Ne Okuyoruz

COVID-19 özel bülteni

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan herkese selam!

Bu hafta normalin dışında bir bülten ile karşınızdayım. Çünkü içinde bulunduğumuz koşullar bunu gerektiriyor. Koronavirüsün pandemi ilan edilmesi, dünyanın hemen her yerini etkilemesi ve ülkemizde de hayatın yavaşlaması gündemde başka konulara çok fazla yer bırakmadı. Medya ve gazetecilik üzerine bir bültende de tüm dünyada medyanın gündelik akışını değiştiren bu gelişmeler karşısında, üzerine konuşabileceğim maalesef çok az konu var.

Bu yüzden bu haftanın bültenini COVID-19 özel bülteni olarak tasarladım. Dünyada neler olduğunu güvenilir bir şekilde takip edebileceğimiz kaynaklardan medyanın bu pandemiye karşı neler yaptığına, birçok farklı perspektiften gündemimizi derleyip sizlere sunmak bu noktada bu bülteni değerlendirmenin en iyi yolu. Bültenin kendisi tek bir odak ekseninde oluştuğundan bu hafta ayrıca bir odağımız olmayacak.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere.

Not: Ellerinizi düzenli olarak sabunla yıkamayı unutmayın.

—Ahmet Alphan Sabancı

Ne okuduk

YANLIŞ BİLGİ ÜRETENLER PANDEMİYİ FIRSAT BİLİYOR: Özellikle kriz zamanlarının yanlış bilgi ve komplo teorisi üretenler için nasıl verimli olabildiğinden daha önce de bahsetmiştim. COVID-19 pandemisi ile tüm dünyaya yayılan kriz de hemen her ülkede komplo teorilerinin ve yanlış bilgi kaynaklarının büyümesine sebep oldu.

Bu yanlış bilgilerin etkisi ve sonuçları çok büyük olabilir. Bu yüzden özellikle bu dönemde gazetecilere ve teyitçilere büyük bir görev düşüyor. Şu ana kadar birçok kurum da bu konuda elinden geleni yapıyor. Washington Post, New York Times, The Atlantic, Globe and Mail, The Toronto Star, Dagens Nyheter ve daha birçok yayın koronavirüs ile ilgili haberlerinden ödeme duvarını kaldırarak insanların güncel ve sağlıklı haberlere ulaşmasına yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra Türkiye’de Teyit’in yaptığı gibi birçok doğrulama platformu da özel dosyalar hazırlıyor ve özel eposta bültenleri ile yanlış bilginin yayılmasının önüne geçmeye çalışıyor.

Sosyal medya platformları da bu konuda daha ciddi adımlar atmaya başladı. Facebook ve YouTube, konuyla ilgili yapılan aramaların en başına Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ve diğer resmi kurumların bilgilendirme sayfalarına link veriyor. Facebook aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’ne sınırsız reklam kredisi vererek insanlara ulaşmalarını kolaylaştırmak gibi ek önlemler de aldı. Twitter ise konuyla ilgili yapılan aramalarda resmi sağlık kurumlarının ve güvenilir medya kuruluşlarının linklerini en yukarıda gösterecek bir algoritma düzenlemesi yaptı. Google da arama sonuçlarına ve diğer platformlarına sıkı müdahaleler gerçekleştiriyor. En katı önlem ise Pinterest’ten geldi. Pinterest konuyla ilgili yapılan aramalarda resmi sağlık kurumlarının paylaştıkları dışında hiçbir sonuç göstermiyor. Bu noktada ilginç bir örnek olarak Pokemon Go var. Tamamen dışarı çıkıp yürümek üzerine kurulu olan oyun, oyuncuların içeride kalmalarını sağlayacak değişiklikler yaptı.

Bu noktada biz okurlara ve medya okuryazarlığı yüksek kesimlere de önemli bir görev düşüyor. Çevremizdeki insanlara nasıl virüsten korunmaları için yardım ediyorsak, aynı şekilde yanlış bilgiden korunmaları için de yardım etmeliyiz. Doğru kaynaklara ulaşmalarını sağlamalı ve onlara da doğru bilgiyi nasıl bulacaklarını öğrenme konusunda destek olmalıyız. Hepsinden önemlisi, bu yanlış bilgileri ve bunları üreten kaynakları karantina altına alıp olabildiğince sosyal mesafelendirme uygulamalıyız. 

PANDEMİNİN EKONOMİK ETKİLERİ: Birçok ülkede hayatın yavaşlaması veya durması, hemen her sektörü olduğu gibi medyayı da etkiliyor. Bunun etkilerini birçok farklı şekilde görmeye başladık ve bir süre daha görmeye devam edeceğiz. Genel olarak ekonominin yavaşlamasından dolayı reklamların azalmaya başlaması bunlardan birisi. Büyük bir olayın ardından kontrolsüz bir şekilde ortaya çıkan ve sadece koronavirüse odaklanan yeni podcastler, bültenler ve diğer medya ürünleri de yerleşik kurumların özel çalışmalarının yanında tehlikeli bir kalabalık yaratma riski taşıyor. Üstelik bu yeni ürünlerin kalitesini ve ne kadar doğru bilgi ürettiklerini tespit etmek de zor. 

Sosyal mesafelendirme ve karantina gibi günlük hayatı yavaşlatan önlemler de kimi medya kuruluşları için ekonomik tehlike anlamına gelebiliyor. İtalya bunun en ağır örneklerinden birisi. Bir diğer ciddi örnek de Seattle merkezli The Stranger. Gelirinin büyük bir kısmını düzenlediği etkinliklerden sağlayan yayın, tüm bu gelişmeler sonucunda ayakta kalabilmek için okurlarının doğrudan desteğini istemek zorunda kaldı. Benzer şekilde basılı merkezli yayın yapan kurumlar için de insanların dışarı çıkıp bunları satın alamayacak olması bir riske dönüşebilir.

