“Succession”ın muhalifleri: Ewan Roy, Gil Eavis ve Pierce ailesi

Getting your Trinity Audio player ready...

Bir önceki yazıda ana karakterler ve ana temalar üzerinden gitmiştik. Bu sefer arka planda kalan muhalif karakterlere bakalım. Arka plandaki karakterler arasından ön plana çıkan üç muhalif karakter var. İlki, Demokrat Parti senatörü ve başkanlık için aday adayı olan Gil Eavis. İkincisi, Logan’ın kendisi kadar olmasa da huysuz, aksi ve lanet abisi Ewan Roy. Üçüncüsü ise Royların ezeli düşmanlarından olan Pierce ailesi…

Gil Eavis’in siyasi vizyonu

Dört sezonluk dizinin yayıldığı gerçek zamandaki iki yıl süresince Amerika’da bir başkanlık seçimi yaşanıyor. Hem siyasi pozisyonu hem tipiyle bizim dünyamızdaki Bernie Sanders eşdeğeri olan Pennsylvania senatörü Gil Eavis, Demokrat Parti adaylığı için yarışırken Shiv’e siyasi kampanyasında yer alması için teklifte bulunuyor. Logan’ın gözünde üst sıralarda olmadığını bilen Shiv kendini Waystar’ın geleceğinde gör(e)mediği için hem siyasete girme opsiyonunu kullanmak hem de belki babasına bir tepki olarak bu teklifi kabul ediyor. Üniversitede iktisat dersleri vermiş Marxist bir akademisyen olan Gil Eavis, menfaat için Cumhuriyetçileri destekleyen Logan Roy’un tam tersinde yer alıyor.

İkinci sezonda, anket sonuçları iyi gelen Gil, eğer seçilirse Shiv’e kongredeki en üst pozisyonlardan birini vereceğini söylüyor. Gil’in öncelikli gündemi Shiv’i yanına çekerek seçim sürecinde ATN’in yayın desteğini almak. İkinci gündemiyse orta vadede Logan Roy denen kapitalist domuzdan kurtulmak. Hatırlarsanız Roy ailesi tekne skandalı davasında savunma yaparken Gil aile üyelerini çok sıkıştırıyordu.

Nihayetinde Shiv, Gil’in ekibinden ayrılıyor. Gil ön seçimleri [tıpkı Sanders’ın 2016’da Clinton’a ve 2020’de Biden’a kaybetmesi gibi] Jimenez’e kaybediyor ve Mencken’e karşı başkan adayı olamıyor. Marxist bir iktisatçı olarak Gil’in Amerikan siyasetinde varabileceği son nokta senatörlük. Hatırlarsanız Sanders da Clinton’a karşı aslında önde götürdüğü ön seçimi Demokrat Parti müesses nizamının [süper delege] oylarıyla kaybetmişti. Dizi de sözde Amerikan demokrasinin limitlerini bu şekilde gayet iyi gösteriyor. Özellikle mi böyle yapıldı ya da belki az sahnesi olduğu için mi öyle geldi ama ben Gil Eavis’i Bernie Sanders kadar samimi bulmadım.

Ewan Roy riyakâr mı?

Logan’ın abisi, Greg’in dedesi, çocukların amcası Ewan Roy da Logan’ın tam tersi bir karakter. Anti-kapitalist, ilerici, çevreci… Kapitalist kardeşinden pek haz etmiyor; Roy ailesiyle arasına bir mesafe koymak için de Kanada’daki çiftliğinde izole bir hayat sürüyor. Şükran Günü yemeğinde tartışırlarken ATN’nin sağcı yayın çizgisini utanç verici bulduğunu söylüyor kardeşine. Logan’ın iklim değişikliği reddinin Hitler’den daha fazla insanın ölümüne sebebiyet vereceğini düşünerek kardeşini Hitler ile kıyaslıyor. Başka bir sahnede Greg’e eğer Waystar Royco’da çalışmayı bırakmazsa 250 milyon dolarlık mirasını Greenpeace’e bağışlayacağını söylüyor. Ewan’ın kardeşinin cenazesinde yaptığı Dickensvari konuşması herhalde dizinin en yüksek sahnelerinden biriydi.

Ancak, Waystar Royco’nun [pasif de olsa] yönetim kurulu üyesi ve küçük bir hissedarı olan Ewan, kardeşinin yaptıklarından nefret ediyor olmasına rağmen Kendall’ın babasını indirmek için planladığı güven oyu toplantısında Kendall’ı değil “sevmediği” kardeşini destekliyor. Bundan ötürü Ewan’ın riyakâr olduğunu düşünenler var. Yani Ewan bir yandan antikapitalist olup her şeyden uzak çiftlik hayatı sürüyor ve Logan’ı yaptıklarından ötürü hor görüyor ama diğer yandan Logan’ın büyüttüğü şirketten gelen temettüler ile süper konforlu bir hayat yaşıyor.

Öte yandan; Ewan’ın, kesin olarak bilmesek de, muhtemelen yıllar evvel şirket kurulurken kardeşi Logan’ın başlangıç sermayesine destek olduğu için şu anda şirkette hissesi var. Logan da başta onu kararlar alınırken ailece blok oy kullanmak için yönetim kuruluna aldı. Sonra Logan, belki kötü niyetlerle başlamadığı şirketi kapitalizmin hareket kurallarına uyarak gerici bir şekilde yönetmeye başlayınca Ewan kardeşi ve şirketle olan bağını kopardı. Her yeri geldiğinde eleştirilerini esirgemedi; ama nihayetinde mücadeleyi kaybetti ve pasif bir hissedar olarak yönetim kurulunda kalmaya devam etti. Diyeceğim, Ewan kimilerinin düşündüğü gibi Roy ailesinin diğer üyeleri gibi iki yüzlü bir parazit olmayabilir. Bazen hayat insanları bir yönde ilerletiyor; bu esnada çok radikal kararlar alamayabiliyorsunuz. Siz Ewan’ın yerinde olsanız ne yapardınız, şirketten gelen parayı reddedip hayır kurumlarına mı bağışlardınız? Düşük bir ihtimal. Bence Ewan sistem içinde yapabileceği doğru şeylerden birini yapıyor. Ya da bilmiyorum, emin değilim… Bu ikilem bu yazının sınırlarını aşıyor.

Eski zengin Pierce ailesi

Bir başka medya devi olan Pierce Global Media’nın sahibi Nan Pierce ve ailesi ilk kez ikinci sezonda karşımıza çıkıyor. PGM’in televizyon kanalı Pierce Global News’un, ATN’in aksine, ilerici ve liberal sol bir yayın politikası var. Zaten aile de kadim ve sıkı bir Demokrat Parti taraftarı. Asla sosyalist falan değiller; sadece, Amerika standartlarında, bir miktar ilerici sayılabilirler. Ben Nan Pierce’ı Bernie Sanders’tan ziyade Hillary Clinton çizgisine daha yakın görüyorum. Hatta bir resepsiyonda, ellerinde şampanya kadehleri, Hillary’nin seçimde PGN’in kendisini desteklemesi için Nan ile yaptığı pazarlığı gözümün önüne getirebiliyorum.

Logan’ın PGN’i satın alma görüşmesinde Nan, parasal anlaşmanın yanında, kanalın bağımsız yayın politikasını korunacağını ve hasta olan Logan’ın yerine de Waystar’ın başına ailenin en ilerici ve Demokrat Parti siyasi çizgisine yakın görünen üyesi Shiv’in getirilmesini talep ediyor. Logan bunu reddedince birleşme suya düşüyor. Tabii Nan tam bir sinsirella; Logan’ın Shiv’i CEO yapmayacağını bilerek bu koşulu dayatıyor. Aslında’ın Nan’in PGN’i satma niyeti yok; bu görüşme için Roy ailesini ayağına kadar getirip onlarla sinsi bir şekilde dalga geçiyor.

Toplantıda ve diğer sahnelerde Pierceların her açıdan daha elit ve rafine bir görüntü çizdiğini görüyoruz. Bu noktada, Murdochlardan esinlenilen Roy ailesinin yeni parayı (nouveau riche) Bancroft (WSJ) ve Sulzberger (NYT) ailelerinden esinlenildiği düşünülen Pierceların ise eski parayı (vieux riche) temsil ettiğini söyleyebiliriz. Yani Piercelar, Downton Abbey’deki Crawley ailesinin modern versiyonu, Nan Pierce da Violet Crawley’in pek sempatik olmayan bir versiyonu gibi adeta. Tabii bütün aile üyeleri çok klas; Nan Pierce, tam bir stil ikonu. Mesela yemek masasında kuzen Naomi Pierce Shakespeare’den bir alıntı yapıyor. Roman, Ken, Shiv ya da Connor’ın Shakespeare’den alıntı yapma ihtimali sıfıra yakın. Zira yeni zengin Roy ailesinin üyeleri çok daha sığ ve yüzeysel insanlar. Dolayısıyla, her ne kadar Roylar daha zenginlerse de statü ve saygınlık olarak Piercelar daha üstte yer alıyor. Bu da Roy ve Pierce ailesi arasındaki gerginliğin gerçek sebebi.

Önce bir boşluk oldu Succession gidince, ama şimdi iyi…

Velhasıl, Succession binde birin binde birindeki süper zengin ve ayrıcalıklı ailelerin hem eleştirisini yapıyor hem dalgasını geçiyor. Diğer yandan da onların insani taraflarını yansıtıyor. Zaten karakterlerin bazılarını sempatik buluyor olmamızın sebebi bu insani taraflar. Fakat insani tarafları bir kenara koyup daha mantıklı düşünecek olursak Roy ailesi asla hiçbir sempati duyulmaması gereken berbat ötesi bir aile. Tabii Piercelar da öyle, daha elit ve rafine göründüklerine bakmayın. Ağaoğlu (yeni zengin) veya Eczacıbaşı (eski zengin) arasında bir tercih yapmak zorunda değiliz. İkisi de farklı şekillerde birbirinden beterdir ve nihayetinde halk düşmanıdır.

Dizi bitti… Lakin devamının gelmesi için alan var. Olası devam senaryosunda kardeşler Matsson’a kontra yapmak için bir geri dönüş hamlesi yaparlar. Ya da her şeyin öncesini anlatan bir film çekilebilir. Bunlar netleşene kadar ben en az Succession kadar hayranı olduğum, ama çok farklı tarzda bir dizi olan, Only Murders in the Building’in 8 Ağustos’ta başlayacak olan üçüncü sezonu için geri sayımdayım.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir