Gazeteciler ve reklamcılar omuz omuza: Sansürsüz Kütüphane

Reklamcılık ve gazetecilik birbirleriyle yan yana duran, birbirlerine ihtiyaç duyan ama birbirinden çok farklı iki alan. Gazetecilik, bir gelir yöntemi olarak reklamlara ihtiyaç duyuyor; reklamlar da zaman zaman etki yaratabilmek için gazeteciliğin bugün iç içe geçtiği halkla ilişkiler faaliyetlerine.

Bu iki durumun yanında, reklamcılarla gazetecilerin yan yana geldiği anlar da oluyor.

Biz de reklamcılık ile gazeteciliğin omuz omuza verdiği projeleri incelemek istedik. Anlatacağımız projelerde reklamcı ve gazetecilerin kimi zaman sansüre karşı nasıl yeni mecralar ya da yeni söyleme şekilleri geliştirdiklerine şahit olacağız; kimi zaman post-truth çağında insanları birlikte nasıl bilinçlendirmek için çabaladıklarını aktaracağız.

Bir sansürden kaçış yöntemi: Oyun oynamak

Serimizin ilk bölümünde bir sansürden kurtulmak yöntemi olarak oyun oynamayı ele almak istedik. Teknolojinin ve dijital mecraların atladığı seviye, yaratıcı düşünce biçimiyle birleşince geleneksel sansür sistemi delinebiliyor. Bazen oyun oynamak için kullandığınız bir platform bile gazetecilik faaliyetleri için harika bir mecraya dönüşebiliyor.

Bilgisayar oyunları, milyarlarca insan için klasik bir eğlence ve gündemden kaçış aracı. Yıllar içinde ne kadar geliştiğini çok rahat gözlemledik. Düşük bitli oyunlardan sanal gerçeklikle uyumlu atmosfer tasarımlarına kadar giden deli dolu bir sürecin çok önemli bir kısmında izleyici olarak yer aldık, her yeni oyun deneyimimizde daha bir eğlendik daha bir şaşırdık. Oyun dünyası gelişip değiştikçe oyunların senaryoları da değişti. Bir zamanlar senaryosu gereği oyuncuya zaman kısıtları içinde görevler veren oyunlar revaçtayken, şimdilerde bu durumun aksine hareket etmemize olanak sağlayan “açık dünya oyunları” daha çok tercih ediliyor.

Açık dünya farklı senaryolara izin veriyor

Oyun dünyasında bir emir komuta zinciri içinde yer almak; bilgisayar ekranından görevler almak; görevleri başarıyla yerine getirdikçe etapları atlamak; saatler, günler belki de haftalar harcadıktan sonra tüm görevleri bitirerek oyunu son kez kapatmak… Belki de bir zamanlar oyuncuların yaşadığı en büyük tatminlerden birisi buydu. Şimdilerde durum biraz daha farklı. Belirli modlar ve haritalar üzerindesiniz ve buralarda zaman sınırı olan, dayatılmış görevleri üzerinize almak yok. Başına buyruk hareket edebilirsiniz. Sanal dünyada elinizi kolunuzu sallaya sallaya dolaşabilirsiniz. Bu tip oyunların en temel senaryosu özgürlük. Özgürce hareket eder, özgürce keşfeder, özgürce savaşır, özgürce avlanır, özgürce oluşturursunuz.

Bu özgürlük eğlenmek için oyuncuya olağanüstü güzel bir alan verir. Peki ya mecrayı asli amacı dışında kullanmak isteyenlere neler vermez ki?

Mecraya farklı bir bakış

Out of the box denilen düşünce sistemi tam da burada devreye giriyor. Bir mecrayı olağan akışı dışında kullanmayı düşünmek, açık dünya oyunu içinde kullanıcılara farklı kapılar açabiliyor. Bu kapılar eğlenceye de açılabiliyor, ifade özgürlüğü gibi gazetecilik için elzem ihtiyaçları karşılamaya da…

Dünyanın en çok oynanan açık dünya oyunlarından Minecraft’ın kapısını ifade özgürlüğüne açanlardan birisi Reporters Without Borders ile DDB Berlin ve Mediamonks reklam ajanslarının iş birliği oldu.

Minecraft’ın içinde sansürlenemeyen bir kütüphane

Dünyada otoriter–totaliter rejimlerin baskın olduğu bölgelerde gazetecilik ve yayıncılık yapmak son derece zor. Pek çok ülkede de geleneksel mecralardan tutun da sosyal medyaya kadar fikirlerin yayılmasına yardımcı olan birçok alan farklı mekanizmaların denetimlerinden geçiyor. Kimi zaman bu denetimler sonucunda çeşitli medya organları da kararmak zorunda kalabiliyor, erişime kapanıyor. Bu tip uygulamaların olduğu ülkelerde bile henüz sansüre uğramamış bir mecra var: Dünyanın en çok tercih edilen açık dünya oyunlarından biri olan Minecraft. Reporters Without Borders ve iş birliği yaptığı yaratıcı ajansları tam da bu boşluktan yararlanıyor. 

Minecraft’ın ana ekseninde binalar tasarlamak var. RSF, DDB Berlin ve Mediamonks, bu oyunun haritasının içine “Uncensored Library” (Sansürsüz Kütüphane) ismiyle bir kütüphane inşa ediyor. 12 Mart Dünya Siber Sansürle Mücadele Günü’nde (2020) bu kütüphanenin lansmanı yapılıyor, Uncensored Library sansüre karşı kapılarını açıyor.

Peki kütüphanenin içinde neler var?

Sansürlenmiş makaleler; fikirleri sebebiyle hayatını kaybetmiş gazetecilerin yazıları ve “sakıncalı” ilan edilen yayınlardan oluşturulan kitaplar… Oturduğunuz yerden ulaşabileceğiniz, dilediğiniz an girip çıkabileceğiniz, sansürlenemeyen ve dahi mesai saati kavramı olmaksızın kapılarını her daim açık tutan bir kütüphane.

Bu kütüphaneye Minecraft üzerinden erişim de son derece kolay: uncensoredlibrary.com adresinde bulunan projenin, ana sayfasındaki haritayı indirip visit.uncensoredlibrary.com isimli Minecraft server’ına bağlanabilirsiniz. 12.5 milyon adet Minecraft bloğu ile oluşturulan bu kütüphanede sansürlenmiş yayınların, makalelerin 200’den fazla kitaba dönüştürüldüğünü görecek, dilediğiniz zaman tüm bu yayınları okuyabileceksiniz.

Bu projenin Minecraft gibi bir açık dünya oyunu üzerinden yapılmış olmasının bir başka özelliği de sansürün yaygın olduğu toplumlarda, en çok da genç yaştaki bireylerde farkındalık yaratmak. Çünkü günün sonunda bu tip oyunların kullanıcı oranlarında genç yaş grupları hâlen en büyük kitleyi oluşturuyor.

Sansürle mücadeleye karşı en etkili yöntemlerden biri kuşkusuz ki sansürlenen yayının yaşamasını sağlamak, onu paylaşmak, onun yayılmasına yardımcı olmak. Uncensored Library projesi bu yöntemin en yaratıcı yollarından birini bize gösteriyor.

Uncensored Library ile açık dünyanın kapıları, bir kütüphaneye açılıyor. Tıpkı kütüphanelerin kapılarının bizlere dünyayı açtığı gibi.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir