Gazeteciler bilim haberleri yaparken nelere dikkat etmeli?

Our world in Data’nın geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir yazı, Koronavirüs hakkında çıkan haberlerin nasıl yanlış yönlendirici olabileceğine dair bir örnek ortaya koyuyordu. Bu yazı, bilimsel verileri ele alan haberde verilerin nasıl yanlış yorumlandığını “Virüsten ölenlerin yarısı aşılıydı” ifadesini inceleyerek aktarmaya çalışıyordu.

Yazıda verilen istatistiklerin yanıltıcı olabileceğine dair örnekler yaklaşık olarak şöyleydi: “100 kişilik bir yerleşkede, 80 kişi aşılıyken 20 kişi herhangi bir doz aşıya sahip olmasın. Haberde bahsi geçen ölüm sayısı 10 kişi (5’i aşılı, 5i aşısız) olsun. Burada yapılacak basit bir hesaplama ile, aşılı 80 kişinin 5 kişisi ölmüşken, aşısız 20 kişiden 5 kişi ölmüş. Yani, aşılıların %6,25’i ölürken, aşısızların %25’inin öldüğü görülüyor.”

Sadece buradaki tutarsızlığa bakarak bile bilimi konu edinen haberlerin nasıl yanlış yönlendirici olabileceği ve hatta insanları aşı gibi önemli konularda bilimin gösterdiğinin aksi yönünde bir karar almaya sevk edebileceği görülebilir. Ben de bu yazı ile ilk olarak bilim haberciliğine değinip araştırmacı ve gazetecilerin neden birbirlerine ihtiyaç duyduklarını ele alacak, ardından bilimsel bulgular haberleştirilirken yapılan yanlışlara literatürün ışığında değinmeye çalışacağım. Son bölümde ise bu konuda hazırlanan rehberlerin gazetecilere yönelik önerilerini özetlemeye çalışacağım.

Bilim ve okur arasında köprü olmak

Medyanın haberleştirme geleneği birçok dinamiğe bağlı olsa da, temelde, gazetecilik tarafsız bir şekilde yeni ve kamuyu ilgilendiren bilgileri doğru bir şekilde aktarmayla uğraşır. Bu mesele, gazeteciliğin her alanında olduğu kadar bilimi ele alan gazetecilikte de çok önemli bir işleve sahip. Çünkü bilimsel gelişmelerde görülen kamu yararı hiçbir açıdan hafife alınamaz nitelikte. Ayrıca sadece pozitif bilimler değil, sosyal bilimler de insanların hayatlarına dair birçok dinamiğe açıklama getiriyor. Bu da su götürmez bir şekilde, bilimin her alanındaki gelişmeyi haber değeri taşıyan olgular olarak ortaya koyuyor. Fakat bilimin haberleştirilmesi birçok boyuta sahip bir mesele. Yani, bilim iletişiminin yanı sıra, bilimsel gelişmelerin nasıl haberleştirildiği de önemli.

Bilim gazeteciliğinin görevi sadece araştırmalara yer vermek değil aynı zamanda bilimsel gelişmeleri okuyuculara objektif ve anlaşılır bir şekilde iletmektir.

Bu noktada hem araştırmacılara hem de gazetecilere yaptıkları çalışmaların insanlara aktarılması gibi önemli bir rol düşüyor. Çünkü gazeteciliğin bilim iletişimi veya bilim gazeteciliğindeki görevi, bilimsel çalışmaları insanlara doğru bir şekilde aktaran bir köprü olmak. Fakat bu köprü görevi sadece çalışmalara yer veren platform olmayı değil, bilimsel gelişmeleri okuyuculara objektif ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymayı da gerektiriyor.

Yani, gazeteciler karmaşık görünen konuları ele alma ve bunları daha anlaşılabilir bir biçime getirmede önemli bir işleve sahip. Bunun yanında bilim ve gazeteciliğin birbirlerine ihtiyaç duymalarının bir diğer nedeni, insanların bilimsel gelişmeleri nereden takip ettikleriyle ilgilidir. İnsanlar çoğunlukla bilime dair gelişmeleri bilimsel makalelerin yayınlandığı mecralardan çok bilimsel gelişmeleri dert edinen medya kuruluşlarından ediniyorlar. Bu da yine yukarıda bahsettiğim ortak özellikler gibi bilimi ve gazeteciliği yardımlaşmaya itiyor. Bunlardan öte, her ikisi de mesleğin gereği olarak merakı bir itici güç olarak kullanıyor. Bir başka açıdan, yine, her ikisi de toplumsal olay ve olgulara dair gerçekleri ortaya çıkarmak için çalışıyor

Bilim gazeteciliğinde görülen sorunlar

Türkiye medyasında bilim gazeteciliği üzerine yapılan birçok araştırma, demeç ve köşe yazısı var. Bu metinlerin ortaklaştığı noktalar her ne kadar Türkiye’ye özgü dinamikleri ortaya çıkarsa da bu konuya dair literatür, dünyanın farklı yerlerinde de sorun ve eksiklere rastlamanın mümkün olduğunu söylüyor. Bu sebeple kimi sorunlar Türkiye’ye özgü mesajlar içerse de aşağıda yer verilen meseleler dünyada medya kuruluşlarına dair birçok görü de içermekte.

  • Bilim haberlerinin haberleştirilme oranı

Çalışmalarda yoğunlaşılan ve nicel verilere dayanarak araştırma yapılan ilk nokta, bilim haberlerinin diğer haberlere göre haberleştirilme oranı. Bu araştırmalarda görülüyor ki Türkiye’deki çoğu gazete, bilim haberlerine diğer haberlere oranla çok az yer veriyor. Örneğin, Hülya Öztekin ve Meltem Şahin’in 1 Ekim-14 Ekim 2019 tarihleri arasında yayınlanan Sabah, Sözcü, Hürriyet ve Posta gazetelerini inceledikleri çalışma bunu doğrular nitelikte. Bu çalışma incelenen haberler içindeki bilim haberleri oranının sadece %2,51 olduğunu gösteriyor.

  • Bilim haberlerinin haber değeri taşımadığı inanışı

Yazarlar bu bulgunun paylaşılmasının ardından Türkiye’de bilimin yazılı basın açısından haber değeri taşımadığını iddia ediyorlar. Yine, Mert Küçükvardar çalışması kapsamında incelediği Ensonhaber, Hürriyet ve Milliyet internet sitelerinde yayınlanan 7863 haberden sadece 158’inin bilim haberi olduğunu belirtiyor.

  • Bilim haberlerinin niteliği tartışmalı

Yapılan bilim haberlerinin niteliği de eleştirilerin hedefi oluyor. Yine aynı çalışma “Bilim haberlerinde sansasyonel, şaşırtıcı ve abartılı dil kullanımı, rasyonel bilgi yerine şaşırtıcı ve absürt olanın tercih edilmesi bilim haberlerinde de magazinel üslubun tercih edildiğini göstermektedir” ifadeleriyle haberlerin niteliğine dair açıklama yapıyor.

  • Ürün ve şirketlerin reklamının yapılması

Ayrıca, haberlerin kurgulanış şekli de bu alanda araştırma yapan kişiler tarafından eleştirilmekte. Bu eleştirilerin ortak olarak gösterdikleri şey bilim gazeteciliği yapılırken bazı ürün ve şirketlerin reklamının yapılması. Aynı doğrultuda İrfan Erdoğan, Türkiye’de gazetecilik ve bilim iletişimi (2007) kitabında, açık veya gizli bir şekilde sponsorluk içeren haberlere duyulan talep sayesinde bilim haberciliğinin arttığını söylüyor. Bu, hem bilim hem de gazetecilik alanının temel ögelerinden tarafsız ve doğru bilgi iletme ilkelerinin aleyhinde bir durum. Bu, medya ekonomisine bağlı olarak gözlemlenen sorunlardan biri olarak sadece bilim gazeteciliğinin de bir meselesi değil. Örneğin Faruk bildirici, kendi websitesinde, birçok gazetecinin kapalı bir şekilde gazeteci kimliğini kullanarak reklam yaptığına dair gözlemini paylaşıyor. Sonuç olarak ekonomik model medya sistemi içinde eşzamanlı bir problem de oluşturabiliyor. 

Gazeteciler için bilim haberciliği önerileri

Bilim gazeteciliği konusunda sorunları aşmak ve bilim gazeteciliğinde deneyim kazanmak isteyen gazetecilere yönelik oluşturulan birçok çalışma var. Bunlar bilim iletişimi konusunda çalışmalara rehber olabilecek nitelikte. Aşağıda teker teker özetlenen maddelerle bilim iletişiminde dikkat edilecek noktaları ortaya koymaya çalıştım.

  • Alanı tamamıyla bilmesek de haberleştirdiğimiz şeyi anlamalıyız

Bilimsel alandaki her konuya vakıf olunmasına gerek yok. Fakat bir konu haberleştiriliyorsa onun anlaşılarak aktarılması gerekiyor. Bu sayede muhtemel hatalardan kaçınılabilir. Çünkü anlamadığınız konu hakkında yazma, hata yapma olasılığını artıracaktır.

  • Kaynak seçimi konusunda dikkatli olmalıyız

Kaynakların seçimi ilk aşamalardan biri. Bu aşamada yanlış veya önyargılı bir karar sonrasında çıkan sonucun, yani haberin, önyargılı ve taraflı olmaması çok zor. Bu sebeple, bu aşama, çıkacak işin niteliğini de etkileyecek özellikte. New York Times, bilimsel makaleleri nasıl seçtiğini bir yazıda şöyle açıklıyor: “Tarihsel olarak, muhabirler güvenilir olmak adına, Nature The Lancet ve The New England Journal of Medicine gibi büyük bilim dergileri tarafından yayınlanan çalışmaları haberleştirdiler. Çünkü buradaki yayınlar, konuya vakıf, uzman ve yetkisi olan editörleri kullanıyor ve araştırma yöntemlerini ve sonuçlarını titizlikle inceliyor.”

Times’ın bu kaynak seçimi pratiğinden yola çıkarak söylersek, bilim haberciliğinde haber için kaynak olacak önemli ve prestijli dergilerin takip edilmesi gerekiyor. Başka bir ifadeyle, haberleştirilecek yayınların hangi dergilerde yayınlandığını ve bu dergilerin ne tür çalışmalar yayınladıklarının bilinmesi gerekir.

  • Kaynak belirtmeliyiz

Bunların yanında bu haberlerde yararlanılan kaynağın da belirtilmesi gerekiyor. Öztekin ve Şahin’in araştırmasına göre incelenen haberlerin %77’si kaynak gösterilmeden yayınlanmış. Kaynak okuyucunun haberi yorumlarken kullanacağı bilgileri içeriyor. Bu sebeple, hangi kurum veya derginin araştırması veya araştırma kimler tarafından yapılmış belirtmek gerekiyor. Bu, hem okura daha öteye giden bir keşif süreci sunarak konuyu daha derinlemesine öğrenmesi için kolay bir yol bırakacak hem de araştırmacıları tanıtmış olacak.

  • Habere taşınan araştırmanın, insanların hayatını nasıl etkileyeceği sorusuna cevap vermeliyiz

Bilim haberciliğini önemli yapan dünyadaki canlılar ve insanlar için bir anlam ifade etmesi. Aynı zamanda, birikerek büyüyen bilimin her kişi ve canlı için birtakım sonuçlarının olması. Bu yüzden bilim gazeteciliği rehberleri bir haberi oluştururken “Bu haber okuyucuların veya dinleyicilerin hayatlarını nasıl etkiler” sorusuna yanıt vermesi gerektiğini belirtiyor. Bu sayede haber, dinleyici ve okuyucuların hayatlarına dair önemli ve haber değeri olan yeni bilgiler verebilmiş olacaktır.

  • İlgili çalışmaları da değerlendirmeliyiz

Bilimsel çalışmalar birikim yoluyla ilerler ve kendisine paradigmalar yaratır. Bu nedenle çalışmanın kendisini inceleyerek sunabileceğimiz bir değerlendirme varken, çalışmayı çalışma dışında da inceleyerek değerlendirmeliyiz. Örneğin, haberleştirilecek çalışmanın ilgili çalışmalarına bakılabilir. İlgili çalışmalara bakarken dikkatli olunması gereken konulardan biri yazının iddia ettiği savın literatürde nereye oturduğu. Literatürle aynı doğrultuda mı yoksa ona karşı mı? Karşı olması belki de çalışmanın çıktılarını daha dikkatli yorumlamamız gerektiğini gösterebilir.

  • Uzmanlarla iletişimde olmalıyız

Çalışma ilgili uzmanlarla iletişime geçerek de değerlendirilebilir. The News Manual, birçok araştırmacının konu hakkında farklı bulgu ve sonuçlara sahip olabileceğinden bahsederek, farklı araştırmacılara danışılmasının önemli olduğunu söylüyor. Bunun için de gazetecilere, birçok farklı disiplinlerde çalışan farklı kişilerin iletişimlerine sahip olmalarını öneriyor. Örneğin, The Times muhabirleri araştırmacıların arka planını incelerken, arka planlar ve genellikle işin kalitesini belirlemek için üç ila beş dış uzmana danışıyor.

  • Bilimsel kaidelere bilim haberciliğinde de dikkat etmeliyiz

Bu alanda haber yapan gazeteciler akademi dünyasında yer alan uyarılara da kulak asmalı. Bunların biri: “Korelasyon nedensellik değildir”. Bilimsel çalışmalar veya diğer araştırmalar içinde yer alan iki değişkenin korelasyona veya karşılıklı ilişkiye sahip olması onların nedensellik bağıyla bağlı olduğu anlamına gelmiyor. Tyler Vigen’ın “Yanıltıcı korelasyon (Spurious Correlations)” projesi bunu çarpıcı bir şekilde ortaya seriyor. Örneğin, aşağıdaki görselde kişi başına margarin tüketimiyle Maine’deki boşanma oranının %99.26 korelasyona sahip olduğu gösteriliyor. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi buradaki korelasyon bir nedensellikten öte bir anlama gelmeyen tesadüften öteye gidemiyor. Bu yüzden nedensellik oluşturulurken sadece korelasyon değil, bu konuda literatür, teoriler, hipotezler neler diyor onlara da bakılması gerekiyor.

  • Kısıtlılıklar ve kapsam her çalışmaya içkindir, bunu dikkate almalıyız

Her bilimsel çalışma birtakım kısıtlılıklar ve kapsamlara sahip, en yüksek kalitedeki çalışmalar bile. Bu kısıtlılıklar ve kapsam, haberi oluştururken bize birçok açıdan yardımcı olacaktır. Örneğin, sadece bir okulda üniversite öğrencileri üzerinde yapılan deneyin bulguları, oluşturulan deneyden dolayı kısıtlılığa sahiptir. Bu da deneyden çıkan bulguları Türkiye demografisine genellemede şüpheci olmamızı gerektirmektedir. Yani, gazeteciler araştırmadan çıkan bulguları araştırmanın kendi unsurları ışığında doğruca tartabilir. Çalışmalarda kullanılan metodlar ve veriler konusunda dikkatli olunmalı.

  • Çalışmayı iyisiyle kötüsüyle vermeliyiz

Bilim gazeteciliğine yöneltilen eleştirilerden biri de bu alanda oluşturulan haberlerin belirli bir yanı parlatarak aktarması. Örneğin, bir ekonomik durum haberinin sadece pozitif yönleri ele alması, riskleri veya dezavantajlı yanları göz ardı etmesi. Rehberler bu eksikliğe yönelik, çalışmayı tümüyle yayınlamak gerektiğini belirtiyor. Çünkü seçimsel olması haberi ya siyah ya beyaz arasında gidip gelen bir sürece sokacaktır. Halbuki bilimsel çalışma bildiğimiz taraflar kadar belirsizliklerle de bezelidir.

  • Bilimsel bilgiyi saptırmayacak kadar basit bir dil kullanmalıyız

Metnin her ögesinin anlaşılır olması ve çalışmanın bulgularından fazlasını söylememesi gerekir. Bilim gazeteciliğinde yapılan haber gazeteciyle araştırmacı ve okuyucular arasında bağ oluşturur. Bu süreçte, her ne kadar gazeteci bir köprü oluştursa da asıl köprü metinden oluşuyor. Bu metin de hem bilimsel bulguları okuyuculara aktardığı için anlaşılır olmalı, bilimsel bulguları saptırmamalı ve çok basite indirgememeli.

  • Başlıkta araştırmayı doğru resmetmeliyiz

Başlık metnin başında ve haber kurgusu itibariyle de öneminin fark edebileceği bir düzen içinde yerleştirilir. Başlık, metnin okunmasından önce okuyucuyu haber konusunda bilgilendirme fonksiyonuna sahiptir. Bu sebeple, yukarıda belirtildiği gibi, bulguları anlaşılır ve doğru olarak özetlemeliyiz. Ancak birçok araştırma, haber başlığının bilimsel çalışmaların doğru ve anlaşılır bir şekilde özetlenmesinden öte yanıltıcı ifadeler taşıdığını belirtiyor. Bu konudaki örnek bir incelemeye NiemanLab’de yayınlanan “More mice, fewer breakthroughs: How to avoid bad headlines on stories about health and medical research” adlı yazıdan ulaşmak mümkün. NiemanLab bu yazıda, yapılan içeriğin nasıl saptırıldığını, fareler üzerinde yapılan fakat “fareler” olarak belirtilmeyen çalışma ile gösteriyor. Bu sebeple, başlık okuyucuyu yanlış yönlendirmemeli.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir