Kaliteli yayıncılık mı, Google’ı suçlamak mı?

Bu haftanın anahtar kelimeleri: Google, Strike Force Five, CNN, Instagram.
Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında olmayan bir Google sansürünü ve bütün bu tartışmaların aslında Türkiye’deki dijital medyanın içler acısı hâlini nasıl hasıraltı ettiğini anlattım.

“Ne Okuduk” bölümünde CNN’in yeni CEO’su, Instagram yayın kanallarının potansiyel kullanımları, NYT’nin Vision Pro deneyleri ve daha fazlası var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Altı kareye ayrılmış görselin sol alt köşede Strike Force Five logosu var. Diğer beş karede de sırasıyla Jimmy Kimmel, Seth Meyers, John Oliver, Stephen Colbert ve Jimmy Fallon podcast kaydı yaparken görülüyor.

Bu hafta ne okuduk?

Grevdeki Yazarlara Destek İçin Podcast Serisi

ABD’de mayıs ayında başlayan Hollywood yazarlarının grevi televizyondan sinemaya birçok farklı alanı etkilemeye devam ediyor. Bu etkiyi doğrudan gördüğümüz alanlardan birisi de grev başladığından bu yana yayınlarına ara vermek zorunda kalan gece talk show programları.

Bu programların sunucuları her ne kadar yazar ekiplerini desteklemeye ve maaşlarının ödenmesini sağlamaya çalışsa da grev uzadıkça yazarlarını desteklemek için yeni yollar aramak zorunda kaldılar. Bu isimlerden beşinin —Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel, Stephen Colbert, Seth Meyers ve John Oliver— bulduğu çözüm Spotify yapımcılığında Strike Force Five isimli bir podcast serisine başlamak oldu. En az 12 bölüm süreceği açıklanan bu seride beş talk show sunucusu bir saat boyunca sohbet ediyor, espriler yapıyor ve Seth Meyers’ın deyimiyle yazarların yokluğunda sonucun ne olacağını gösteriyor. Bütün gelirin çalışanların maaşlarını ödemek için kullanılacağı bu podcast serisi, aynı zamanda ABD’nin gece talk show formatını sevenler için de kesinlikle keyifli bir içerik.

Alakalı: Medya sektöründeki grevlerden söz açılmışken Sputnik Türkiye’de devam eden ve iki haftayı geride bırakan grevi de hatırlamakta fayda var. Umarım süreç en kısa zamanda Sputnik Türkiye’nin hukuksuzluklarına son vermesi ve gazetecilerin haklarını kazanmasıyla sonuçlanır. 

CNN’in Yeni CEO’su Mark Thompson Oldu

Geçtiğimiz bültenlerde CNN için işlerin pek de iyi gitmediğinden ve kanalın geleceği konusunda ciddi şüphelerin oluşmaya başladığından bahsetmiştik. Eski CEO Chris Licht’in üç ay önce ayrılmasıyla birlikte yerini kimin dolduracağı konusu aylardır tartışılan bir başlıktı.

Hafta içerisinde CNN’den gelen haber bu tartışmaları sonlandırdı ve CEO koltuğunda Mark Thompson’ın geçeceğini açıkladı. Thompson 2004–2012 yılları arasında BBC’yi yönetmiş, 2012’den 2020 yılına kadar da New York Times’ın CEO’su olarak çalışmıştı. Özellikle NYT’nin büyüdüğü ve günümüzdeki konumunu sağlamlaştırdığı ve dijitalleşmesini tamamladığı dönemde imzasının olması, CNN için bundan sonra işlerin iyiye gidebileceğinin bir işareti olabilir. Özellikle de CNN+ gibi başarısız bir dijitalleşme girişiminin ardından Thompson’ın gelişi ABD’deki medya camiasının da heyecanlanmasına neden oldu.

Vision Pro Cephesinde İlk Adımlar

Apple’ın önümüzdeki yıl içerisinde karşımıza çıkacak yeni cihazı Vision Pro hakkında gözlemlerimi ve potansiyellerini bültende sizlerle paylaşmıştım. Her ne kadar cihazın satışa çıkmasına daha çok vakit olsa da Apple’ın kurduğu Vision Pro laboratuvarları sayesinde uygulama geliştiriciler cihazın prototiplerini test etme ve kendi uygulamaları üzerine kafa yorma fırsatı bulabiliyor

Medyadan isimler de yavaş yavaş Vision Pro ile neler yapabileceği üzerine düşünmeye başlıyor. New York Times’ın kendi ekibi içerisinde düzenlediği yıllık hackathonun bu yıl odağında Vision Pro varmış. NYT Open blogunda yayınlanan, Vision Pro’da New York Times okuma tecrübesi üzerine yaptıkları çalışmanın arka planını anlattıkları yazıda dijital gazeteciliğin yeni teknolojilerle nasıl etkileşime girmesi gerektiğinin çok iyi bir örneğini görebilirsiniz.

Instagram Yayın Kanallarının Potansiyeli

Yayın kanalları, Instagram’ın yakın zamanda yayına aldığı yeni özelliklerinden birisi. WhatsApp ve Telegram’a benzer şekilde daha çok duyuru ve bilgi paylaşımı odaklı bu mesajlaşma yönteminin ilk geldiği andan itibaren özellikle gazeteciler için bir potansiyel taşıdığını düşünüyorum. Hem Telegram’da gördüğümüz örnekler hem de özellikle Türkiye’deki yoğun Instagram kullanımı bunu düşünmemin ana sebepleri.

Bunun nasıl olabileceğine dair iyi bir örnek Arjantin’den gelmiş. Bize kıyasla daha ağır bir ekonomik krizin içerisinde olan ülkede kaçınılmaz olarak ekonomi haberlerine yoğun bir ilgi var. Gazeteci Sofía Terrile mevcut Instagram takipçilerini de bir avantaja dönüştürerek ekonomi haberleri üzerine açtığı yayın kanalında hızla 4600’ün üzerinde aboneye ulaşmış ve Arjantinlilere ekonomi haberlerini buradan ulaştırmaya devam ediyor. Özellikle bir topluluk ilişkisine sahipseniz ya da bu ilişkiyi kurmayı planlıyorsanız Instagram yayın kanallarını potansiyel araç listenize ekleyin.

Kısa Kısa

🤖 Gannett medya grubu ortaya çıkan dev hataların ardından yapay zekâ testlerini durdurma kararı aldı.

🇦🇮 Karayiplerdeki küçük ada ülkesi Anguilla’nın, ülkenin alan adı uzantısı .ai sayesinde bu yıl 30 milyon dolar kazanacağı tahmin ediliyor. Bu miktar ülkenin 2021’deki toplam gelirinin neredeyse yüzde onuna denk geliyor.

💻 Threads sonunda tarayıcılardan da erişilebilir hâle geldi. Ama bunun sönen heyecanı canlandırmaya yeteceğini pek sanmıyorum.

💬 Eğer WhatsApp’ı macOS’ta uygulaması üzerinden kullanıyorsanız şu anda sitesinden, yakında da App Store’dan indirebileceğiniz yeni güncelleme uygulamayı daha kullanışlı hâle getiriyor. Bir süredir beta versiyonu kullanıyorum ve oldukça memnunum.

💸 Yayıncılar ne yaparsa yapsın ödeme duvarını aşan okurları engellemeyi başaramıyor.

🇩🇪 Almanya’da ıvır zıvır olarak adlandırdığımız ürünlerin televizyon reklamlarına getirilmesi planlanan kısıtlama tartışmalara sebep oluyor.

Google'ın California'daki merkezinin girişinde yer alan tabelanın bir fotoğrafı. İki parça büyük sütundan oluşan tabelanın daha küçük olan parçasında "111 W. Java Dr." yazıyor, daha büyük olan sütunda ise klasik Google logosu var.
Unsplash

Haftanın odağı: Kaliteli yayıncılık mı, Google’ı suçlamak mı?

Dijital medyaya dair en önemli sorunlardan birisi, eğer arkasındaki teknolojiyi ve mekanizmaları anlamıyorsanız yanlış yorumlamaya ve komplo teorilerine malzeme üretmeye fazlasıyla uygun bir alan olması. Elbette medyada çalışan herkesin teknoloji konusunda üst düzey bir seviyede olmasını beklemiyorum fakat bu teknolojilerin üzerine bir iş kuruyorsanız da en azından temel seviyede bir bilgiye sahip olmakta fayda var.

Böyle bir giriş yapmamın sebebi son günlerde karşıma çıkan Google’ın bazı haber sitelerini sansürlediği iddiası ve bunun etrafında geçen konuşmalar. Bu iddiaları destekleyecek hiçbir veri ve teknik kanıt ortada yok ama yeterince provokatif ve dikkat çekici olduğu için konuşuluyor ve bazı kesimler tarafından doğru zannediliyor.

Öncelikle genel olarak Türkiye’de dijital haber yayıncılığının ve bu yayınların yapıldığı websitelerin gerçekten kötü durumda olduğu gerçeğiyle başlayalım. Çünkü sitenizin genel olarak ne kadar iyi ve erişilebilir tasarlandığı, teknolojisinin performansı gibi teknik konular arama sonuçları ve diğer kısımlarda ne kadar görüneceğinizi ciddi bir şekilde etkiliyor. Fakat sorun şu ki Türkiye’de çoğunluk bunu zerre umursamıyor. Bu linke girip aklınıza gelen haber sitelerini test edin, hemen hepsinin ilk üç kısımda puanlarının sarı veya kırmızı seviyesinde olduğunu göreceksiniz. Bu kurumlarının hepsinin siteleriyle ilgilenen ekipleri var ama bu kategorilerde benim her şeyini tek başıma yaptığım sitemden çok daha kötü puanlar alıyorlar.