İlginizi çekebilir:
Dijital reklam balonu, gazeteciler için sosyal medya, Politico'nun teknoloji hamlesi

Medya sektörünün önemli bir kısmını oluşturan serbest çalışanlar ise bu riski çok daha ciddi bir şekilde tecrübe ediyorlar. Gündemin değişmesi ve rahatça bir yerlere gidip haber/yazı üretemeyecekleri için çalışma imkanları azalacak, birebir etkinliklerin iptali ile diğer gelir kaynaklarından mahrum kalacaklar. Bunun üzerine hiçbir kurumsal desteğe, düzenli gelire ve sigorta gibi imkanlara sahip olmamaları da tüm bu olanlardan çok daha ağır bir şekilde etkilenmeleri demek. Bu yüzden özellikle serbest çalışanlara odaklanan kimi destek kampanyaları başlatıldı. Bu tarz destek ağlarının daha da yaygınlaşması ve pandemi sonrasında da devam edebilmesi çok önemli.

PANDEMİ ZAMANINDA GAZETECİLİK: Gazetecilere ve medya çalışanlarına bu dönemde daha büyük bir görev düşeceğini söylemiştim. Peki neler yapmak gerekiyor ya da neler yapılabilir?

En önemli şeylerden birisi işimizi yaparken kendimizi güvende tutmaya dikkat etmemiz. CPJ bu konuda kapsamlı bir rehber hazırlayıp Türkçe dahil olmak üzere birkaç dilde yayınladı. Özellikle seyahatler ve etkinlikler konusunda dikkatli olmamız lazım. Dijital güvenliğinize de bu süreçte dikkat edin. Çünkü koronavirüsü fırsat bilerek tasarlanan yeni dijital saldırılar internette dolaşmaya başladı.

Bu dönemde özellikle koronavirüs konusunda haber yapmak zaman zaman zorlu olabilir. Özellikle dikkat edilmesi gerekenlerden birisi korku haberciliğinin ötesine geçmek ve sorumlu bir yaklaşım benimsemek. Eğer araştırmacı gazetecilik perspektifinden geliyorsanız, GIJN odaklanabileceğiniz sorularla dolu bir liste hazırladı. Aynı zamanda kullanabileceğiniz kaynaklar ve araçlar konusunda da birçok güzel liste mevcut. Bu arada uluslararası bir kampanya ile COVID-19 üzerine yapılan tüm akademik çalışmalar da açık kaynak hâline getirildi.

Eğer karantina ya da başka bir sebeple evden çalışmak zorundaysanız veya kurum/ekip olarak evden çalışmayı bu süreçte denemek istiyorsanız bu süreçte size yardımcı olacak kimi rehberler mevcut. Uzaktan çalışacak ekipler dijital bir platform arıyorsa, Google ve Microsoft uzaktan çalışma araçlarını kullanmak isteyenler için özel ücretsiz paketler sunuyor. Eğer evden çalışma konusunda yeniyseniz, bu konuda size ve ekibinize yardımcı olacak önemli kaynaklar var. Ayrıca yılların verdiği tecrübe ile rahatça söyleyebilirim ki birçok kişinin verdiği “evdeyken de işe gider gibi giyinin” tavsiyesi tam bir yalan. Nasıl rahat hissediyorsanız öyle çalışın.

SOSYAL MESAFELENDİRMENİN YOLLARI: Pandeminin etkisini düşürmek ve olabildiğince az kişinin etkilenmesini sağlamak için eğriyi düzleştirmek gerekiyor. Bunun yolu da sosyal mesafelendirmeden, yani olabildiğince az dışarı çıkıp kalabalık yerlere az girmekten geçiyor. Peki evde geçireceğimiz onca zamanda ne yapabiliriz?

Dijital platformlar ve kimi kurumlar bu konuda özel kampanyalar düzenliyor. Berlin Filarmoni Orkestrası’nın dijital konserlerini bir ay boyunca ücretsiz izleyebilirsiniz. Archive.org’da birçok klasik kitap, dergi, müzik ve hatta oyuna erişebilirsiniz. Eğer çizgi roman seviyor ve okuyacak yeni şeyler arıyorsanız Image Comics’in tüm yayınlarının ilk sayılarını ücretsiz okuyabilirsiniz. Eğer kendinizi geliştirmek istiyorsanız udemy, codecademy, MIT Opencourseware gibi platformlarda birçok ücretsiz ve ücretli eğitim mevcut. Ayrıca bizim arşivimizde de birçok eğitim ve kaynak derlemesi mevcut olduğu gibi, YouTube kanalımızda da birçok güzel röportaj ve veri gazeteciliği eğitimi serisi sizleri bekliyor.

Elbette birçoğumuz streaming platformlarına abone, podcast abonelikleri var, diğer medya platformlarını biliyor. Bunlardan bahsetmeme gerek yok (ama yine de fırsatını bulmuşken Netflix’teki Castlevania serisini tavsiye ederim). Ama bu fırsatı değerlendirip uzun zamandır okunmayı bekleyen kitaplarınıza girişebilir, biriken podcastleri dinleyebilir, belki bir ara yazarım/yaparım dediğiniz fikirlerinizi gözden geçirebilirsiniz. Belki evde az vakit geçirdiğiniz için biriken işler vardır. Eğer tüm bu olanlara biraz daha mizahi yaklaşmak isterseniz koronavirüs playlistlerinden birisini de arka planda açabilirsiniz.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Özgür Mumcu ve Eray Özer Yeni Haller’i anlatıyor

Önceki içerik

Haber üretimine okuru dahil etmek

Sonraki içerik