İçeriğe atla

Dış Habercilik

Bir Düzen Arayışı

Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte pek çok alanda somut etkiler üretmeye hayatlarımızı doğrudan etkileyen pek çok alanda faaliyet yürütmeye devam ediyor.

Kurallar nereden çıktı, neyi önlemek için yazıldı?

Birleşmiş Milletler kendisini, “çok taraflı sistemin omurgası” olarak tanımlıyor. BM’ye göre çok taraflılık bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü savaş, iklim krizi, yoksulluk ya da salgınlar gibi sorunlar, tek tek devletlerin altından kalkamayacağı kadar büyük. Bu nedenle BM, kendi anlatısında çok taraflılığı bir kurumdan çok bir zihniyet olarak tarif ediyor: birlikte hareket edildiğinde daha güçlü olunan bir düzen.

Bu anlayışa göre Birleşmiş Milletler:

  • Devletlerin konuşabildiği bir masa,

  • Güçlünün değil, kuralın referans alındığı bir çerçeve,

  • Çatışmanın değil, müzakerenin esas olduğu bir sistem olarak tasarlandı.

Eylül 2025’te, Birleşmiş Milletler 80. kuruluş yıldönümünü geride bıraktı. Kuruluş tarihi tesadüf değil. BM, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, “bir daha asla” denilen bir dünyada kuruldu. Amaç, bir sonraki savaşı kazanmak değil; bir sonraki savaşı önlemekti.

Bu nedenle BM Şartı’nın merkezine üç ilke yerleştirildi:

  • Güç kullanma yasağı

  • Devletlerin egemen eşitliği

  • Savaşın istisna, barışın norm olması

BM nasıl çalışıyor? Kâğıt üzerindeki mimari

Birleşmiş Milletler, tek bir bina ya da tek bir kurumdan ibaret değil. Uluslararası hukukun nasıl işlemesi gerektiğine dair kurulmuş çok katmanlı bir yapı.

Bu yapının dört ana ayağı var:

Genel Kurul
BM’nin en geniş organı. 193 üye devletin tamamı burada temsil ediliyor.
Her ülkenin bir oyu var; küçük ya da büyük, zengin ya da yoksul fark etmiyor.
Ancak Genel Kurul kararları bağlayıcı değil. Daha çok siyasi iradeyi ve uluslararası eğilimi yansıtıyor.

Güvenlik Konseyi
BM’nin en güçlü organı. Uluslararası barış ve güvenliğe ilişkin bağlayıcı karar alma yetkisine sahip tek mekanizma.

Konsey 15 üyeden oluşuyor:

  • 5 daimi üye: ABD, Rusya, Çin, Fransa, Birleşik Krallık

  • 10 geçici üye: İki yıllığına seçiliyor

Daimi üyelerin en kritik ayrıcalığı veto hakkı.
Bu beş ülkeden biri “hayır” dediğinde, karar çıkmıyor.

Uluslararası Adalet Divanı
Devletlerarası hukuki uyuşmazlıklara bakıyor. Ancak yetkisi sınırlı; devletler rıza göstermedikçe kararları fiilen bağlayıcı olmuyor.

Genel Sekreterlik
BM’nin idari ve diplomatik yüzü. Genel Sekreter krizlerde arabuluculuk yapabiliyor, gündem kurabiliyor; ama askeri ya da zorlayıcı bir yetkisi yok.

Ve bir de sıkça yanlış anlaşılan barış gücü var:
BM askerleri savaşmak için değil, ateşkesleri gözlemek ve taraflar arasında tampon olmak için sahaya çıkıyor. Silah kullanma yetkileri son derece sınırlı.

Sorun nerede başlıyor? Güvenlik Konseyi ve veto meselesi

BM’nin mimarisi, İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından tasarlandı. Bu nedenle Güvenlik Konseyi’nin yapısı, 1945’in güç dengelerini yansıtıyor. Veto hakkı yalnızca beş ülkede. Bu durum Türkiye’den Almanya’ya, Brezilya’dan Güney Afrika’ya kadar pek çok ülkenin uzun süredir dile getirdiği bir rahatsızlık. Sık sık BM’nin reforma ihtiyacı olduğu söyleniyor, Güvenlik Konseyi’nin günümüz dünyasındaki güç dengelerini yansıtmadığı vurgulanıyor. Ama alternatif için ortaya konmuş net bir öneri yok. Ayrıca sorun yalnızca temsil meselesi de değil. Veto hakkının siyasi ve keyfi kullanımı, BM’yi özellikle büyük krizlerde karar alamaz hale getiriyor. Nitekim İspanya Başbakanı Pedro Sanchez veto yetkisinin tamamen kaldırılması gerektiğini savunuyor.

1946’dan bu yana veto kullanımına bakıldığında, en fazla veto kullanan ülke SSCB/Rusya Federasyonu. Onu ABD izliyor. Çin, Birleşik Krallık ve Fransa ise daha sınırlı ama kritik dosyalarda veto hakkını devreye sokuyor.

(18 Eylül 2025 itibarıyla) veto hakkını kullanım sayıları şöyle:

  • SSCB/Rusya Federasyonu: 129

  • ABD: 89

  • Birleşik Krallık: 29

  • Çin: 19

  • Fransa: 16

Not: Bu sayımlar, sadece “tasarı kararın tamamına veto’yu değil, BM’nin resmi listelerinde yer aldığı şekliyle tasarı/paragraf/değişiklik gibi oylamalardaki veto kayıtlarını da kapsıyor

ABD cephesinde veto pratiğinin en yoğunlaştığı alan İsrail–Filistin dosyası.
Washington, 1970’lerden bu yana İsrail’i eleştiren ya da Filistin lehine sonuç doğurabilecek en az 39 karar taslağını veto etti. Bunlar arasında ateşkes çağrıları, sivillerin korunması ve insani yardım erişimi gibi başlıklar da var. Rusya da son dönemde vetoyu müttefiklerini korumak ve Ukrayna dosyasında kendisini sınırlayabilecek kararları engellemek için sıkça kullandı.

ABD’nin geri çekilmesi: masada kalıp masayı boşaltmak

Veto hakkını elinde tutan ABD, Trump yönetiminin ikinci döneminde bununla da yetinmedi. Ocak 2026’da Washington, 31’i BM’ye bağlı olmak üzere toplam 66 uluslararası yapıdan çekilme sürecini başlattığını açıkladı. Bu adım, ABD’nin Birleşmiş Milletler’den tamamen kopması anlamına gelmiyor. ABD Güvenlik Konseyi’nde kalıyor, örneğin UNICEF gibi bazı büyük ajanslara fon sağlamayı sürdürüyor. Ancak iklim, sağlık, kadın hakları, nüfus, kalkınma ve insan hakları gibi başlıklarda BM sisteminden belirgin biçimde uzaklaşıyor.

Bu çerçevede en dikkat çekici adımlardan biri, ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrılması oldu. Oysa DSÖ (WHO), sınır aşan salgınlar, erken uyarı sistemleri ve küresel sağlık koordinasyonu açısından BM sisteminin en kritik parçalarından biri.

Özetle, Trump yönetiminin bu tutumu, çok taraflılığı kalıcı bir ortak çözüm zemini olarak değil, çıkarlara göre girilip çıkılabilen bir platform olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

BM’nin görünmeyen yüzü

Birleşmiş Milletler en çok barışı koruma ve çatışmaları önleme kapasitesi üzerinden tartışılıyor. Bu alanda etkinliğini yitirdiğini savunanlar haksız değil. Ancak bu tartışma, BM sisteminin sistemi (uzman kuruluşlar, fonlar ve programlar) diğer işlevlerini çoğu zaman gölgede bırakıyor. Örgüt, küresel ölçekte pek çok alanda somut etkiler üretmeye hayatlarımızı doğrudan etkileyen pek çok alanda faaliyet yürütmeye devam ediyor.

BM; sürdürülebilir kalkınma, çevre, mülteci koruması, afet yardımı, terörle mücadele, silahsızlanma ve silahların yayılmasının önlenmesinden; demokrasi, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi, yönetişim, ekonomik ve sosyal kalkınma, uluslararası sağlık, mayın temizleme ve gıda üretiminin artırılmasına kadar geniş bir yelpazede çalışıyor. Özellikle şu dört alanda etkisi somut ve ölçülebilir nitelikte:

İklim krizi, BM’nin en güçlü olduğu başlıklardan biri. Kurum, küresel iklim müzakerelerinin ana platformunu oluşturuyor; bilimsel raporları ve verileri politika yapımında referans kabul ediliyor. COP (Conference of the Parties) süreçleri sayesinde devletler, bilim insanları ve sivil toplum aynı çerçevede buluşuyor; okyanusların korunmasına yönelik anlaşmalar gibi somut uluslararası düzenlemeler bu zemin üzerinden ortaya çıkıyor.

İnsani yardım, BM’nin sahadaki en kritik kapasitesini oluşturuyor. Savaş ve afet bölgelerinde hızlı müdahale, önceden konumlandırılmış lojistik ağlar, mülteci kampları ve temel ihtiyaçların karşılanması gibi alanlarda BM’nin yerleşik ve geniş ölçekli bir operasyon gücü bulunuyor. Uluslararası ve yerel aktörlerle kurduğu koordinasyon, kriz anlarında etkili bir müdahale mekanizması sağlıyor.

Savaş suçları ve uluslararası adalet, BM sisteminin önemli bir diğer güçlü alanı. Uluslararası mahkemeler ve soruşturma mekanizmaları aracılığıyla savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlar yargı konusu haline getirildi. Eski Yugoslavya ve Ruanda örneklerinde olduğu gibi, siyasi ve askeri liderlerin hesap vermesinin önü açıldı; uluslararası ceza hukukunda kalıcı emsaller oluşturuldu. Uluslararası Adalet Divanı

Silahların denetimi ve yayılmanın önlenmesi de BM’nin belirleyici rol oynadığı alanlardan biri. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması ve Kimyasal Silahlar Sözleşmesi gibi çerçeveler, küresel ölçekte temel referans noktaları olmaya devam ediyor. Uluslararası denetim mekanizmaları, ihlalleri izleme ve doğrulama konusunda teknik güvenilirlik sağlıyor.

Bir sonraki bültende, yine güncel tartışmalara dönüyoruz. Bu kez gündemimizde, tıpkı Birleşmiş Milletler gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan bir başka kritik yapı var: memleketçe pek güvenilir bulmadığımız NATO.

Dördüncü bölümde NATO’yu güncel gelişmeler, özellikle de Trump’ın Grönland takıntısı üzerinden ele alacağız. Beşinci bölümde ise daha teorik bir çerçeve ile, yanlış bilinen doğruları ve sıkça karıştırılan kavramları tartışarak kurumu daha yakından tanımaya çalışacağız.

Benim İçin Özetle
Birleşmiş Milletler neden kuruldu?
BM Şartı'nın temel üç ilkesi nelerdir?
Çok taraflılık neden gereklidir?
Birleşmiş Milletler ne tür bir organ yapısına sahiptir?
BM'nin tasarım felsefesi nedir?

Shorts ile öğren

Dijital Akademi

Tüm Atölyeler →