Avrupa Medyası: Avrupa’da podcast ekosistemi

Getting your Trinity Audio player ready...

Seda Karatabanoğlu ile Akın Art’ın Avrupa’daki gazetecilik ve medya ortamına dair gözlem ve bilgilerini paylaştıkları Avrupa Medyası podcastinin sekizinci (#8) bölümü yayında.

Bu bölümde Seda ve Akın soru-cevap formatıyla Avrupa’daki podcast dinleme alışkanlıklarını ele alıyor.

  • 0.22: Açılış
  • 0.35: Almanya’dan ilginç bir örnek!
  • 4.23: Haber podcastleri ne durumda?
  • 10.35: Avrupa’da podcast dinleme alışkanlıkları ne durumda?
  • 15.08: Eğlence, psikoloji, true crime ve diğer türlere yönelik ilgi nasıl?
  • 19.26: Dil öğrenmeye yönelik hazırlanan podcastlerin durumu ve Akın ile Seda’dan podcast önerileri.
  • 25.17: Podcast reklam ya da sponsorluk içinde tercih edilen bir mecra mı?
  • 28.20: Podcast yaparken neler öğrendik?

Transkript

00.00-0.22: Açılış

Seda Karatabanoğlu: Merhaba ben Seda Karatabanoğlu, Akın Art ile NewsLabTurkey tarafından desteklenen Avrupa Medyası’nın yeni bölümüyle karşınızdayız. Bu bölümde podcastler hakkında konuşacağız ancak her zamankinden farklı bir yöntem kullanacağız. Soru cevap şeklinde ilerlemeye karar verdik. 

0.35:Almanya’dan fun fact örneği

Seda: İlk önce seninle başlayalım Akın. Bu programa hazırlanırken podcast dünyasına dair karşılaştığın ilginç şeyler var mıdır? Senin en çok şaşırtan şeylerden başlayalım. 

Akın Art: İlginç şeyler var. Almanya’da podcast dünyası Avrupa’nın çoğu gelişmiş ülkesinde olduğu gibi aslında gelişkin bir pazar. Ben de elimden geldiği kadar, daha çok İngilizce ve Türkçe podcast takip etmekle birlikte, itiraf etmek gerekirse, Almanca podcastleri de elimden geldiği kadar takip ediyorıum. Özellikle haber podcastlerini, haber analiz podcastlerini. Şu çok ilginç geldi bana, neler dinleniyor vesaire diye bakarken, daha önce podcast formatında olduğunu bilmediğim bir podcast keşfettim. Karışık bir cümle kurdum. Şunu söylemeye çalışıyorum. Faking Hitler adında bir podcast serisi. Bu Alman basın tarihindeki belki de en büyük medya skandalını kapsayan bir şey. Bu konuyla ilgili daha önce kitaplar yazıldı, belgeseller çekildi. Hatta 90’ların başında yanlış hatırlamıyorsam 93, 94 gibi bir dizi de çekildi bu hikaye ile ilgili. Mesele de şu mesele, Almanya’nın bilinen dergilerinden bir tanesi Stren dergisi, 1983 yılında Hitler’e ait olduğu iddia edilen, bir dizi günlüğü yayınlayacağını duyuruyor ve bu günlükleri yayınlıyor. Fakat bu günlüklerin tamamen sahte olduğu ortaya çıkıyor. Bir süre sonra Doğu Almanya doğumlu profesyonel bir dolandırıcı tarafından hazırlanmış, çok ilginç yöntemlerle taklit edilmiş olduğu ortaya çıkıyor. 

Yani çok ucuz defterler alıp, bilmem ne mürekkeplerini karıştırıp, üstüne kahve döküp, yakılacak oluşturulan birtakım eski defterler. Dönemin tecrübeli gazetecilerinden ve savaş muhabirlerinden biri olan Gerd Heidemann’a gerçek olduğunu söyleyerek çok ciddi bir rakama satılıyor. 9.3 Milyon Alman Markı, bu dönemin parasıyla sanırım 2 milyon dolar gibi bir şey yapıyormuş. Fakat bu meselenin yalan olduğu ortaya çıkıyor. Hem Heideman hem dolandırıcı Konrad Kujau bununla ilgili hapse giriyor. Bu arada Kujau, Heideman’ın bu günlüklerin sahte olduğunu bildiğini iddia ediyor. Bayağı karışık bir hikaye. 

