Haber odasında yapay zekâ: Temkinli bir iyimserlik şart

Yapay zekânın gazetecilikte kullanımı, haberleri özetlemek, iddiaları kontrol etmek, kullanıcı sorularını yanıtlamak ve görseller oluşturmak gibi çeşitli faydalar sağlıyor. Fakat, bu kullanımın potansiyel riskleri arasında yanlış bilgi yayılması, nesnellik eksikliği ve işsizlik endişeleri yer alıyor. Gazetecilikte yapay zekâyla ilerlemek, ilginç bir geleceğin kapılarını aralasa da temkinli ve üretmekten kaçınmayan bir yaklaşım gerektiriyor.
Getting your Trinity Audio player ready...

Yapay zekâ (AI/YZ) ile gazetecilik yapmak, geleceğin gazetecilik dünyasında önemli bir yer tutuyor. Hem robotlarla hem de yazılımlarla haberlerin üretilmesi, gazetecilikte büyük bir değişimi tetikliyor. Öyle ki, bir sonraki yazının tamamını AI’la yazmamam için de hiçbir sebep yok. Bu yazıda bile kaynakları toplarken yer yer yapay zekâdan faydalandım. Bard ve Chat GPT4 sayesinde kaynak tarama sürecim oldukça hızlı gerçekleşti.

Öncelikle önümüzdeki ufka ve olası risklere göz atmadan evvel yapay zekânın haber odalarındaki kullanımına ilişkin güncel bazı örneklere bakmakta fayda var.

  • The New York Times, YZ’yi haber makalelerini özetlemek için kullanıyor. Bu, kullanıcıların daha uzun makaleleri daha kolay ve hızlı bir şekilde okumasını sağlıyor. Örneğin, The New York Times, YZ’yi kullanarak, 10.000 kelimelik bir makaleyi 500 kelimelik bir özete dönüştürebiliyor. Bu, kullanıcıların makalenin ana fikirlerini daha kolay ve hızlı bir şekilde anlamasına yardımcı oluyor.
  • The Washington Post, YZ’yi haber makalelerindeki iddiaları otomatik olarak kontrol etmek için kullanıyor. Bu, potansiyel hataları işaretleyerek gazetecilerin daha doğru habercilik yapmasına yardımcı oluyor. Örneğin, The Washington Post, YZ’yi kullanarak, haber makalelerindeki iddiaları 100’den fazla kaynakla karşılaştırabiliyor. Bu, gazetecilerin iddiaların doğruluğunu daha kolay ve hızlı bir şekilde doğrulamasına yardımcı oluyor.
  • CNN, YZ’yi kullanıcı sorularını yanıtlayabilen chatbotlar oluşturmak için kullanıyor. Bu, haber odalarının 7/24 müşteri hizmeti sunmasına yardımcı oluyor. Örneğin, CNN’in chatbot’u, kullanıcıların hava durumu, trafik ve spor gibi konulardaki sorularını yanıtlayabiliyor. Bu, haber odalarının müşteri hizmeti maliyetlerini düşürmesine yardımcı oluyor.
  • BBC News, YZ’yi haber makaleleri için görseller oluşturmak için kullanıyor. Bu, haber makalelerinin daha ilgi çekici ve bilgilendirici olmasını sağlıyor. Örneğin, BBC News, YZ’yi kullanarak, haber makaleleri için grafikler, infografikler ve animasyonlar oluşturabiliyor. Bu, haber makalelerinin daha ilgi çekici ve bilgilendirici olmasını sağlıyor.
  • Bloomberg News, YZ’yi finansal piyasaları izlemek ve analiz etmek için kullanıyor. Bu, kullanıcılara daha doğru ve güncel finansal bilgiler sunuyor. Örneğin, Bloomberg News, YZ’yi kullanarak, finansal piyasalardaki hareketleri tahmin edebiliyor. Bu da, kullanıcıların yatırım kararlarını daha doğru bir şekilde vermelerine yardımcı oluyor.

Bu, YZ’nin haber odalarında kullanıldığı birçok örnekten sadece birkaçı. Her biri benim gibi teknolojiye hızla kendini kaptırmaya müsait yenilik meraklılarını hızla tiryakisi yapabilecek önemdeki bu yeniliklere mesafeli ama yoğun, deneyimden ve AI destekli üretimden kaçınmayan bir ilgi duymanın akademik ve sektörel olarak doğru tutum olacağı görüşündeyim.

Ulema sınıfı bu işe ne diyor?

