Elinde yanan bir gazete tutan bir kadın.

Haberi yayından almak gerekirse

Getting your Trinity Audio player ready...

NewsLabTurkey Ne Okuyor’dan Herkese Merhaba!

Haftanın odağında haber yayınlamanın tam tersini ele almak istedim. Farklı sebeplerle haberleri yayından kaldırmak dijital yayıncılık ile birlikte gelen ama üzerine yeterince düşünmediğimiz konulardan birisi. 

“Ne Okuyoruz” bölümünde ise Facebook’un hangi ülkeleri daha ciddiye aldığı, dijital reklam sektörünün bitmek bilmeyen sorunları, Gawker’ın geri döneceği haberleri ve daha fazlasını bulabilirsiniz.

Görüş, yorum ve önerilerinizi her zaman bekliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere!

—Ahmet A. Sabancı

Facebook'un sahte etkileşim tespit ettiği ülkeler ve durumlarını gösteren harita. Çoğu ülkede sorun çok geç çözülmüş ya da çözülmemiş.
Kaynak: Guardian

Bu hafta ne okuduk?

FACEBOOK İÇİN KİM ÖNEMLİ?

Gün geçmiyor ki Facebook’ta çalışmış bir başka isim daha vicdanına yenik düşüp içeride yaşanan sorunları bizlerle paylaşmasın. Yine bir sızıntı vakası ile karşı karşıyayız. Bu sefer konumuz Facebook’un hangi sorunları ciddiye alıp hangilerini umursamadığı.

Facebook’ta veri bilimci olarak görev yapan ve sahte etkileşim gibi konular üzerine çalışan Sophie Zhang, Eylül 2020’de “yetersiz performans” gerekçesiyle işten çıkarılmış. Ama Zhang’in anlattıkları, asıl sorunun performans yetersizliği değil ama önemsiz ülkelerle ilgilenmesi olduğunu gösteriyor. Zhang, Honduras Cumhurbaşkanının yaratıcı sahte beğeni geliştirme yolunu keşfeden ve Azerbaycan, Türkiye, Meksika, Arjantin, Güney Kore, İtalya, Irak, Bolivya gibi ülkelerde sahte politik etkileşim ve toplu hesap hareketlerini tespit edip raporlamış. Fakat bunların büyük bir kısmı önemsiz bulunmuş ve, ya geç müdahale edilmiş ya da hâlen müdahale edilmemiş durumda.

Tüm bunlar ve geçtiğimiz haftalardaki moderasyon rehberi sızıntısı gibi örnekler, Facebook’un gözünde birkaç büyük ülke dışında geri kalan herkesin ne kadar önemsiz olduğunu açıkça gösteriyor. Diğer türlü Azerbaycan politikalarını belirleme görevini bir tek Azerice bilen çalışanı olmayan Türkiye ekibine teslim etmelerini açıklamak mümkün değil.

DİJİTAL REKLAMLARIN BİTMEYEN SORUNLARI

Geçtiğimiz hafta dijital reklamcılık sektörü açısından da bolca ciddi gelişmenin yaşandığı bir hafta oldu. Her yeni haberle birlikte ne kadar sorunlu bir sektör olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Önce Google, çerezlere alternatif olarak geliştirdiği FLoC teknolojisini rastgele seçilen bir grup Chrome tarayıcıda test etmeye başladı. Neredeyse çerezlerden hiçbir farkı olmayan bu teknolojide sizi takip etme işini tarayıcınız yapıyor. Bu yüzden Firefox, Brave ve DuckDuckGo şimdiden asla bu teknolojiyi desteklemeyeceğini duyurdu. Chrome kullanıyorsanız teste dahil edilip edilmediğinizi buradan öğrenebilirsiniz

Bir yandan FLoC ve UID2 gibi çerez alternatifi takip yöntemleri ortaya çıkarken, diğer yandan Google ve Facebook’un reklam sistemleri üzerinden nasıl ayrımcı politikalar uyguladıklarını da bu hafta bir kez daha gördük. Google, YouTube’da birçok ırkçı söylemin reklam hedefleme için kullanılmasına izin verirken, “Black Lives Matter” engelli kelimeler listesine alınmış. Facebook’un reklam sistemi ise reklam verenleri politik eğilimlerine göre ayırıp birbirine tamamen zıt söylemler barındıran reklamlar vermek için aktif bir şekilde kullanılıyor.

HABER YAPTIĞINIZ ALAN DEĞİŞMEYE BAŞLAYINCA

Çoğu zaman gazeteciler için belirli bir alanı seçmenin arkasında kişisel ilgi ve değerler ya da eğitim gibi gerekçeler yatar. Fakat günümüzde hemen her alanın birbiriyle olan ilişkisi bir yana, kimi alanlar ise beklenmedik dönüşümler geçiriyor.

Teknoloji gazeteciliği de bunların arasında en sık öne çıkan örnek. Başlarda tamamen teknik ve hatta “nerd” bir alan olarak kabul edilirken, şu anda ekonomiden siyasete, toplumdan spora birçok alanda uzman olmayı gerektirebilecek başlıkları da kapsıyor. Bazen de bir ülkenin geçirdiği dönüşüm, teknoloji yazarken bambaşka konular üzerine gazetecilik yapmanızı gerektirebiliyor. Tıpkı gazeteci Pranav Dixit’in yazısında söylediği gibi, Hindistan’da teknolojiyi yazacağınızı düşünürken ülkedeki demokrasinin çöküşü üzerine yazan bir gazeteci olarak bulabiliyorsunuz kendinizi.

Bu da aslında bizlere gazeteciliğin nasıl kompleks bir meslek olduğunu da gösteriyor. Evet, daha iyi haber yazabilmek için belirli konularda uzman olmak gerekiyor ama diğer yandan da bu farklı dinamikleri ve ilişkileri kavrayıp okurlarınıza aktarabilecek kadar geniş bir genel kültüre ve gündem hâkimiyetine sahip olmak şart.

GAWKER GERİ DÖNEBİLİR Mİ?

2010’larda dijital medya alanına damga vuran büyük isimleri sayarken Gawker’ı anmamak söz konusu bile olamaz. Her ne kadar Peter Thiel ile giriştikleri mücadele sonlarını getirse ve lanetli bir isme dönüştüğü algısını yaratsa da medyada büyük bir iz bıraktıklarını kimsenin inkâr edebileceğini sanmıyorum.

Bu yüzden geri dönebileceklerine dair dedikoduların gerçek haberlere dönüşmesiyle birlikte interneti büyük bir merak ve heyecan sardı. Daha önceki dönüş çabası felaketle sonuçlanmıştı ve bu sefer de üstesinden gelinmesi gereken çok fazla sorun var. Ama bir şekilde Gawker tekrar hayata dönerse büyük bir potansiyele sahip olacağından şüphem yok.

Alakalı: Son yılların önemli girişimlerinden olan MEL Magazine, kurucu sponsorunun çekilmesiyle birlikte kapanma noktasına gelmişti. Ama haberler ikinci bir şans için her yolu denediklerini söylüyor

KISA KISA

👩‍💼 Reuters,yeni genel yayın yönetmeninin Alessandra Galloni olacağını açıkladı. Keşke böyle güzel bir haberin üstüne aylık 35 dolarlık bir abonelik sistemine geçeceklerini duyurarak gündemi değiştirmeselerdi.

🐦 Twitter, Afrika kıtasındaki ilk ofisini Gana’da açacağını duyurdu ve ilk iş ilanlarını verdi.

📬 Substack üzerine devam eden tartışmalara son katkı Ben Smith’ten geldi. Ayrıca Substack 30 yerel gazeteciyi desteklemek için bir fon açtığını duyurdu.

🇷🇺 Rusya polisi ülkenin önde gelen bağımsız gazetecilerinden Roman Anin’in evine baskın gerçekleştirdi ve Anin’i sorgu için gözaltına aldı.

💰 Guardian geçtiğimiz yıl hayırsever bağışlarından toplam 9 milyon dolar gelir elde etti

🤝 Poynter pandemi sürecinde gazetecilerin iş durumlarında yaşanan değişime odaklanan “Some Personal News” isimli bir seriye başladı.

❓ Geçtiğimiz haftaların en kötü haberlerinden birisi Yahoo Answers’ın kapanacağı duyurusuydu. Guardian, sitede sorulan ve internet efsanesine dönüşen sorulardan bir derleme yaparak platformun internet tarihindeki yerini hatırlattı.

👫 Platformer, okurlarıyla iletişimini güçlendirmek için farklı gazetecilerin de bir araya geldiği “Sidechannel” isimli bir Discord sunucusu kurdu.

🤨 Yeni bir araştırma, birçok Amerikalının gazetecilik değerlerine güvenmediğini söylüyor.

Haftanın odağı: Haberi yayından almak

Gazetecilik konuşurken haklı bir şekilde genellikle haberi nasıl yapacağımız ve yayınlayacağımız konusunu merkeze alıyoruz. Ancak bir haberi yayından kaldırmak (İngilizcede “unpublishing” adı veriliyor) da önemli ve üzerine kafa yorulması gereken bir mesele.

Yayından kaldırmak dediğimiz zaman aslında çok geniş bir konudan bahsediyoruz. Bu kimi zaman yanlış olduğu kesinleşen bir haberin kaldırılması, kimi zaman da birçok ülkede “unutulma hakkı” ya da “kişilik hakları” gibi kavramlar kapsamında çıkan yasalar ile bir mahkeme kararı ile bu haberlerin erişiminin kısıtlanması gibi farklı örnekleri kapsayabiliyor. Bu durum birçok farklı soruyu ve bunun etik bir şekilde nasıl yapılabileceği sorularını da beraberinde getiriyor.

Söz konusu mahkeme kararları olduğu zaman genellikle kurumların yapabileceği şeyler kısıtlı. Haksız bir karara itiraz etmek gibi seçenekler bazen mümkün olabiliyor ama çoğu zaman karara uyulmak zorunda kalınıyor. Burada kamu yararı ve kişilik hakları arasındaki denge gözetilmediğinde büyük sorunlar yaşanması mümkün. Bunun önüne geçmek için bu kanunların uygulanma sürecinde daha kapsamlı geri bildirimin mümkün olduğu mekanizmalara ihtiyaç var. Aynı şekilde kurumlar da bu süreçleri yönetebilmek için kendi mekanizmalarını kurarak daha sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayabilir.

Daha önemli olan ise kurumların kendi istekleri ve gerekçeleri ile haberleri yayından kaldırdıkları durumlar. Hataların üstünü örtmek için de olsa, etik gerekçelerle de olsa bunu şeffaf bir şekilde yapmak çok önemli. Böyle olmadığı zaman kurumunuza karşı güvenin sarsılması kaçınılmaz olacaktır. 

Aynı şekilde bu şeffaflığın önemi günümüzde dijital haber bolluğu hissi altında giderek büyüyen arşiv riskinde daha da öne çıkıyor. Haberlerin şeffaf bir şekilde yayından kaldırılmaması ya da düzeltme gibi seçenekler yerine doğrudan yayından kaldırma yoluna gidilmesi gibi durumlar bilgi ve haber arşivlerimizde, giderek daha büyük boşlukların oluşmasına neden olacak.

Tamamen dijital gazeteciliğe özgü bir sorunla karşı karşıyayız ve bunu kapsamlı bir şekilde ele almamız ve en uygun mekanizmaları geliştirmek için birlikte çalışmamız gerekiyor. Hepsinden öte, gazeteciliğin toplumun hafızası olduğu bilinciyle bu konuyu ele almamız gerekiyor.

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
İlginizi çekebilir