirme kriterlerimiz var ve bunlara göre şüpheli bir içeriğin incelenmesine karar veriyoruz. Bir içeriğe inanılıp inanılmadığını anlayabilmek zor. Ya da paylaşanın niyetini tespit edebileceğimiz bir araç ya da yol henüz bulunmuş değil. Biraz önceki soruda değinmeye çalışmıştım, sosyal medyadaki kutuplaşma diğer yankı fanuslarında neler konuşulduğunu görmemizi engelliyor. Bu aynı zamanda artık sosyal medya kullanıcılarının kendi düşüncelerini onaylamak için bilgiyi tükettiğini düşündürüyor.

Tek başına bir içeriğin viral olması da bunu yapmamız için yeterli olmayabiliyor. Tam olarak haber değeri (newsworthy) ve teyit değeri (verificationworthy) gibi tartışmaları ekip içinde sürdürüyoruz. Bireysel yanlılıklarımızdan uzak kararlar verebileceğimiz nesnel ölçütler ararken, bunun toplumsal olarak dokunduğu yerleri de gözlemlemeye çalışıyoruz. İçeriğin yaygın olmadığı ama önemli olduğu konular oluyor ve buralarda yazarlarımız, editörlerimizin teyitçi hislerine güvenmeleri daha önemli. Ama dürüst olmak gerekirse “teyit değeri” konusunda son tahlilde bir karara varmış değiliz. Bir grup tarafından “bariz şekilde yanlış” olduğu düşünülen bir içeriğin yazılma aşamasında kullanılan farklı teyitleme yöntemlerini gösterme herkesi birer teyitçi yapma idealimizle örtüşebiliyor. Kullanıcılara haber sitesi ve teyit sitesi arasındaki farkı da iyi gösterebilmek gerekli. Bizden bazen sadece “şu iddia doğru değil”, “bu iddia doğru” gibi sosyal medya paylaşımları yapmamız bekleniyor gibi hissediyoruz. Bu konuyu daha detaylıca tartıştığımız “Serbest Kürsü” yazısına da bakabilir isteyenler.

Sahte haber söz konusu olduğunda politikten bilimsele birçok türde veri ile baş başa kalıyorsunuz. Dışarıdan uzman yardımı alıyor musunuz ya da internet temelli bir araştırma süreci mi işliyor? Eğer yardım alıyorsanız uzmanlıklarından yararlandığınız isimlerle güven ilişkisini nasıl kurdunuz, onlara da teyit mekanizmaları uyguluyor musunuz “çift dikiş” gidip?

Aslında her ikisini de kullanmaya çalışıyoruz. Bizim için uzman yorumları ikincil delil diyebiliriz. İnternette başladığımız araştırma sürecini bir uzman yorumuyla taçlandırıyoruz. Bilimsel makaleler ve verilerle desteklenen uzman görüşleri bu çift dikişi yapmamızı olanaklı kılıyor. Zaten Teyit’in metodolojisine göre iki farklı delil sunamadığımız ve bulamadığımız bir analizi yayınlamıyoruz. Güven ilişkisine gelecek olduğumuzda ise görüştüğümüz kişilere ne yaptığımızı net bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz çünkü bir gazeteciyle kurdukları ilişkiden biraz daha farklı bir ilişki bizimkisi. Her zaman onların da sundukları bilgi ve verilere şüpheyle bakabileceğimizi hissettiriyoruz. Yani kastettiğim mutlak güvendiğimiz kişiler, kurumlar ya da internet siteleri olamaz. Biz verilere, delillere güveniyoruz ve birden çok delilin birbirini doğrulamasını bekliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bir haber yayınlarken Doğruluk Payı’ndan Baybars Örsek’le de doğrulamacılık ve teyitçilik kavramları üzerine konuştuk. Bu iki kavramı birbirinden nasıl ayırt edebiliriz? Zira, hem yaptığımız çevirilerde hem yazı yazarken bu kavramları doğru kullanmamız için tam bir tanıma ihtiyacımız var.

Bu kavram sandığımızdan daha iç içe geçmiş durumda ama kısaca özetlemem gerekirse doğrulama (fact-checking) daha çok siyasetçilerin demeçlerini doğrulamak üzerine kurulu platformları içerisinde barındırırken bizim dahil olduğumuz teyitçilik (verification) grubu ise daha çok UGC (kullanıcı üretimi içerik), sosyal medya gibi alanlardaki bilgileri inceliyor. Biz ağırlıklı olarak video ve fotoğraf incelemesi yapıyoruz diyebilirim. Ama her iki alan da birbiriyle bazı noktalarda kesişiyor. Bir video veya fotoğraf politik bir figürün paylaşımlarıyla sosyal medyada yankı buluyor ve teyitlenmeye muhtaç oluyor. Aynı zamanda bir sosyal medya kullanıcısı da uzmanları ya da kurumları içeren bir paylaşımda bulunabiliyor. Ama şunu söyleyebilirim bu konu hakkında çalışanlar ve doğrulama yapanların kendileri de bu ayrımı çok net koyabilmiş değil. Craig Silverman’ın da verification ve fact-checking farkına ilişkin tanımlamaları mevcut. Bizim yaptığımız gibi sosyal medyada ağırlıklı olarak video ve fotoğraf doğrulayanlar da kendilerine “fact-checker” diyor. Bence Doğruluk Payı’nın kendi yaptığı iş için kullandığı “doğruluk kontrolü” kavramı ve bizim kendi alanımıza dair oturtmaya çalıştığımız “teyitçilik” kavramı bu iki alan arasındaki farklılıkları belirlemekte başarılı. Hatta belki de bunu net şekilde birbirinden ayırabilen tek ülke olabiliriz. Şuradaki şema da belki yardımcı olabilir.

Sarphan Uzunoğlu
NewsLabTurkey genel yayın yönetmeni Doç.Dr. Sarphan Uzunoğlu, UiT Norveç Arktik Üniversitesi Medya ve Dökümantasyon Bölümü öğretim üyesidir. Aynı zamanda Journo.com.tr ve Medyapod podcast ağının da kurucularından biri olan Uzunoğlu'nun içerikleri P24, Creative Disturbance ve Global Voices gibi platformlarda yayınlanmaktadır.