Rupert Murdoch'ın Davos'ta konuşurken çekilmiş bir fotoğrafı.

Rupert Murdoch’ın mirası

Bu haftanın anahtar kelimeleri: TikTok, FT Digital Edition, News Corp, NPR.
Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında News Corp ve Fox’taki yöneticilik görevini bırakarak bir devri kapatan Rupert Murdoch ve onun medyaya verdiği zararları ele aldım. Günümüzde tüm dünyada gazeteciliğin yaşadığı sorunlarda kendisinin ve şirketlerinin payı büyük.

“Ne Okuduk” bölümümüzde TikTok’ta gazete incelemeleri yapan bir genç, The Guardian Europe’un motivasyonu, Financial Times’ın yeni uygulaması ve daha fazlası var.

Bu haftadan itibaren yıl sonuna kadar bültenimizde yeni bir köşe açıyoruz: Haftanın Mezunları. Bildiğiniz üzere NewsLabTurkey olarak her yıl birden çok program ile gazetecilere ve medya girişimlerine destek sağlıyor ve onların hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oluyoruz. Bu haftadan itibaren her bültende sizlere bu yılın programlarından mezun olan üç veya dört farklı katılımcımızı tanıtacağız. Yaptıkları işleri keyifle inceleyeceğinizi ve onlara destek olacağınızı umuyorum.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

NPR'ın destek için okurlarına gösterdiği pop-up bildirimin ekran görüntüsü. Başlıkta İngilizce olarak "Ödeme duvarı mı bekliyordunuz? Tarzımız değil." yazıyor, devamında da neden her şeyi açık yayınladıklarını ve destek istediklerini anlatan kısa bir metin var.
NPR

Bu hafta ne okuduk?

TikTok’ta Gazete Okumak

İnternetin yaygınlaşması, sosyal medya, dijital yayıncılık derken basılı gazetelere dair karamsar yorumlar yapmak neredeyse medya sektörünün gündelik rutini hâline gelmiş durumda. Fakat bazen hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkan bir örnek tüm önyargılarınızı yıkabiliyor.

TikTok’taki yeni favori hesabım Kelsey Russell bu örneklerden birisi. 23 yaşındaki Kelsey, ABD’de sosyoloji yüksek lisansı yapan bir genç ve doğum gününde babası ona basılı New York Times aboneliği hediye edince bunu büyük bir heyecanla TikTok’ta paylaşıyor. Sonrasında bununla yetinmiyor ve hemen her gün gazeteyi okurken öğrendiklerini, gözlemlerini ve yorumlarını TikTok videoları olarak kaydetmeye başlıyor. Bilgilendirici, doğal ve keyifli videoları büyük bir ilgi toplamaya başlayınca o videoların yanına farklı gazete ve dergilerle ilgili de videolar çekmeye başlıyor. Hatta yakaladığı popülerliği gören New York Times, kendisini ofislerine davet ediyor.

Belki bir kişinin videoları bu konudaki bakış açınızı değiştirmek için yetersiz görünebilir ama hem videoların içeriği, hem de alttaki yorumlar aslında basılı gazeteciliğin —ve hatta genel olarak gazeteciliğin— gençlerle arasındaki uçurumun nedenlerini ve bunu nasıl kapatabileceğini çok güzel bir şekilde gösteriyor. Bana göre herkesin Kelsey’nin TikTok hesabından öğrenebileceği şeyler var.

Financial Times’tan Dijital Gazete Uygulaması

Geçtiğimiz aylarda FT Edit ile günlük sınırlı sayıda haber okumayı tercih edenlere yönelik bir uygulama ile karşımıza çıkan Financial Times, şimdi de gazete ve diğer eklerini baştan sona okumak ama bunu dijital olarak yapmak isteyenlere hitap eden bir uygulama ile karşımızda.

FT Digital Edition, gazetenin ve HTSI başta olmak üzere bütün eklerini basılı formattaki gibi okuyabildiğiniz bir uygulama. FT aynı zamanda bunu basit bir e-gazete uygulamasının ötesine taşımış ve bütün arşive erişmek, onları dinlemek ve hatta 24 farklı dile otomatik çevirmek gibi birçok ekstra özellik ile birlikte geliyor. Eğer dijitalde bir şeyler okurken “asla bitmemesi” sizi rahatsız ediyorsa, bu format kesinlikle ilgi çekici.

Uygulamayla ilgili dikkat çekici bir nokta tamamen ayrı bir aboneliğinin olması. Yani normal FT abonelikleri bu uygulamayı kullanamıyor veya bu uygulama için olan abonelik FT ödeme duvarını kaldırmıyor. Yerel fiyatlandırma ile kıyasladığımızda normal FT dijital aboneliği ilk yıl indirimiyle 2995 TL iken bu uygulama ilk üç ay 139 TL, sonraki her üç ay 419 TL (yıllık 1680 TL). Her ne kadar ilk bakışta garip görünse de farklı okuma tercihleri için farklı ödeme seviyeleri sunmaları oldukça mantıklı bir hareket.

Alakalı: The Economist de geçtiğimiz günlerde özel bir uygulama ile karşımıza çıktı ama onların odağında podcast var. Economist Podcasts+ uygulaması her yerden erişilen ücretsiz podcast serilerinin yanı sıra abonelere özel podcast serilerinin de olacağı bir uygulama. İsteyenler sadece bu uygulamaya abone olabiliyor.

The Guardian Europe Yayına Başladı

Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden birisi olan The Guardian, özellikle geçtiğimiz son 10 yıl içerisinde giderek global bir haber markası olmaya ve dünyaca bilinen gazeteler arasında yerini sağlamlaştırmaya başladı. Özellikle ABD ve Avustralya edisyonları ile elde ettikleri bu görünürlüğü şimdi bir Avrupa edisyonuyla güçlendirmeyi hedefliyorlar.

Hafta içerisinde yayına giren The Guardian Europe, gazetenin küresel haberlerinin yanı sıra Avrupa kıtasını ve bölgedeki ülkelerde yaşayan insanları ilgilendiren haberlere odaklanacak. Amaçları bütün Avrupa’nın okuduğu bir yayına dönüşmek. Bunun bir ihtiyaç olduğunu söyleyenler ve geçmişte buna cevap olmak isteyen girişimlerden bültende bahsetmiştim. Ancak çoğu istedikleri noktaya gelemediler. The Guardian gibi sağlam temele ve güçlü kaynaklara sahip bir gazete, bunu başaracak isim olabilir. 

“Ödeme Duvarı Tarzımız Değil”

NPR, hem kamu yayıncılığı hem de kâr amacı gütmeyen bir medya kuruluşu olarak oldukça ilgi çekici ve başarılı bir örnek. Fakat bu başarı destek toplamak için yeni yollar denemek zorunda kalmadıkları anlamına gelmiyor.

Bireysel bağışlar için sitede basit bir pop-up olarak başlattıkları kampanya oldukça dikkat çekici. Hepimizin aşina olduğu ödeme duvarı hissini veren pop-up çıktığında, karşınızda eğlenceli bir mesaj beliriyor: “Ödeme duvarı mı bekliyordunuz? Tarzımız değil.” Mesaj ardından NPR’ın halkı bilgilendirmeyi amaçladığını ve bu yüzden asla ödeme duvarı olmayacağını söyleyip desteklemek isteyenler için basit bir butonla bitiyor. 

Bazen karmaşık stratejiler ve detaylı kampanyalar yerine basit ve doğal bir iletişim daha etkili olabilir. Sonuçta önemli olan mesajınızı okura olabildiğince net bir şekilde ulaştırmak.

Kısa Kısa

🇮🇱 Netanyahu hükümeti, yargı sisteminin ardından gözünü medyaya dair düzenlemelere dikmiş.

🤖 Stephen Fry kendi sesini yapay zekâ ile bir belgesel seslendirmek için izinsiz kullananları ifşa ederken, George RR Martin ve birçok büyük yazar eserlerinin izinsiz kullanımı yüzünden OpenAI’ya dava açtı.

🇷🇺 Ortaya çıkan yeni kanıtlar, Rusya’nın Ukrayna’da gazetecileri kasıtlı olarak hedef aldığını gösteriyor.

🔎 404 Media, Google’da Tiananmen meydanıyla ilgili aramalarda ilk görsel olarak yapay zekâ ile üretilen sahte bir görsel olduğunu ortaya çıkarınca Google hızla duruma müdahale etti.

🦣 Mastodon’un 4.2 güncellemesiyle birlikte artık sadece hesaplar ve etiketlerde değil, bütün paylaşımlarda arama yapmak mümkün. Eğer paylaşımlarınızın aranabilir olmasını istiyorsanız bu ayarı değiştirmeniz yeterli.

📱 Haber okuma uygulaması Artifact yeni güncellemesiyle bütün kullanıcıların istedikleri linki paylaşabileceği bir özellik getirdi. Eğer uygulamada birilerini takip ediyorsanız onların paylaştıklarını da ayrı bir akışta görmek mümkün.

Haftanın mezunları

Zazakî News: Mayıs 2023’te yayın hayatına başlayan Zazakî News Türkiye’de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Zazaca dilinde bir internet haber sitesi. Şu an Zazaca dilinde günlük haber içerikleri ve makaleler ile okuyucularına ulaşmakta olan Zazakî News, alanında tek olma özelliği taşıyor.

Kekele TV: Türkiye’de bulunan 1 milyon kekemeliği olan bireyin özellikle dijital ve konvansiyonel medya üzerinden sesini duyurmak amacıyla bilgi, deneyim ve hayal paylaşım programı olarak 2019 yılında 22 Ekim Kekemelik Farkındalık Günü’nde yayın hayatına başlayan Kekele TV, bireylerin görünür olmalarını ve haklarını savunmayı amaçlıyor.

Yalnız Yürümeyeceksin: Yalnız Yürümeyeceksin, erken yaşlardan itibaren dini ve kültürel baskı görerek temel hak ve özgürlüklerine erişimi engellenmiş genç kadınları ve LGBTİ+’ların görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmalar yapıyor. Platform, dini ve kültürel baskı yaşamış olan ya da hâlihazırda yaşayan genç kadınlar ve LGBTİ+’larla ilgili veriler çıkarılmasına, literatüre geçmesine ve çalışma alanları oluşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor ve bu eksende 2018’den beri faaliyetlerini sürdürüyor.

Rupert Murdoch'ın Davos'ta konuşurken çekilmiş bir fotoğrafı.
Wikimedia Commons

Haftanın odağı: Rupert Murdoch’ın mirası

Geçtiğimiz hafta dünya medyasındaki en önemli isimlerden birisi olan Rupert Murdoch’ın News Corp ve Fox’taki liderlik koltuğunu bıraktığı haberini aldık. Her ne kadar şirketlerinde etkili olmaya devam edecek olsa da, hem gelecek potansiyel davalardan zarar görmeyecek hem de aktif olarak bu şirketlerin yönetiminde yer almayacak olmasıyla bunu Murdoch devrinin sonu olarak görmek mümkün.

Bu da bizim için Rupert Murdoch’ın kim olduğu ve ABD, BK ve Avustralya medyasında nasıl bir etki bıraktığı ve genel olarak medya ve gazetecilik sektörlerine getirdiği dönüşüme bakmak için iyi bir fırsat sunuyor. 

Günümüz medya dünyasındaki en önemli patronlardan birisi olan Murdoch, aynı zamanda tabloid veya sağ medya olarak adlandırabileceğimiz birçok yayının da sahibi: ABD’de Fox News, Wall Street Journal ve New York Post, BK’da The Sun ve The Times, Avustralya’da The Australian ilk akla gelen örnekler arasında. Sahibi olduğu ve kurduğu medya kurumlarının ortak özelliklerinin başında ise genellikle sağ siyasetçilere yakın olmak, gazetecilik etiğini çok da umursamamak ve sansasyonellik üzerinden öne çıkmak geliyor.

Özellikle tabloid gazetecilik yaklaşımını ve etik anlamda sorunlu bir gazetecilik tarzını yaygınlaştırması Murdoch medyasının en büyük miraslarından birisi. Fox News’e birkaç yıldır açılan davalar ve 2011 yılında suç mağdurlarının ve ünlülerin telefonlarını haber için hackledikleri ortaya çıkınca kapatmak zorunda kaldıkları News of the World gazetesi bunun en bariz örnekleri. 1980’lerde çok daha farklı bir yayıncılık anlayışına sahip olan New York Post’un Murdoch satın aldıktan sonra dünyanın en büyük tabloid gazetelerinden birisine dönüşmesi de kendisinin gazetecilik anlayışını net bir şekilde gösteriyor.

Bunun yanı sıra siyasetle, özellikle de yayın yaptığı ülkelerdeki sağ ve popülist siyasetçilerle olan yakın ilişkisi de Murdoch medyasının temel karakter özelliklerinden birisi. ABD’de Fox News’in Cumhuriyetçiler için önemini herkes biliyor. Trump’ın başkanlık döneminde Fox News ile olan ilişkisi de sıkça gündem olmuştu. BK’da ise bu durum o kadar açıktan ilerlemese de 2022’de bakanlık yapan mevcut başbakan Rishi Sunak’ın istifa etmekten vazgeçmesinde doğrudan rol oynadığı iddia ediliyor.

Elbette Murdoch medyasının etkisi sadece yayın yaptıkları ülkelerle sınırlı kalmadı. Özellikle 1990’lardan itibaren tüm dünyada artan tabloid gazetecilik yaklaşımı, popülist ve sansasyonel gazetecilik dili ve etik anlamda sorunlu işlerin yaygınlaşmasında Murdoch medyasının elde ettiği finansal başarının payı var. Dünyanın farklı yerlerinde onun başarılı işlerini taklit etmeye, “ülkesinin Fox News’i” olmaya çalışan bolca örnek mevcut. Eğer Murdoch finansal anlamda bu kadar başarılı olmasaydı, medya sektörü bu alana yönelir miydi emin değilim.

Rupert Murdoch hem şirketlerinin yayın yaptığı ülkelerde hem de küresel medya sektöründe büyük bir etki bıraktı ve maalesef bu etki medyaya ve gazeteciliğe ciddi anlamda zarar verdi. Kendisinin emekli olması bu medya kurumlarında bir şeylerin değişeceği anlamına gelmiyor, sonuçta yerine oğlu geçiyor, fakat bu dönüm noktasını medyaya ve gazeteciliğe verdiği zararları anlamak ve bunu nasıl telafi edebileceğimiz üzerine düşünmek için bir fırsata çevirmek mümkün. Çünkü günümüzde gazeteciliğin sorunlarını anlamak ve çözmek için bakmamız gereken ilk yerlerden birisi onun mirası.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir