Ne Okuyoruz

Blockchain, yeni neslin beklentileri, yerel reklamlar

0

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

“Ne Okuduk” bölümümüzde Yemen’deki savaşın neden yeterince haberleştirilemediğinden 35 yaş altı grubun haber okuma alışkanlıklarına ve yerel reklamlara dair kapsamlı bir rehbere kadar birçok farklı konuyu okuyacaksınız.

“Haftanın Odağı” ise “blockchain”. Fazlasıyla kompleks olan fakat sektörde adını sıkça duymaya başladığımız bu teknoloji üzerine giriş niteliğinde bir derleme yaptım. Hem “blockchain” nedir hem de gazetecilikle ne işi olabilir sorularına cevap olacak linkleri aşağıda bulabilirsiniz.

Şimdilik benden bu kadar. Görüş ve önerilerinizi her zaman bekliyoruz.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Bu hafta ne okuduk?

YEMEN’DEKİ SAVAŞTAN HABER YAPMAK NEDEN ZOR?: Savaşlar ve çatışmalar, gazetecilerin toplum için öneminin en net şekilde görüldüğü zamanlar. Orada olanları gerçek anlamda öğrenebilmemizin tek yolu oraya gidebilen veya oradan haber yapabilen gazeteciler. Fakat o koşullarda haber yapmanın kendisi zaten zorken, kimi zaman bunu daha da zorlaştıracak etkenler devreye girebiliyor.

Yemen’de yaşadığımız da tam olarak bu. Zainab Sultan, konuyu ele aldığı yazısında Yemen’den bilgi almamızın önündeki en büyük engellerin politik kaynaklı olduğunu söylüyor. Suriye, Afganistan ya da Irak örneklerine kıyasla Yemen’de çatışan iki grup da kendisini haklı gösterebilmek adına gazetecilerin işlerini yapmalarını zorlaştırmaya çalışıyor. Yemen’deki gazeteciler üzerinde bir baskı yaratılmış durumda ve özellikle haklarında yayılan iftiralar yüzünden işlerini yapmaları zorlaşmış hâlde. Dışarıdan gelmek isteyen gazetecilerin ise her iki gruptan da izin almak gibi zorluklarla uğraşması gerekiyor.

Bu şekilde izole edilmeye çalışılan bir ülkeden haber alabilmek için de ya bu grupların sunduğu bilgilerle yetinmeniz gerekiyor ya da işini tüm zorluklara rağmen yapmaya çalışan gazetecilerin az sayıda üretebildiği haberlerle.

THE ATLANTIC ÖDEME DUVARINI (TEKRAR) AÇIYOR: The Atlantic, dijitalde ödeme duvarını ilk deneyen yayınlardan birisiydi. Fakat 2008 yılında bundan vazgeçti ve iki yıl önce açtığı özel üyelik programı dışında, dijitalde her şeyi ücretsiz okuyabiliyordunuz. Ama geçtiğimiz hafta içerisinde bu durum değişti.

The Atlantic artık yıllık abonelik sistemi ile ilerleyeceklerini açıkladı ve üç farklı kategorisi olan bu üyeliklerden birine sahip olmayan okurların aylık ücretsiz yazı okuma sınırını beş olarak belirledi. Sadece dijital aboneliği yıllık 50 dolar, basılı dergi ve dijitali 60 dolar olarak belirleyen dergi eski üyelik sistemini de “Premium” abonelik olarak değiştirmiş, basılı artı dijital abone olmak isteyenlerin yıllık 100 dolar ödemesi gerekiyor.

Ödeme duvarlarının ve abonelik sistemlerinin giderek yaygınlaşması ile birçok yayında benzer değişimleri göreceğimiz kesin. The Atlantic’de benim ilgimi çeken ise yalnızca yıllık seçeceği sunmuş olmaları. Çoğu insan abone olurken aylık daha küçük bir miktar vermeye daha yatkın oluyor ve yıllık ücretler göz korkutabiliyor. Bakalım Atlantic için durum nasıl olacak.

YENİ NESİL GAZETECİLERDEN NE BEKLİYOR?: Gazetecilik, özellikle dijitalleşme ile birlikte insanlara ulaşabilmek ve onların ilgisini çekebilmek için daha fazla mücadele etmek zorunda kaldı. Mobil cihazların bilgi alışverişinde daha aktif rol oynaması ve sosyal medyanın artık haber almak için başlıca kaynaklardan biri hâline gelmesi de bu durumun altında yatan temel sebepler.

The Reuters Institute for the Study of Journalism ve stratejik danışmanlık şirketi Flamingo, bu konuda yeni bir araştırma yayınladı. Araştırma odağına 35 yaş altındakilerin haber okuma alışkanlıklarını ve bu alandaki beklentilerini almış. Genel olarak faydalı veriler içeren araştırmada öne çıkan iki nokta var.

Bu grup her ne kadar haber uygulamalarını indiriyor olsa da, haber uygulamaları çoğu için sık kullanılan 25 uygulama içerisine giremiyor. Bunda en büyük etken de haber uygulamalarının yetersiz kalması —sitenin uygulama hâlinden ibaret olması— yatıyor.

İkinci önemli nokta da bu grubun gazetecilikten beklentileri. Bu gruptakiler gerçekten özenilmiş ve sağlam bir şekilde hazırlanmış araştırmacı gazetecilik türünde işleri daha önemli buluyor ve bu hikâyeleri okumaya daha meyilli. Yani istedikleri sıkça gördüğümüz basit haberlerin ötesinde gazetecilik işleri.

HABER ODALARINDA ÇEŞİTLİLİK SORUNU: Haber üretim sürecinde ön yargının etkilerini çoğu zaman görmezden gelebiliyor veya fark edemeyebiliyoruz. Bunun arkasında yatan çok farklı sebepler olsa da, en temel etken genellikle haber odalarının birbirine çok benzer insanlardan oluşuyor olması. Böyle bir ortamda da gizli ön yargılar gözden kaçıyor, farklı bakış açıları yer bulamıyor. Bunun önüne geçmenin yolu ise haber odasındaki çeşitliliğin artması ve daha farklı düşünen insanların haber üretim sürecine dahil olabilmesini sağlamak.

İlginizi çekebilir:  Algoritmalar, haberler için Netflix, gazetecinin filtresi

Unbias the News, bu sorun üzerine odaklanan ve dünyanın farklı yerlerinden gazetecilerin katkılarıyla hazırlanmış bir derleme kitap. Correctiv ve Hostwriter’ın ortak çalışması olan bu kitap, haberlerde ön yargının nasıl ortadan kaldırılabileceğine ve gazeteciliğin neden daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç duyduğuna odaklanıyor. Bunu dünyanın farklı yerlerinden perspektifler sunarak yapmış olmaları da, sorunun zannedildiği gibi Batı’ya özgü bir durum olmadığını anlamamızı kolaylaştırıyor.

İYİSİYLE KÖTÜSÜYLE YEREL REKLAMLAR: Dijital reklamlar söz konusu olduğunda genellikle herkesin aklındaki formül az çok aynı. Belirli bir reklam platformuna —genellikle Google AdSense— karar verilir ve reklamlar onların sistemi üzerinden gelir. Bu elbette işin kolay yolu olsa da mahremiyet sıkıntılarını ve yetersiz gelir gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor.

Diğer seçenek ise yerel reklamlar. Burada ise tıpkı bir basılı yayın gibi reklamlarınızı kendiniz alıyorsunuz ve yayınlanma şekline ve sürecine dair kararları siz alıyorsunuz. Bu alanlarda söz sahibi olmanın pek çok avantajı var. Örneğin size reklam vermek isteyen firmalar, yayınınıza uygun özel reklamlar hazırlamayı tercih edebilir. Eğer bu konuda daha fazla bilgi edinmek ve nasıl bunu yapabileceğinizi öğrenmek istiyorsanız Tow Center geçtiğimiz hafta Columbia Journalism Review’da yerel reklamlar üzerine kapsamlı bir dosya yayınladı.

Yerel reklamların avantajları kadar riskleri ve dezavantajları da olabiliyor. Raporun yazarı Ava Sirrah’ın raporla eşzamanlı olarak yayınlanan yazısı işin bu boyutuna da değiniyor ve bu risklere karşı nasıl önlemler alınabileceğinden bahsediyor.

Haftanın odağı: Blockchain ve gazetecilik

Blockchain teknolojisi ve en bilinen örneği olan Bitcoin, teknoloji hakkında konuşan herkesin hakkında bir fikir sahibi olduğu konulardan birisi. Kimileri daha negatif bir yönden bakıyor, kimileri ise tüm teknolojinin geleceğinin blockchain’de yattığını düşünüyor. Söz konusu fazlasıyla kompleks bir teknolojiyken kesin bir yargıya varmak ise güç.

İkinci gruptakiler, birçok konuda olduğu gibi gazetecilik ve medya için de birçok sorunun çözümünün blockchain’de olabileceğini savunuyor. Gelir modellerinden “fake news” tartışmalarına kadar her noktada bir blockchain projesiyle karşılaşmak mümkün. Bunların arasında The New York Times gibi büyük isimler de var, yeni ortaya çıkan girişimler de.

Hâlâ yeni diyebileceğimiz bu teknoloji konusunda insanların heyecanlı olması ve sürekli yeni projeler üretmesi gayet doğal. Tabii her ne olursa olsun, eleştirel ve şüpheci bakışımızı —her teknolojiye karşı olduğu gibi— korumamız lazım. Gözü kapalı bir şekilde yeni teknolojilere güvenip onlara bel bağlamanın nelere sebep olabileceğini sosyal medya ile gördük.

Bu yüzden gazetecilerin bu noktada kendilerini eğitmeleri ve eğer bu konularda bir şeyler yapmak istiyorlarsa her perspektifi hesaba katmaları gerekiyor. Yeniliklere açık olmamız ve kendimizi geliştirmemiz şart, fakat bunu gözü kara bir şekilde yapmamamız önemli.

Bu haftanın odağında blockchain ve bu teknolojinin gazetecilik ile ilişkisi üzerine kapsamlı bir derleme hazırladım. Bu derleme ile blockchain’i daha iyi anlamak için nereden başlamanız gerektiğine dair bir fikir edinebileceğinizi umuyorum. Ayrıca şu ana kadar yapılan büyük deneyleri de derlemede bulacaksınız, bu da o tecrübelerden öğrenmemize yardımcı olacaktır.

Ahmet A. Sabancı
NewslabTurkey Bülten Editörü ve yayın kurulu üyesi. Serbest yazar ve araştırmacı. Çalıştığı alanlar içerisinde felsefe, insan hakları, teknoloji, bilgi güvenliği, medya çalışmaları, medya trendleri, gelecek çalışmaları ve bilimkurgu bulunuyor. Yayınlandığı yerler arasında The Guardian, Global Voices, Daily Dot bulunuyor.

Veri görselleştirme ile manipülasyon: Görseller her zaman masum değil

Önceki içerik

Türkiye ve dünyadan örneklerle veri görselleştirme hataları

Sonraki içerik