Şimdi bunun podcastle ilgili ilginç olan tarafı ne ona geleceğim. Bu olay oldukça bilinen ve popüler bir olay olmasına rağmen bunu çok güzel bir podcast serisini haline getiren medya grubu yine Stern dergisi olmuş. Aslında kendi yarattıkları medya afetini oldukça güzel hikayeleştirmişler. Kurgu, bir dizi röportaj ve telefon konuşmaları içeren bir seri olmuş. Baya güzel ve çok profesyonel bir kurgu oturtmuşlar. Podcastin başında da Stern’in internet yayınlarından sorumlu bir hanımefendi var. Bir derginin Alman basın tarihinde kendi yarattığı infiali, kendisinin podcast olarak anlattığı bir program olduğunu keşfetmem benim için fun fact oldu bu araştırma sürecinde. Kalanları, sayılar onlar o kadar eğlenceli değil, onlara geleceğiz.

4.23: Haber podcastlerinin durumu 

Seda: Krizi fırsata çevirmişler tam anlamıyla.

O zaman ben de haber podcastleriyle devam edeyim. Fransa’da yaygın olarak haber podcastleri büyük ana akım medyanın yayınladığı haber programlarından oluşuyor ve bu programla en çok dinlenenler listesine giriyor. Aslında Türkiye’de haber podcastleri genellikle alternatif medya tarafından kullanılıyor. Ana akım medya, bu işe alternatif medya kadar önem vermiyor. Hatta katıldığım bir eğitimde şöyle bir cümle geçmişti. Türkiye’ye podcast Hürriyetle girseydi podcast ekonomisi şu an Türkiye’de böyle mi olurdu, bunları mı konuşurduk gibi bir tartışma başlığı açılmıştı. 

Akın: Çok doğru bir soru bu arada. 

Seda: Evet kesinlikle öyle. 

Seda: Fransa’da işte böyle. Hürriyet denginde kurumlar podcast alanında ilerliyor. O yüzden listelerin başında Le Monde, AFP, France Inter gibi kurumların podcastleri var. 

Ben de haberleri genellikle bu medya kurumları üzerinden alıyorum. Hem basılı yayında hem dijitalde hem de internet haberi olarak hem de podcast olarak bu kurumları tercih ediyorum. Haber olarak genellikle Radyo France’ın uygulaması üzerinde bir şeyler dinliyorum. Burada çünkü Radyo France’ın altında farklı programlar var. Bazıları radyoda yayınlanan programlar, bazıları radyoların ürettiği bir podcast programı olarak geçiyor vs. Tabii ki kültür ve bilgi popcastleri Fransa’da çok yaygın. Yani haber, bilgi ve kültür olarak geçiyor bu kategoriler. 

Sen neler dinliyorsun? Almanca bir şeyler dinliyor musun? Ya da Almanca haber dinlemek istediğinde elin neye gidiyor, hangi kurumu açıyorsun?

Akın: Haber podcasti olarak Deutschlandfunk’un podcastlerini dinlemeye gayret ediyorum. Onun dışında gazetelerin çoğunun, özellikle Die Zeit’in ciddi bir podcast galerisi olduğunu söyleyebilirim. Ben haberden ziyade tarihle ilgili yapılan programları dinliyorum. Faking Hitler gibi bir döneme ait, aslında başı sonu belli hikayeleri anlatan ve İngilizce’de bulamayacağım şeyleri dinlemeyi tercih ediyorum. Fakat haber de dinleniyor tabii ki. Şunu söylemek lazım belki genel olarak Almanya’nın şöyle bir avantajı var. İngiltere’nin de muhtemelen öyle bir avantajı var. Fransa’yı bilmiyorum. Buralar aynı zamanda çok radyo dinlenen de ülkeler olduğu için, radyo kültürünün ciddi oranda yerleşik olduğu ülkeler olduğu için podcastten haber dinlemek de sadece genç kuşaklar arasında değil, daha yaşlı ama dijital dünyaya bir miktar uyum sağlayabilmiş kişiler de dahil olmak üzere ciddi bir insan toplamında karşılık buluyor. Bunun avantajını görüyor Almanya. Bununla birlikte çok fazla haber, analiz veya haber analiz üzerine kurulmuş geyik podcastleri de olabiliyor. Ya da bilmiyorum mesela zaman zaman dinlediğim podcastlerden biri, Türkiye’de çok örneği yok bunun sanırım. Sosyal Demokrat Parti’nin SPD’nin mesela tepesinde oturan isimleri Kevin Kühnert’i genel sekreteri şu anda. Sık sık podcastlerde konuk olarak görebiliyoruz. Dünya Podcast’in ilk bölümlerinde bahsetmiş olmam lazım. Angela Merkel bir ara haftalık podcast gibi bir şey yapıyordu. Daha doğrusu birtakım mesajları, podcast yoluyla da veriyordu. Çünkü hem audio (ses) bir araç olması sebebiyle, Almanların çok alışık olduğu bir şey hem de kullanılması kolay olduğu için. 

Hatta şöyle bir istatistik vereyim. Almanların yüzde 25’i ayda en az bir kere podcast dinlediğini söylemiş. Bu aslında oldukça çarpıcı bir rakam. 2017 tarihli bir araştırmaya göre, podcast pazarının hacmi 49 Milyon Euro civarında. Bunun arttığını tahmin etmek mümkün tabii 2017’den bu zamana kadar. Benim bulabildiğim en yakın tarihli ve kapsamlı araştırma buydu. 

Bununla birlikte podcastin yerleşik bir kültür olmaya başladığını, dinleyenlerin konuya dair bilincinden izlemek de mümkün. O yüzden ben bu sayıyı önemsedim. ARD’nin 14-69 yaş arası 10 bin katılımcıyı kapsayan bir araştırmasına göre, Alman podcast dinleyicilerinin yüzde 87’si podcastleri ücretsiz olarak dinlemek için reklam alınmasına razı olacağını söylemişler. Türkiye’de biraz daha reklama dönük bir mesafe olabiliyor, dinleyenler de. Fakat böyle bir mesafeyi Alman dinleyiciler de çok fazla görmüyoruz. Yani haber podcastleri var, oldukça da yaygınlar. Bu arada en çok dinlenen podcastlerin çoğu haber podcasti değil muhtemelen oraya da geliriz. Fakat bu haber podcastleri aynı zamanda radyo ve televizyonla da iç içe geçen formatlarda olabiliyor. Tagesschau, birçok kez örnek verdiğimiz haber bülteni veya bir takım yerlerdeki haber sunumlarının aynen podcaste de aktarılması gibi şeyler olabiliyor. Senin sorunun kısa cevabı, haber podcastleri yaygın. Ben de dinlemeye çalışıyorum.

10.35: Podcast dinleme alışkanlıkları

Seda: Podcast benim hayatımda çok büyük bir yer kaplıyor. Hem dinleyici olarak, hem üretici olarak. Benim kulağımda sürekli bir kulaklık var. Birileriyle buluşmaya gittiğimde, okula gittiğimde, biriyle karşılaştığımda “Ne dinliyorsun?” dediklerinde podcast dinlediğimi söylüyorum ve oradan küçük bir sohbet açılabiliyor. Onlar ne dinlediklerini söylüyor ya da bana soruyor ya da ben onlardan öneri istiyorum. Sohbet arasında hep bir podcast geçiyor. Benim çevremden verdiğim örnek asla bir örneklem olmayacak o yüzden bir araştırmadan detaylar vermek istiyorum Fransa’daki yaygın podcast dinleme alışkanlıklarını açıklayacak. 2022 yılında, bu yıl için yapılan bir araştırmaya göre, her iki Fransızların biri podcast dinliyormuş ve podcast dinlemek için en çok kullandıkları platform Spotify imiş. 

Akın: Almanya’da da Spotify, ben de bu bilgiyi ekleyeyim. 

Seda: Yüzde 43’ü bilgi içerikli podcast dinliyor ve podcast dinlemeyenlerin yüzde 20’si dinlemeye başlayacaklarını söylemiş. Ben bu yaygın dinleme alışkanlığının radyo dinleme alışkanlığından geldiğini düşünüyorum. Senin Almanya ve İngiltere’den verdiğin örnekle. Benim denk geldiğim Fransızların evinde sabah ya da akşam haber dinlemek için radyo açılıyor aslında televizyon değil. Hatta iki yıl önce Nice şehrinde bir seçim günüydü yanlış hatırlamıyorsam. Kiliseye bıçaklı bir saldırı olmuştu. Ben o an bir Fransız arkadaşımın evindeydim. Haberi sosyal medyadan görmüştüm, onlarla paylaştım. İlk refleksleri radyoyu açmak oldu. Biz hemen televizyona gideriz, onlar radyoya gitti ve çok şaşırmıştım.

Akın: Biz Twitter’a gideriz ya televizyona mı gideriz?

Seda: Ben zaten Twitter’dan gördüm haberi. 

Genel olarak Fransa halkının yüzde 82’si de her gün sesli bir içerik tüketiyormuş. Yüzde 82 muazzam bir oran. Podcast dinleyen her iki kişiden biri oranı içinde yüzde 23’lük bir kesim, podcast dinlemeye karantina döneminde başlamış. Yüzde 61’i de zaten dinliyordum, karantinada dinleme sıklığım arttı demiş. Bence bu nokta çok önemli, açılan her 10 podcast programından oransal olarak 8 programdan fazlası sonuna kadar dinleniyor. Yani Fransızlar gerçekten podcast dinliyor diyebilirim. Çünkü sonuna kadar dinleme gerçekten kritik bir veri. Onun dışında her ay yaklaşık 200 milyon podcast dinlemesi var. Podcast yükselişi 2018’den bu yana frekans yayını yapan radyoların üç milyon dinleyici kaybetmesine neden olmuş. 

Sen etrafında podcast dinleyenlere denk geliyor musun? İşte, okulda, sosyal çevrende. 

Akın: Çok denk geliyorum. Podcast dinlemenin havalı bir şey olarak algılandığını söyleyebilirim. Avrupa’da “Hobilerin neler?” sorusuna verilen cevap çok önemli. Şu klasik bir cevaptır, iyi yemek yemeyi çok severim, seyahat etmeyi çok severim, klasik bir Avrupalı gençten bahsediyorum. Birkaç tane daha başlık sayabiliriz böyle. Podcast bu listede çok aşağılarda değil. Genelde podcast dinlemeyi severim cevabı gelir. Herkesin kendi hobi dünyası içerisinde dinlediği birtakım podcastler olduğunu ben de görüyorum. Çok yaygın olduğunu söylemek mümkün. 

Genç jenerasyonlarda iyice yaygın olduğunu söylemek mümkün. Kaldı ki dediğim gibi artık siyaseten de bir seslenme aracına dönüştüğü için, siyasi figürler bile zaman zaman böyle şeylere girdiği için, çok örneği var saymakla bitecek gibi değil. Özellikle karantina dönemi de etkili oldu. Bu konuda senin verdiğin anekdotu da ben önemsiyorum. Fransızların önemli bir kısmını karantina döneminde podcast dinlemeye başlamış olmasını. Karantina zamanı Almanya’nın en önemli viraloglarında biri, ağzından çıkan her kelimenin çok büyük nem teşkil ettiği zamanda, podcast yapıyordu. 

Podcast, Türkiye’de siyasette bir seslenme aracı katiyen değil. Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu Twich yayınlarına çıkabiliyor ya da başka isimler Youtube yayınlarına çıkıyor vesaire ama podcastin böyle bir araç haline geldiğini henüz görmedik. Almanya’da bu da yapılıyor. Bu durum aslında podcastin ne kadar popüler olduğuna dair de bir veri. Strateji geliştiren insanlar, podcast üzerinden nasıl etkili seslenebileceklerine dair bir dizi veriden yola çıkarak çalışma yapıyor. Podcasti seslenme aracı olarak kullanmak siyasilerin icat ettiği bir şey değil, strateji geliştirenlerin önerdiği bir şey muhtemelen. Podcast kitle iletişim aracı olarak, daha küçük bir kitle olsa dahi, seslenmeyi sağlıyor. Podcastin böyle bir fonksiyonu da var ve popüler. 

15.08: Eğlence, psikoloji, true crime ve diğer türlere yönelik ilgi.

Seda: Ben bu program için araştırma yaparken karşıma sürekli haber podcasti, bilgi podcasti, genel kültür podcasti çıktı. Bu arada Fransa’nın 2021 yılında en çok dinlenen podcasti bir bilgi podcasti, Genel Kültür (Culture Générale) adında. Biraz eğlence, komedi, suç, podcastlerine baktım. Çünkü Türkiye’de bu türler çok yaygın. Ben de şimdi daha yeni yeni gerçek suç hikayelerine dair podcastler dinlemeye başladım. Ama Fransa’da bu yok, bilgi haber gözümüze gözümüze sokuluyor. Almanya’da nasıl? 

Akın: Burada en popüler podcastlere baktığımızda birincisi geyik podcastleri diyebileceğimiz, birtakım rastgele konular üzerine sohbet edilen podcastlerin çok yaygın olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte geyik sohbeti de içeren ya da bir doz agresiflik de içeren ama felsefi temalar üzerine geyik yapılan şey podcastler de yaygın. Özgür Mumcu ve Eray Özer’in Yeni Haller podcasti gibi düşünebiliriz. Bu tür konseptlerinin de popüler olabildiğini görüyoruz. Bununla birlikte birtakım gazetecilerin, bazı siyasi konular üzerinden daha mizah unsuru yüksek ve bazen tırnak içinde olumsuz anlamda kullanmıyorum, saldırganlığının da yüksek olduğu podcast serileri görebiliyoruz. Bunlar çok popüler. Genel olarak suç konuları ilgi çekicidir. Zaten eğlence endüstrisine baktığımızda da sinemada ve dizilerde de böyledir. Suç konulu yapımlar insanın karanlık bir tarafını gösterdiği için muhtemelen ilgi çekiyor. Özellikle gerçek suç hikayeleri daha da çok ilgi çekebiliyor. Almanya’da da en çok dinlenen podcastlerin içinde daima üç beş tane bu tarz suç podcasti daima oluyor. Bunun global bir fenomen olduğunu aslında buradan düşünebiliriz. Ama Almanya’da podcast türleri çok çeşitli. Şunu da ekleyeyim. Mesela kamu yayıncı kuruluşları da podcastlere ciddi bir ilgi gösteriyor ve bütçe harcıyorlar. Çok fazla farklı konuda bu tarz şeyler görebiliyoruz. ARD’nin medya kütüphanesinde mesela o kadar çeşitli şeyler var ki. ABD’nin ve ZDF’nin yapımı olması lazım, “5 Minuten Harry Podcast” diye Harry Potter temalı bir podcast. Podcastlere yönelik devlet teşviğinin kamu yayıncı kuruluşlar tarafında kullanıldığını görebiliyoruz. 

Seda: Bilgi ve haber podcastleri gözümüze sokuluyor dedim ama Fransızların yüzde 43’ü bilgi podcasti dinliyoruz, yüzde 42’si de eğlence için dinliyoruz demişler. Aslında birbirine çok yakın, neredeyse aynı oran. Ancak en çok dinlenen podcastlere baktığımızda neredeyse ilk beş altıda sadece haber podcastleri var. 

Zaten en çok dinlenen eğlence podcastleri de France Inter tarafında yapılan çeşitli eğlence programları. Haber temelli bir radyo programı tarafından yapılan eğlence podcastleri. Burada da yine podcastin ne kadar ana akım bir şey olduğunu görebiliyoruz aslında Fransa’da.

Bu durum Türkiye’de nasıl diye baktım. Türkiye’de de en fazla dinlenen podcastler sıralamasında psikoloji, kişisel gelişim, kişisel günlükler ve eğlence podcastleri var. Haber podcastlerine baktığımız da da zaten alternatif şeyler çıkıyor. Podbee’nin Trend Topik programı, Ünsal Ünlü’nün ve Medyascope’un programları var. Daha alternatif medyanın haber podcastlerini görüyoruz. 

19.26: Dil öğrenmeye yönelik hazırlanan podcastlerin durumu ve podcast önerileri.

Peki sen Almanca dinliyorsun, ben Fransızca dinliyorum ve dil öğrenirken podcast dinlemek artık önerilen bir şey. Önceden film izlemek, kitap okumaktı ama şimdi podcast dinlemek de öneriliyor. Fransa’da İngilizce öğrenmeyi de dahil edebiliriz, çünkü Fransa’da Fransızca öğrenmek için dinlenen podcastleri sayısı az ama dünya çapında çok fazla. 

Fransızca dünyada en fazla konuşulan beşinci dilmiş ve 300 milyon kişi tarafından konuşuluyormuş. Bu sebeple tabii ki Fransızca öğrenmeye yönelik her türlü materyale ilgi oldukça yüksek. Yani dil öğrenirken haber aktüel şeyleri dinlemek dili çok doğal bir yerden öğrenmeyi, dile aşina olmayı sağlıyor. Çünkü, büyük ihtimal Almanca’da da öyle, okulda öğrenilen Fransızca çok formal. Sokaktaki dili duyunca sudan çıkmış balık gibi kalıyoruz. Bu sebeple günlük, akıcı, aktüel şeyler dinlemek çok faydalı. Genellikle Fransızca öğretmeye yönelik podcastler de güncel konuları işliyor. Oturup gramer anlatan podcast çok az. Genellikle seviyelere uygun konularla ve kelimelerle yapılan programlar var ve birçok podcastin de aslında metni yayınlanıyor. Yani hem dinleyip hem bir yerden takip edebiliyorsunuz. Bunlar da tabii ki daha tercih edilebilir durumda olan podcastler. 

Tabii ki bu anlattığım her şey Fransa dışında geçerli. Yani Fransa’da en çok hangi dili öğrenmek için podcast dinleniyor diye baktım. Listenin ilk beşinde İngilizce var. Arada birkaç tane İspanyolca, Portekizce var ama böyle listenin sonuna kadar silme İngilizce diyebilirim. Tersinden baktığımda da en çok Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Kanada’da Fransızca öğrenme podcastleri dinleniyormuş. 

Sen neler söylersin Almanca öğrenmeye yönelik?

Akın: Almanca öğrenmek ne podcastle ne de herhangi bir şeyle kolay kolay başarılabilen bir şey değil. Onu söylemek gerekir öncelikle. Fransızca da muhtemelen öyledir. İngilizce ne kadar güzel bir dilmiş diyorsunuz. Almanca, Fransızca gibi dillere bulaştığınızda. Ben de Almanca öğrenirken, Almanca öğrenirken yanlış bir cümle, hala öğreniyorum öğrenmesi bitmiyor. Daha başlangıç seviyesinde de diyeyim, podcast dinliyordum ki o dönem çok podcast dinlediğim bir dönem olmamasına rağmen. En çok beğendiğim şey şuydu. İlginç bir örnek olduğu için aktarmak istiyorum. Deutsche Welle’nin, Langsam Gesprochene Nachrichten, yavaşça okunan haberler diye ben Türkçeleştirilebilir, bir programı vardı. Herhangi bir metafor içermeyen bu programda haberlerin yavaşça okunuyordu. 

Seda: 0.5 hızında diyebilir miyiz?

