Bir haber odasında başında kimsenin oturmadığı iki kayıt mikrofonu.

Kayıt dışı görüşmek herkesin hakkı değil

Getting your Trinity Audio player ready...

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!

Bu haftanın odak konusu kayıt dışı görüşme etiği. Hafta içerisinde The Verge bu konuda yeni kurallarını ve neden buna ihtiyaç duyduğunu duyurunca konuyla ilgili güzel bir tartışma başladı. Ben de sizlere kendi yaklaşımımla birlikte özetledim.

“Ne Okuduk” bölümünde ise Twitter Blue’nun ABD açılışı, COP26’daki gazeteciler, Kyiv Post’un kapanışı ve daha fazlası var.

Son olarak bir de duyurumuz var. Research Hub, yeni araştırması “Yankı Odaları: Türkiye’nin Gazeteci Mahallelerine Twitter Üzerinden Bir Bakış”ı yayınladı. Türkiye’deki gazetecilerin Twitter’daki sosyal dinamiklerini inceleyen çalışmayı bu linkten okuyabilir ya da buradan podcast olarak dinleyebilirsiniz.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum.

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet Alphan Sabancı

Twitter Blue'nun Nuzzel benzeri özelliğini gösteren bir telefon ekranı.
Twitter

Bu hafta ne okuduk?

Twitter Blue Daha Fazla Ülkede Açıldı

Bu yılın başlarında Twitter’ın Blue ismini verdiği abonelik servisiyle ilgili ilk haberleri duymaya başlamıştık. Hafta içerisinde Twitter bu servisi ABD ve Yeni Zelanda’da da kullanıma açtı

Twitter Blue abonesi olduğunuzda birçok ilgi çekici özelliğe erişebiliyorsunuz. Gönderdiğiniz tweetleri GMail’in geri alma butonuna benzer şekilde geri alıp düzeltebiliyor, DM’leri en üste pinleyebiliyor ve yer işaretleri kısmında klasörler oluşturabiliyorsunuz. Ayrıca satın aldıkları Scroll’da yer alan anlaşmalı haber sitelerini reklamsız okuyabilme ve Nuzzel benzeri son 24 saat içerisinde paylaşılan linkler gibi özellikler de dahil.

Zaman içerisinde daha fazla özelliğin ekleneceği kesin ama görünen o ki Twitter bu servis ile üçüncü parti uygulamaların en sevilen kısımlarını bir araya getirmeyi amaçlıyor. Bu da kullanıcı isteklerini anlayabildiklerinin işareti. Özelliklere bakılacak olursa Twitter Blue çok açık bir şekilde gazetecileri ve yoğun Twitter kullanıcılarını hedefliyor, ki bu da çok mantıklı bir seçim.

Ülkemize ne zaman geleceği ya da ne kadar olacağı belli değil (ama tahminim aylık 25 TL civarında olacağı yönünde). O zamana kadar Aviary, Tweetbot ya da Talon gibi bir üçüncü parti uygulama ile TweetShelf gibi bir uygulamayı bir arada kullanarak benzer bir tecrübeyi edinmeniz mümkün. 

COP26’dan Haber Yapmak

İklim krizine dair önümüzdeki döneme dair belki de en önemli toplantılardan birisini geride bıraktık ancak ortaya çıkan sonuçların pek de umut verici olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak toplantıdan gazetecilik üzerine de bazı değerli okumalar çıktı.

Bunlardan biri Columbia Journalism Review’dan Jon Allsop’un yazısı. Yazıda Earth Journalism Network’ün “Küresel Güney” ülkelerindeki gazetecilerin COP26’yı takip etmesine nasıl yardımcı olduğu anlatılıyor ve aslında iklim krizinin etkilerini en ağır şekilde hisseden bu ülkelerdeki gazetecilerin toplantıyı takip etmek için bile böyle bir desteğe ihtiyaç duymak zorunda kaldığını bize göstererek küresel adaletsizliğin gazeteciliği de nasıl etkilediğini görmemizi sağlıyor. Benzer şekilde New York Times da COP26’yı takip eden muhabirlerinin tecrübelerini aktaran bir röportaj yayınladı.

Bir diğer önemli içerik de Global Investigative Journalism Conference’da gerçekleştirilen ve COP26’dan canlı yayınlanan iklim gazeteciliği paneliydi. Panelde iklim krizi ve iklim gazeteciliğine dair birçok farklı sorun ve perspektif ele alındı. Konuyu özellikle gazetecilik merkezli bir açıdan takip etmek isteyenlerin oturumu izlemesi şart.

Kyiv Post’un Anlamsız Kapanışı

Eğer dünyanın başka bir yerinden Ukrayna’da olan bitenleri sağlıklı bir şekilde takip etmek istiyorsanız başvuracağınız ilk —ve çoğu zaman tek— kaynak Kyiv Post olurdu. Ancak 26 yılın ardından gazete anlamsız bir şekilde kapandı.

Uzun yıllardır bağımsız bir şekilde yayın yapan İngilizce gazete Kyiv Post, sadece haberleriyle değil ülkenin gazeteciliğine katkılarıyla da değerli bulunan bir yayındı. 2018 yılında gazeteyi satın alan inşaat milyoneri Adnan Kivan da gazetenin editoryal bağımsızlığına dokunmayacağını söylemişti. Ancak 8 Kasım’da, gazete çalışanlarına haber vermeden yaptığı duyuruyla tüm ekibi işten çıkardığını ve bir ay sonra yeniden yapılandırılmış şekilde gazetenin yayına döneceğini söyledi. Kyiv Post ekibi de Kivan’a açıkça meydan okuyan bir metinle karşılık verdi.

Bundan sonra sürecin nasıl ilerleyeceğini şu aşamada kestirmek zor. Ancak hem Kyiv Post’un hem de Ukrayna’daki durumun arka planına dair daha fazlasını öğrenmek için gazetenin genel yayın yönetmeni Brian Bonner ile yapılan bu röportajı okuyabilirsiniz.

Boyundan Büyük İş Başaran Girişimler

Eğer dijital medyanın ve gazeteciliğin geleceğine ve sürdürülebilirliğine büyük platformlar ve onların etki alanı içerisinde bakarsak çok fazla iyimser senaryolarla karşılaşmak mümkün olmayabiliyor. Ancak bu etki alanının dışına çıkmaya başladığımızda daha farklı ihtimalleri görmek mümkün.

Inflection Point International’ın Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika’dan 200’ün üzerinde dijital medya girişimini incelediği araştırması da buna iyi bir örnek. Rapor birçok önemli veriyi ve öneriyi içeriyor fakat beni en çok etkileyen bulgulardan birisi, çalışmada birçok ekibin ekip ve imkânlar konusundaki kısıtlılıklarına rağmen çok büyük işler başarabildiklerini görmeleri

Bunu etkileyici bulmamın sebebi ise dijital medyayı özel kılan bu potansiyelin hâlâ yaşadığını göstermesi. Bütün o platform kontrolü ve internetin kötüye gidişine dair haberlere rağmen bu potansiyelin etkilerini görmeye devam etmek de aslında karamsar olmamak için yeterli bir sebep.

Kısa Kısa

🤥 Verilere bakılırsa internet daha fazla yalan söylememize neden olmuyor.

✊ NYT çatısı altındaki ürün tavsiye sitesi Wirecutter, toplu sözleşmenin imzalanmaması hâline Black Friday boyunca greve gideceğini duyurdu.

❌ Eğer gönderdiğiniz haber teklifi reddedildiyse sebebi bu dokuz maddeden biri olabilir.

💯 PressGazette 100.000 üzeri abonesi olan İngilizce yayınlar listesini güncelledi. Listede toplam 30 yayın bulunuyor.

🔨 Vox yayın politikasında köklü bir yenilenmeye gidiyor.

🤦 Fox News ve Tucker Carlson, Trump destekçilerinin 6 Ocak’ta çıkardığı isyanın komplo olduğunu anlatan bir belgesel serisi yayınlıyor.

💰 NYT tarafından da yatırım alan yorum ve okur etkileşimi yönetimi uygulaması OpenWeb’in değeri 1 milyar doları aştı.

🤷 Batı’da şok dalgası yaratsa da Facebook Papers dünyanın geri kalanı için pek de sürpriz olmadı.

🇨🇳 Eğer araştırmalarınızın yönü Çin’i gösteriyorsa buradaki tavsiyeler işinize yarayabilir.

Haftanın odağı: Kayıt dışı görüşmek herkesin hakkı değil

Gazeteciler için kayıt dışı görüşmeler ya da “arkaplan bilgileri” kimi zaman çok faydalı olabilir. Bu sayede haber kaynağınızın güvenliğini sağlayarak önemli bir bilgiye erişebilir ya da bir kurumun yaptığınız haber yüzünden size ve kaynağınıza uygulayabileceği baskıyı sınırlandırabilirsiniz.

Ancak bunun da bir etiği ve sınırları olmak zorunda. Gazeteci herkese, her koşulda bu şekilde konuşma imkânı tanımaya başladığında yaptığı haberin değerini ve etkisini düşürme riskine giriyor. Aynı şekilde birçok kişi ve kurum da bu “isimsiz kaynak” olma işini fazlasıyla abartabiliyor.

Bunun en iyi örneğini geçtiğimiz günlerde The Verge isimli teknoloji haber sitesinin konuyla ilgili yeni politikalarını kapsamlı bir şekilde açıklamak zorunda kalmasında görüyoruz. Kayıt dışı görüş ve bilgi sağlama konusunu özellikle teknoloji şirketleri öyle bir noktaya taşımış durumda ki, bir yemek teslimat şirketi tavuk kanatlarının popülerliğini bile kayıt dışı görüşmeyi talep edebiliyor.

Durum böyle bir noktaya geldiğinde de gazetecilerin kaçınılmaz olarak daha katı kurallar koyması gerekiyor. Çünkü isimsiz bilgi sağlama ve görüş verme konusundaki bonkörlük, haberin öznelerinin bütün sorumluluğu üzerlerinden atmasına ve haberle bağlarını koparmasına imkân veriyor. Teknoloji şirketlerinin kayıt dışı görüşmeyi bu kadar çok sevmesi de boşa değil.

Haber kaynağınıza —eğer gerçekten haklı bir gerekçesi yokken— kayıt dışı görüşme imkânı verdiğinizde, bu durum yalnızca kişi ya da kurumun tüm sorumluluktan kurtulması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda şirketin birçok farklı yolla haberi kontrol edebilmesine de imkân veriyorsunuz. Çünkü kayıt dışı görüşmeler ve bunların haberleştirilmesi, temel kuralları iyi belirlenmemişse, ciddi bir manipülasyon alanı da yaratıyor.

Bu yüzden kişisel olarak The Verge tarafından yapılan kural değişikliğini çok makul buluyorum. Açık bir şekilde “bizimle iletişime geçtiğinizde her şey otomatik olarak kayıt altında kabul edilir” demeye gerek duymaları can sıkıcı ama bunun söylenmesi gerekiyorsa da yapacak bir şey yok. Elbette gerçekten gerektiği zaman bu anonimliği sunmaya devam edecekler. Fakat bundan sonra canı sıkılıp “bunlar kayıt dışı” diyen herkes, sadece kendileri dediği için öyle olmadığını da bilecek.

Gazeteciler içerisinde bu kuralı daha ileri taşıyanlar da var. Örneğin Markup’ın kurucusu Julia Angwin asla kayıt dışı görüşme kabul etmiyor. Elbette herkesin bu kadar katı olmasına gerek yok ama özellikle manipüle edilmeye fazlasıyla açık olan bu alanda her gazeteci ve kurumun net ve katı kurallara sahip olması şart. Aksi takdirde kaynaklarınız sizin iyi niyetle sunduğunuz bu imkânı kötüye kullanmaktan çekinmiyor.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir
Daha fazlasını oku

100 haftadır okuyoruz

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba! 100 hafta, 100 bülten. Zaman nasıl geçti ben de bilmiyorum. Bu haftanın odağında…