Bunun sebebi ise Türkiye’de dijital medyanın ve gazeteciliğin SEO’dan ibaret zannedilmesi. O yüzden yukarıdaki testte çoğunluk olarak sadece SEO kısmında yeşil seviyede puanlar var. Durum bu kadar kötü olunca Google’ın algoritmaları da kötünün içerisinden puanlama olarak iyileri seçip göstermeye çalışıyor. Durum böyle olunca da zaten birçok anlamda hatalı ve sorunlu olan bu sitelerde ek olarak yapılan her hatanın Google algoritmasının gözündeki etkisi daha da büyük oluyor. 

Eğer işin teknik boyutuna hakim değilseniz, arama motorlarının ve onların derecelendirmesini belirleyen algoritmaların nasıl çalıştığına hakim değilseniz karşınıza çıkan ilk anomaliden sansür teorisi çıkarmak çok kolay. Oysa biraz araştırsanız, her yerde rahatça erişebileceğiniz kaynaklardan bu teknolojilerin nasıl çalıştığını, nelere dikkat ettiğini ve insanların bunu manipüle etmek için nasıl taktikler kullandıklarını öğrenseniz aslında ortada bir sansür veya taraflılık olmadığını rahatça görebilirsiniz. Elimizdeki sorun gerçekten kötü bir dijital medya ortamında bu durumdan faydalananlar ve faydalanamayanlar meselesi.

Google çok mu masum, hiç mi sorunu yok diyecek olursanız elbette eksikleri ve hataları var. Bunların bir kısmını Teyit’in raporunda okumak mümkün. Google’ın Türkiye’de haber ve gazetecilik odaklı teknolojilerini henüz kullanıma açmamış olması veya bazı denetim mekanizmalarının Türkçede çalışmıyor olması bahsi geçen sorunlara katkıda bulunuyor. Mesela Google’ın kalitesiz içeriklere karşı önlemlerini bir an önce Türkçe siteler için de uygulamasını istiyorum. Bunu uyguladıklarında buradaki haber sitelerinin alacağı darbenin seviyesini tahmin bile edemiyorum.

Fakat Google Türkiye’yi bu teknolojiler konusunda öncelikli bir market olarak görmüyor diye şirketi sansürcülükle suçlamak da anlamsız. Çünkü bunu yaptığımız zaman mevcut dijital gazetecilik ekosisteminin ne kadar acınası bir hâlde olduğunu ve çözülmesi gereken çok daha ciddi sorunları görmezden gelmek için gerekli ortamı yaratmış oluyoruz. Bu öyle yeni veya yaratıcı bir taktik de değil. ABD’de Cumhuriyetçiler insanları spam email yağmuruna tuttuktan sonra Gmail’in filtrelerine takılmaya başlayınca “sansürleniyoruz” diyerek mahkemeye gittiler. Sonra da hâkim tarafından teknoloji dersi verilip geri gönderildiler. 

O yüzden ortada hiçbir delili olmayan sansür hikâyelerine sarılmak yerine neden Türkiye’de gazetecilik sektörünün doğru düzgün dijital yayıncılık yapmamakta ısrar ettiğini, SEO numaraları dışında başka bir şeye yatırım yapmadığını, kaliteli ve erişilebilir siteler ve uygulamalar ile okuyucu karşısına çıkmadığını, kopyala-yapıştır ve çalıntı haberlerden vazgeçemediğini, arama motorlarına özel boş metinler ile sitelerini şişirdiğini, kaliteli ve faydalı gazetecilik yapmanın yollarını tartışmak dururken böyle şeylere enerjisini harcadığını konuşmamız gerekiyor.

Uzun lafın kısası, yukarıda saydığım dev sorunlar dururken olmayan bir sansürü gündem yapmak ve insanları buna inandırmak için harcanan enerjiye üzülüyorum. Her ne kadar mevcut koşullarda çok zor gibi görünse de, umarım bir gün Türkiye’de gerçekten kaliteli dijital gazeteciliğin ve yayıncılığın hakim olduğu bir ortamı tecrübe edebiliriz. 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir
Daha fazlasını oku

COVID-19 özel bülteni

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan herkese selam! Bu hafta normalin dışında bir bülten ile karşınızdayım. Çünkü içinde bulunduğumuz koşullar bunu…