Bu haftanın anahtar kelimeleri: DeepSeek, cozy games, Beyaz Saray, Watif.
DeepSeek paniğinin sebepleri

n okuyoruz| Bültenden Herkese Merhaba!
Geçtiğimiz hafta YZ sektöründe şok etkisi yaratan DeepSeek şirketinin modelleri gündemden hiç düşmedi. Ben de haftanın odağında bu modellerin neden bu kadar çok konuşulduğunu ve YZ teknolojilerinin geleceği için ne anlama geldiğini anlattım.
“Ne Okuduk” bölümünde ise Reuters’ın oyunlar üzerine yaptığı oyun, Beyaz Saray’ın içerik üreticilere açık daveti ve daha fazlası var.
Son olarak bir not: Bülteni mümkün kılan projenin sonlanması ve onun yerini alacak yeni bir kaynak bulamadığımız için 328 sayının ardından bültenimize belirsiz bir süre ara veriyoruz. Tekrar yayına başlayabilir miyiz ya da geri dönersek nasıl bir formatla döneriz şu anda belirsiz. Eğer bülteni tamamen sonlandırmamız gerekirse bir kapanış sayısı daha yazmayı planladığım için bu sayıda formatımızı bozmadım. Umarım kısa sürede bu konuyu netleştirip sizleri de bilgilendireceğiz.
Görüşmek üzere!
—Ahmet Alphan Sabancı

Bu Hafta Ne Okuduk?
Reuters’dan Oyunları Anlatan Bir Oyun
Son yıllarda oyun dünyasındaki en önemli trendlerden birisi “konforlu oyunlar” (cozy games) olarak adlandırılan tür. Animal Crossing ve Stardew Valley gibi oyunların başını çektiği bu türde amaç aksiyonun parçası olmak yerine daha sakin bir hayatın keyfini çıkarmak. Birçok oyuncu bu tür oyunların keyifli olmanın yanı sıra akıl sağlıklarına da iyi geldiğini söylüyor.
Fakat medyada oyunlar genellikle bir panik malzemesi olarak görüldüğü ve nadiren pozitif olarak haberleştirildiği için bunları pek duymuyoruz. Bu oyunların akıl sağlığına faydası konusunda yapılan akademik çalışmaların da artmasıyla birlikte Reuters bu türü daha ciddi bir şekilde ele almaya karar vermiş. Ama bunu basit bir haberle yapmak yerine bir adım ileri taşımak istemişler.
Bu isteğin sonucunda da “Cozy Comfort” adını verdikleri bir oyun-haber ortaya çıkmış. Konforlu oyunların genel havasını ve tarzını yansıtan bu oyunu oynarken hem türü tecrübe ediyor hem de bu oyunları ve akıl sağlığına faydasıyla ilgili yapılan araştırmaların sonuçlarını öğreniyorsunuz. Medyanın oyunlara dair genel negatif yaklaşımı karşısında böyle yaratıcı ve pozitif işler görmek beni her zaman mutlu ediyor.
Beyaz Saray’da “Fenomenler” Dönemi
Trump’ın ilk döneminde medyayla olan ilişkisi ve son seçimlerde podcast gibi formatların ne kadar etkili olduğu gibi tartışmalar önümüzdeki dört yılda ABD’de politika gazeteciliğinin değişeceğine dair önemli işaretler veriyordu. Burada öne çıkan başlıklardan birisi de Beyaz Saray’ın basınla ilişkisinin nasıl değişeceği.
Her ne kadar ABD basınının bazı beklentileri olsa da Beyaz Saray basın sekreterinin ilk toplantısında yaptığı duyuruyu sanırım kimse beklemiyordu. Beyaz Saray’ın bu önemli basın toplantılarına genellikle haber kurumlarından muhabirler özenle seçilip ardından Beyaz Saray tarafından akredite edilerek alınırdı. Ancak bu haftadan itibaren politika üzerine içerik üreten fenomenler ve podcast üreticileri ve “yeni medyadan” herkes bir form doldurarak bu toplantılara katılmak için başvuru yapabilecek. Duyurunun ilk gününde başvuru yapan kişi sayısı ise 7400.
Bu değişimi elbette demokratikleşme veya daha katılımcı bir ortam yaratmak olarak okumak mümkün — Trump yönetimi de böyle pazarlamaya çalışıyor. Ancak bir yandan Beyaz Saray’ın başvuranlar arasından kimlere öncelik vereceğini ve bu kesimin oradaki profesyonel gazetecileri geri plana atmak için nasıl kullanılabileceğini düşününce bunun o kadar da iyi bir fikir olmadığını kolayca görebiliyoruz.
Krugman Neden NY Times’ı Bıraktı?
Normalde ABD’de bir köşe yazarının çalıştığı gazeteden ayrılması —eğer yazarın kendisi istemezse— kolay kolay gündem olmaz. Ancak 24 yıldır New York Times’da yazan ve okurlar tarafından sevilen Paul Krugman’ın gazeteden ayrılması tartışmalara neden oldu.
Paul Krugman başlangıçta konu üzerine çok fazla konuşmamayı tercih etse de spekülasyonlar ve tartışmalar artınca kendi tarafından yaşananları anlatmaya karar vermiş. Özetle Kurgman’ın ayrılmasının iki sebebi var: bir süredir yazdığı bültenin NYT tarafından “çok fazla yazıyorsun” denilerek kapatılması ve yirmi yılı aşkın süredir çok az editör müdahalesi görürken geçtiğimiz yıl editörlerin her yazdığına aşırı müdahale etmeye başlaması.
Bir yazarın tecrübesinin bu kadar konuşulması kulağa garip geliyor ama arka planını da düşünmek lazım. Trump seçimi kazandığından bu yana Washington Post ve LA Times gibi gazeteler başta olmak üzere büyük medyada bir yön değişimi gözleniyor. Paul Krugman gibi daha ilerici bir yazarın bu tür müdahalelerle gazeteden ayrılmaya itilmesi birçok okurun NY Times da mı benzer bir yol izleyecek diye düşünmesine sebep oluyor.
İspanya’dan Gençlerin Gençlere Hitap Ettiği Bir Yayın
Gençlerin medyayla ve haberlerle olan ilişkisi —daha doğrusu bu ilişkinin zayıflığı— sıkça tartışılan konulardan birisi. Uzun zamandır burada temel sıkıntının medyada gençlerin varolmasına izin verilmemesinden ve bu yüzden onların ihtiyaçlarını karşılayacak, dertlerini ifade edecek haberlerin üretilmemesinden kaynaklandığını söylüyorum.
Son zamanlarda gençlere yönelik yayınlar arasından başarılı olanlara baktığımızda da bunu rahatça görebiliyoruz. Reuters Institute ekibinin bir söyleşi gerçekleştirdiği İspanya merkezli Watif bunun iyi bir örneği. Kısa zamanda büyük bir kitleye ulaşmayı başarabilen ekibin en yaşlı üyesi 36, en genç üyesi ise 21 yaşında. Durum böyle olunca yaptıkları iş doğal olarak kendi okur kitlelerinin gündemine ve sorunlarına denk gelebiliyor. Çünkü o haberleri üretenler okur kitlesine dışarıdan bir gözlemci olarak bakmıyor, o kitlenin bir parçası olarak hayatlarını sürdürüyor.
Kısa Kısa
🇦🇺 Avustralya’da yapılan bir araştırma, haberlerinin çoğunu ticari medyadan alanların iklimle alakalı komplo teorilerine inanmaya daha yatkın olduklarını söylüyor.
🤖 Quartz da sessizce YZ üretimi içerikler yayınlayanlar arasına katılmış. Olumlu bir örnek olarak Quartz kaynak olarak kullanılan haberlerin linklerini en başta veriyor.
💰 Donald Trump’ın 6 Ocak 2021’de ABD meclisine gerçekleştirilen saldırı sonrası hesaplarını kapattığı için Meta’ya açtığı davada Meta 25 milyon dolar ödeyerek anlaşmayı kabul etmiş.
💻 New York Times 1996 yılında şu anda kullandığı alan adını almak istediğinde bir muhabirlerinin çoktan aldığını fark etmiş.
🇺🇦 Ukraynalı Kyiv Independent açtıkları online mağazada özel tasarım merch satışına başlamış.
🤖 Yapay zekânın medyada sürpriz bir etkisi: Sadece Afrika’da yapay zekâ teknolojilerinin gelişimine odaklanan Afrikia isimli yeni bir yayın kurulmuş.
🤫 Mark Zuckerberg şirket içi toplantıdan sızdırılan kayıtlarda söylediği her şeyin sızdırılmasından şikâyet etmiş.

Haftanın odağı: DeepSeek paniğinin sebepleri
Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan başlıklarından birisi Çin’den gelen DeepSeek isimli YZ modeli oldu. Görünürde ChatGPT-4o ve o1 modellerine yaklaşan bir performans gösteren DeepSeek’in bu kadar çok konuşulmasının ve belirli kesimlerde paniğe sebep olmasının sebebi ise modelin kendisi değil ama etrafındaki başka detaylar.
Bildiğimiz üzere son birkaç yıldır ABD ve Çin arasındaki “soğuk savaşın” en önemli cephelerinden birisi yapay zekâ ve teknoloji sektörü. ABD’nin burada sahip olduğu büyük oyuncular ve YZ alanındaki en temel ihtiyaçlardan birisi olan çipleri üreten şirketin ABD’li olması büyük bir avantaj sağlamıştı. ABD de getirdiği teknoloji satışı kısıtlamaları ve başka engellemeler ile Çin’in burada önünü kesmeye çalışıyordu. Çin’den bir şirket Nvidia seviyesinde çipler geliştiremediği sürece YZ alanında ABD’yi yakalamasına imkansız gözüyle bakılıyordu.
DeepSeek’in v3 ve R1 modellerinin bu kadar etkili olmasının sebebi bu düşüncenin aksini ispatlamalarıydı. DeepSeek şirketi çok daha eski ve az sayıda çiple şu anda sektör lideri olan OpenAI seviyesine yaklaşan modeller geliştirmenin mümkün olduğunu gösterdi. Böyle bir başarı yalnızca bu alanda ABD ve Çin arasındaki rekabetin tekrar eşitlenmesi anlamına gelmiyor, aynı zamanda ABD’nin taktiklerinin de etkisiz kaldığını gösteriyor.
Bu başarıdan en ağır şekilde etkilenen şirketler Nvidia, OpenAI ve Microsoft oldu. Nvidia’nın bir günde 600 milyar dolar değer kaybetmesinin ana sebebi aslında DeepSeek’in mevcut modellerin daha ucuz ve hesaplı sistemlerle geliştirilip kullanılabileceğini göstermesiydi. Bunun görülmesi insanların “acaba biz Nvidia’yı olduğundan daha fazla mı değerlendiriyoruz” diye düşünmesine neden oldu.
Microsoft’un ve OpenAI’ın bu alanda aşırı büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu savunması da DeepSeek’in başarısından etkilenmelerinin en temel sebebi. Herkes bu dediklerini doğru kabul ediyordu ama şimdi bu iddialarını kanıtlamaya zorlandılar.
Ancak OpenAI’ın DeepSeek konusunda paniklemesinin tek sebebi bu değil. Evet belki bu YZ modelleri gündem olmadan kısa bir süre önce SoftBank ve Oracle gibi şirketlerle birlikte, Stargate adını verdikleri 500 milyar dolarlık bir yatırıma başlayacaklarını duyurmuş olmalarının da etkisi var ama burada OpenAI için daha tehlikeli bir detay daha var: DeepSeek’in modellerinin hepsi ücretsiz ve açık kaynak modeller.
Bunun anlamı şu: eğer kendi uygulamanıza veya özel sisteminize ChatGPT’yi entegre etmek isterseniz ya da onu profesyonel amaçlarla kullanmak isterseniz belirli bir ücret (abonelik veya API erişim ücreti) ödemeniz gerekiyor. DeepSeek’i ise indirip kendi sistemlerinize ve uygulamalarınıza ücretsiz bir şekilde entegre etmeniz ve bu modelleri kendi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirmeniz mümkün. Bu da OpenAI’ın müşteri kaybetmesi demek.
Mistral ve LLaMa gibi başka açık kaynak modeller de olmasına rağmen OpenAI’ın bunları bir tehdit olarak görmemesinin en temel sebebi bu modellerin en güncel ChatGPT modellerinin performansına yaklaşamamasıydı. DeepSeek için bu söz konusu değil ve OpenAI’ın sadece kendilerinde olmasıyla övündükleri “mantık yürüten” modeline de rakip bir modeli açık kaynak olarak yayınlayarak oradaki tekellerini de ortadan kaldırdılar.
DeepSeek ile ilgili olumsuz konular da yok değil. Uygulama ve site üzerinden kullanıldığında Çin’e dair hassas konuları sansürlemesi ya da sistemlerinde bazı ciddi güvenlik sıkıntıları bulunması gibi şeyler gördük. Bu riskleri modelleri kendi cihazınızda veya başka bir sunucu üzerinden kullanarak ortadan kaldırmak mümkün ama yine de orada da her şeyin mükemmel olmadığını not düşmek lazım.
Ancak bu gelişmenin kullanıcılar ve YZ teknolojileri açısından olumlu olacağını düşünüyorum. ABD’nin teknoloji rekabetinde korumacı yaklaşımının işe yaramadığını görerek bu hatadan dönmesi zor olsa da muhtemelen bu yöntemi daha az kullanmaya başlayacaklar. OpenAI ve Nvidia gibi şirketlerin de ciddi bir rakiple karşılaşmaları bizler açısından daha iyi ve hesaplı ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Şimdiden Microsoft’un o1 modelini ücretsiz hâle getirmesi ve OpenAI’ın yeni o3-mini modelini ücretsiz de erişilebilir olarak yayınlaması bunun birer işareti.
Özellikle bu modellerin ücretsiz erişilebilir olması muhtemelen YZ teknolojilerinin gelişimine önemli bir ivme kazandıracak. Daha az enerjiye ve altyapıya ihtiyaç duyan yüksek performans modellerin gelmesi de önemli bir sorunun çözümüne katkı sağlayabilir. Genel olarak daha az enerji tüketen ve kaynağa ihtiyaç duyan modellerin yaygınlaşması ve bu gelişmenin (tıpkı Apple’ın yapmaya çalıştığı gibi) doğrudan cihazlarımızda çalışabilen yüksek performanslı modelleri mümkün kılmasıyla birlikte YZ teknolojilerinin aşırı enerji ve su tüketimi sorununun önüne geçmeye başlayabiliriz.
Sonuç olarak DeepSeek belki sektörün liderlerini paniğe sürüklemiş olabilir ama bu şokun sonuçlarının herkes için olumlu olma ihtimali oldukça yüksek. YZ sektörünün bir sonraki adımlarını merakla bekliyorum.









