Believer dergisinin farklı kapaklarından oluşturulmuş bir kolaj.

İnternette botları saymak mümkün mü?

Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odağında konumuz internetteki botlar. Bu hesapları tespit etmenin neden zor olduğunu ve bu konuda aşırı ısrarcı olmanın internete nasıl zarar verebileceğini anlattım.

“Ne Okuduk” bölümünde ise The Believer dergisinin yaşadığı macera, iklim krizi haberlerinin görsel sorunu, veri gizliliğine artan ilgi ve daha fazlası var.

Bu hafta iki duyurumuz var. Research Hub ekibimiz Ukrayna Rusya Savaşı’nın Türkiye medyasındaki yansımalarını incelediği yeni araştırmasını yayınladı. Araştırmayı okumak veya podcast olarak dinlemek için buraya tıklayın.

Son olarak Kuluçka programının başvuruları için bugün son gününüz. Eğer başvurularınızı hâlâ tamamlamadıysanız 22 Mayıs Pazar gecesine kadar süreniz var.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Believer dergisinin farklı kapaklarından oluşturulmuş bir kolaj.
The Believer

Bu hafta ne okuduk?

The Believer Felaketin Eşiğinden Döndü

Yayına başladığı 2003 yılından bu yana dergi camiasında önemli bir yer edinen kültür ve edebiyat dergisi The Believer, geçtiğimiz günlerde büyük bir krizle karşı karşıya geldi ve kelimenin tam anlamıyla son anda kurtarıldı.

2017 yılında özel bir bağış ile University of Nevada, Las Vegas’a geçen dergi her ne kadar kaliteli yayınına devam etse de maddi anlamda çok iyi durumda değildi ve satılması söz konusuydu. Derginin eski yayıncısı McSweeney’s dergiyi tekrar devralmak istese de üniversite bunun yerine dergiyi Paradise Media isimli bir şirkete sattı. Asıl işi seks oyuncakları satmak olan şirketin ilk işi The Believer’ın sitesinde ürünlerine dair SEO içeriği yayınlamak olunca ortalık karıştı.

Görece kısa süren krizin ardından Paradise Media dergiyi eski sahibi McSweeney’s’e satmayı kabul etti ve şu anda derginin önümüzdeki dönemini fonlamak için bir Kickstarter kampanyası başlamış durumda. Fakat bu durum bir kez daha herkese medya sektöründeki derdi başka olan şirketlere karşı dikkatli olmak gerektiğini hatırlattı.

Alakalı: Eğer dergi dünyasına meraklıysanız burada incelenen iki kitap ilginizi çekecektir.

İklim Krizini Yanlış Görselleştirmek

İklim krizi artık gündemimizin doğal bir parçası hâline geldi. Fakat konunun karamsar içeriği ve ileriye dönük çizdiği kötü tablolar bu haberleri yazmayı ve okumayı zorlaştırabiliyor. Kimi gazeteciler ve yayınlar için bu soruna çözüm olarak tekno-çözümcülük ve bu eksendeki çözüm gazeteciliğine odaklanmak tercih edilen yollardan birisi. Fakat bu durum optimizmden çıkıp tehlikeli bir yola girme riski taşıyor

Bu noktada yapılan bir diğer önemli hata da haberlere dair görsel seçimleri. Özellikle de iklim krizi kaynaklı sıcak hava dalgalarına ve bunların sonuçlarına dair haberleri “yazın tadını çocuklar çıkardı” formatındaki görseller seçilmesi haberin ciddiyetini ve anlatmak istediklerini ters yönde etkileyebiliyor. 

Her haberde olduğu gibi iklim krizinde de haberin her aşamasına dikkat etmek lazım. Görseller ise bu konuda ayrı bir önem taşıyor. Habere eşlik eden fotoğrafların etkisini ve haberin söylemek istedikleriyle uyumunu düşünerek bunları seçmek çok önemli.

Bilgi Savaşında Gazetecilerin Etkisi Sınırlı

Bilgi akışının ve bu akışın kontrolünün artık savaşların ve politik mücadelelerin doğal bir parçası hâline gelmesinden bültende sıkça bahsettim. Bu konuda devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’na dair gelişmeleri ve Ukrayna’nın Batı gözündeki başarısına dair yazılan çok şey var.

Ancak bunun dışına çıkıp da yanlış bilgi ve propaganda sorununu gazeteciler ekseninden ele aldığımızda sıkıntılı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Her ne kadar gazeteciler bu konuda ellerinden geleni yapmaya ve topluma sağlıklı bilgi ulaştırmak için çalışmaya devam etse de bunun etkisi sınırlı kalabiliyor. 

Filipinler’deki seçim bunun örneklerinden birisi oldu. Nobel ödüllü gazeteci Maria Ressa ve Rappler ekibi Marcos ailesinin yalanlarını ve propaganda taktiklerini ortaya çıkarmak için ellerinden geleni yapsa da Marcos Jr.’ın seçimi kazanmasını ve muhtemelen ülkenin demokrasisini daha da kötüye götürmesini önlemeye yetmedi.

Burada unutmamamız gereken, bu sorunun gazetecilikten daha büyük bir toplumsal mesele olduğu. Gazeteciler elbette çözüme katkı sunabilir ama bu sorunun çözümünde tüm sorumluluğun onlarda olmadığını bilerek hareket etmeliler.

Veri Gizliliğinin Popülerliği Artıyor

Günümüzde internet kullanıcılarının en büyük sıkıntılarından birisi kişisel verilerine dair yeterli kontrol gücüne sahip olmamaları ve platformların bu veriler üzerine kurdukları ekonomiden vazgeçmemek konusundaki ısrarı.

Ancak yıllar içerisinde kullanıcıların bilinç seviyesi yükseldikçe platformlar ve şirketler için veri gizliliğini önemsemek övünülecek bir şeye dönüştü. Bu tavrın öncülerinden olan Apple’ın yeni reklam filminin merkezine bu konuyu alması veya arama motoru DuckDuckGo’nun kendisini Google ile gizlilik konusunda kıyaslayan bir reklam yayınlaması bunlara dair güncel örnekler.

Sosyal medya platformları arasında ise Twitter ilginç bir hamle yaparak kullanıcılarını veri gizliliği konusunda eğitecek bir tarayıcı oyunu yayınladı. Bir yandan oyun oynayıp diğer yandan nasıl Twitter verilerinizi daha iyi koruyabileceğinizi öğrenmek kesinlikle akıllıca bir hamle.

Kısa Kısa

🎧 Podcast ve ses odaklı üretim yapanlara duyuru: RØDECaster Pro II yakında geliyor.

🇬🇧 BBC, bir MI5 ajanına dair tehdit ve taciz davasını haberleştirmek için BK hükümeti ile inatlaşmak zorunda kaldı.

🎙 Reply All’ın sunucuları Alex Goldman ve Emmanuel Dzotsi programı bırakıyor. Podcastin geleceği ise şimdilik meçhul.

🇫🇷 Rusya’ya karşı Avrupa’nın medya ambargosu çabasına uymayan Fransız uydu operatörü Eutelsat giderek daha çok dikkat çekiyor.

💸 Facebook’un haber kurumlarına lisans ödeme anlaşmalarından çekilme ihtimali konuşuluyor.

👋 Bütçesi kesilen ve küçülmeye başlayan BuzzFeed News, yeni döneme alışmaya çalışıyor.

💶 Bild’in abonelik deneyimi ve tasarımı, süreci basitleştirmenin faydalarını açıkça gösteren bir örnek.

Beş farklı oyuncak robot beyaz arka plan önünde duruyor. Dördüncüsü mor renkte, diğerleri mavinin farklı tonlarında.
Eric Krull/Unsplash

Haftanın odağı: İnternette botları saymak mümkün mü?

Elon Musk’ın Twitter’ı satın alma hikâyesi giderek daha ilginç bir noktaya evrilirken, muhtemelen anlaşmayı bozma çabası sonucunda internete yeni bir tartışma kazandırdı: Sosyal medyadaki bot hesaplar.

Uzun yıllardır var olan ve üzerine hem teknolojik hem de akademik birçok çalışma yapılan sosyal medya botları ve sahte hesaplar konusu aslında yeni bir şey değil. Hatta konu öyle uzun zamandır tartışılıyor ki tüm interneti botların kontrol ettiğine dair komplo teorileri bile var.

Musk’ın şaka gibi hesaplama yöntemini ve garip tavırlarını bir kenara bırakırsak, bot hesapların ve bunların denetiminin aslında ne kadar karmaşık bir konu olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Bunu anlamak için de ilk olarak bu hesapların kullandıkları teknolojilere bakmamız gerekiyor.

Sosyal medya platformlarının hepsi API adı verilen bir teknolojiye sahip. Bu teknoloji sayesinde platformdaki hesaplara dair birçok şeyi farklı araçlar ve yollarla yönetmek mümkün oluyor. Sosyal medya yönetim araçları, üçüncü parti uygulamalar ve veri analiz araçlarının hepsi bu özel erişim sayesinde kullanabildiğimiz şeyler. Ancak bu kolaylık aynı zamanda bot ve sahte hesap yaratma ve yönetme işinin de otomasyona bağlanması ve kolayca yapılabilmesi anlamına geliyor.

Hiçbir platform bu erişimi kapatmak istemez çünkü reklamlar ve profesyonel hesaplar —yani platforma para kazandıran kullanıcılar— bunlar olmadan iş yapamaz. Sosyal medya üzerine yapılan akademik çalışmalar için de bu erişim ile elde edilen veriler büyük bir önem taşıyor. Diğer yandan bu teknolojileri faydalı ve eğlenceli şekilde kullanan birçok yazılımcı ve teknolojist de var

Diğer sorun ise bu hesapları tespit için kullanılan teknolojilerin yetersizliği. Burada sıkıntı teknolojinin gelişmiş olup olmaması değil, çünkü birçok platform botları hızlıca tespit edip temizleyebiliyor. Sorun her sosyal medya kullanıcısının platformu aynı şekilde kullanmaması. Platformu az kullanan ya da genellikle link paylaşmak için kullanan birisi yanlışlıkla bot zannedilebileceği gibi, bu hesapları profesyonel bir şekilde yönetenler de gerçek kullanıcılara benzeyen bir kullanım şeklini rahatça otomasyona bağlayabiliyor.

Özetle, ne kadar istesek de botların olmadığı ya da hepsinin anında tespit edildiği bir internet mümkün görünmüyor. Elbette herkesin kimlikle giriş yaptığı bir platform kurmayı deneyebilirsiniz ama onun da bildiğimiz internetten fazlasıyla uzak, distopik bir yer olacağını söylememe bile gerek yok. Üstelik gelişen sentetik medya ve yapay zekâ teknolojilerini ve insanların daima deneysel işler yapma merakını da hesaba katacak olursak, bunları tespit etmenin giderek daha da zorlaşacağı kesin.

Bu yüzden asıl odaklanmamız gereken konu internetteki tüm botları saymanın bir yolunu bulmak yerine, bunların yaratmak istediği zararın önüne geçecek mekanizmalar inşa etmek olmalı. Çünkü diğer seçenek bu platformların giderek daha kapalı ve bizi içerisine hapseden yerler olmasının önünü açacaktır.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir