Haber Odası

Edebiyatın dijitaldeki yüzü: Dijital edebiyat yayınları ne durumda?

0

Konvansiyonel yöntemlerle üretilen içeriğe dair dijital temelli habercilik/yayıncılık pek çok alanda gelişiyor. Bunun olumlu mu olumsuz mu olduğu tartışmaları bir yandan yürürken öte yandan dijital mecra kullanımında en çok dikkat çeken alanlardan birini ise edebiyat tutuyor. Peki bu yolculuğun seyri nelere işaret ediyor? Baskı hâlâ en temel içerik üreticilerinden mi? Kâğıt krizi tüm bu akışı nasıl etkiliyor? E-kitap ne kadar belirleyici bir rol alıyor? Yeni medya teknolojileri bağlamında K24, Edebiyat Haber ve Oggito deneyimlerini yayın yönetmenleri ile konuştuk. Sibel Oral, Semih Gümüş ve Emrah Polat sorularımızı yanıtlayarak ufuk açtılar.

Hem medyada hem de edebiyatta baskının yerinin değişip değişmeyeceği sıcaklığını koruyan tartışmalardan. “İçerik üretiminde basılı olanın temel ve belirleyici oluşu sanırım daha çok uzun yıllar boyunca değişmeyecek,” diyor Semih Gümüş. “Gelgelelim dijital dünyanın içerik üretiminde gitgide daha çok pay almaya başladığı da kuşkusuz,” vurgusuyla Gümüş, “Bu önemli bir olgu ve gelişme. Ben kişisel olarak ayrıca son zamanlarda dijital mecralarda üretilen içeriğin basılı yayınlara göre daha çok okunup paylaşıldığını da görüyorum. oggito.com bunun için çok önemli. Ama onun ötesinde, dijital yayıncılığın nasıl daha geliştirilip zenginleştirileceği üstüne burada ne çok kafa yoruluyor ne de bunun için gereken emeğin harcanması göze alınıyor,” diyor. Edebiyat Haber’de yayınladıkları içeriğin yüzde doksandan fazlasının özgün olduğunu belirten Emrah Polat ise, “Bu bağlamda, basılı olan bizden sonra yapıyor haberleri,” diyerek tartışmaya katılıyor.

Semih Gümüş

Dijital yayıncılıkta e-dergi ve e-kitapların rolü hakkında Sibel Oral, “Dünyada bildiğimiz kadarıyla epey revaçta ama Türkiye’de henüz sözü edilecek kadar büyük bir gelişme olmadı,” diyor. “E-dergi ve e-kitapların nicelik olarak hâlâ çok sınırlı olduğu düşünülürse onların dijital yayıncılığa önemli bir katkıda bulunabilmesi olanaksız gibi,” diyen Semih Gümüş ise, bu anlamda e-kitap okuyucusu cihazların çoğalması ihtiyacından söz ederken yakın zamanda bunun olmayacağını düşündüğünü belirtiyor. E-kitap satışlarının toplam kitap satışlarının binde biri bile olmadığına dikkat çeken Emrah Polat ise, “Dolayısıyla bizde haber, söyleşi yaparken ya da yazı hazırlarken etkileri olmuyor,” diye ifade ediyor durumu.

E-kitapların platformlarında yer alma oranına dair Sibel Oral, bugüne dek yayınladıkları eleştiri/tanıtım/haber türündeki içeriklerine bakarak şöyle aktarıyor: “Bugüne kadar yayınladığımız içeriklerin yüzde 10’u diyebilirim. O da daha çok uluslararası yayıncılık ve edebiyat dünyasından. Türkiye’de daha önce matbu gazetede habercilik yaptığımız dönemde (10 yıl önce) çok yapardık, dünyadaki gelişmeleri de takip etmek adına ama artık yapmıyoruz.”

Sibel Oral

Emrah Polat e-dergi ve e-kitapların yaygın olmamalarının sonucunda bu oranların ortaya çıktığını düşünüyor ve “E-ink teknolojisi kullanan tabletler artarsa, durum ciddi olarak değişir,” diyerek aslında Semih Gümüş’ü destekliyor. Sorunu basılı olandan bağımsız yürütülen dijital yayın bağlamında tartışma gerekliliğini gündeme getiren Gümüş, “Oggito.com basılı dergilerden bambaşka bir biçimde ve nitelikte bir yayın, nitelikli bir içerik sitesi. Zamanla büyük, benzersiz bir bilgi dünyası oluşturmayı amaçlıyor. Kendisini de basılı yayınlarla değil, dijital yayınlarla karşılaştırıyor ve dijital dünyanın nitelikli bir parçası olmayı amaçlıyor,” diyerek kendi çizgilerinin hedefini dijital yayıncılık üzerinden koyduklarını söylüyor. “Türkiye’de özellikle yayıncılık dünyasında zayıf bir rüzgâr olarak kaldı e-kitap,” diye devam eden Sibel Oral, soruna ekonomik tarafıyla da bakıyor ve “Hâlâ KDV oranını düşürmediler. 20 TL olan bir kitabın e-kitap versiyonu 18 TL ise okur neden matbu olanı almasın? Üstelik bir de “reader”a para verecek. Yarı fiyatına olsaydı mantıklı olurdu e-kitap ama şu an Türkiye’de bu şartlarda mümkün değil,” diyor.

E-kitaptan sesli kitaba geçiyoruz sorularımızla. Burada ciddi bir potansiyel olduğunu söyleyen Emrah Polat, “Yaygınlaşması için çeşitli politikalar izlenmeli; telif hakları serbest olan Türkçe klasikleri ücretsiz yayınlamak gibi. Ünlülerden destek alınmalı bu süreçte. İnsanları kültürel bir yeniliğe alıştırmak şart görünüyor,” diyor. Sesli kitap yayıncılığını da etkin bir biçimde değerlendirmeye çalıştıklarını anlatan Semih Gümüş de, “Sesli kitap üretimi hem pahalı hem de meşakkatli. Dolayısıyla Türkiye’de bu alanda bulunan Storytel’in işini çok iyi yaptığı için önünün açık olduğunu düşünüyorum. Yakın bir gelecekte sesli kitap yayıncılığının sonuçları daha iyi görülecek, yayıncılık faaliyetinin önüne yeni bir alan açacak,” diyor. Sibel Oral bu konuda daha farklı düşünüyor: “Metinle benim arama ses ya da herhangi bir şey girmemesi taraftarıyım. Biraz katı bir okurum. Sesli kitaba elbette karşı değilim, önemli olan hangi kaygılarla ve ne kadar nitelikli yapıldığı.”

Emrah Polat

Basılı yayınların krizle birlikte dijitalde yayın hayatını sürdürdüğü bir ortamda 2019 öngörülerini de alıyoruz yayıncıların. Uzun süredir basılı olandan dijital olana bir geçiş olduğunu hatırlatan Emrah Polat, “Bunu reklam pastasından alınan payda da görmek mümkün. Sanırım önümüzdeki yılda da bu eğilim devam edecek,” diyerek bir tahayyül koyuyor önümüze. Kültür-sanat ve edebiyat dergilerinin bazılarının, bu kriz yüzünden yayın hayatına son vermek zorunda kaldıklarına dikkat çekiyor Semih Gümüş ve böylece yeni dijital dergilerin karşımıza çıkacağını söylüyor. Gümüş bu noktada dijitaldeki hayatta kalma sürecine vurgu yapıyor: “Şurası unutulmamalı ki dijitalde yapılan yayınların yeterli bir gelir getirmesi çok güç. Hele de bir fon desteği olmazsa. Dolayısıyla bir gelir yaratamayan dijital dergilerin de yayınlarını sürdürmeleri zorlaşacak. Üstelik basılı dergilere verilen emeğin aynısı, hatta yaptığınız işin niteliğine göre daha çoğu, dijital dergiler için de gösterilmek zorunda. Demek ki bu aynı zamanda bir ekip işi. Böyle bir ekibin varlığı da herhangi bir gelir yaratmadan sürdürülebilir değil. Bizim varlığımızın güvencesi, onun yaratıcılarının özverisidir, bu olmazsa olmaz.” Bu koşullarda dijitale daha çok geçişin olağan olduğunu söyleyen Sibel Oral içeriğin öneminin altını çiziyor, “Özgün yayıncılık ve habercilik yapılmazsa dijitaldeki yolculuk da çok uzun sürmez. İnterneti çalma, kopyalayıp yapıştırma, üzerine düşünülmeyen yazılar ve gerçek olmayan haberlerle çöplüğe döndürdük.”

İlginizi çekebilir:  Alexandria Ocasio-Cortez örneğinde doğruluk kontrolü ve bir Türkiye içgörüsü

Bu tablo karşısında kafalarda dönen o soruyu da bu üç değerli yayıncıyı yakalamışken sorduk: Kâğıt krizi edebiyat yayıncılığının yolculuğunu tamamen değiştirerek, ana üretim noktasını dijital hâline getirebilir mi?

“Dergi anlamında muhtemelen değiştirir ama kitap anlamında değiştirmez,” diyen Emrah Polat bunu şöyle açıkladı, “Zira tüketici alışkanlıkları Türkiye’de hâlâ geleneksel ve bir de e-kitap okurlarına özel tüketim vergisi uygulanıyor. Ayrıca yayınevleri e-kitabın yaygınlaşmasını ciddi olarak istiyor mu, bundan emin değilim.” Değiştirse dahi Türkiye’de ana kaynak olması için daha vakit olduğunu düşünen Sibel Oral, “Az önce de söylediğim üzere e-kitaptaki, KDV oranı yarıya düşmeli. Kriz var, hayalet bir kriz gibi görünse de önümüzdeki yıl özellikle yayıncılık dünyasında oldukça fazla hissedeceğiz. Yayınevleri yurt dışından aldığı çeviri kitaplarının çoğunu durduruyor, bekletiyor. Ayda 15 kitap çıkaran yayınevi bu rakamı da yarıya indirdi. 2019 çok iyi geçmeyebilir ve her zaman olduğu gibi olan okura olacak, ne yazık… Kitap fiyatları uçmuş durumda gerçekten bu ciddi bir sorun, ben en çok bununla ilgileniyorum ve yazarlar-yayıncılar dahil herkes buna bir çözüm yolu bulmalı,” diyerek vahim gidişat için çözüm arayışı gerektiğini belirtiyor. Semih Gümüş kâğıt krizinin yayıncılığa yansımasını açıklıyor önce, “Yayıncıları en çok etkileyen olumsuzluk, kâğıt fiyatlarının öteki bütün girdilere göre çok yüksek bir oranda artmış olması ve kâğıt ithalatçılarının ve kâğıtlarını ithalatçılardan alan küçük firmaların kâğıdı yayıncılara peşin parayla vermesi. Bu durum yayıncıları çok ama çok zorluyor.” Edebiyat yayıncılığının bu durumdan daha da olumsuz etkileneceğine dikkat çeken Gümüş, “Çünkü nitelikli edebiyat kitaplarının yayımlanması ya da yeni ve genç yazarların ortaya çıkması bu koşullarda gitgide daha da zorlaşacak. Bu zorluğun içinden bir dijital yayıncılık zenginliğinin doğması da beklenmemeli. Birincisi, evet, insanlarımız internet ve sosyal medya ile iç içe belki ama iş yayıncılık gibi nitelikli ve yoğun emek üretimine gelince, ona pek yakın ve yatkın olunduğu söylenemez,” diyerek sahanın zorluklarının unutulmaması gerektiğini vurguluyor.

Ayşen Güven
Gazeteciliğe 2007 yılında Hayat Televizyonu ve Evrensel Gazetesi'nde başladı. Aynı dönemde Evrensel Kültür Dergisi yayın kurulunda yer aldı. Hayat Televizyonu'nda kameramanlık, muhabirlik, politika-bölge editörlüğü ve kültür-sanat programı yapımcı ve sunuculuğu yaptı. Zaman zaman Radikal Kitap ve Gazete Müstehak'ta yazdı. 2017-2018 yıllarında DasDas adlı kültür-sanat mekânında çalıştı. Şimdilerde Posta Kitap, Evrensel Gazetesi ve NewsLabTurkey'de yazı ve röportajları yayınlanmakta.

    360 derece video ve sanal gerçeklikte anahtar kavramlar

    Önceki içerik

    Onur Erem: Basit birkaç Google aramasıyla bile yalan haberin büyük bir kısmı ortaya çıkarılabiliyor

    Sonraki içerik