Bu haftanın anahtar kelimeleri: beyin çürümesi, ChatGPT, LA Times, The Verge.
Beyin çürümesinin çözümü medya diyetinizde

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Brain rot, yani beyin çürümesi kavramının yılın kelimesi seçilmesiyle birlikte bolca analiz ve yorum okuduk. Bu haftanın odağında sorunu analiz etmek yerine çözüm için ne yapabiliriz sorusunu ve medya diyeti kavramını ele aldım.
“Ne Okuduk” bölümünde ise ChatGPT’nin söylemesinin yasak olduğu isimler, LA Times gazetesinin Trump’a güzel görünme çabası ve daha fazlası var.
Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.
Haftaya görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Bu hafta ne okuduk?
ChatGPT’nin Söyleyemediği İsimler
YZ modellerinin yaptığı hatalar veya yaşadıkları sorunlar sık sık gündem oluyor. Geçtiğimiz hafta internetin keşfettiği tuhaf bir kısıtlama hem bolca spekülasyona hem de komplo teorilerine alan açtı.
Reddit’te başlayan ve sonrasında hızla yayılan bu keşif, OpenAI’ın ChatGPT’nin bazı isimleri söylemesini tamamen yasakladığını gösteriyor. İlk olarak David Mayer ismiyle fark edilen durumun en az beş farklı ismi daha etkilediği tespit edildi. Bir şekilde ChatGPT’nin bu isimleri söylemesine neden olduğunuzda sistem ismi yazamadan “Bir cevap üretmeyi başaramadım” hatası veriyor. Fakat bu durum sadece ChatGPT uygulaması ile yapılan sohbetlerde geçerli, API üzerinden kullanımda bir kısıtlama söz konusu değil.
İsimlerin bazıları ChatGPT ile sıkıntı yaşamış ya da unutulma hakkına başvurmuş kişiler. Bazılarının ise kim olduğunun ya da OpenAI’ın neden böyle bir kısıtlama getirdiğinin net bir açıklaması yok. OpenAI’ın bu konuda hiçbir şey söylememesi ve David Mayer isminin aynı zamanda Rothschild ailesinden birisinin ismi olması da özellikle bu isim üzerinden bolca komplo teorisinin üretilmesine neden oldu. Eğer OpenAI ChatGPT’nin moderasyonu konusunda daha şeffaf olsaydı ve kendisini korumak için böyle çetrefilli yollara girmeseydi, muhtemelen bunların hiçbirini konuşmayacaktık.
The Verge’ün Ödeme Duvarı Kararı
Medyanın mevcut ekonomik koşullarında ödeme duvarı en sık konuşulan ve test edilen gelir modellerinden birisi olmaya devam ediyor. 13 yıldır yayın hayatına devam eden ve teknoloji gazeteciliğinin önde gelen yayınlarından birisi olan The Verge de hafta içerisinde ödeme duvarına geçiş yapanlar arasına katıldı.
Genel yayın yönetmeni Nilay Patel’in bu kararı açıkladığı yazısı hem The Verge için ödeme duvarının gerekli olduğunu hem de ödeme duvarının başarılı olması için bir yayının nelere ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Ödeme duvarına geçişte okur kitlesinin sadakatinin etkisini ve bunu ödüllendirmeyi amaçladıklarını söyleyen Patel, aynı zamanda duvarın dinamik yapısı sayesinde arada sırada gelen okurlar için de haberlerin büyük bir kısmının ücretsiz kalmasını sağladıklarını belirtiyor. Eğer aklınızda ödeme duvarı veya benzer bir model varsa buradaki yaklaşımı ve karar alma sürecini incelemenizi öneririm.
Rusya Yaptırımlarının Yan Etkileri
Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşla birlikte Batı ülkeleri Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uygulamaya ve Rusya’yı izole etmeye başladı. Bu yaptırımların sonucu olarak Rusya ekonomisi büyük anlamda Batı’dan koptu ve karşılıklı işlem yapılamaz hâle gelindi.
Ancak bu yaptırımların aşırı geniş olması, özellikle Rusya’daki veya Rusya dışına kaçmak zorunda kalan aktivistleri ve gazetecileri zor durumda bırakıyor. Çoğu gazeteci Google ve YouTube reklamlarından para kazanamıyor çünkü bu tip uygulamalar Rusya’ya kapatılmış durumdalar. Stripe, Mastercard ve Visa gibi bankacılık hizmetleri de Rusya’da çalışmadıkları için oradaki okurların Rusya dışında çalışan gazetecilere destek göndermesi de imkânsız hâle gelmiş durumda.
Bütün bunlar, Rusya’daki insanlara haber ulaştırmak için çalışan aktivist ve gazetecilerin, bu çabalarını kendi ceplerinden karşılamak zorunda kalması anlamına geliyor. Eğer farklı şekillerde gelir kaynağı bulamaz veya Rusya dışındaki insanlardan destek alamazlarsa çoğunun uzun süre ayakta kalması mümkün değil gibi görünüyor.
LA Times’ın Trump Hazırlıkları
ABD’de seçimleri Trump’ın kazanmasıyla birlikte birçok sektör yeni başkan için kendisini hazırlamaya başladı. Teknoloji ve kripto gibi sektörler bu konuda başı çekiyor ama diğer alanlarda da bunun sinyallerini görmeye başladık.
Medyada bunun en bariz örneğini ise LA Times ile görüyoruz. Gazetenin sahibi Patrick Soon-Shiong son günlerde gazeteyi Trump ve çevresi için daha sevilebilir hâle getirmek için farklı yollar deniyor. Soon-Shiong, gazetesinde yayınlanan bir yazının Elon Musk’ı eleştirmesi üzerine bundan sonra bütün yazı başlıklarının kendi onayından geçmesini talep etti. Bununla da yetinmeyip haber merkezinde bütün yazıları önyargı konusunda denetleyecek bir YZ modeli kullanmaya başlayacaklarını söyledi.
“Önyargı denetimi” veya “herkesin fikrine açık olmak”, ABD’de genellikle muhafazakârlara daha fazla alan açmak ve onlara daha yakın görünmek maksadıyla hayata geçtiği için LA Times ekibinin büyük bir kısmı bu değişikliklerden dolayı tedirgin olmuş durumda. Muhtemelen bu değişikliklerin devamını hem LA Times’da hem de ABD basınının diğer köşelerinde görmeye devam edeceğiz.
Kısa Kısa
🤥 UNESCO dijital içerik üreticiler için doğruluk kontrolü eğitimleri hazırladı.
✊ The Observer’ın satışına karşı olan Observer ve Guardian gazetecileri greve başladı.
🇰🇷 Güney Kore’de cumhurbaşkanının kısa süren darbe girişimine hem toplum hem de basın net bir şekilde karşı durabildi.
📱 Dikey videolar birçok haber kurumunun uygulamalarında ve ana sayfalarında kendisine sağlam bir yer edinmeye başladı.
✅ Bluesky’ın alan adı ile hesap doğrulama özelliği sayesinde haber kurumları kendi çalışanlarının hesaplarını kolayca doğrulayabilir.
🇦🇺 Avustralya’da doğalgaz şirketleri tarafından hazırlanan bir reklamın, News Corp grubu gazeteleri tarafından özel araştırma gibi sunulması tartışmalara neden oldu.

Haftanın odağı: Beyin çürümesinin çözümü medya diyetinizde
Aralık ayının gelmesiyle birlikte yıl sonu değerlendirmeleri ve yılın XYZ’sini seçme dönemimiz başladı. Oxford’un 2024 için yılın kelimesi ödülü “brain rot” yani “beyin çürümesi” kavramına gidince de bol miktarda sosyal medya ve internet analizine maruz kaldık.
Ben de bu analizlere bir yenisini ekleme niyetinde değilim. Yıllar içerisinde algoritmik platformların negatif etkilerine ve internetteki çöp içeriğin artışına dair bolca yazdım. Bu hafta sizlerle bu soruna karşı nasıl bir çözüm geliştirebileceğiniz üzerine konuşmak istiyorum. Bu çözümün merkezinde ise başka bir kavram yatıyor: Medya diyeti.
Çoğu insan için tüketecekleri medyanın seçimi, yeterince bilinçli ve anlamlı bir şekilde yapılmıyor. Onlarca haber sitesi, sürekli yenilenen sosyal medya akışları, saymakla bitmeyen streaming platformları ve daha birçok şey ile zaten bir aşırı yüklenme sorunu ile karşı karşıyayız. Bunların arasında kendinize bir yol çizebilmeniz, daha seçici olabilmeniz ve neleri tüketeceğiniz konusunda bilinçli kararlar vermeniz lazım ki bu aşırı yüklenmenin sonucunda tüketiminiz sizi beyin çürümesine götürmesin.
Bunu hayata geçirebilmek için de kendi medya diyetinizi gözden geçirmeniz gerekiyor. Önce kendinize de dürüst olarak neler tükettiğinizi ve bunlara ne kadar zaman ayırdığınızı önünüze koymanız lazım. Ardından bunların ne kadarını gerçekten tüketmeye ihtiyacınız olduğunu veya kaçının gerçekten anlamlı ve faydalı şeyler olduğunu düşünmelisiniz. Bunları yaptığınızda hem sizi negatif etkileyen şeyleri tespit etmiş olacaksınız hem de bunları ortadan kaldırdığınızda ya da en aza indirdiğinizde ne kadar ekstra zamanınız kaldığını göreceksiniz.
Sonraki aşama ise diyetinizi gerçekten size faydalı olacak hâle getirmek. Gerçekten tüketmek istediğiniz ve size iyi gelecek olanları seçip bunları gündelik hayatınızda daha kolay erişilebilir bir şekilde konumlandırmak ya da alışkanlıklarınızı değiştirmek için kimi kısıtlamalar (uygulamalara süre sınırı gibi) getirmek de deneyebileceğiniz şeyler arasında.
Eğer medya diyetinizi beyin çürümesi gibi sorunlardan korunmak için tasarlamak istiyorsanız bazı köklü değişikliklere hazır olmanız gerekiyor. Medya tüketiminizin merkezinde sizi orada daha fazla tutup size daha fazla reklam göstermek üzerine tasarlanmış platformlar yerine, sizin kontrol edebildiğiniz ve sadece istediğinizi gösteren araçları koymak bunlardan birisi. İnternette “gündem olan” her şeyin önemli olduğu yanılgısından kurtulmak ve bazı şeyleri kaçırmaktan korkmamak bunlardan bir diğeri. Özetle, medya diyetinizin içerisine neyin gireceğini belirlemek için bir sistem kurmanız ve araçlarınızı buna göre seçmeniz gerekiyor.
Beyin çürümesi dediğimiz şey ve buna sebep olanlar, gıda sektörü ve beslenme ile birbirine çok benziyor. İkisinde de sorunun kaynağında çer çöp üretenler ve bunları ödüllendiren bir ekonomi var. İkisinde de soruna sebep olan tüketim alışkanlıklarımızı ve bireysel diyetimizi değiştirerek kendimizi korumamız mümkün. Ama ikisinde de sorunu köklü bir şekilde çözebilmek için sistem seviyesinde, bütüncül bir değişime ihtiyacımız var.
Bu yüzden medya diyeti kavramını seviyorum ve şu sıralar bu kavram üzerine daha çok konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Sorunu sadece beyin çürümesi gibi bir kavramla konuşunca, çaresiz olduğumuz veya medya tüketimimiz üzerinde kontrol gücümüzün olmadığı hissine kapılabiliyoruz. Bu sorunu medya diyeti kavramıyla birlikte ele aldığımızda ise aslında sorunu çözmek için bir şeyler yapabileceğimizi de söylemiş oluyoruz. Beyin çürümesi sanki bir zombi salgınının ortasında kalmışız hissi yaratırken, medya diyeti ile bu sorun üzerinde bir kontrol gücümüzün olduğunu hatırlıyoruz.