Gazetecilikte yapay zekânın haber üretiminde kullanılmasını eleştiren bazı akademisyenler, bu durumu “Bilim Kurgu Gerçekliği” olarak adlandırıyorlar. Yani, bir gün gazeteci arkadaşlarımızın yerini tamamen yapay zekâların alacağını düşünüyorlar. Böyle bir gelecek düşündükçe, insan gazetecilerin kendilerini süper kahraman olarak hissetmeleri de gayet normal! Ama tabii ki yapay zekâların haber yazma konusunda bazı sınırlamaları da var. Mesela, bir yapay zekâ editörüne “Dünyayı kurtaracak bir haber yaz” derseniz, büyük bir ihtimalle size 100 farklı kurgusal hikâye sunar. Yani, gazetecilik değil, bilim kurgu roman yazma becerisi onda daha ağırlıklı gibi görünüyor. Ama yine de, yapay zekâların gazetecilikteki rolü üzerine yapılan tartışmalar oldukça heyecan verici ve bizi geleceğin gazetecilik dünyasında nelerin beklediğini düşünmeye itiyor. Belki de bir gün haberlerimizi tamamen robotlar yazacak ve gazetecilik okullarında “Yapay Zekâ Editörlüğü” dersi verilecek. Zira bugün OPTA’dan çektiğiniz veriye dayanarak bir futbol maçına ilişkin oldukça kapsamlı bir raporu YZ aracılığıyla yazdırmanız ziyadesiyle mümkün. Yani ortada bir veri olduğunda yapay zekânın illa ki ortaya bir Geleceğe Dönüş serisi senaryosu çıkarması gerekmiyor.

Tabii, akademide de eleştirenlerin yanı sıra yapay zekâyı savunanlar var. Onlara göre, yapay zekâların haber üretiminde kullanılması hızı ve verimliliği artırıyor. Bir yapay zekâ editörü, insanların saatlerce uğraşarak hazırladığı bir haberin aynısını saniyeler içinde yapabiliyor. Ama burada da şüpheci olanlar öne çıkıyor. “Acaba bu yapay zekâ editörlerinin yazdığı haberlerin kalitesi ne kadar iyi olacak?” diye soranlar var. Bazıları, yapay zekâların haberlerin karmaşıklığını anlamaktan yoksun olduğunu, bu yüzden basit ve çarpıtılmış hikâyeler üretebileceğini düşünüyor. Sonuç olarak, gazetecilikte yapay zekâ kullanımıyla ilgili farklı görüşler mevcut. Kimileri geleceği kurtaracak bir teknoloji olarak görüyor, kimilerine göre ise bilim kurgu romanlarından fırlamış gibi geliyor.

Editoryal kalite için akışa kapılmamak şart

“Sen ne diyorsun?” derseniz bakış açımın görece fazla liberal olduğu ve deneyimden olumsuz bir şey çıkacağını düşünmediğimi söyleyebilirim. Yine de ilk aşamada nelere dikkat etmemiz gerektiğine dair vurgular bu yazının da ana gövdesini oluşturuyor. Yani temkinli bir iyimser olduğumu söyleyebilirim.

Yapay zekâ ve gazetecilik kesişiminde elbette bu inovasyonun çarpıcılığına rağmen çok sayıda tartışma üretilebilir. Bense özel olarak bir konuyu ele almaya çalışacağım: Yapay zekânın gazetelerin günlük işleyişine ve demokrasimizdeki gazeteciliğe atfedilen genel işleve yapacağı olası etkiyi.

Şu bir gerçek. Yapay zekânın gazeteciliğe entegrasyonu artıyor, metin tabanlı teknolojiler bu alanda öncelikli bir odak noktası hâline geliyor. Bu alanda uzmanlar, algoritmik haber üretiminin rolünü eleştirel bir şekilde analiz ediyorlar ve bu sistemlerin gerçek zamanlı ve insanüstü bir verimlilikle haber oluşturabildiğini belirtiyorlar. Fakat, aynı zamanda, bu AI-merkezli yaklaşımın haber anlatılarını karmaşıklığından yoksun bıraktığını, bu durumun ise aşırı basitleştirilmiş ve zaman zaman çarpıtılmış hikâyeciliğe yol açtığını vurguluyorlar. Yine bazı çalışmalar AI temelli gazeteciliğin mevcut derinlik ve kalite yerine hız ve miktar üzerine olan vurgusunun, devrim niteliğindeki potansiyelini zayıflattığı konusunda endişe belirtiyor. 

Yapay zekâ, hepimizin bildiği üzere temelde veriye dayalı ve sağlam içgörüler elde etmek için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyuyor. Yüzeysel olarak kullanıldığında, tam potansiyelini kullanmakta başarısız olma ihtimali de çok yüksek. Yani yapay zekânın açık kaynakla ya da bireylerin sağlayacağı birincil kaynaklarla kuracağı ilişkinin etik ve yöntemsel yönetimi konusunda inisiyatif alması ya da ilişki geliştirerek veri elde etmesi etki bakımından problemli olabilir.

Yine YZ’nin gazetecilikte kullanımı, özellikle şeffaflık eksikliği gibi bir probleme neden olabiliyor. “Kara kutu” sorunu olarak bilinen bu sorun birçok AI sisteminin çıktılarının arkasındaki mantığı açıklama yeteneksizliğinden kaynaklanıyor. Bu şeffaflık eksikliği, özellikle hesap verebilirlik ve güvenilirliğin hayati önem taşıdığı gazetecilikte sorun taşıyor.

Bence yapay zekâyla kurulacak ilişkide yapay zekânın hâlihazırda kalitesiz olan haber içeriklerinin aynı kalitesizlik içinde üretimini kolaylaştırarak mı kullanılacağı yoksa yapay zekâ kullanımından kaynaklı olarak kazanılan zamanın haberi derinleştirme temelli mi kullanılacağı en büyük önemi arz ediyor. Özellikle komut tabanlı GPT4 benzeri teknolojilerin kullanımı söz konusu olduğunda gazetecinin mesleki ilkelerinden habere yaklaşımına birçok konuda daha en başta çözüm üretmeye çalışmasının gerektiği ortada.

Neticede özellikle metin temelli habercilikte eğer mesele haber yazımıysa yapay zekâ kullanımında nihai kalite editörün kullandığı komutlar, sahip olduğu zaman ve içeriği ürettiği rejimle doğrudan ilişkili. Örneğin yakın zamanda bir gazetede yayınlanan haberde “Çünkü son bilgilerim 2021 yılına kadar uzanıyor ve bilgi güncellemesi yapamıyorum” ifadesi yer alıyordu. Tek başına bu ifade bile, düşük maaşla ve yüksek niceliksel üretim ve tık performansı beklentisiyle çalışan editörlerin yapay zekâ ile kurduğu pragmatik ilişkinin editoryal sorumluluklar ve etik sorumluluklar perspektifinden çok uzakta olduğunu gösterebiliyor. Yani YZ ile Türkiye’deki gazetecilerin “şimdilik” kurdukları ilişkinin Türkiye’deki gazeteciliğin ekonomik, politik ve teknolojik krizinden ayrı okunması neredeyse imkânsız. 

Ama bu şekilde kesip atmak doğru değil. Türkiye’nin farklı şehirlerinde verdiğim eğitimlerden birinde yapay zekâdan yararlanarak görsel düzenleme ve manipülasyonu yapan bir uygulamayı tanıtmıştım. Bizim dekupe olarak tanımladığımız, objenin arka planını kaldırma işlemini detaylı komutlarla yapan uygulamayı öğrenen bir gazeteci dostumuz bu işlemin kimi durumlarda kendileri için 20 dakika alabildiğini söylemişti. Adobe serisinin amiral gemisi denebilecek Photoshop’un yeni sürümünde ortaya konan vizyonun yaratacağı zaman kazancının birçok gazeteci için değeri ortada. Burada elbette AI teknolojilerinin fiyatlarının ekonomik erişilebilirlik bağlamında da değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’de fonlara dayanmadan kendini sürdüremeyen küçük ve orta çaplı haber odalarında da sert performans rejimleri altında ezilen büyük ama geleceğinden emin olmayan haber odalarında da bu teknolojilerin erişilebilirliği büyük bir mesele olacak. Kapasite geliştirme programlarının hem yazılım ve donanım hem de bilgi ihtiyaçlarını kapamaya odaklanması ve en önemlisi de açık kaynaklı yazılımların bu alanda artması büyük bir artı değer yaratabilir. 

Haberin özgün niteliğine ilişkin katkı meselesi biraz da ideoloji ve haber içkinliği meselesiyle de örtüşüyor. Zira bağlama oturma, doğruluk kontrolü, doğrulanmış bir geçmiş üzerinden kanaat kullanma gibi güçlerin henüz AI’da bulunmadığına dair tecrübelerimiz var.

Eleştirellik ve merkezileşerek vasatlaşma

Yapay zekâ gazeteciliği, bu tür toplumlarda medya manzarasını köklü bir şekilde yeniden şekillendirir demek çok teknodeterminist ve uçuk bir yaklaşım olurdu. 

Dahası AI’ın uygunsuz kullanımları yankı odası etkisini artırabilir, tıpkı Google’ın yıllardır homofobik, transfobik, ırkçı ve yalan habere dayalı Türkiye hakim medyasını bir referans olarak görmesi gibi. Algoritmalar, gerçeği değil, etkileşimi önceliklendirebilir, bu da demokratik tartışmalara zarar verebilecek yanıltıcı veya kutuplaştırıcı haberlerin yayılmasını hızlandırabilir. Ancak, paradoksal bir şekilde, gazetecilikte AI’ın uygulanması kutuplaşmanın hafifletilmesine de yardımcı olabilir. Bakshy, Messing ve Adamic (2015) tarafından yapılan bir çalışma, öneri sistemlerinin rastlantısallığı teşvik etmek ve kullanıcıları çeşitli haberlere maruz bırakmak için programlanabileceğini, bu sayede yankı odalarının bozulmasına yardımcı olabileceğini öneriyor. Ancak, Reuters Institute için Newman’ın (2021) raporu, AI’ın haber tüketiminde çeşitliliği artırma potansiyeline sahip olmasına rağmen, bunun sorumlu bir uygulama ve düzenlemeyi gerektirdiğini vurguluyor. Bunlar olmadan, yapay zekâ istemeden daha fazla politik kutuplaşmaya katkıda bulunabilir.

Burada veriye ulaşma, veri sağlama ve sunma konusunda pek de iyi sınav vermeyen platformların haber endüstrisine yaptığı etkinin bir çarpan etkisiyle bambaşka bir boyuta gelebileceğini hatırlamakta fayda var. Örneğin Google, arama sonuçlarında ana akım medyayı öne çıkardığı için çoğu zaman arama motoru temelli trafik alanını “sadece VIP’lerin girebildiği bir partiye” dönüştürmekle eleştiriliyor. Bu durumda, diğer haber kaynakları “davetiye almadıkları” veya “görmezden gelindikleri” için köşede sessizce oturuyor gibi hissediyorlar. Küçük ve bağımsız medya kuruluşları “Ben de buradayım!” diye haykırsa da, Google onları kolayca göz ardı edebiliyor, ulusal çapta da Google yönetimiyle iletişim kurmak neredeyse imkânsız gibi görülüyor. Böylece, kullanıcılar sadece ana akım medyanın bakış açısını görme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu “VIP parti” AI’ın da katılımıyla “kara kutu” benzetmesini de göz önüne aldığımızda habere erişen kitle için ideolojik/politik çok sayıda riski yanında barındırıyor.

Özellikle Türkiye gibi alternatif gerçekliklerde yaşayan blokların olduğu ülkelerde tarafsız bilgiye erişecek medya okuryazarlığı da olmayan kişiler için doğruluğu belirsiz haberlere dayalı olası itibar suikastlerine YZ’nin ister istemez katkı yapacağını düşünmek zor değil. Yani alanında muteber bir şehir planlama çalışan akademisyenin katıldığı bir eylem ya da imzaladığı bir bildiriden ötürü terörizm şüphelisi olarak sunulması da hakkında haber yazılan bir siyasetçinin biyografisine komplo teorilerinden alıntılarla ek yapılması da ne yazık ki mümkün. Yapay zekânın haberde kullanımının doğurabileceği bir başka ilgili risk ise yanlış bilgilerin ve manipülasyonun hızla yayılması olabilir. Yapay zekâ, otomatik ve hızlı haber üretimi sağlasa da, doğruluk kontrolü ve kalite konusunda çoğu zaman zayıf kalabiliyor. Zaten üretim mekanizmaları sorunlu olan haber merkezlerimizin AI’a teslimi yanlış bilgi yayılımının önünü daha da açacaktır. Dahası, önyargı ve ayrımcılığın da yapay zekâ tabanlı haberlerde kendini gösterme ihtimâli var. Yani karşımızdaki bu muhteşem yenilik kahvehanedeki bir dayının dili ve zihniyle yazmaya da başlayabilir. Zira yapay zekâya verilen eğitim verilerindeki önyargılar, yapay zekâ tarafından üretilen içerikte de yansıyabilir. Yapay zekânın “medya okuryazarlığı” konusunda hele ki bizimkisi gibi ülkelerde alması gereken uzun bir yol var; bu yolu ona sağlıklı şekilde aldırmakta bize düşen çok da görev var.

Sonuç olarak, YZ ve gazeteciliğin kesişimi karmaşık bir manzara sunuyor. YZ, gazeteciliği devrimleştirme konusunda büyük bir potansiyele sahipken, aşırı basitleştirilmiş, çıkarımsal bir yaklaşım nedeniyle şu anda eksik kalıyor. Kutuplaşmış demokrasilerde, YZ hem bölünmeleri ağırlaştırabilir hem de onların hafifletilmesine yardımcı olabilir, bu da dikkatli ve sorumlu bir uygulamanın gerekliliğini vurguluyor. YZ çağına daha derinlemesine daldıkça, bu tartışmalar giderek daha önemli hâle geliyor. Yapay zekânın gazetecilikteki potansiyeli büyük, ancak bu potansiyeli gerçekleştirmek, YZ’yı nüanslı bir şekilde anlamayı, etik uygulamasına bağlılığı ve mevcut eksikliklerini ele almayı gerektiriyor.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir