İçeriğe atla

Çözüm Gazeteciliği

Tek ve Mucizevi Bir Çözüm Yoktur

“Bu karanlık hikâyeye bir çözüm açısı katabilir miyim?”

Merhaba,

Solutions Journalism Network’ün kurucularından Pulitzer ödüllü gazeteci Tina Rosenberg, çözüm gazeteciliğine nasıl başladığını katıldığı bir podcastte anlatıyor. Hikâye bana o kadar ilham verici geliyor ki, bu bültene bunu anlatarak başlamak istedim.

Bundan yirmi yıl önce AIDS ilaçlarının yoksul ülkelerde karşılanamaz fiyatlarda olması üzerine bir araştırmacı gazetecilik dosyası hazırlamak istiyor. Herkes fiyatların yüksekliğinden haberdar ama kimse nedenini bilmiyor. Amacı, araştırmacı gazetecilik ile bu nedeni gün yüzüne çıkarmak. O neden de ilaç firmalarının ve dönemin iktidarının muadil ilaçların üretilmesine karşı devasa bir politik baskı uygulaması.

Konuyu New York Times’daki editörüne önerdiğinde şöyle bir yanıt alıyor: “Bu insanların acı içinde ölmesine dair upuzun bir haber daha yayınlayamayız.” Bu yanıtı aldıktan sonra hikâyeyi ters yüz etmeye karar veriyor ve şöyle soruyor “Washington’dan ve dev ilaç firmalarından gelen baskıya rağmen kendi ilacını üretip ihtiyacı olanlara bedava dağıtan ülke hangisi ve o ülke bunu nasıl başarıyor?”

Bu ülke Brezilya. Haber artık Brezilya’nın bu politik baskıya nasıl direnebildiğini ve kendi ilacını nasıl üretebildiğini; diğer ülkelerin neden bu baskıya direnemediğini anlattığı bir hikâye oluyor. Bu haberde de değinmek istediği her şeye, tüm yanlışlara değiniyor. Söylediğine göre bu hâli çok daha güçlü. Bi kere editöründen onay almasını sağlıyor:) İkincisi de okur için tamamen yeni bir bilgi sağlıyor; insanlar ilaçların pahalı olduğunu, ilacı alamayanların öldüğünü biliyor ama Brezilya’da insanların normal yaşam sürelerinde yaşayabildiklerini bilmiyor.

Bu haberin çok büyük bir etki yarattığını gördükten sonra Tina Rosenberg ne zaman editöründen “bu haber çok iç karartıcı” yanıtını alsa, şu soruyu sormayı bir alışkanlık hâline getirmiş: “Bu karanlık hikâyeye bir çözüm açısı katabilir miyim?”

Bu tatlı başlangıçtan sonra bu haftanın konusu olan sınırlandırmalara gelelim.

Bu haftaya kadar neleri öğrendik? Çözüm gazeteciliği titizlikle yapılan kanıta dayalı haberlerdir. Mucizeleri ve kahramanları aramaz; sistem değişikliği yaratan çözümlerle ilgilenir. Var olan çözümlerin kısıtlarının farkındadır.

Bu çözümün kusuru nerede?

NewsLab Türkiye’nin Solutionsphere projesi sayesinde tanıştığım ve birlikte çözüm gazeteciliği üzerine düşündüğümüz, üretmek için çaba gösterdiğimiz değerli katılımcılarımızda iki ayrı uç gördüm. Bir tanesi “bu harika bir çözüm” demeye yatkınlık diğeri ise atölyelerde sürekli üzerinde durduğumuz için “sınırlandırmalar saymakla bitmez” demeye yatkınlık. İkisinin ortasını elbirliğiyle buluyoruz elbette. Bana kalırsa ikinciye yakın olmak daha iyi.

Sınırlandırma dediğimizde ne kastediyoruz? Bir çözümün/yanıtın işlemediği noktaları kastediyoruz. Çünkü hiçbir sorunun tek ve mucizevi bir çözümü yoktur. Sihirli bir değnek dokunmuş gibi çözülemez sorunlar. O nedenle, bunun bilinciyle araştırmamıza başladığımızda, hikâyenin neden işlediğini de anlamaya başlarız.

Farklı ne yapılabilirdi? Tepkinin hangi parçaları işe yaradı? Denemeye değer miydi?

İnsanlara gelecekte bunu başarıya ulaştırmak için ne değiştirmek gerektiği sorulabilir. Belki sorun dışsaldı: Daha fazla finansman ya da daha iyi planlama fark yaratırdı. Belki sınırlılık, asıl problemin sistemik olduğunu ve onu tabanın çözmesinin beklenmemesi gerektiğini ortaya koyuyordur.

Limitler, yani çözümün işlemeyen noktaları, benzer sorunlara yaklaşmak isteyenler için yapısal boşlukları doldurmak amacıyla araştırılır.

Ayrıca bizim elimizdeki tanıtıma kaçmamak için en önemli araçtır. Haberi, bir tanıtım faaliyetine dönüştürmeden; verilen yanıtı/çözümü inceleyen bir gazetecilik metni hâline getirmeliyiz.

Bu haftanın görevi

Gıda israfı ile ilgili iki tane ithal çözüm haberi paylaşıyorum sizinle. Bu iki haberin 4 ayağını çıkarmanız olsun göreviniz. Bana da yorum olarak veya WhatsApp grubumuz üzerinden haberlerde bulduğunuz sınırlandırmaları yani çözümün mucizevi bir çözüm olmadığını gösteren noktaları yazabilir misiniz?

İlk haber: Max S. Kim’in 8 Nisan 2019’da HuffPost’un “This New World” serisi için kaleme aldığı “The Country Winning The Battle On Food Waste” (Gıda Atığıyla Mücadeleyi Kazanan Ülke) başlıklı yazı, Güney Kore’nin gıda atığı geri dönüşümünde imza attığı inanılmaz başarıyı mercek altına alıyor. Ülke, %2 olan geri dönüşüm oranını kısa sürede %95’e çıkararak adeta radikal bir dönüşüm yaşıyor. Yazı, özellikle Seul’de tıkır tıkır işleyen “atık başına öde” (pay-as-you-waste) sistemine odaklanıyor. Bu sistemin sadece insanların alışkanlıklarını değiştirmekle kalmadığını, aynı zamanda toplanan atıkların hayvan yemi, gübre ve biyogaz gibi değerli kaynaklara nasıl dönüştüğünü de tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.

İkinci haber: Nina Pullman tarafından hazırlanan ve 7 Haziran 2018’de HuffPost’un “This New World” serisinde yayınlanan “The Restaurant Chain With Nothing But Food Waste On The Menu” başlıklı yazı, Hollanda’daki Instock adlı sosyal girişimin gıda israfına karşı geliştirdiği yaratıcı çözümü konu alıyor. Bir süpermarket zinciri yöneticisinin raf ömrü dolan ama hâlâ yenilebilir olan ürünleri çöpe atmak yerine değerlendirme fikriyle başlayan bu yolculuk, bugün üç kalıcı restorana ve diğer şeflere malzeme sağlayan bir online mağazaya dönüşmüş durumda. Yazı, Instock’un sadece lezzetli menüler sunmakla kalmayıp, çocuklara yönelik eğitim programları ve “atık” algısını yıkan yaklaşımıyla gıda israfı sorununu nasıl sistemik bir seviyeye taşıdığını anlatıyor.

Başkalarından öğrenmek

Bültenin başında bahsettiğim Solutionsphere programımızdan çıkan ve seçtiğim bazı çözüm haberlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Bunlar Türkiye’de çözüm gazeteciliği ile ilgili ilk girişimler demek yanlış olmaz.

📌 Gökçe Akgöl, Muzır Neşriyat’ta Everest çözdü, Mont Blanc korudu, Ağrı Dağı için çözüm hazır! başlıklı yazısını yayınladı. Yazı Ağrı Dağı’nın giderek derinleşen çevre kirliliği sorununa çözüm önerileri getiriyor. Everest’ten Mont Blanc’a, Kazbek’ten Rinjani Dağı’na kadar dünyadaki başarılı atık yönetimi modellerini inceleyerek; tırmanış kotası, depozito sistemleri ve “çöp bankası” gibi uygulamaların Ağrı Dağı’ndaki ekolojik yıkımı durdurmak için nasıl birer yol haritası olabileceğini somut örneklerle ortaya koyuyor. Uzmanlar, rehberler ve dağcılarla yapılan görüşmelere dayanan yazı, çözümün bireysel çabalardan ziyade denetlenebilir ve kurumsal bir sistem kurmaktan geçtiğini vurguluyor.

📌 Eslem Türkoğlu, Bursa Tanık’ta Bursa’da köy kadınlarının emekleri, derneklerle görünüyor oluyor başlıklı yazısını yayınladı. Bursa’daki köy kadınlarının ekonomik engelleri aşmak için kurduğu dayanışma derneklerini ve bu derneklerin yarattığı yerel kalkınma modelini ele alıyor. Saitabat, Umurbey ve Misi köylerindeki derneklerin başarı hikâyelerini mercek altına alan haber; ev hanımı olan kadınların geleneksel mutfak kültürünü ekonomik bir güce dönüştürerek nasıl sosyal hayata katıldıklarını ve köylerine burs, altyapı gibi katkılar sağladıklarını anlatıyor. Yazı aynı zamanda, bu modelin sürdürülebilirliği için dijital okuryazarlık, yüksek maliyetler ve bürokratik engeller gibi aşılması gereken sınırlılıklara dikkat çekerek, kamu desteği ile sivil inisiyatifin birleştiği hibrit bir çözüm yolu öneriyor.

📌 Abdo Uçucu, Medyascope’ta yayınlanan Bağımsız Gazetecilik için Çatı Oluşum: ‘’Table Stakes’’ Modelinin Türkiye’ye Uyarlanması başlıklı yazısında; geleneksel reklam gelirlerine dayalı modelin çöküşü, sendikasızlaşma ve nitelikli içerik kaybı gibi yapısal sorunlara dikkat çekiyor. Yazı, bağımsız ve yerel gazetecilik için Amerikan Press Institute’un geliştirdiği “Table Stakes” modelini çözüm odaklı bir çıkış yolu olarak önerirken; ABD’deki 200’den fazla medya kuruluşunda başarıyla uygulanan ve dijital abonelik gelirlerini %25-30 oranında artıran bu modelin Türkiye’ye uyarlanması gerektiğini savunuyor.

📌 Berfin Şengil’in Muzır Neşriyat’ta yayınlanan Dikey tarım devrimi: Geleceğin bitki fabrikaları Türkiye’de yükseliyor başlıklı haberi, Türkiye’de dikey tarım devrimini başlatan “Plant Factory” girişimini bir çözüm gazeteciliği örneği olarak ele alıyor. Artan nüfus, iklim krizi ve gıda güvenliği gibi küresel sorunlara karşı geliştirilen bu proje; şehir merkezlerinde kurulan kapalı tesislerde, topraksız ve sıfır pestisit (zirai ilaç) kullanımıyla yıl boyu kesintisiz üretim imkânı sunmakta. Geleneksel tarıma kıyasla yüzde 95 daha az su tüketimi ve metrekare başına 20 kat fazla verimlilik sağlayan sistem; karbon emisyonlarını yüzde 98’e kadar düşürürken, taze gıdaya yerelde hızlı erişim sağlayarak tedarik zinciri maliyetlerini ve gıda atığını minimize etmekte.

📌 Müberra Ünsal’ın Muzır Neşriyat’ta yayınlanan Müzede cam duvarlar aşılıyor: Erişilebilir turizm mümkün! yazısı, Türkiye’de engellilerin kültürel mirasa erişimi önündeki bariyerleri Herkes İçin Turizm Derneği’nin geliştirdiği hak temelli ve somut çözümler üzerinden ele alıyor. 2013 yılından beri “Kültür Herkes İçin” anlayışıyla hareket eden dernek; antik kentlerdeki profesyonel rehberliği “betimleme” odaklı yeniden kurgulayarak ve eserlerin yanına karekod destekli sesli anlatımlar ile dokunsal materyaller ekleyerek müze ziyaretlerini engelli bireyler için yaşayan bir deneyime dönüştürüyor. Yazı, erişilebilirliğin sadece yüksek bütçeli inşaat işlerinden ibaret olmadığını, küçük iş planı değişiklikleri ve evrensel tasarım ilkeleriyle yüksek maliyet gerektirmeden sistemik bir dönüşümün mümkün olduğunu kanıtlıyor. Öte yandan, eserlerin cam arkasında sergilenmesi ve merkezi bir strateji eksikliği gibi devam eden sınırlılıklara dikkat çekerek, çözümün ancak ulaşım ve konaklama gibi tüm halkaların birbirine bağlanmasıyla tamama ereceğini vurguluyor.

Haftaya ne konuşacağız

Haftaya “içgörü” denince ne anladığımızı, çözüm haberlerinde bunu nasıl kullanmamız gerektiğini konuşacağız.

Güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum.

Görüşmek üzere!

Shorts ile öğren

Dijital Akademi

Tüm Atölyeler →