Akın: Gerçekten öyle okuyorlardı haberleri. Ben esas olarak politik kelime dağarcığına ilgi duyduğum için özellikle bunu dinlerdim. Bir sürü Almanca öğrenmeye dair podcast var Spotify’da. Fakat benim görebildiğim, buna dair net bir data sunmak tabii ki mümkün değil ama çok fazla Almanca öğrenen arkadaşım oldu etrafımda hala da var. Youtube’daki programlar biraz daha öne çıkıyor. Podcastlerin bir kısmı aslında YouTube’ta da olan şeyler veya YouTube’ta olan programların podcast hali. Benim en bayıldığım Almanca kanalı Almanca öğrenenler varsa, önermiş olayım Youtube’da EasyGerman idi. Çok verimli ve keyifli bir Almanca öğrenme kanalı olduğunu düşünüyordum. Mesela onların da Podcastleri var. Bunun dışında da bir takım YouTube’ta rastlayabileceğiniz Almanca öğrenme programlarının podcastleri var. Podcast dünyasına entegre edilmiş çok fazla dil öğrenme içeriği var. 

Seda: Fransızca dinleyenlere, yani dediğin gibi yabancı dil hiç bitmeyen bir serüven, sürekli öğreniyor durumundayız, Ben de InnerFrench diye bir kanal önerebilirim. Hem podcasti var hem YouTube kanalı var. Bazen konular birbiriyle ortak olsa da genellikle çok farklı oluyor. Ben hem YouTube üzerinde hem podcastten takip ediyorum. Mesela Belçika Fransızcası, Kanada Fransızcası, Fransızlarla çalışmak, Fransızlar neden cimridir? Kim kimin için oy kullanmalı? gibi ilgi çekici programları var.

Akın: Fransızlar mı cimri imiş? Kendilerini Almanya’ya davet ediyorum.

Seda: Her mecranın kendi dinamiklerine göre hazırlanıyor içerikler. Örneğin Fransızlar neden Belçikalıların hoşlanmaz gibi bir program vardı. Fransızlar neden Belçikalılar’ın dilleriyle alay ederler, neden onları küçük görüyorlar gibi. Diğer bir program konusu Fransızlar neden ucuz araba kullanıyor? idi. Ben çok keyifle dinliyorum. Dediğim gibi bu InnerFrench’in podcastin web sitesinde metin de var. Youtube’ta izlerseniz zaten orada da altılı izleme seçeneği var. 

25.17: Podcast reklam ya da sponsorluk içinde tercih edilen bir mecra mı?  

Seda: Şimdi böyle içerikleri güzel güzel konuştuk. Gelelim akçeli işlere. Reklam, sponsorluk vesaire işleri nasıl ilerliyor?

Ben istersen başlayayım. Fransa’da podcast reklam ve sponsorluklar için tercih edilen bir mecra. Kısaca tercih ediliyor mu? Evet, tercih ediliyor diyebilirim. 

Detaylara gelirsem aslında markaları podcaste reklam vermeye ikna eden şey ekonomik olarak avantajlı bir mecra olması ve aynı zamanda gelişen bir sektör olması. Videodan ya da televizyon reklamından daha az maliyetle ve editoryal özgürlüğe sahip bir şekilde markalar reklamlarını verebiliyor ki birazdan detayları da vereceğim. Podcastin diğer bir avantajı ise sesin dinleyiciyle yakınlık kurması. Böylece sadık bir topluluk yaratmayı mümkün kılıyor ki her mecra için, her üretim için kendine ait bir topluluğun olması önemli. 

Fransa’da podcast üzerine yapılan bir bir araştırmaya göre, her dört dinleyiciden üçü sevdikleri podcast için para ödemeye hazır olduklarını söylemişler. Sen bunu tam tersine Almanya için söylemiştin. Almanlar ücretsiz dinleyemeye devam etmek için podcastlerin reklam almasına tamamlardı. Fransa’da ödemeye yapmaya hazırlar. 

Akın: O yüzden Fransızlar neden cimri sorusunu geri almaları gerekiyor.

Seda: Aslında podcastin gelişimini podcast ekonomisinin global olarak büyümesiyle açıkladığımız da ülkeler bazında bir anlamı oluyor. Örneğin 2021de 2020’ye göre global podcast harcamaları yüzde 20 artmış. Yani reklam harcamaları yüzde 20 artmış. Elbette söylemeye bile gerek yok. Unutmak istediğimiz Covid etkisi. Bu etki Fransa’da devasa bir büyümeye yol açıyor. Acast diye bir podcast platformu var ve 2020’de yayıncılarının 1 Milyon Euro’dan fazla ödeme yapmış. Platformun reklam gelirlerinin üçte ikisi spot formatından. Yani bu araya giren 10 ve 30 saniye arasında değişen reklam türünden. Üçte biri ise sponsorluktan geliyormuş. Covid’in 2020’nin başında başladığını düşünürsek bu çok şaşırtıcı bir rakam değil. Yine aynı podcast platformu 1 Ocak 2020 ve 31 Aralık 2020 arasındaki dinleme sayısının bir önceki yıla göre yüzde 140’tan fazla arttığını duyurmuş ve bu dönemde reklam yatırımları yüzde 250’den fazla artmış.

Akın: Almanya’da nasıl durum? 

Akın: Aslında üstüne ekleyeceğim çok fazla bir şey yok. Benzer durumda yani hem doğal reklamların hem de genel olarak reklamların podcastlerde yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bunun dışında kamu yayıncı kuruluşları vesaire tarafından desteklenen de çok fazla podcast var. Zaten ünlü ve televizyon için bir şey yapan bir dizi ismin, podcast kanallarında da yaptıkları şeyler var. Oralarda işler değişebiliyor ama benzer bir durum söz konusu diyebilirim Almanya’da da.

Seda: Peki, otuz dakikayı geçtik kapanış olarak biz podcast yaparken neler öğrendik, ya da ne dersler çıkardık. Böyle didaktik bir yerden kapatalım ister misin?

Akın: Bir Almanca, Fransızca öğrendik diyebiliriz herhalde. Yani terminoloji öğrendik daha doğrusu. Çünkü siyasetin, hukukun başka bir dili var. Doğal olarak bu tarz bir yetkinlik edinmiş olduk. İkincisi, ben kendi adıma söyleyebilirim, Alman siyasetine bir ilgim vardı, gazete okuyordum. Fakat bir şeyi pasif olarak tüketmek ile yorumlamaya dönük, bir sunum hazırlamaya dönük tüketmek tabii ki çok fark ediyor. O zaman bir haberi alıp okumuyorsunuz, birkaç yerden okuyorsunuz, üstüne yazılanları okuyorsunuz falan. Ben böylece Almanya siyasetini bir miktar öğrenip bilmiş oldum diye umuyorum. Öte yandan da aslında belli bir süre kısıtında konuşmak zorunda olduğumuz için biraz söyleyeceklerimizi daha konsantre bir biçimde ifade edebilmeyi öğrendik diyebilirim herhalde. 

Seda: Benim açımdan da aslında hem bildiğimiz hem bilmediğimiz bir konuda podcast yaptık. Avrupa Medyası üzerinde konuşuyorum. Çünkü Dünya Podcast’te haber politika programları yapmaya aşinaydık. 

Akın: Benim söylediklerim Dünya Podcast özelinde oldu. 

Akın: O kategoride araştırma yapmaya ve bir şeyi teyit etmek üzerine elimizin nelere gideceğini biliyorduk. Ama Avrupa Medyası’nda her program başlı başına bir sunuma hazırlanma, bir ders çalışma, belki de birini anlatmak üzere not çıkarmaya dair bir çalışmaydı. Şunu fark ettim aslında hem haber, politika podcasti yaparken Dünya Podcastte hem de Avrupa Medya programını yaparken, Türkiye’de zaten bir şekilde bildiğimiz ve nereden bildiğimizi asla bilmediğimiz, farkında olmadığımız şeyleri burada yeniden öğrendik. Çünkü kurumlar birbirini karşılamıyor, kişiler birbirini karşılamıyor vesaire vesaire. O yüzden hem podcast yapma konusunda, dediğin gibi konsantre bir şekilde aktarmak gerekiyor, hem de bizi profesyonel olarak yani gazeteci olarak çok geliştiren bir durum oldu, genel olarak podcast üretme deneyimi diyebilirim. 

Eklemek istediğim bir şey var mıdır?

Akın: Yok kalmadı eklemek istediğim bir şey. Notlarımı da bakayım, yok.

Seda: O zaman önümüzdeki programda görüşmek üzere diyelim. Hoşça kalın.

Akın: Hoşça kalın.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir