Ne Okuyoruz

Dijital medyada erime, hakkında sayfaları, gazeteciler ve psikoloji

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Bu hafta “Ne Okuduk” bölümümüzde hafta boyunca karşımıza çıkan yazılar ve olaylar içerisinden en dikkat çekenleri derledik. The New York Times’ın ilginç anket deneyinden, BuzzFeed’in kendisini nasıl krizden kurtarmayı planladığına kadar birçok farklı başlık var.

“Haftanın Odağı”na ise psikolojiyi aldık. Özellikle mesleğin getirdiği psikolojik sorunların ve bunların göz ardı edilmesinin yaratabileceği sorunları konuştuğumuz bölümde birçok faydalı kaynağa da erişebilirsiniz.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

“FANG (Facebook, Amazon, Netflix, Google) Gelir Büyümesi”, Buzzfeed’in yıllar içerisinde dijital platformlardan elde ettiği gelirin nasıl arttığını açık bir şekilde gösteriyor. Ancak bu gelir yolunun sürdürülebilirlik sorunu ve genel olarak içerik kalitesindeki sıkıntılar günümüz dijital medyasının ve Buzzfeed’in en önemli meselesi. (Kaynak)

Bu Hafta Ne Okuduk?

THE NEW YORK TIMES OKURLARINI DAHA YAKINDAN TANIMAK İSTİYOR: Gazetelerin okur kitlelerini daha iyi tanımak ve kimlere hitap ettiklerini öğrenmek için izleyebileceği birçok yol var. Özellikle de dijital çağda bu yollar Google ve Facebook’un analytics sistemleri gibi hizmetlerle (her ne kadar fazlasıyla mahremiyet düşmanı olsalar da) daha da kapsamlı bir hâl aldı. Ne var ki gazeteler kimi zaman farklı bir yol da izlemeyi tercih edebiliyor.

The New York Times da bu farklı yollardan birisini denemeye karar verenlerden. 7 Mart’ta sitelerinden yayınladıkları bir form ile okurlarına kendilerini tanıtmalarını ve anlatmalarını isteyen NYT, görünen o ki bizleri gerçekten yakından tanımak istiyor. Sorular arasında medeni durum ve meslek gibi daha klasik olanların yanı sıra inanç, sosyal medya hesaplarınız ve detaylı bir şekilde ilgi alanlarınızı anlatmanız da var. Verilen iletişim bilgilerini asla başkalarına vermeyeceklerini söylemeleri ve yazdığınız her şeyi sadece NYT’nin kullanacağını belirtmeleri de ilginç bir detay. 

Bu kadar kapsamlı ve özel bir anketi ne kadar insanın dolduracağını ve elde edecekleri bu verilerle neler yapacaklarını çok merak ediyorum. Gazetecilik için kullanacaklarını söylüyorlar fakat böyle bir veriyi nasıl uygulamaya koyacaklarını görmek ilginç olabilir.

DİJİTAL MEDYADA ERİME VE BUZZFEED: Geçtiğimiz yıldan bu yana, özellikle dijital yayıncılık açısından bir krizin başladığını söylemek mümkün. Reklamların gelir sıkıntısı, alternatif gelir kaynaklarının azlığı ve giderek içerik kalitesinde yaşanan sorunlar bu krizin göstergelerinden bazılarıydı. Elbette dijital medyanın en büyük aktörlerinden olan BuzzFeed de bundan etkileniyor fakat bir yandan da bundan sonrasına dair adımlar atmaya çalışıyor.

Bu adımların neler olabileceğine dair kapsamlı bir yazı geçtiğimiz günlerde BuzzFeed CEO’su Jonah Peretti’den geldi. ”How to Save the Internet” (İnterneti Nasıl Kurtarırız) başlıklı yazı, bir yandan dijital medyanın ve BuzzFeed’in geleceğine dair ipuçları sunarken, diğer yandan da başlığından itibaren aslında BuzzFeed’in kendisini nasıl gördüğüne dair de mesajlar veriyor. İnterneti kurtarmak üzerineymiş gibi bir başlık atıp BuzzFeed’in ve dijital medya şirketlerinin krizinden bahsetmesi ve BuzzFeed’i internetle denk tutması yazının sorunlu yanlarından bazıları. Fakat tüm bu sorunlara rağmen okunması şart yazılardan birisi.

Bununla birlikte Columbia Journalism Review’da David Uberti’nin kaleme aldığı yazı da dijital medya şirketlerinin ve özellikle de BuzzFeed’in neden bu krizin içerisinde olduğunu ve şu ana kadar attıkları adımları kapsamlı bir şekilde inceliyor. Günümüzde medya ekonomisinin özellikle dijitalde ne durumda olduğunu anlamak için bu iki yazı çok önemli.

“HAKKINDA” SAYFASININ ÖNEMİ: Bir internet sitesine, özellikle de haber sitelerine, girdiğimizde eğer bir şekilde dikkatimizi çeken bir şeyle karşılaşırsak bu yayının kim olduğunu ya da tam olarak nasıl bir yayın olduğunu öğrenmek isteriz. Fakat bu her zaman o kadar kolay olmayabiliyor. Çünkü birçok haber sitesinde “Hakkında” sayfası yok. Elbette çoğunda zorunluluktan koyulan ve bulunması zor olan bir künye mevcut ama o künye herhangi bir okura yayın ilkelerini, neden böyle bir yayının kurulduğunu ya da amacını anlatmıyor.

Poynter için yazan Kelly McBride da bu konuya ve sitelerde “Hakkında” sayfasının neden önemli olduğuna değinmiş. Böyle bir sayfanın, okurun rahatça bulabileceği bir yerde olması hem okurun yayınınızı tanıması hem de bir şeffaflık oluşturması açısından fazlasıyla önemli. Jenerik bir haber sitesi formatında, yalnızca haberlerin yayınlandığı bir yer olmanın ötesinde kimliği olan bir yayın olabilmek için kendinizi okura anlatabilmeniz ve amacınızı ortaya koyabilmeniz büyük bir önem taşıyor. İsterseniz en çok tıklanan haber sitelerinden birisi olun, eğer okurun sizin hakkınızda bilgi alabileceği bir yer yoksa herhangi bir haber sitesi olmanın ötesine geçmeniz çok zor.

İlginizi çekebilir:  Yaşlılar ve medya okuryazarlığı, yerelde dijital gazetecilik, teknoloji eğitimi

HABER KURUMLARI MUHABİRLERİN PSİKOLOJİSİNDEN SORUMLU OLMALI MI?: Gazetecilik birçok anlamda zorlayıcı ve riskleri olan bir meslek. İş kaynaklı oluşabilecek kimi psikolojik sorunlar bunlardan en önemlisi iken gazetecinin çalıştığı kurumun ne kadar sorumluluk alması gerektiği pek konuşulmayan bir konu.

Avustralya’da geçtiğimiz hafta sonuçlanan bir dava buna bir cevap olabilir. İsmi açıklanmayan bir gazeteci, 10 yıl boyunca çalıştığı kurumda takip ettiği ve yaptığı haberler yüzünden mesleki PTSD yaşayınca ve kurum bu konuda hiçbir şekilde yardım ve destek sunmayınca, zorunlu olarak ayrıldığı kurumuna dava açtı. Dava sonucunda hakim bu konuda haber kurumlarının daha fazla yardım ve destek sunması gerektiği ve mesleki psikolojik rahatsızlıkları daha ciddiye alması gerektiğini söyleyerek kurumun gazeteciye maddi ve manevi tazminat olarak 180.000 Avustralya Doları (yaklaşık 695.000 TL) ödemesine karar verdi. Umarım bu karar tüm dünyadaki haber odaları tarafından dikkate alınır ve bu konudaki büyük eksikler kapatılmaya başlanır.

YAPAY ZEKÂ VE GAZETECİLİK PROJELERİNE $750.000: Yapay zekânın toplumu ve yaşantımızı nasıl etkileyeceği ve bununla beraber gazeteciliği de nasıl değiştirebileceği sıkça sorduğumuz sorular. MIT Media Lab ve Berkman Klein Center’ın ortak projesi olan Ethics and Governance of AI Initiative bu sorulara cevap arayan gazetecilik projeleri için ayırdığı 750.000 dolarlık fonu paylaşacak kurumları geçtiğimiz günlerde açıkladı.

Kazanan projeler arasında birçok ilham verici fikir var. Örneğin “Sidekick”, makine öğrenmesi ile PDF ve benzeri dökümanları gazetecilerin kullanabileceği verilere çevirmeyi amaçlayan bir proje. ”Tattle”, yine makine öğrenmesi yardımıyla WhatsApp üzerinden yayılan yanlış bilgilere karşı mücadele etmeyi ve insanları bu konuda bilinçlendirmeyi hedefliyor. Bunların yanı sıra Latin Amerika’da algoritmaların etik sorunlarını inceleyen ya da DeepFakes videoları tespit edecek bir sistem tasarlamayı amaçlayan projeler de var.

Columbia Journalism Review tarafından hazırlanan The Burnout Year raporu için Sonia Pulido’nun çizdiği illüstrasyon. (Kaynak)

Haftanın odağı: Gazeteciler ve psikoloji

Gazetecilik, çoğu zaman diğer mesleklerde de olduğu üzere, dışarıdan göründüğünden çok daha zor bir meslek. Güncel olarak ele aldığımız ekonomik sıkıntılar, meslekteki dönüşüm ve politik sorunların yanı sıra bu mesleği yapan insanların hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı üzerinde de çok ciddi etkileri olabiliyor. Sahada yaşananlar, her gün ciddi miktarda bilgiye ve kimi zaman kötü habere maruz kalmak ve bunlar üzerine yazmak zorunda olmak, kimi zaman gerçekten zorlandığınızı bilseniz bile çalışmaya devam etmek zorunda hissetmek özellikle zorlu bir iş. Her ne kadar sağlam bir psikolojinizin olduğunu düşünseniz de bunların bir noktada size zarar vereceği açık.

Fakat bu konuda hemen her aşamada bir bilinç eksikliği var. Mesleği yapanlar kimi zaman mecburiyetten, kimi zaman da bilgisizlikten belirtileri görseler de umursamıyorlar. Dışarıdan bakan birçok insan tüm bunların yaratabileceği etkiyi anlamakta zorlanıyor. Çalıştığınız kurumlar ise ya bu konuda bilinçli olsa bile imkânları yetersiz geliyor ya da bilmiyor veya umursamıyorlar. Böyle bir ortamda da gazetecilerin psikolojik olarak yıpranma seviyeleri kaçınılmaz olarak daha da yükseliyor.

Eğer serbest gazeteci olarak çalışıyorsanız işiniz daha da zorlaşıyor. Çünkü sizlere destek olma ihtimali olan bir kurum ya da en azından düzenli olarak işinizi yapabileceğinizin garantisi olmadığından kendinizi daha da zorlamak zorunda hissedebiliyorsunuz. Üstelik birçok işinizde olduğu gibi bu sorunlarla da tek başına mücadele etmeniz gerektiğini düşünebiliyor ya da yalnız kalabiliyorsunuz.

Ne var ki bu, kesinlikle ciddiye alınması gereken bir konu. Özellikle haber kurumlarının ve gazeteci örgütlerinin bu konuda gazetecilere daha fazla imkân ve destek sağlaması gerekiyor. Bunun yanı sıra gazetecilerin de kendilerini bu anlamda bilinçlendirmesi ve çoğu zaman göz ardı ettikleri belirtileri daha ciddiye almaları lazım. Ne olursa olsun psikolojik sağlığınızı korumaya çalışmanız ve bunun için size yardımcı olabilecek şeyleri öğrenmenizde fayda var. Hepsinden önemlisi de bu konuda sizinle aynı şartlarda olan diğer meslektaşlarınızla konuşabiliyor ve yardımlaşabiliyor olmanız gerek. Bu tarz destek ağlarının çok büyük faydası olduğu görülüyor.

Bu yüzden de bu haftanın odağını psikoloji olarak belirledik ve bu anlamda yardımcı olabilecek önemli metinleri ve kaynakları derledik. Umarım faydalı bir derleme olur.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Sanat, mimari ve gazeteciliğin kesişimi: Forensic Architecture

Önceki içerik

Türkiye’de araştırmacı gazetecilik: “Başıma bir şey gelmesin”

Sonraki içerik